Konusunu Oylayın.: Ünlü Müslüman Kadınlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ünlü Müslüman Kadınlar
  1. 17.Ocak.2013, 00:12
    1
    Misafir

    Ünlü Müslüman Kadınlar

  2. 20.Ocak.2013, 06:05
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ünlü Müslüman Kadınlar




    Hadis ilminde kadın ağırlığı
    Hz. Muhammed’in söz ve davranışlarını, öğreti ve uygulamasını inceleyen İslâm ilimlerinden sadece biri olan hadis alanında çalışmış kadın âlimlerin biyografik sözlüğünü Arapça olarak henüz yazmış Nedvî. Günümüzde hanım âlim olarak uzmanı dışındakilerin hatırına kolay kolay bir isim gelmezken, sadece hadis alanında karşısına sekiz bin kadın âlim çıkmış Nedvî’nin. Çalışma başlangıcından günümüze on beş asırlık İslâm tarihi ve coğrafyasını kapsıyor.

    Nedvî’ye göre en göze batan şeylerden biri: İslâm’ın özellikle ilk yıllarında Sahabe ve Tabiin dönemlerinde kadınlar göze çarpan sayıdalar ve oldukça itibarlılar. Erkeklerin onlara gidip öğrenmesi normal karşılanıyor. Müslümanlar kadınlara saygıyla bakmaktan ve onlardan bir şey öğrenmekten çekinmiyorlar. İslâmî ilimlerin her alanında böyle usta ve bilgili hanımların isimlerine rastlanıyor.

    Örnek olarak kelâm ilminde (teoloji) Seyyide Sara bint el-Şeyh Umar yedi asır önce Şam’da yaşamış bir kadın âlim. Fıkıh yani hukuk alanında Amat el Vahid büyük bir Şâfiî kadın fakih (vefatı hicretin 377. yılı). Babası İsmail el Varak ve başka âlimlerden hadis ve fıkıh tahsil etmiş. Kur’an hafızı olan Amat özellikle Şafiî fıkhında miras konusunun uzmanı olarak anılıyor. El Barkanî’nin kaydettiğine göre verdiği fetvalar bulunuyor.

    Hicrî 714’te vefat eden Fatıma binti Abbas entelektüel birikimiyle ünlü kelamcı İbn-i Teymiyye’yi şaşırtan bir kadın fıkıhçı. Özellikle Suriye ve Mısır’da kadınlar derslerinden oldukça istifade etmişler. Kitaplarda fakih, âlim, yüksek isnatların dayanağı, müftü, yanlışsız, zamanının eşsizi gibi yüksek sıfatlarla anılıyor.

    Nedvî, bunlarla kalmıyor şüphesiz; araştırmasında Moritanya’da Malikî fıkhının ilk derlemelerinden Müdevvene’yi ezbere bilen yüzlerce kadın âlime de değiniyor. El Suyutî’nin Arap dilinin ünlü sözlüğü el Kamus’u isimleri bilinen altı âlim Arap kadından aktardığını da aktarırken pek çok sayısız kadın şair ve entelektüele değiniyor. Ailesinin tarihi hakkında bir kitap yazmış Ayşe binti Abdullah el Mekkiye vedilbilimlerinde uzman Safiye bint el Murtada bunlardan. Hicrî sekizinci yüzyılda yaşayan Safiye, yazdığı pek çok kitapla kayıtlarda kalan isimlerden.
    Amaç Modern İslâm değil
    Kadının İslâm’daki ve İslâm kültür hayatındaki bugün yeterince bilinmeyen itibarlı yerini ortaya çıkaran Nedvî, şüphesiz bunu günümüzün moda söylemleri, batılı paradigmaları ve feminist yaklaşımları perspektifinde ortaya koymuyor. Kısacası son dönemlerde sıkça karşılaştığımız İslâm modernleşmesi, İslâm’ın batılılaştırılması çabalarıyla ilgili bir şey değil amacı. İslâm’ın kaynaklarını sonraki nesillere ulaştırma da büyük rol oynayan bu hanımların ilim ve sosyal hayata katılımlarının İslâmî değerlerle çelişmediğini ancak onların İslâm’a uygun yaşayıp, İslâmî kural ve değerlere karşı tavır almadıklarını, sosyal bir fonksiyon yerine getirirken dinin gerektirdiği şahsî fazileti ihmal etmediklerini de kaydediyor.

    Kur’an’ın erkek ve kadın farklılığını belirttiğini, bu farklılığın objektif bir realite olduğunu dolayısıyla Müslümanların bu farklılığı dikkate alıp inkar edemeyeceği görüşünde Nedvî. Ne Kur’an da, ne de peygamberin uygulamasında kadın-erkek doğal farklılığının birinin diğerine göre mânevî, ahlâkî ya da entelektüel açıdan alt seviyede olduğunu gösterir bir işaret olmadığının altını çiziyor.

    Nedvî, Hz. Muhammed’in öğrettiklerine karşı kadınların da büyük ilgi gösterdiğini, halka hitap ettiğinde ya da biat verdiğinde kadınların da sürekli bulunduğunu hatta kadınların kendilerine özgü soruları için ayrı sohbetler düzenlenmesini bile talep ettiklerini hatırlatıyor. Bu sebeple pek çok hadisin rivayet edicileri sadece kadınlar oluyor. Başta Hz. Muhammed’in eşleri olmak üzere kadın sahabelerden nakledilmiş pek çok hadis bulunuyor.

    Hadis alanında müslüman kadın figürü olarak en belirgin yeri z. Ayşe alıyor. Hz. Ayşe hitap ettiği kitle ve etrafına topladığı talebelerle Müslüman âlim kadının ilk örneği. Sahabe döneminde Hz. Hafsa, Ümmü Derda, Amra binti Abdurrahmanın sadece anahtar konumdaki hadis nakilcileri olarak el üstünde tutuldukları, Ümmü Derda’nın Halife Muaviye’nin oğlu İyas tarafından Hasan Basri ve İbn-i Şirin gibi dönemin dev isimlerinden bile üstün tutularak hadisler konusunda hakem yapıldığını biliniyor.

    Nedvî de, hadis bilgimizin oluşmasında kadın hadisçilerin büyük rolü olduğu ve hadis külliyatının dörtte biri ile son asırlarda yazılan kitapların büyük kısmının onlar vasıtasıyla nakledilen hadisler üzerine kurulu olduğu görüşünde.

    İslâm’ın teorik olarak kadının eğitim alması ve eğitmesine engel olmadığı gibi, uygulamanın da bu olduğunu gösteren Nedvî, kadınların ilim öğrenme ve öğretmesinin başka sistemlerin öngördükleri kavramlar çerçevesinde değil, İslâm kuralları içerisinde olduğunu da hatırlatıyor.

    Tarihte Bazı İslâm Kadınları

    Müslüman kadınlar düşünüldüğünün aksine tarihte oldukça yer edinmişler. Eğitimciler, âlimler, muhaddiseler, sûfiler, hatipler, vaizler, mücahit kadınlar, hayırseverler, şairler, edebiyatçılar ve yöneticiler arasında yer alan müslüman kadınlar aslında yabana atılır gibi değil.

    Müslüman kadınlar arasında sosyal hayatta da itibar sahibi olup kabul gören ilk kişiyi Hz. Muhammed’in ilk eşi Hz. Hatice olarak gömek yanlış olmaz. Soyu, karakteri, ticaret alanındaki itibarının yanında Hz. Muhammed’in ilk danışmanı da sayılabilir Hz. Hatice. Hz. Ayşe ise dini bilgileri nakil işinin yanı sıra insanları eğitmesi ve döneminin siyasi meseleelerine dahli ile de sosyal alanda ağırlığı lan kadının ilk örneği sayılabilir. Sahabe’den ise ilk İslâm şehidi Hz. Sümeyye, Ümmü Eymen Bereke, Ümmü Seleme, Hz. Fatıma, çarşı müfettişliği yapan Semra binti Nuhayk, sağlık ve idarecilik konusunda kendini kabul ettirmiş, Hz. Ömer tarafından çarşı idaresi valisi yapılan Şifa binti Abdullah ilk akla gelenler.

    Bunun yanında bilfiil savaşlara katılan, su taşıyıp, hemşirelik yapan hata savaşan ilk müslüman kadınlar yine sahabeden çıkıyor. Safiye binti Abdülmuttalip, Ümeyye binti Kays, Ben-i Gıfar kabilesi kadınları, Azde bint el Haris, Kara Şüvari de denilen Havle bint el Ezver bunlardan. Hz. Nuseybe binti Kaab el Ensariye ise Hz. Peygamberin “Uhud savaşında sağa ya da sola nereye dönsem onu savaşırken gördüm” diyerek cesaretini övdüğü bir sahabe kadınıdır. Erkeklere has bir alandaki mücadeleleri bunlarla sınırlı değildir. Ayşe el Makzumiye ise surlarına tırmanıp, şehrin kapısını açarak Tarık Bin Ziyad’ın Kordoba’yı fethetmesini sağlar.

    Abbsî, Türk, Fars, Moğol ya a Hintli müslüman kadınlar içerisinde de tarihte siyasi alanda söz sahibi olmuş pek çok isme rastlanır. Sultana Şecer ed Dürr Mısır civarını kontrol eder ve yedinci Haçlı seferine direnir. Abbasî devletini bir süre yöneten Şegeb idareci ve hakimlerin kendisine getirdiği halk avalarına da bakmıştır. Yönetimi kontrol altına alarak Delhi’yi yöneten, orduya kumandanlık eden ve diplomasisisyle tanınan Radiye Begüm. Yakın dönemlerde ise Orta Hindistan’da Bopal Prensliği’ni yöneten Sakandar Begum ve ardından kızı ülkeyi 1901’e kadar yönetir. İktidar sahibi müslüman kadınlar içinde en etkinlerinden biri: on dördüncü yüzyıl Yemen Kraliçesi El Udar devlet idaresinden, okulların açolıp yönetilmesine, Yemen’de güvenliğin sağlanmasından hayır işlerine hatta Mısır’ın korunması için cihat etmeye kadar zengin ve hareketli bir hayat yaşamıştır.

    Hayırsever hanımlar içinde ise Melik Şah’ın eşi Tüekan Hatun, Cihangir Şah’ın eşi Nur Cihan, Fatıma Fehriyye, Bağdat’ı ihya eden Benefşe er Rumiye, Bezm-i Âlem Valide Sultan ve vakıflar kuran Osmanlı hanım sultanları, kendi zamanında (8. yy) dünyanın en güçlü kadını olan Halkife Harun Reşid’in eşi Zübeyde binti Cafer-i Mansur yaptıkları büyük hayırlar hatta reformlar ile tanına etkin Müslüman kadınların en başında gelen bazıları.

    İlim ve fazilet sahasında ise sahabe ve tabiin kadınlarından sonra Rabia binti Müevved, Ümmü Atiye, Seyyidet Nefise, Ayşe binti a’d, Fatıma binti Kays, Hfsa binti Şirin ilk akla gelenlerden bazıları. Velede binti Müstakfî, Meryem binti Osman şiir alanında söz sahibi olmuş kadınlardan. Rabia t-ül Adeviyye ise büyük âlimlerin bile kendisinden faydalandığı kadın evliya olarak tarihte yer alır.

    Son yüzyılsa Mısırlı Zeyneb el Gazali, yazar Meryem Cemile, Uluslar arası Müslüman Kadınlar Birliği Genel sekreteri Hatice Haface, İslamî Sosyal Servisler alanında dünya çapındaki isim Şahine Sıddıkî, Akademisyen ve aktivist İngri Mattson, Sosyal Bilimler ve ekonomi uzmanı akademisyen Maha Genaidi son dönemlerin en etkin ve poler Müslüman kadınları arasında ön plana çıkan isimler.
    alıntı


  3. 20.Ocak.2013, 06:05
    2
    Silent and lonely rains



    Hadis ilminde kadın ağırlığı
    Hz. Muhammed’in söz ve davranışlarını, öğreti ve uygulamasını inceleyen İslâm ilimlerinden sadece biri olan hadis alanında çalışmış kadın âlimlerin biyografik sözlüğünü Arapça olarak henüz yazmış Nedvî. Günümüzde hanım âlim olarak uzmanı dışındakilerin hatırına kolay kolay bir isim gelmezken, sadece hadis alanında karşısına sekiz bin kadın âlim çıkmış Nedvî’nin. Çalışma başlangıcından günümüze on beş asırlık İslâm tarihi ve coğrafyasını kapsıyor.

    Nedvî’ye göre en göze batan şeylerden biri: İslâm’ın özellikle ilk yıllarında Sahabe ve Tabiin dönemlerinde kadınlar göze çarpan sayıdalar ve oldukça itibarlılar. Erkeklerin onlara gidip öğrenmesi normal karşılanıyor. Müslümanlar kadınlara saygıyla bakmaktan ve onlardan bir şey öğrenmekten çekinmiyorlar. İslâmî ilimlerin her alanında böyle usta ve bilgili hanımların isimlerine rastlanıyor.

    Örnek olarak kelâm ilminde (teoloji) Seyyide Sara bint el-Şeyh Umar yedi asır önce Şam’da yaşamış bir kadın âlim. Fıkıh yani hukuk alanında Amat el Vahid büyük bir Şâfiî kadın fakih (vefatı hicretin 377. yılı). Babası İsmail el Varak ve başka âlimlerden hadis ve fıkıh tahsil etmiş. Kur’an hafızı olan Amat özellikle Şafiî fıkhında miras konusunun uzmanı olarak anılıyor. El Barkanî’nin kaydettiğine göre verdiği fetvalar bulunuyor.

    Hicrî 714’te vefat eden Fatıma binti Abbas entelektüel birikimiyle ünlü kelamcı İbn-i Teymiyye’yi şaşırtan bir kadın fıkıhçı. Özellikle Suriye ve Mısır’da kadınlar derslerinden oldukça istifade etmişler. Kitaplarda fakih, âlim, yüksek isnatların dayanağı, müftü, yanlışsız, zamanının eşsizi gibi yüksek sıfatlarla anılıyor.

    Nedvî, bunlarla kalmıyor şüphesiz; araştırmasında Moritanya’da Malikî fıkhının ilk derlemelerinden Müdevvene’yi ezbere bilen yüzlerce kadın âlime de değiniyor. El Suyutî’nin Arap dilinin ünlü sözlüğü el Kamus’u isimleri bilinen altı âlim Arap kadından aktardığını da aktarırken pek çok sayısız kadın şair ve entelektüele değiniyor. Ailesinin tarihi hakkında bir kitap yazmış Ayşe binti Abdullah el Mekkiye vedilbilimlerinde uzman Safiye bint el Murtada bunlardan. Hicrî sekizinci yüzyılda yaşayan Safiye, yazdığı pek çok kitapla kayıtlarda kalan isimlerden.
    Amaç Modern İslâm değil
    Kadının İslâm’daki ve İslâm kültür hayatındaki bugün yeterince bilinmeyen itibarlı yerini ortaya çıkaran Nedvî, şüphesiz bunu günümüzün moda söylemleri, batılı paradigmaları ve feminist yaklaşımları perspektifinde ortaya koymuyor. Kısacası son dönemlerde sıkça karşılaştığımız İslâm modernleşmesi, İslâm’ın batılılaştırılması çabalarıyla ilgili bir şey değil amacı. İslâm’ın kaynaklarını sonraki nesillere ulaştırma da büyük rol oynayan bu hanımların ilim ve sosyal hayata katılımlarının İslâmî değerlerle çelişmediğini ancak onların İslâm’a uygun yaşayıp, İslâmî kural ve değerlere karşı tavır almadıklarını, sosyal bir fonksiyon yerine getirirken dinin gerektirdiği şahsî fazileti ihmal etmediklerini de kaydediyor.

    Kur’an’ın erkek ve kadın farklılığını belirttiğini, bu farklılığın objektif bir realite olduğunu dolayısıyla Müslümanların bu farklılığı dikkate alıp inkar edemeyeceği görüşünde Nedvî. Ne Kur’an da, ne de peygamberin uygulamasında kadın-erkek doğal farklılığının birinin diğerine göre mânevî, ahlâkî ya da entelektüel açıdan alt seviyede olduğunu gösterir bir işaret olmadığının altını çiziyor.

    Nedvî, Hz. Muhammed’in öğrettiklerine karşı kadınların da büyük ilgi gösterdiğini, halka hitap ettiğinde ya da biat verdiğinde kadınların da sürekli bulunduğunu hatta kadınların kendilerine özgü soruları için ayrı sohbetler düzenlenmesini bile talep ettiklerini hatırlatıyor. Bu sebeple pek çok hadisin rivayet edicileri sadece kadınlar oluyor. Başta Hz. Muhammed’in eşleri olmak üzere kadın sahabelerden nakledilmiş pek çok hadis bulunuyor.

    Hadis alanında müslüman kadın figürü olarak en belirgin yeri z. Ayşe alıyor. Hz. Ayşe hitap ettiği kitle ve etrafına topladığı talebelerle Müslüman âlim kadının ilk örneği. Sahabe döneminde Hz. Hafsa, Ümmü Derda, Amra binti Abdurrahmanın sadece anahtar konumdaki hadis nakilcileri olarak el üstünde tutuldukları, Ümmü Derda’nın Halife Muaviye’nin oğlu İyas tarafından Hasan Basri ve İbn-i Şirin gibi dönemin dev isimlerinden bile üstün tutularak hadisler konusunda hakem yapıldığını biliniyor.

    Nedvî de, hadis bilgimizin oluşmasında kadın hadisçilerin büyük rolü olduğu ve hadis külliyatının dörtte biri ile son asırlarda yazılan kitapların büyük kısmının onlar vasıtasıyla nakledilen hadisler üzerine kurulu olduğu görüşünde.

    İslâm’ın teorik olarak kadının eğitim alması ve eğitmesine engel olmadığı gibi, uygulamanın da bu olduğunu gösteren Nedvî, kadınların ilim öğrenme ve öğretmesinin başka sistemlerin öngördükleri kavramlar çerçevesinde değil, İslâm kuralları içerisinde olduğunu da hatırlatıyor.

    Tarihte Bazı İslâm Kadınları

    Müslüman kadınlar düşünüldüğünün aksine tarihte oldukça yer edinmişler. Eğitimciler, âlimler, muhaddiseler, sûfiler, hatipler, vaizler, mücahit kadınlar, hayırseverler, şairler, edebiyatçılar ve yöneticiler arasında yer alan müslüman kadınlar aslında yabana atılır gibi değil.

    Müslüman kadınlar arasında sosyal hayatta da itibar sahibi olup kabul gören ilk kişiyi Hz. Muhammed’in ilk eşi Hz. Hatice olarak gömek yanlış olmaz. Soyu, karakteri, ticaret alanındaki itibarının yanında Hz. Muhammed’in ilk danışmanı da sayılabilir Hz. Hatice. Hz. Ayşe ise dini bilgileri nakil işinin yanı sıra insanları eğitmesi ve döneminin siyasi meseleelerine dahli ile de sosyal alanda ağırlığı lan kadının ilk örneği sayılabilir. Sahabe’den ise ilk İslâm şehidi Hz. Sümeyye, Ümmü Eymen Bereke, Ümmü Seleme, Hz. Fatıma, çarşı müfettişliği yapan Semra binti Nuhayk, sağlık ve idarecilik konusunda kendini kabul ettirmiş, Hz. Ömer tarafından çarşı idaresi valisi yapılan Şifa binti Abdullah ilk akla gelenler.

    Bunun yanında bilfiil savaşlara katılan, su taşıyıp, hemşirelik yapan hata savaşan ilk müslüman kadınlar yine sahabeden çıkıyor. Safiye binti Abdülmuttalip, Ümeyye binti Kays, Ben-i Gıfar kabilesi kadınları, Azde bint el Haris, Kara Şüvari de denilen Havle bint el Ezver bunlardan. Hz. Nuseybe binti Kaab el Ensariye ise Hz. Peygamberin “Uhud savaşında sağa ya da sola nereye dönsem onu savaşırken gördüm” diyerek cesaretini övdüğü bir sahabe kadınıdır. Erkeklere has bir alandaki mücadeleleri bunlarla sınırlı değildir. Ayşe el Makzumiye ise surlarına tırmanıp, şehrin kapısını açarak Tarık Bin Ziyad’ın Kordoba’yı fethetmesini sağlar.

    Abbsî, Türk, Fars, Moğol ya a Hintli müslüman kadınlar içerisinde de tarihte siyasi alanda söz sahibi olmuş pek çok isme rastlanır. Sultana Şecer ed Dürr Mısır civarını kontrol eder ve yedinci Haçlı seferine direnir. Abbasî devletini bir süre yöneten Şegeb idareci ve hakimlerin kendisine getirdiği halk avalarına da bakmıştır. Yönetimi kontrol altına alarak Delhi’yi yöneten, orduya kumandanlık eden ve diplomasisisyle tanınan Radiye Begüm. Yakın dönemlerde ise Orta Hindistan’da Bopal Prensliği’ni yöneten Sakandar Begum ve ardından kızı ülkeyi 1901’e kadar yönetir. İktidar sahibi müslüman kadınlar içinde en etkinlerinden biri: on dördüncü yüzyıl Yemen Kraliçesi El Udar devlet idaresinden, okulların açolıp yönetilmesine, Yemen’de güvenliğin sağlanmasından hayır işlerine hatta Mısır’ın korunması için cihat etmeye kadar zengin ve hareketli bir hayat yaşamıştır.

    Hayırsever hanımlar içinde ise Melik Şah’ın eşi Tüekan Hatun, Cihangir Şah’ın eşi Nur Cihan, Fatıma Fehriyye, Bağdat’ı ihya eden Benefşe er Rumiye, Bezm-i Âlem Valide Sultan ve vakıflar kuran Osmanlı hanım sultanları, kendi zamanında (8. yy) dünyanın en güçlü kadını olan Halkife Harun Reşid’in eşi Zübeyde binti Cafer-i Mansur yaptıkları büyük hayırlar hatta reformlar ile tanına etkin Müslüman kadınların en başında gelen bazıları.

    İlim ve fazilet sahasında ise sahabe ve tabiin kadınlarından sonra Rabia binti Müevved, Ümmü Atiye, Seyyidet Nefise, Ayşe binti a’d, Fatıma binti Kays, Hfsa binti Şirin ilk akla gelenlerden bazıları. Velede binti Müstakfî, Meryem binti Osman şiir alanında söz sahibi olmuş kadınlardan. Rabia t-ül Adeviyye ise büyük âlimlerin bile kendisinden faydalandığı kadın evliya olarak tarihte yer alır.

    Son yüzyılsa Mısırlı Zeyneb el Gazali, yazar Meryem Cemile, Uluslar arası Müslüman Kadınlar Birliği Genel sekreteri Hatice Haface, İslamî Sosyal Servisler alanında dünya çapındaki isim Şahine Sıddıkî, Akademisyen ve aktivist İngri Mattson, Sosyal Bilimler ve ekonomi uzmanı akademisyen Maha Genaidi son dönemlerin en etkin ve poler Müslüman kadınları arasında ön plana çıkan isimler.
    alıntı





+ Yorum Gönder