Konusunu Oylayın.: Ümmü Habibe ile Peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ümmü Habibe ile Peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır?
  1. 16.Ocak.2013, 22:56
    1
    Misafir

    Ümmü Habibe ile Peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır?






    Ümmü Habibe ile Peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır? Mumsema ümmü habibe ile peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır


  2. 16.Ocak.2013, 22:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ümmü habibe ile peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır


    Benzer Konular

    - Ümmü Habibe (r.a) Kimdir? Ümmü Habibe hayatı

    - Ümmü habibe kimdir?

    - Ümmü habibe hayatı

    - Hz. Peygamber'in Eşi; Ümmü Habîbe

    - ÜMMÜ HABIBE (r.a)

  3. 20.Ocak.2013, 04:13
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: ümmü habibe ile peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır?




    ÜMMÜ HABİBE (r. anhâ):
    Nikâhı Habeşistan’da kıyılan annemiz


    Ümmü Habibe (r. anhâ) Efendimize sadakati her zaman muhafaza etti. Ondan duyduğu ve gördüğü bütün güzellikleri benimser ve yerine getirmeye çalışırdı. Nikah kıyıldığında Hicri 6.yıl idi ve Hz.Ümmü Habibe 36 yaşında idi. Peygamberimiz ile dört yıl evli kaldıktan sonra, Resulullah’ın vefatından sonra zahidane bir hayat yaşadı.


    O, eşi Ubeydullah iman ettiklerinden ötürü hicret etmişlerdi. Fakat Ubeydullah imanını muhafaza edemeyerek Habeşistan’da Müslümanlığı terk edip, Hıristiyan oldu. Bu duruma çok üzülen Ümmü Habibe (r. anhâ), eşine yaptığından dönmesi için çok çaba sarf etti; fakat bunda muvaffak olamadı ve çocuğunu alarak eşinden ayrıldı.
    Havva Ergene Işık
    Asıl ismi “Ramle” olan Ümmü Habibe (r. anhâ), Mekke’nin şereflilerinden Ebu Süfyan’ın kızıdır. Annesi Safiye binti As’tır. Önceleri Ubeydullah b. Cahş ile evliydi. Efendimizin tebliğinin ilk yıllarında ikisi de Müslüman oldular. Habeşistan’a hicret kafilesi içinde onlar da vardı. Habibe isimli kızları burada doğdu. Kızına atfen Ramle (r. anhâ) “Ümmü Habibe” künyesini aldı.


    Ümmü Habibe ve eşi Ubeydullah iman ettiklerinden ötürü hicret etmişlerdi. Fakat Ubeydullah imanını muhafaza edemeyerek Habeşistan’da Müslümanlığı terk edip, Hıristiyan oldu. Bu duruma çok üzülen Ümmü Habibe (r. anhâ), eşine yaptığından dönmesi için çok çaba sarf etti; fakat bunda muvaffak olamadı ve çocuğunu alarak eşinden ayrıldı. Dinini muhafaza etme uğrunda eşinden ayrılmış, yabancı olduğu bir diyarda yalnız kalmıştı. Onun bu halini Resûlullah duydu. Acısını hafifletmek, içinde olduğu zor durumdan onu kurtarmaya karar verdi. Ümmü Habibe’yi nikahına alacaktı. Amr b. Ümeyye’yi Habeşistan’a göndererek, ona bir mektup verdi. Mektupta Necaşi İslam’a davet ediliyordu.
    Daha sonra da Ümmü Habibe’nin Efendimize nikahlanmasında Necaşi’nin vekil olması isteniyordu. Necaşi mektubu okuyunca, İslam dinini kabul etti. Cariyesini Ümmü Habibe’ye gönderip: “Ben, Resûlullah’ın emri üzere seni Hz. Muhammed’e nikahlamaya vazifelendirildim. Seni temsil etmek üzere bir vekil tayin et.” diye haber gönderdi.

    Ümmü Habibe bu habere o kadar çok sevindi ki; bütün üzüntüleri birden bitip tükenmişti adeta. Bu zor durumdan kendisini kurtaran Allah’a (celle celâluhû) hamdü senalar edip, Halid b. Said’i nikah akdine vekil tayin etti. Necaşi, şahitlerin huzurunda, Resûlullah’ın gönderdiği 400 dirhem mehir karşılığında, Ümmü Habibe’nin nikah akdini yaptı. Bu nikah hicretin yedince yılında yapılmıştı. Nikahtan sonra Necaşi, velime yemeği (düğün) verdi. Necaşi tarafından hazırlatılan iki gemi ile Ümmü Habibe validemiz, diğer muhacirlerle birlikte Medine’ye, Resûlullah’ın yanına gitti.

    Bir gün babası Ebu Süfyan Medine’ye geldi. Henüz Müslüman olmamıştı. Kızını ziyaret etti. Eve geldiğinde Efendimizin oturduğu minder üzerine oturmak üzereydi ki,

    Ümmü Habibe derhal müdahale ederek, babasına mani oldu. Ebu Süfyan buna şaşırarak:
    - Kızım, bu minder, babandan daha kıymetli mi ki, beni onun üzerine oturmaktan alıkoydun? dedi. Ümmü Habibe (r. anhâ):
    - Evet, çok değerlidir. Çünkü onun üzerine Resûlullah oturmaktadır. Sen müşrik biri olduğun için onun üzerine oturamazsın, dedi.

    Ümmü Habibe (r. anhâ) Efendimize sadakati her zaman muhafaza etti. Ondan duyduğu ve gördüğü bütün güzellikleri benimser ve yerine getirmeye çalışırdı. Nikah kıyıldığında Hicri 6.yıl idi ve Hz.Ummu Habibe 36 yaşında idi. Peygamberimiz ile dört yıl evli kaldıktan sonra, Resulullah’ın vefatından sonra zahidane bir hayat yaşadı. Peygamberimizin diğer hanımları gibi saygı ile karşılandı. İslam tarihinde ortaya çıkan fitne ateşinden uzak kaldı. Ancak bununla beraber, dayısının oğlu olan III.Halife Hz.Osman’ın evinin muhasarası esnasında onun evine geldiği, orada bulunan asilerden bir adamın onun baş örtüsünü çektiği, Hz.Ümmü Habibe r.a.’nın ona beddua ettiği, bu beddua’nında derhal yerine geldiği kaynaklarda bildirilmektedir.

    Peygamberimizin (s.a.v.) vefâtından sonra Eshâb-ı kirâm Ümmü Habîbe’ye (r.anha) çok hürmet gösterdi. Hz. Ömer, O’na geçimini sağlaması için yıllık maaş bağladı. Hz. Ümmü Habîbe çok fazıl, kâmil birisiydi. Peygamberimizden pek çok hâdiseye şehâdet edip, Efendimizden otuz hadis rivayet etmiştir. Hadis rivayet edeceği zaman âbdest alır, dinleyecek kimselerin de âbdestli olmasını arzu ederdi. Rivâyet ettigi bazi hadîs-i şerîfler: “Her kim bir şey pişirecek olursa abdest alması iyidir.” Yine “Her kim her gün oniki rekât nafile namaz kılarsa, o kimse için Cennette bir ev hazırlanır.” hadîs-i şerîfini rivâyet ettikten sonra, “Ben bunu işittikten sonra, o namazları hep kıldım” buyurdu. Babası Ebû Süfyân bin Harb (r.a.) vefât ettikten bir müddet sonra güzel kokular sürünüp, iyi ve yeni elbise giymişti. Etrafındakilere Peygamber efendimizin (s.a.v.) şu hadîs-i şerîfini de nakl etti: “İmân sahibi bir kadın için her hangi bir şekilde üç günden fazla matemli bulunmak caiz değildir. Ancak, kocası için, bunun müddeti dört ay ve on gündür.”

    Hicretin 44. Senesinde, kardeşi Muâviye’nin hilafeti zamanında vefat eden Hz. Ümmü Habibe, ölüm hastalığına yakalandığında Hz. Âişe ve Ümmü Sele*me’yle helalleşti, “Aramızda bazı şeylerin olması normaldir. Eğer bizim de ara*mızda bir şeyler olmuş ise Allah sizi bağışlasın ve benim hiçbir hakkımı sizden sormasın!” dedi. Onlar “Bizim haklarımızı da Allah senden sormasın!” deyince çok sevindi.

    Kaynak:Zaman



  4. 20.Ocak.2013, 04:13
    2
    Silent and lonely rains



    ÜMMÜ HABİBE (r. anhâ):
    Nikâhı Habeşistan’da kıyılan annemiz


    Ümmü Habibe (r. anhâ) Efendimize sadakati her zaman muhafaza etti. Ondan duyduğu ve gördüğü bütün güzellikleri benimser ve yerine getirmeye çalışırdı. Nikah kıyıldığında Hicri 6.yıl idi ve Hz.Ümmü Habibe 36 yaşında idi. Peygamberimiz ile dört yıl evli kaldıktan sonra, Resulullah’ın vefatından sonra zahidane bir hayat yaşadı.


    O, eşi Ubeydullah iman ettiklerinden ötürü hicret etmişlerdi. Fakat Ubeydullah imanını muhafaza edemeyerek Habeşistan’da Müslümanlığı terk edip, Hıristiyan oldu. Bu duruma çok üzülen Ümmü Habibe (r. anhâ), eşine yaptığından dönmesi için çok çaba sarf etti; fakat bunda muvaffak olamadı ve çocuğunu alarak eşinden ayrıldı.
    Havva Ergene Işık
    Asıl ismi “Ramle” olan Ümmü Habibe (r. anhâ), Mekke’nin şereflilerinden Ebu Süfyan’ın kızıdır. Annesi Safiye binti As’tır. Önceleri Ubeydullah b. Cahş ile evliydi. Efendimizin tebliğinin ilk yıllarında ikisi de Müslüman oldular. Habeşistan’a hicret kafilesi içinde onlar da vardı. Habibe isimli kızları burada doğdu. Kızına atfen Ramle (r. anhâ) “Ümmü Habibe” künyesini aldı.


    Ümmü Habibe ve eşi Ubeydullah iman ettiklerinden ötürü hicret etmişlerdi. Fakat Ubeydullah imanını muhafaza edemeyerek Habeşistan’da Müslümanlığı terk edip, Hıristiyan oldu. Bu duruma çok üzülen Ümmü Habibe (r. anhâ), eşine yaptığından dönmesi için çok çaba sarf etti; fakat bunda muvaffak olamadı ve çocuğunu alarak eşinden ayrıldı. Dinini muhafaza etme uğrunda eşinden ayrılmış, yabancı olduğu bir diyarda yalnız kalmıştı. Onun bu halini Resûlullah duydu. Acısını hafifletmek, içinde olduğu zor durumdan onu kurtarmaya karar verdi. Ümmü Habibe’yi nikahına alacaktı. Amr b. Ümeyye’yi Habeşistan’a göndererek, ona bir mektup verdi. Mektupta Necaşi İslam’a davet ediliyordu.
    Daha sonra da Ümmü Habibe’nin Efendimize nikahlanmasında Necaşi’nin vekil olması isteniyordu. Necaşi mektubu okuyunca, İslam dinini kabul etti. Cariyesini Ümmü Habibe’ye gönderip: “Ben, Resûlullah’ın emri üzere seni Hz. Muhammed’e nikahlamaya vazifelendirildim. Seni temsil etmek üzere bir vekil tayin et.” diye haber gönderdi.

    Ümmü Habibe bu habere o kadar çok sevindi ki; bütün üzüntüleri birden bitip tükenmişti adeta. Bu zor durumdan kendisini kurtaran Allah’a (celle celâluhû) hamdü senalar edip, Halid b. Said’i nikah akdine vekil tayin etti. Necaşi, şahitlerin huzurunda, Resûlullah’ın gönderdiği 400 dirhem mehir karşılığında, Ümmü Habibe’nin nikah akdini yaptı. Bu nikah hicretin yedince yılında yapılmıştı. Nikahtan sonra Necaşi, velime yemeği (düğün) verdi. Necaşi tarafından hazırlatılan iki gemi ile Ümmü Habibe validemiz, diğer muhacirlerle birlikte Medine’ye, Resûlullah’ın yanına gitti.

    Bir gün babası Ebu Süfyan Medine’ye geldi. Henüz Müslüman olmamıştı. Kızını ziyaret etti. Eve geldiğinde Efendimizin oturduğu minder üzerine oturmak üzereydi ki,

    Ümmü Habibe derhal müdahale ederek, babasına mani oldu. Ebu Süfyan buna şaşırarak:
    - Kızım, bu minder, babandan daha kıymetli mi ki, beni onun üzerine oturmaktan alıkoydun? dedi. Ümmü Habibe (r. anhâ):
    - Evet, çok değerlidir. Çünkü onun üzerine Resûlullah oturmaktadır. Sen müşrik biri olduğun için onun üzerine oturamazsın, dedi.

    Ümmü Habibe (r. anhâ) Efendimize sadakati her zaman muhafaza etti. Ondan duyduğu ve gördüğü bütün güzellikleri benimser ve yerine getirmeye çalışırdı. Nikah kıyıldığında Hicri 6.yıl idi ve Hz.Ummu Habibe 36 yaşında idi. Peygamberimiz ile dört yıl evli kaldıktan sonra, Resulullah’ın vefatından sonra zahidane bir hayat yaşadı. Peygamberimizin diğer hanımları gibi saygı ile karşılandı. İslam tarihinde ortaya çıkan fitne ateşinden uzak kaldı. Ancak bununla beraber, dayısının oğlu olan III.Halife Hz.Osman’ın evinin muhasarası esnasında onun evine geldiği, orada bulunan asilerden bir adamın onun baş örtüsünü çektiği, Hz.Ümmü Habibe r.a.’nın ona beddua ettiği, bu beddua’nında derhal yerine geldiği kaynaklarda bildirilmektedir.

    Peygamberimizin (s.a.v.) vefâtından sonra Eshâb-ı kirâm Ümmü Habîbe’ye (r.anha) çok hürmet gösterdi. Hz. Ömer, O’na geçimini sağlaması için yıllık maaş bağladı. Hz. Ümmü Habîbe çok fazıl, kâmil birisiydi. Peygamberimizden pek çok hâdiseye şehâdet edip, Efendimizden otuz hadis rivayet etmiştir. Hadis rivayet edeceği zaman âbdest alır, dinleyecek kimselerin de âbdestli olmasını arzu ederdi. Rivâyet ettigi bazi hadîs-i şerîfler: “Her kim bir şey pişirecek olursa abdest alması iyidir.” Yine “Her kim her gün oniki rekât nafile namaz kılarsa, o kimse için Cennette bir ev hazırlanır.” hadîs-i şerîfini rivâyet ettikten sonra, “Ben bunu işittikten sonra, o namazları hep kıldım” buyurdu. Babası Ebû Süfyân bin Harb (r.a.) vefât ettikten bir müddet sonra güzel kokular sürünüp, iyi ve yeni elbise giymişti. Etrafındakilere Peygamber efendimizin (s.a.v.) şu hadîs-i şerîfini de nakl etti: “İmân sahibi bir kadın için her hangi bir şekilde üç günden fazla matemli bulunmak caiz değildir. Ancak, kocası için, bunun müddeti dört ay ve on gündür.”

    Hicretin 44. Senesinde, kardeşi Muâviye’nin hilafeti zamanında vefat eden Hz. Ümmü Habibe, ölüm hastalığına yakalandığında Hz. Âişe ve Ümmü Sele*me’yle helalleşti, “Aramızda bazı şeylerin olması normaldir. Eğer bizim de ara*mızda bir şeyler olmuş ise Allah sizi bağışlasın ve benim hiçbir hakkımı sizden sormasın!” dedi. Onlar “Bizim haklarımızı da Allah senden sormasın!” deyince çok sevindi.

    Kaynak:Zaman






+ Yorum Gönder