+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Neden bana verildi ki böyle bir dert? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Neden bana verildi ki böyle bir dert?





    Sual: benim bir derdim var ve hani geçici değil çözüm yolları da var ve başvurdum da ama değşenbir şey olmadı lise sondan beri hayatımı değişti o zaman kafama takmaya başladım normalde çok başarılı bir insandım ve tam sınav senesi ben bu dertle yaşamak istemiyorum ki diyip ağır bir depresyona girdim mat defteim bile yoktu derslere ya girmiyor ya da girsemde uyuyordum müdür yardımcımızla aramızda sorunlar oldu ve aileni çağırıcam diyince o an kafama dank etti ailemden uzakta okudum liseyi ve onların bunca emeği beklentileri bunları düşününce kendimi toparlamaya çalıştım ve son 2-3 ayda ne yapabilirsem yapmaya çalıştım ve şükür ki tıpı kazandım ama sorunum hala benimleydi sınav bittikten snra ben yine depresyona devam bütün gün evde tv izliyorum uyuyorum konuşmuyorum pek dışarı çıkmak istemiyorum filan neyse üniye başladım ailem yanıma taşındı hem kendm çok kötü günler yaşadım hem aileme az daha sınıfta kalıyordum geçen yıl okula çoğu zaman gitmedim bayadır iyiydim ama bu aralar yine bozuldum okula gitmeedim ve kendimi giderek yalnızlaştırıyorum geçen yıl o kadar kötüydüm ki 19 yaşındayım ve saçımda beyazlar çıktı şimdi her ay boyatıyorum kendime çok zarar verdim aile içi huzurumuz da kalmamış farkettim de doğru dürüst konuşmuyoruz bile babam işinden dolayı çok sıkıntılı onun da psikolojisi bozulmuş annem desen o da kendini kitap okumaya vermiş ben işte bu yıl daha iyiyim geçen 2 yıldan sonra halime çok şükür ama işte arada yine çok kötü oluyorum ve annnem kızmasın diye okula gitmediğim zaman okula gidiyormuş gibi yapıpoyalanıp dönüyorum diğer insanlara bakıyorum normal bi şekilde yaşayıp gidiyolar neden bana verildi ki böyle bir dert diyorum bizde normal normal yaşasaydık kendime özgüvenm de yok nasıl doktor olucam ki ben veya napıcam hiç bilmiyorum artık ?







  2. google
    Devamlı Üye

    'Neden Ben?' Diye Hiç Sormadım, Sormayın!


    Reklam



    Cevap: Abdullah Özdoğan yazıyor.


    Herkesin bir hikayesi var.
    Her yaşam ayrı bir roman ve herkesin paylaşılmamış acıları var.
    Ve her şey Allah’ın emri.
    Yıkıntılar içinde son bir yıldır çokça duyduğum bir cümle bu?
    ’Allah’ım, neden ben?’
    ‘Neden bunlar benim başıma geliyor hep?’
    Oysa ki, bir düşündüm, ben hiç neden ben demem.
    Çünkü ‘neden ben?’ sorusu sadece kötü zamanlarda sorulur.
    Hiç bedavadan para çıkan adamın sorduğunu duydunuz mu ‘neden ben?’ diye?
    Veya terfi eden bir memurun?
    Veya çok güzel ve nadide huylu bir hanım tarafından evlilik teklifi kabul edilen bir erkeğin sorusu olmuş mudur ‘neden ben?’…
    Aslında sayfalar dolusu yazıyla anlatılabilir ‘neden ben?’ sorusu ve cevaplayanların ruh hali.
    Ama aşağıdaki örnek kadar çarpıcı, yalın ve etkili olamaz bana göre.
    ‘Zenci olmak, AIDS olmaktan daha zor’ diye hayatını özetleyen, zenci hakları için mücadele eden, efsane zenci tenisçi Arthur Ashe, AIDS hastalığına yakalanmıştı.
    Efsane Wimbledon tenis oyuncusuna dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı.
    Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
    "Neden Allah böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?"
    Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:
    "Tüm dünyada... 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyon tenis oynamayı öğrenir, 500.000 profesyonel tenisi öğrenir, 50.000 yarışmalara girer, 5.000 büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır.
    Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Allah'a "Neden ben?" diye hiç sormadım.
    Ve bugün sancı çekerken, Allah'a "Niye ben?" mi demeliyim?
    Mutluluk insanı tatlı yapar.
    Zorluklar güçlü yapar.
    Hüzün ise insan yapar,
    Yenilgi mütevazı yapar. Başarı insanı ışıldatır, ama yalnız Allah yolumuza devam etmemizi sağlar.
    Allah'a asla "niye ben?" diye sormayın...
    Ne olacaksa olacak...
    O'nun kendine has usulleri vardır...
    Her şey kendi iyiliği için olur...’
    Ashe, durumu böyle özetlemiş.
    Niye ben diye sormama kadar, niye biz diye de sormamak lazım.
    Arthur Ashe, Wimbledon’da adına kort yapılacak kadar büyük bir tenisçi olmuş ama birtakım sebeplerden AIDS hastalığına yakalanmış.
    Biz de tarihte iz bırakmış, çağ açmış bir ırkız ama biz de ihmal ve tereddütlerimizin sonucuna katlanır hale gelmişiz.
    Tarihinde şanlı zaferler kazanan bir ulus, o zaman ‘neden biz?’ diye sormamış.
    Bize verileni alırken sorgulamamış ve bize lütfedeni kendimizden menkul saymışız.
    O zaman şimdi de ‘neden biz?’ diye sormayacağız.
    Şüphesiz ki Cenab-ı Allah, en iyisini ve doğrusunu bilendir, verendir.

  3. İLİMCİK
    Devamlı Üye
    ....nasılki bir mahir san'atkâr kıymetdar bir elbiseyi murassa' ve münakkaş surette yapmak için, bir miskin adamı lâyık olduğu bir ücrete mukabil model yaparak kendi san'at ve meharetini göstermek için; o elbiseyi o miskin adam üstünde biçer, keser, kısaltır, uzatır; o adamı da oturtur, kaldırır, muhtelif vaziyetler verir. Şu miskin adamın hiç bir hakkı var mıdır ki, o san'atkâra desin: "Beni güzelleştiren bu elbiseye neden ilişip tebdil ve tağyir ediyorsun ve beni kaldırıp oturtup, meşakkatle benim istirahatımı bozuyorsun?"

    Aynen öyle de: Sâni'-i Zülcelal herbir nevi mevcudatın mahiyetini birer model ittihaz ederek ve nukuş-u esmasıyla kemalât-ı san'atını göstermek için; herbir şey'e hususan zîhayata, duygularla murassa' bir vücud libasını giydirerek, üstünde kalem-i kaza ve kaderle nakışlar yapar; cilve-i esmasını gösterir. Herbir mevcuda dahi, ona lâyık bir tarzda bir ücret olarak; bir kemal, bir lezzet, bir feyz veriyor. مَالِكُ الْمُلْكِ يَتَصَرَّفُ فِى مُلْكِهِ كَيْفَ يَشَاءُ sırrına mazhar olan o Sâni'-i Zülcelal'e karşı hiçbir şey'in hakkı var mıdır ki, desin: "Bana zahmet veriyorsun. Benim istirahatımı bozuyorsun." Hâşâ! Evet mevcudatın hiçbir cihette Vâcib-ül Vücud'a karşı hakları yoktur ve hak dava edemezler; belki hakları, daima şükür ve hamd ile, verdiği vücud mertebelerinin hakkını eda etmektir. Çünki verilen bütün vücud mertebeleri vukuattır, birer illet ister. Fakat verilmeyen mertebeler imkânattır. İmkânat ise ademdir, hem nihayetsizdir. Ademler ise, illet istemezler. Nihayetsize illet olamaz. Meselâ madenler diyemezler: "Niçin nebatî olmadık?" Şekva edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için hakları Fâtırına şükrandır. Nebatat niçin hayvan olmadım deyip şekva edemez, belki vücud ile beraber hayata mazhar olduğu için hakkı şükrandır. Hayvan ise niçin insan olmadım diye şikayet edemez, belki hayat ve vücud ile beraber kıymetdar bir ruh cevheri ona verildiği için, onun üstündeki hakkı, şükrandır. Ve hâkeza kıyas et.

    Ey insan-ı müştekî! Sen madum kalmadın, vücud nimetini giydin, hayatı tattın, camid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalalette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün ve hâkeza...

    Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenab-ı Hakk'ın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücud mertebelerine mukabil şükretmeyerek; imkânat ve ademiyat nev'inde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden bâtıl bir hırsla Cenab-ı Hak'tan şekva ediyorsun ve küfran-ı nimet ediyorsun? Acaba bir adam; minare başına çıkmak gibi âlî derecatlı bir mertebeye çıksın, büyük makam bulsun, her basamakta büyük bir nimet görsün; o nimetleri verene şükretmesin ve desin: "Niçin o minareden daha yükseğine çıkamadım" diye şekva ederek ağlayıp sızlasın. Ne kadar haksızlık eder ve ne kadar küfran-ı nimete düşer, ne kadar büyük divanelik eder, divaneler dahi anlar.

    Ey kanaatsız hırslı ve iktisadsız israflı ve haksız şekvalı gafil insan! Kat'iyyen bil ki: Kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasaretli bir küfrandır.

    Ve iktisad, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır. İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır. Eğer aklın varsa, kanaata alış ve rızaya çalış. Tahammül etmezsen "Ya Sabûr" de ve sabır iste; hakkına razı ol, teşekki etme. Kimden kime şekva ettiğini bil, sus. Her halde şekva etmek istersen; nefsini Cenab-ı Hakk'a şekva et, çünki kusur ondadır.
    Mektubat ( 286 )

+ Yorum Gönder