Konusunu Oylayın.: Tefekkür hakkında ayeti kerime hadisi şerif ve evliyaullahın sohbetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Tefekkür hakkında ayeti kerime hadisi şerif ve evliyaullahın sohbetler
  1. 14.Ocak.2013, 02:16
    1
    Misafir

    Tefekkür hakkında ayeti kerime hadisi şerif ve evliyaullahın sohbetler

  2. 16.Ocak.2013, 20:53
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Tefekkür hakkında ayeti kerime hadisi şerif ve evliyaullahın sohbetler




    Tefekkür hakkında Ayet, Hadis ve Diğer bilgiler

    Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin
    düşünme ve işin şuuruna varma.

    Tefekkere fiili, üç harfli olan "fekere" fiilinden türemiştir.
    Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere
    fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik
    demektir.

    Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür
    sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte
    tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah'ın yarattığı
    varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah'ın zatı hakkındaki tefekkür
    mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve
    şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).

    Hz. Muhammed (s.a.s)'e en çok etki eden ayetlerden biri,
    tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)'ı ziyaret etmişler. Onlardan biri,
    "Hz. Muhammed (s.a.s)'de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?"
    deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:

    "Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı.
    Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında
    yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):

    "Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız
    affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?" deyince, o: "Bu gece Yüce Allah bir ayet
    indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır" dedi ve ayeti okudu:

    "Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip
    gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i
    İmrân, 3/190).

    Ondan sonra Resulullah (s.a.s): "Bu ayeti okuyup da üzerinde
    tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun" dedi.

    Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu
    açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir:

    "Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı
    anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler).
    Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından
    koru!.." (Âl-i İmrân, 3/191).

    İbn Abbas (r.a)'ın naklettiğine göre, bazı insanlar Allah'ın
    zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta
    şu açıklamada bulundu:

    "Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah'ın zatını
    düşünmeyin. Allah'ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz"

    Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde
    bulunurdu. Kendisine: "Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette
    bulunsan, daha iyi olmaz mı?" diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir:
    "Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde
    bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder"

    Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: "Yüce
    Allah'ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir".

    İmâm Şafiî de: "Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken,
    tefekkürden faydalanın" diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret
    buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.)

    Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın
    ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve
    hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının
    düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce Allah Kur'an'da çeşitli hususları
    dile getirdikten sonra "... Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için
    ibretler vardır" (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu
    ifade Kur'an'da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra'd, 13/3; en-Nahl, 16/69;
    er-Rûm, 30/21; ez-Zumer, 39/42; el-Casiye, 45/13).

    Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur'an'da
    onsekiz yerde geçmektedir.

    Kur'an'da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar
    için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime
    kullanılmaktadır.

    Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru
    olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan
    insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç
    şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı
    ayetlerin meâli şöyledir:

    "O'dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti.
    Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor.
    Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır" (er-Ra'd,
    13/3)

    "O'dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz
    ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp
    filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit
    meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum
    için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır" (en-Nahl,
    16/10,11).

    "Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan
    onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye
    insanlara veriyoruz" (el-Haşr, 59/21) İslâm'ın bu kadar önem verdiği olumlu
    tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, "dünya hayatı geçicidir;
    ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha
    iyidir" şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını
    taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir
    düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi,
    her zaman için daha kârlı çıkar. Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih
    etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi
    başkalarına yol gösterir.

    Nureddin TURGAY


  3. 16.Ocak.2013, 20:53
    2
    Moderatör



    Tefekkür hakkında Ayet, Hadis ve Diğer bilgiler

    Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin
    düşünme ve işin şuuruna varma.

    Tefekkere fiili, üç harfli olan "fekere" fiilinden türemiştir.
    Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere
    fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik
    demektir.

    Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür
    sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte
    tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah'ın yarattığı
    varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah'ın zatı hakkındaki tefekkür
    mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve
    şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).

    Hz. Muhammed (s.a.s)'e en çok etki eden ayetlerden biri,
    tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)'ı ziyaret etmişler. Onlardan biri,
    "Hz. Muhammed (s.a.s)'de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?"
    deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:

    "Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı.
    Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında
    yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):

    "Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız
    affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?" deyince, o: "Bu gece Yüce Allah bir ayet
    indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır" dedi ve ayeti okudu:

    "Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip
    gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i
    İmrân, 3/190).

    Ondan sonra Resulullah (s.a.s): "Bu ayeti okuyup da üzerinde
    tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun" dedi.

    Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu
    açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir:

    "Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı
    anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler).
    Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından
    koru!.." (Âl-i İmrân, 3/191).

    İbn Abbas (r.a)'ın naklettiğine göre, bazı insanlar Allah'ın
    zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta
    şu açıklamada bulundu:

    "Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah'ın zatını
    düşünmeyin. Allah'ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz"

    Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde
    bulunurdu. Kendisine: "Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette
    bulunsan, daha iyi olmaz mı?" diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir:
    "Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde
    bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder"

    Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: "Yüce
    Allah'ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir".

    İmâm Şafiî de: "Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken,
    tefekkürden faydalanın" diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret
    buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.)

    Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın
    ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve
    hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının
    düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce Allah Kur'an'da çeşitli hususları
    dile getirdikten sonra "... Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için
    ibretler vardır" (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu
    ifade Kur'an'da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra'd, 13/3; en-Nahl, 16/69;
    er-Rûm, 30/21; ez-Zumer, 39/42; el-Casiye, 45/13).

    Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur'an'da
    onsekiz yerde geçmektedir.

    Kur'an'da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar
    için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime
    kullanılmaktadır.

    Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru
    olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan
    insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç
    şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı
    ayetlerin meâli şöyledir:

    "O'dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti.
    Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor.
    Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır" (er-Ra'd,
    13/3)

    "O'dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz
    ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp
    filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit
    meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum
    için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır" (en-Nahl,
    16/10,11).

    "Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, Allah'ın korkusundan
    onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye
    insanlara veriyoruz" (el-Haşr, 59/21) İslâm'ın bu kadar önem verdiği olumlu
    tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, "dünya hayatı geçicidir;
    ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha
    iyidir" şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını
    taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir
    düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi,
    her zaman için daha kârlı çıkar. Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih
    etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi
    başkalarına yol gösterir.

    Nureddin TURGAY





+ Yorum Gönder