Konusunu Oylayın.: Hamraül esed savaşı

5 üzerinden 4.44 | Toplam : 9 kişi
Hamraül esed savaşı
  1. 11.Ocak.2013, 23:55
    1
    Misafir

    Hamraül esed savaşı






    Hamraül esed savaşı Mumsema Hamraül esed savaşı nedir Hamraül esed savaşı hakkında bir yazı yazar mısınız ?


  2. 11.Ocak.2013, 23:55
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Hamraül esed savaşı nedir Hamraül esed savaşı hakkında bir yazı yazar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Hermeciddun (Armagedon) Savaşı ile Melhame-i Kübra (Büyük Kahramanlık Savaşı) aynı mı?

    - Fatima Binti Esed

    - Esed ne demek?

    - Beşer esed acımasızlığı

    - Fatıma bint-i Esed

  3. 13.Ocak.2013, 02:06
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hamraül esed savaşı




    hamraül esed savaşı

    Hamraul Esed Savaşı
    Uhud savaşından sonra Şevval'ın on altısında Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müezzini düşmana saldırı yapılacağını ilan etti ve:
    "Dün bizimle beraber olanlardan başka kimse çıkmasın" dedi.
    (Sahabelerden yetmiş kişi bu davete hemen icabet etti. Ebu Bekir Radıyallahu Anhu ve Zübeyr b. Avvam da bunların arasındaydı.)
    (Uhud savaşına katılamamış olan) Cabir b Abdullah b. Amr b. Haram Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile konuştu ve şöyle dedi:
    "Ya Rasûlallah! Muhakkak babam beni yedi kızkardeşimin başında onlara bakmam için (Uhud savaşından geri) bıraktı ve dedi ki:
    "Ey oğulcuğum! Yanlarında bir erkek olmadığı halde onları yalnız bırakmamız doğru değildir. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte cihada katılmakta seni kendime tercih edecek değilim. O halde sen kızkardeşlerinin başında geri kal."
    "Böylece onların başlarında geri kaldım."
    Bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cabir'e (savaşa çıkmak için) izin verdi. Abdullah b. Amr b. Haram da Uhud'da şehid edildi.
    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sadece düşmanı korkutmak, onları yakalamak, Müslümanlârda hala bir kuvvet olduğunu ve kendilerine isabet eden şeyden dolayı düşmanlarından korkmadıklarını bildirmek için Medine üzerine İbn-i Ümmü Mektumu vali tayin ederek sefere çıktı. Nihayet Medine'ye sekiz mil uzaklıkta bir yer olan i Hamra'ul Esed'e vardı.
    Beni Abdileşhel'den Uhud savaşına katılmış olan bir adam (Abdullah b. Sehl) dedi ki:
    "Uhud'da Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte ben ve kardeşim (Rafi b. Sehl) hazır bulunduk. Biz yaralı olarak döndük. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müezzini düşmanı kovalamak hususunda çıkmaya çağırınca kardeşime dedim ki veya o bana dedi ki:
    "Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte olan bir gazveyi kaçırır mıyız? Vallahi bizim için binecek bir binek hayvan da yoktur. Biz ağır yaralıyız."
    Böylece Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktık. Ben daha az yaralı idim. Yarası ağırlık verdiği zaman kardeşimi kah sırtımda taşıdım, kah yürüdü. Nihayet Müslümanların vardıkları yere vardık.
    Tıhame bölgesinde oturan Huzaalıların Müslümanları ve müşrikleri Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sadık ve bağlı idiler. Bütün olup bitenleri Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den saklamazlardı.
    Ma'bed b. Ebi Ma'bed henüz Müslümanlığı kabul etmemiş olmakla beraber Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bağlı idi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hamraul Esed'de iken Ma'bed Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi.
    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi:
    "Ey Muhammed, Vallahi başına gelen bu hal bize zor geldi. Biz Allah-u Teâlâ'nın seni onların içinden kurtarmasını istiyorduk."
    Sonra Ma'bed (Müslüman olup) Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılıp gitti. Nihayet Revha'da Ebu Süfyan b. Harb ve onunla birlikte olan Kureyş ordusuna rastladı. Onlar Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ve sahabelerine saldırmak için geri dönmeyi arzulamışlardı. (Kendi kendilerine) şöyle diyorlardı:
    "Muhammed'in sahabelerini, en şerefli ve yiğit adamlarını feci bir şekilde öldürdüğümüz halde onların kökünü tamamen kazımadan Mekke'ye geri mi dönecegiz? Andolsun ki onların kalanlarının üzerine saldıracağız ve onlardan kurtulacağız."
    Ebu Süfyan Ma'bed 'i görünce dedi ki:
    "Ey Ma'bed. Senin ardında ne vardır?"
    Ma'bed:
    "Muhammed, ashabıyla birlikte çıkmış, öyle bir cemaatle sizi arıyor ki şimdiye kadar onun mislini hiç görmedim. Size karşı kızgınlık ateşiyle yanıyorlar. Öyle bir şekilde ki onunla birlikte Uhud'a gelmeyen kimseler toplanmış ve yaptıklarına pişman olmuşlar. Onlarda size karşı mislini hiç görmediğim şiddetli bir kızgınlık vardı." dedi.
    Ebu Süfyan dedi ki:
    "Yazık sana ne söylüyorsun?"
    Ma'bed dedi ki:
    "Vallahi atlar yola çıkmak için hazırlanmış. Şayet şu anda yola çıkarsan ancak kaçabilirsin."
    Ebu Süfyan dedi ki:
    "Vallahi onların kalanlarının kökünü kazmak için azimlendik."
    Ma'bed dedi ki:
    "Ben sana bunu tavsiye etmem."
    Ebu Süfyanla arkadaşlarının kalblerine korku düşmüştü. Medine'ye dönmekten vazgeçip acele Mekke yolunu tuttular.
    Ebu Süfyan çekip giderken Abdulkaysların ticaret kervanına rastladı. Onlara:
    "Nereye gitmek istiyorsunuz?" diye sordu.
    "Medine'ye gitmek istiyoruz" dediler.
    Ebu Süfyan:
    "Niçin gidiyorsunuz?" diye sordu.
    "Yiyecek almak için" dediler.
    Ebu Süfyan:
    "Sizi, söyleyeceğim şeyleri Muhammed'e ulaştırmanız için elçi olarak göndersem ve size bu vazifeyi yerine getirmenize karşılık olarak yarın Ukaz panayırında kuru üzüm versem ne dersiniz?" dedi.
    "Olur" dediler.
    Bunun üzerine Ebu Süfyan :
    "Gidip Muhammed'e: Ebu Süfyan yola çıkmış seni ve ashabından geri kalanların köklerini kazımak için geliyormuş, diye haber veriniz." dedi.
    Abdulkaysların ticaret kervanı Hamraul Esed'den geçerken Ebu Süfyan'ın söylediklerini Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a haber verdiler. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    "Hasbunallahu ve ni'mel vekil (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir). Eğer müşrikler bizimle tekrar çarpışmaya dönerlerse varlığım elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki taş kesilecekler, geçip gitmiş olan dünkü gün gibi ortadan silineceklerdir" dedi. (Vakidi - Megazi)
    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hamraul Esed de üç gün kaldı. Medine'ye dönmeden önce Muaviye b Muğire'yi ve Azze el-Cumeh'i yakaladı. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Azze'yi Bedir'de esir etmişti. Sonra onu lütfedip öldürmemişti.
    Azze şöyle dedi:
    "Ya Rasûlaullah! Beni bırak."
    Resullulah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle dedi:
    "Vallahi bundan sonra artık sen Mekke'de ellerini okşayıp Muhammed'e iki kere hile ettim diyemeyeceksin. Ey Zübeyr! Onun boynunu vur!"
    Zübeyr de onun boynunu vurdu.
    Said b Müseyyib'den gelen habere göre Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona dedi ki:
    "Muhakkak mü'min bir delikten iki kere ısırılmaz. Ey Asım b Sabit! Onun boynunu vur!" O da onun boynunu vurdu. (Siyeri İbn-i Hişam)



  4. 13.Ocak.2013, 02:06
    2
    Moderatör



    hamraül esed savaşı

    Hamraul Esed Savaşı
    Uhud savaşından sonra Şevval'ın on altısında Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müezzini düşmana saldırı yapılacağını ilan etti ve:
    "Dün bizimle beraber olanlardan başka kimse çıkmasın" dedi.
    (Sahabelerden yetmiş kişi bu davete hemen icabet etti. Ebu Bekir Radıyallahu Anhu ve Zübeyr b. Avvam da bunların arasındaydı.)
    (Uhud savaşına katılamamış olan) Cabir b Abdullah b. Amr b. Haram Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile konuştu ve şöyle dedi:
    "Ya Rasûlallah! Muhakkak babam beni yedi kızkardeşimin başında onlara bakmam için (Uhud savaşından geri) bıraktı ve dedi ki:
    "Ey oğulcuğum! Yanlarında bir erkek olmadığı halde onları yalnız bırakmamız doğru değildir. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte cihada katılmakta seni kendime tercih edecek değilim. O halde sen kızkardeşlerinin başında geri kal."
    "Böylece onların başlarında geri kaldım."
    Bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cabir'e (savaşa çıkmak için) izin verdi. Abdullah b. Amr b. Haram da Uhud'da şehid edildi.
    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sadece düşmanı korkutmak, onları yakalamak, Müslümanlârda hala bir kuvvet olduğunu ve kendilerine isabet eden şeyden dolayı düşmanlarından korkmadıklarını bildirmek için Medine üzerine İbn-i Ümmü Mektumu vali tayin ederek sefere çıktı. Nihayet Medine'ye sekiz mil uzaklıkta bir yer olan i Hamra'ul Esed'e vardı.
    Beni Abdileşhel'den Uhud savaşına katılmış olan bir adam (Abdullah b. Sehl) dedi ki:
    "Uhud'da Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte ben ve kardeşim (Rafi b. Sehl) hazır bulunduk. Biz yaralı olarak döndük. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müezzini düşmanı kovalamak hususunda çıkmaya çağırınca kardeşime dedim ki veya o bana dedi ki:
    "Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte olan bir gazveyi kaçırır mıyız? Vallahi bizim için binecek bir binek hayvan da yoktur. Biz ağır yaralıyız."
    Böylece Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktık. Ben daha az yaralı idim. Yarası ağırlık verdiği zaman kardeşimi kah sırtımda taşıdım, kah yürüdü. Nihayet Müslümanların vardıkları yere vardık.
    Tıhame bölgesinde oturan Huzaalıların Müslümanları ve müşrikleri Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sadık ve bağlı idiler. Bütün olup bitenleri Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den saklamazlardı.
    Ma'bed b. Ebi Ma'bed henüz Müslümanlığı kabul etmemiş olmakla beraber Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bağlı idi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hamraul Esed'de iken Ma'bed Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi.
    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi:
    "Ey Muhammed, Vallahi başına gelen bu hal bize zor geldi. Biz Allah-u Teâlâ'nın seni onların içinden kurtarmasını istiyorduk."
    Sonra Ma'bed (Müslüman olup) Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılıp gitti. Nihayet Revha'da Ebu Süfyan b. Harb ve onunla birlikte olan Kureyş ordusuna rastladı. Onlar Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ve sahabelerine saldırmak için geri dönmeyi arzulamışlardı. (Kendi kendilerine) şöyle diyorlardı:
    "Muhammed'in sahabelerini, en şerefli ve yiğit adamlarını feci bir şekilde öldürdüğümüz halde onların kökünü tamamen kazımadan Mekke'ye geri mi dönecegiz? Andolsun ki onların kalanlarının üzerine saldıracağız ve onlardan kurtulacağız."
    Ebu Süfyan Ma'bed 'i görünce dedi ki:
    "Ey Ma'bed. Senin ardında ne vardır?"
    Ma'bed:
    "Muhammed, ashabıyla birlikte çıkmış, öyle bir cemaatle sizi arıyor ki şimdiye kadar onun mislini hiç görmedim. Size karşı kızgınlık ateşiyle yanıyorlar. Öyle bir şekilde ki onunla birlikte Uhud'a gelmeyen kimseler toplanmış ve yaptıklarına pişman olmuşlar. Onlarda size karşı mislini hiç görmediğim şiddetli bir kızgınlık vardı." dedi.
    Ebu Süfyan dedi ki:
    "Yazık sana ne söylüyorsun?"
    Ma'bed dedi ki:
    "Vallahi atlar yola çıkmak için hazırlanmış. Şayet şu anda yola çıkarsan ancak kaçabilirsin."
    Ebu Süfyan dedi ki:
    "Vallahi onların kalanlarının kökünü kazmak için azimlendik."
    Ma'bed dedi ki:
    "Ben sana bunu tavsiye etmem."
    Ebu Süfyanla arkadaşlarının kalblerine korku düşmüştü. Medine'ye dönmekten vazgeçip acele Mekke yolunu tuttular.
    Ebu Süfyan çekip giderken Abdulkaysların ticaret kervanına rastladı. Onlara:
    "Nereye gitmek istiyorsunuz?" diye sordu.
    "Medine'ye gitmek istiyoruz" dediler.
    Ebu Süfyan:
    "Niçin gidiyorsunuz?" diye sordu.
    "Yiyecek almak için" dediler.
    Ebu Süfyan:
    "Sizi, söyleyeceğim şeyleri Muhammed'e ulaştırmanız için elçi olarak göndersem ve size bu vazifeyi yerine getirmenize karşılık olarak yarın Ukaz panayırında kuru üzüm versem ne dersiniz?" dedi.
    "Olur" dediler.
    Bunun üzerine Ebu Süfyan :
    "Gidip Muhammed'e: Ebu Süfyan yola çıkmış seni ve ashabından geri kalanların köklerini kazımak için geliyormuş, diye haber veriniz." dedi.
    Abdulkaysların ticaret kervanı Hamraul Esed'den geçerken Ebu Süfyan'ın söylediklerini Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a haber verdiler. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    "Hasbunallahu ve ni'mel vekil (Allah bize yeter. O ne güzel vekildir). Eğer müşrikler bizimle tekrar çarpışmaya dönerlerse varlığım elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki taş kesilecekler, geçip gitmiş olan dünkü gün gibi ortadan silineceklerdir" dedi. (Vakidi - Megazi)
    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hamraul Esed de üç gün kaldı. Medine'ye dönmeden önce Muaviye b Muğire'yi ve Azze el-Cumeh'i yakaladı. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Azze'yi Bedir'de esir etmişti. Sonra onu lütfedip öldürmemişti.
    Azze şöyle dedi:
    "Ya Rasûlaullah! Beni bırak."
    Resullulah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle dedi:
    "Vallahi bundan sonra artık sen Mekke'de ellerini okşayıp Muhammed'e iki kere hile ettim diyemeyeceksin. Ey Zübeyr! Onun boynunu vur!"
    Zübeyr de onun boynunu vurdu.
    Said b Müseyyib'den gelen habere göre Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona dedi ki:
    "Muhakkak mü'min bir delikten iki kere ısırılmaz. Ey Asım b Sabit! Onun boynunu vur!" O da onun boynunu vurdu. (Siyeri İbn-i Hişam)






+ Yorum Gönder