Konusunu Oylayın.: Simsarlık yapmanın sakıncası var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Simsarlık yapmanın sakıncası var mıdır?
  1. 09.Ocak.2013, 20:30
    1
    Misafir

    Simsarlık yapmanın sakıncası var mıdır?

  2. 11.Ocak.2013, 01:59
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Simsarlık yapmanın sakıncası var mıdır?




    SİMSARLIK (Komisyonculuk)

    Alış-verişlerde satıcı ile alıcı arasında aracılık yapan, onların buluşmasında emeği geçen ve bunun karşılığında ücret alan kimse. Bu mesleğin, kötüye kullanılmaya elverişli bulunması ve fiyatların yapay olarak yükselmesine neden olması yüzünden, İslam'da ihtiyatla karşılanmış ve hakkında bazı düzenleyici hükümler getirilmiştir. Bununla mal sahiplerinin ve müşterilerin aldatılması önlenmek istenmiştir.

    İbn Abbas (r.a)'dan rivayete göre Allah'ın elçisi, binitlileri yolda karşılamayı, köylülerin pazara gelmeden önce yüklerinin satın alınmasını, şehirlinin köylü adına satış yapmasını yasaklamıştır. Hadisin râvilerinden olan Tâvus, İbn Abbas'dan şehirlinin köylü (bâdî) adına satışının anlamını sormuş; o da, "Şehirli köylüye simsâr (komisyoncu) olup onun malını satamaz" şeklinde cevap vermiştir (Buhârî, Büyü, 72, İcâre, 11, 19).
    Câbir (r.a)'den Allah'ın elçisinin şöyle dediği nakledilmiştir: "Şehirli köylü adına satış yapamaz. İnsanları kendi haline bırakınız; umulur ki, Allah onlardan bir kısmını diğerleri sebebiyle rızıklandırır" (Buhârî, Buyû, 58, 64, 68, 71).
    Bu hadislerle, arz ve talep dengesinde akıcılığın olması için, aradaki engellerin kalkması amaçlanmıştır. Bunun sonucunda üretici, elindeki malları en yüksek fiyat ödeyebilecek pazarlara bizzat yöneltmek imkanı elde ederken; tüketiciler de ihtiyaçlarını kolaylıkla ve sun'i müdâhelelere uğramamış bir fiyat ödeyerek temin edecektir. İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre, belde halkının zararı söz konusu olmasa bile mahsulü üretenle tüketen arasındaki bu çeşit aracılıklar meşru sayılmamıştır (İbn Hazm, el-Muhalla, IX, 468, 469; İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 235-238). Ebû Hanîfe'ye göre ise, malın, üretici yolda karşılanarak satın alınması belde halkına zarar veriyorsa mekruhtur. Üretici piyasa fiyatlarını öğrenince aldandığını anlarsa akdi bozabilir.
    Ancak uygulamada bir takım malların pazarlamasında komisyonculuk yaygın hale gelmiş; bu müessese, fiyatların yükselmesi bir yana, satıcı ile alıcının arasını bulma ve onları buluşturma işini üstlenmiştir (İbn Abidin, Reddül-Muhtar, IV,155). Hadis-i şeriflerde kınanan simsar özelliği bulunmadığı için komisyoncunun satıcı veya alıcıdan yahut her ikisinden alacağı komisyon ücretinin meşru olduğuna fetva verilmiştir. Osmanlı devletinin uygulaması bu yönde olmuştur. Ancak komisyoncunun karaborsaya yol açmaması, temsil ettiği kimseleri zarara sokacak davranışlardan ve rüşvetten uzak kalması gerekir.
    Şamil İA


  3. 11.Ocak.2013, 01:59
    2
    Editör



    SİMSARLIK (Komisyonculuk)

    Alış-verişlerde satıcı ile alıcı arasında aracılık yapan, onların buluşmasında emeği geçen ve bunun karşılığında ücret alan kimse. Bu mesleğin, kötüye kullanılmaya elverişli bulunması ve fiyatların yapay olarak yükselmesine neden olması yüzünden, İslam'da ihtiyatla karşılanmış ve hakkında bazı düzenleyici hükümler getirilmiştir. Bununla mal sahiplerinin ve müşterilerin aldatılması önlenmek istenmiştir.

    İbn Abbas (r.a)'dan rivayete göre Allah'ın elçisi, binitlileri yolda karşılamayı, köylülerin pazara gelmeden önce yüklerinin satın alınmasını, şehirlinin köylü adına satış yapmasını yasaklamıştır. Hadisin râvilerinden olan Tâvus, İbn Abbas'dan şehirlinin köylü (bâdî) adına satışının anlamını sormuş; o da, "Şehirli köylüye simsâr (komisyoncu) olup onun malını satamaz" şeklinde cevap vermiştir (Buhârî, Büyü, 72, İcâre, 11, 19).
    Câbir (r.a)'den Allah'ın elçisinin şöyle dediği nakledilmiştir: "Şehirli köylü adına satış yapamaz. İnsanları kendi haline bırakınız; umulur ki, Allah onlardan bir kısmını diğerleri sebebiyle rızıklandırır" (Buhârî, Buyû, 58, 64, 68, 71).
    Bu hadislerle, arz ve talep dengesinde akıcılığın olması için, aradaki engellerin kalkması amaçlanmıştır. Bunun sonucunda üretici, elindeki malları en yüksek fiyat ödeyebilecek pazarlara bizzat yöneltmek imkanı elde ederken; tüketiciler de ihtiyaçlarını kolaylıkla ve sun'i müdâhelelere uğramamış bir fiyat ödeyerek temin edecektir. İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre, belde halkının zararı söz konusu olmasa bile mahsulü üretenle tüketen arasındaki bu çeşit aracılıklar meşru sayılmamıştır (İbn Hazm, el-Muhalla, IX, 468, 469; İbn Kudâme, el-Muğnî, IV, 235-238). Ebû Hanîfe'ye göre ise, malın, üretici yolda karşılanarak satın alınması belde halkına zarar veriyorsa mekruhtur. Üretici piyasa fiyatlarını öğrenince aldandığını anlarsa akdi bozabilir.
    Ancak uygulamada bir takım malların pazarlamasında komisyonculuk yaygın hale gelmiş; bu müessese, fiyatların yükselmesi bir yana, satıcı ile alıcının arasını bulma ve onları buluşturma işini üstlenmiştir (İbn Abidin, Reddül-Muhtar, IV,155). Hadis-i şeriflerde kınanan simsar özelliği bulunmadığı için komisyoncunun satıcı veya alıcıdan yahut her ikisinden alacağı komisyon ücretinin meşru olduğuna fetva verilmiştir. Osmanlı devletinin uygulaması bu yönde olmuştur. Ancak komisyoncunun karaborsaya yol açmaması, temsil ettiği kimseleri zarara sokacak davranışlardan ve rüşvetten uzak kalması gerekir.
    Şamil İA





+ Yorum Gönder