Konusunu Oylayın.: Gayri Müslimlerle faizli muamele yapmak caiz midir?‎

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gayri Müslimlerle faizli muamele yapmak caiz midir?‎
  1. 09.Ocak.2013, 20:29
    1
    Misafir

    Gayri Müslimlerle faizli muamele yapmak caiz midir?‎






    Gayri Müslimlerle faizli muamele yapmak caiz midir?‎ Mumsema Gayri Müslimlerle faizli muamele yapmak caiz midir?‎


  2. 09.Ocak.2013, 20:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Ocak.2013, 00:06
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,602
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap:




    Gayri Müslimlerle faizli muamele yapmak caiz midir?‎

    Müslümanın gayri Müslimle alış-veriş yapabileceği konusunda görüş birliği vardır. Çünkü ticaret konusunda düzenleme yapan âyet ve hadisler Müslim- gayri Müslim arasında bir ayırım yapmamıştır. Ancak Müslümanların, kendi aralarında ticaretinin yapılması yasaklanmış bulunan içki, domuz eti, kan gibi necis sayılan şeylerin bir İslâm ülkesinde gayri Müslimlere de satılmaması gerekir.
    Ebû Hanife (ö.150/767) ve İmam Muhammed (ö.189/805)’e göre gayri Müslim ülkede, Müslümanla o ülkenin vatandaşı arasında, bunların alım satımı da caiz görülmüştür. Hatta Müslümanın yararına olan faizli muameleler de bu kapsamda değerlendirilmiştir.

    Ancak şunu da belirtelim ki, gayri Müslimlerin mallarından olan bu yararlanma yalan, hile, zorlama, gasp ve hırsızlık gibi rizayı kaldıran bir yolla olmamalıdır.

    Üç mezhep ve Ebû Yusuf’a göre ise, haram her yerde haramdır. Müslim ve gayri Müslim ülke ayırımı bu konuda etkili olmaz. Çoğunluğun bu görüşünü de dikkate alarak, gayri Müslim ülkede fâsit muâmeleleri, sadece zaruret veya ihtiyaçla sınırlı tutmalıdır. Orada domuz çiftliği kurma veya şarap üretimi gibi konulara girmemelidir.

    Müslümanla gayri Müslim arasında, mutlak eşitlik esasına dayanan ve bütün ortakların birbirinin hem vekili ve hem de kefili olmasını gerektiren “Mufâvaza” ortaklığı kurulamaz. Çünkü bu ortaklıkta, ortakların tasarruflarına bir sınırlama getirilmez. Bunun dışındaki “İnan (sermaye ortaklığı)”, “Mudârabe (Emek- sermaye ortaklığı)”, “Vucûh (Sermayesiz malı pazarlayıp kârı paylaşma ortaklığı)” veya “Sanâyi (İş ve mesleklerini birleştirip ortaklık kurma)’” şirketi gibi ortaklıklar Müslümanla gayri Müslim arasında da kurulabilir. Ancak böyle bir şirketin ana sözleşmesine Müslümanın bir takım çekinceler koyması gerekir.

    Meselâ; şirketin a) Faizli bankacılık işine girmemesi, b) İçki üretimi ve ticaretini yapmaması, c) Kumarhane işletmemesi, d) Domuz üretimi ve domuz eti satışı yapmaması gibi çekinceler bunlar arasında sayılabilir.

    Ebû Hanife’ye göre, bir kimsenin başkasına vekâlet vermesi durumunda, vekilin durumu esas alınır. Müslümanın bir gayri Müslimi içki veya domuz ticareti için vekil kılması caizdir. Çünkü gayri Müslim inanç olarak bu muameleleri yapabilecek durumdadır.( Zühaylî, a.g.e, IV, 162)

    Mâlikîlere göre, bir Müslümanın gayri Müslimi alım, satım veya selem akdi yapmak üzere vekil tayin etmesi caiz değildir. Aksi durumda, İslâm’a göre caiz olmayan ticaret muamelelerine kapı açılmış olur. Yine Müslümanda olan alacağını tahsil etmek için gayri Müslimin vekil kılınması da caiz değildir. Bununla, gayri Müslimin Müslümana üstünlük sağlaması önlenmiş olur.( el-Cezâirî, Minhâcu’l-Müslim, 8. Baskı, 1976 y.y., s. 345) Diğer yandan Müslümanla gayri Müslimin emek-sermaye (mudârabe) ortaklığı kurması, faiz gibi haram muamelelere girilmemesi çekincesi konulmak şartıyla, kerahetle birlikte caiz olur.( Zühaylî, a.g.e, IV, 843)

    Altınoluk Dergisi
    13Mayıs 2008


  4. 10.Ocak.2013, 00:06
    2
    Aciz Kul



    Gayri Müslimlerle faizli muamele yapmak caiz midir?‎

    Müslümanın gayri Müslimle alış-veriş yapabileceği konusunda görüş birliği vardır. Çünkü ticaret konusunda düzenleme yapan âyet ve hadisler Müslim- gayri Müslim arasında bir ayırım yapmamıştır. Ancak Müslümanların, kendi aralarında ticaretinin yapılması yasaklanmış bulunan içki, domuz eti, kan gibi necis sayılan şeylerin bir İslâm ülkesinde gayri Müslimlere de satılmaması gerekir.
    Ebû Hanife (ö.150/767) ve İmam Muhammed (ö.189/805)’e göre gayri Müslim ülkede, Müslümanla o ülkenin vatandaşı arasında, bunların alım satımı da caiz görülmüştür. Hatta Müslümanın yararına olan faizli muameleler de bu kapsamda değerlendirilmiştir.

    Ancak şunu da belirtelim ki, gayri Müslimlerin mallarından olan bu yararlanma yalan, hile, zorlama, gasp ve hırsızlık gibi rizayı kaldıran bir yolla olmamalıdır.

    Üç mezhep ve Ebû Yusuf’a göre ise, haram her yerde haramdır. Müslim ve gayri Müslim ülke ayırımı bu konuda etkili olmaz. Çoğunluğun bu görüşünü de dikkate alarak, gayri Müslim ülkede fâsit muâmeleleri, sadece zaruret veya ihtiyaçla sınırlı tutmalıdır. Orada domuz çiftliği kurma veya şarap üretimi gibi konulara girmemelidir.

    Müslümanla gayri Müslim arasında, mutlak eşitlik esasına dayanan ve bütün ortakların birbirinin hem vekili ve hem de kefili olmasını gerektiren “Mufâvaza” ortaklığı kurulamaz. Çünkü bu ortaklıkta, ortakların tasarruflarına bir sınırlama getirilmez. Bunun dışındaki “İnan (sermaye ortaklığı)”, “Mudârabe (Emek- sermaye ortaklığı)”, “Vucûh (Sermayesiz malı pazarlayıp kârı paylaşma ortaklığı)” veya “Sanâyi (İş ve mesleklerini birleştirip ortaklık kurma)’” şirketi gibi ortaklıklar Müslümanla gayri Müslim arasında da kurulabilir. Ancak böyle bir şirketin ana sözleşmesine Müslümanın bir takım çekinceler koyması gerekir.

    Meselâ; şirketin a) Faizli bankacılık işine girmemesi, b) İçki üretimi ve ticaretini yapmaması, c) Kumarhane işletmemesi, d) Domuz üretimi ve domuz eti satışı yapmaması gibi çekinceler bunlar arasında sayılabilir.

    Ebû Hanife’ye göre, bir kimsenin başkasına vekâlet vermesi durumunda, vekilin durumu esas alınır. Müslümanın bir gayri Müslimi içki veya domuz ticareti için vekil kılması caizdir. Çünkü gayri Müslim inanç olarak bu muameleleri yapabilecek durumdadır.( Zühaylî, a.g.e, IV, 162)

    Mâlikîlere göre, bir Müslümanın gayri Müslimi alım, satım veya selem akdi yapmak üzere vekil tayin etmesi caiz değildir. Aksi durumda, İslâm’a göre caiz olmayan ticaret muamelelerine kapı açılmış olur. Yine Müslümanda olan alacağını tahsil etmek için gayri Müslimin vekil kılınması da caiz değildir. Bununla, gayri Müslimin Müslümana üstünlük sağlaması önlenmiş olur.( el-Cezâirî, Minhâcu’l-Müslim, 8. Baskı, 1976 y.y., s. 345) Diğer yandan Müslümanla gayri Müslimin emek-sermaye (mudârabe) ortaklığı kurması, faiz gibi haram muamelelere girilmemesi çekincesi konulmak şartıyla, kerahetle birlikte caiz olur.( Zühaylî, a.g.e, IV, 843)

    Altınoluk Dergisi
    13Mayıs 2008





+ Yorum Gönder