Konusunu Oylayın.: İyi insan nasıl olur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İyi insan nasıl olur?
  1. 09.Ocak.2013, 00:51
    1
    Misafir

    İyi insan nasıl olur?

  2. 12.Ocak.2013, 12:47
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: iyi insan nasıl olur?




    İyi bir insan nasıl olur?
    iyi bir insan nasıl olmalı


    İyi insan olmak için “kâmil (olgun) bir Müslümân” olmak gerekir. Zâten Müslümân da, iyi insan demektir. “Müslümân”a “mü’min” de denir. Kur’ân-ı kerîmde “el-Mü’min” ve “el-Mü’minûn” isimlerini taşıyan iki sûre-i celîle vardır. Bir Müslümân, herkes için hayır ister. Peygamber Efendimiz, bu konuda buyurmuştur ki: “Kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki [kâmil] Müslümân olasın.” [Harâitî]
    İslâm dîninin gâyesinin, beş şeyi (ya’nî dîni, aklı, nefsi [canı, bedeni], nesli [ırzı, nâmûsu] ve malı) korumak olduğu bildirilmiştir. Bütün Peygamberler, ümmetlerine bildirdikleri emir ve yasaklarda, dâimâ bu beş şeyi gözetmişlerdir. Tabîî ki bu Peygamberler, bu emir ve yasakları, kendiliklerinden değil, Allahü teâlâ nâmına, O’nun emriyle bildirmişlerdir. Bu beş esâsın gâyesi de, îmânı muhâfaza ederek Müslümân olarak ölmektir. Nitekim mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı kerîmde de meâlen buyuruluyor ki: “Ancak Müslümân olarak can veriniz!” [Âl-i İmrân, 102]

    MÜSLÜMÂNLIĞIN GAYESİ NEDİR?
    Müslümânlığın gâyesi, “insanları İslâm-ı hakîkî üzere yaşatıp îmân-ı kâmil ile bu dünyâdan göçmelerini sağlamak ve Cennet’te ebedî saâdete erişmelerini te’mîn etmektir” şeklinde özetlenebilir...
    Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, râhatlık ve saâdet menbaı olan dîni gönderdi. Dînlerin sonuncusu, İslâm dînidir. Aslında Hazret-i Âdem aleyhisselâmdan Peygamber Efendimize kadar gelen dîn tektir, o da tevhîd dîni olan İslâmiyettir. Diğer dînler, kötü insanlar tarafından değiştirildi. Müslümân olsun, kâfir olsun, herhangi bir insan, bilerek veya bilmeyerek İslâmiyet’e uygun yaşarsa, dünyâda hiç sıkıntı çekmez; râhat ve neş’e içinde yaşar. Avrupa’da ve Amerika’da İslâmiyet’e uygun çalışan kâfirler, böyle râhat ediyorlar. Fakat, kâfirlere âhirette hiç sevâp ve mükâfât verilmez. Böyle çalışan, eğer Müslümân olur ise, âhirette de sonsuz saâdete kavuşacaktır.
    İslâm’a tâm uyan tâm huzûrlu olur. İslâmiyet, insanların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmaları için ihsân edilmiştir. Ama insanın i’tikâdda ve amelde noksânı olursa, huzûrsuz olur. “İslâm, huzûrlu olmaya yeterli mi?” diye bir suâl sorulacak olursa, “elbette yeter” deriz. “Yetmez” diyen, hâşâ, “Allahü teâlâ, dînini eksik göndermiştir” demiş olur, O’na kusûr isnâd etmiş olur.

    SEVGİ VE KARDEŞLİK DÎNİ
    Müslümânlık, sevgi, kardeşlik, afv, mağfiret ve güzel ahlâk dînidir. Kur’ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve İslâm târihi bunun sayısız örnekleriyle doludur. Sevgi hakkındaki sayısız âyet-i kerîmelerden birkaçı meâlen şöyledir:
    Allahü (teâlâ) şu kimseleri sever:
    “Allahü (teâlâ) iyilik edenleri sever.” [Bakara, 195]
    “Allahü (teâlâ) ihsân edenleri sever.” [Âl-i İmrân, 134]
    “Allahü (teâlâ) sabredenleri sever.” [Âl-i İmrân, 146]
    Ama Allahü teâlâ şu kimseleri sevmez:
    “Allahü (teâlâ) zâlimleri sevmez.” [Âl-i İmrân, 57]
    “Allahü (teâlâ) fesâtçıları sevmez.” [Mâide, 64]
    “Allahü (teâlâ) kibirlenenleri sevmez.” [Nahl, 23]
    Hadis-i şeriflerde sevgi hakkında buyuruldu ki:
    “Allahü teâlâ cemîldir [güzeldir], cemâl sâhiplerini sever.” [Müslim]
    “Seven kişi, sevdiği ile berâberdir.” [Buhârî]
    “Âşık olup, sevgisini gizleyen ve iffetini muhâfaza eden, şehîd olarak ölür.” [Hatîb Bağdâdî]
    “MܒMİN, KURTULUŞA ERMİŞTİR”
    Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîminde meâlen buyuruyor ki:
    “Mü’minler, kurtuluşa ermişlerdir. Onlar namazlarını huşû içerisinde kılar, boş şeylerden yüz çevirir, zekâtlarını verir, iffetlerini korurlar...” [Mü’minûn, 1-5]
    “[Mü’minler] büyük günâhlardan ve hayâsızlıktan sakınır, öfkelenince kusûrları bağışlar ve işlerini aralarında istişâre ederler.” [Şûrâ, 37-38]
    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    “Müslümân, elinden ve dilinden diğer Müslümânların [başka bir rivâyette insanların] sâlim [emîn] oldukları kimsedir.” [Buhârî]
    “Komşusu, kötülüğünden emîn olmayan kimse, [kâmil] mü’min olamaz.” [Buhârî]
    “Mü’min, koku satana benzer. Yanına oturan, beraber gezen veya onunla iş yapan faydasını görür.” [Taberânî]



  3. 12.Ocak.2013, 12:47
    2
    Moderatör



    İyi bir insan nasıl olur?
    iyi bir insan nasıl olmalı


    İyi insan olmak için “kâmil (olgun) bir Müslümân” olmak gerekir. Zâten Müslümân da, iyi insan demektir. “Müslümân”a “mü’min” de denir. Kur’ân-ı kerîmde “el-Mü’min” ve “el-Mü’minûn” isimlerini taşıyan iki sûre-i celîle vardır. Bir Müslümân, herkes için hayır ister. Peygamber Efendimiz, bu konuda buyurmuştur ki: “Kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki [kâmil] Müslümân olasın.” [Harâitî]
    İslâm dîninin gâyesinin, beş şeyi (ya’nî dîni, aklı, nefsi [canı, bedeni], nesli [ırzı, nâmûsu] ve malı) korumak olduğu bildirilmiştir. Bütün Peygamberler, ümmetlerine bildirdikleri emir ve yasaklarda, dâimâ bu beş şeyi gözetmişlerdir. Tabîî ki bu Peygamberler, bu emir ve yasakları, kendiliklerinden değil, Allahü teâlâ nâmına, O’nun emriyle bildirmişlerdir. Bu beş esâsın gâyesi de, îmânı muhâfaza ederek Müslümân olarak ölmektir. Nitekim mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı kerîmde de meâlen buyuruluyor ki: “Ancak Müslümân olarak can veriniz!” [Âl-i İmrân, 102]

    MÜSLÜMÂNLIĞIN GAYESİ NEDİR?
    Müslümânlığın gâyesi, “insanları İslâm-ı hakîkî üzere yaşatıp îmân-ı kâmil ile bu dünyâdan göçmelerini sağlamak ve Cennet’te ebedî saâdete erişmelerini te’mîn etmektir” şeklinde özetlenebilir...
    Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, râhatlık ve saâdet menbaı olan dîni gönderdi. Dînlerin sonuncusu, İslâm dînidir. Aslında Hazret-i Âdem aleyhisselâmdan Peygamber Efendimize kadar gelen dîn tektir, o da tevhîd dîni olan İslâmiyettir. Diğer dînler, kötü insanlar tarafından değiştirildi. Müslümân olsun, kâfir olsun, herhangi bir insan, bilerek veya bilmeyerek İslâmiyet’e uygun yaşarsa, dünyâda hiç sıkıntı çekmez; râhat ve neş’e içinde yaşar. Avrupa’da ve Amerika’da İslâmiyet’e uygun çalışan kâfirler, böyle râhat ediyorlar. Fakat, kâfirlere âhirette hiç sevâp ve mükâfât verilmez. Böyle çalışan, eğer Müslümân olur ise, âhirette de sonsuz saâdete kavuşacaktır.
    İslâm’a tâm uyan tâm huzûrlu olur. İslâmiyet, insanların dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmaları için ihsân edilmiştir. Ama insanın i’tikâdda ve amelde noksânı olursa, huzûrsuz olur. “İslâm, huzûrlu olmaya yeterli mi?” diye bir suâl sorulacak olursa, “elbette yeter” deriz. “Yetmez” diyen, hâşâ, “Allahü teâlâ, dînini eksik göndermiştir” demiş olur, O’na kusûr isnâd etmiş olur.

    SEVGİ VE KARDEŞLİK DÎNİ
    Müslümânlık, sevgi, kardeşlik, afv, mağfiret ve güzel ahlâk dînidir. Kur’ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve İslâm târihi bunun sayısız örnekleriyle doludur. Sevgi hakkındaki sayısız âyet-i kerîmelerden birkaçı meâlen şöyledir:
    Allahü (teâlâ) şu kimseleri sever:
    “Allahü (teâlâ) iyilik edenleri sever.” [Bakara, 195]
    “Allahü (teâlâ) ihsân edenleri sever.” [Âl-i İmrân, 134]
    “Allahü (teâlâ) sabredenleri sever.” [Âl-i İmrân, 146]
    Ama Allahü teâlâ şu kimseleri sevmez:
    “Allahü (teâlâ) zâlimleri sevmez.” [Âl-i İmrân, 57]
    “Allahü (teâlâ) fesâtçıları sevmez.” [Mâide, 64]
    “Allahü (teâlâ) kibirlenenleri sevmez.” [Nahl, 23]
    Hadis-i şeriflerde sevgi hakkında buyuruldu ki:
    “Allahü teâlâ cemîldir [güzeldir], cemâl sâhiplerini sever.” [Müslim]
    “Seven kişi, sevdiği ile berâberdir.” [Buhârî]
    “Âşık olup, sevgisini gizleyen ve iffetini muhâfaza eden, şehîd olarak ölür.” [Hatîb Bağdâdî]
    “MܒMİN, KURTULUŞA ERMİŞTİR”
    Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîminde meâlen buyuruyor ki:
    “Mü’minler, kurtuluşa ermişlerdir. Onlar namazlarını huşû içerisinde kılar, boş şeylerden yüz çevirir, zekâtlarını verir, iffetlerini korurlar...” [Mü’minûn, 1-5]
    “[Mü’minler] büyük günâhlardan ve hayâsızlıktan sakınır, öfkelenince kusûrları bağışlar ve işlerini aralarında istişâre ederler.” [Şûrâ, 37-38]
    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    “Müslümân, elinden ve dilinden diğer Müslümânların [başka bir rivâyette insanların] sâlim [emîn] oldukları kimsedir.” [Buhârî]
    “Komşusu, kötülüğünden emîn olmayan kimse, [kâmil] mü’min olamaz.” [Buhârî]
    “Mü’min, koku satana benzer. Yanına oturan, beraber gezen veya onunla iş yapan faydasını görür.” [Taberânî]



  4. 28.Kasım.2015, 23:46
    3
    melle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2008
    Üye No: 20559
    Mesaj Sayısı: 2,084
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21

    Cevap: iyi insan nasıl olur?

    Iyi insan nasıl olur

    Medeni, kültürlü ve namuslu bir insan; her şeyden önce, dürüst ve çalışkandır. Tahsil yapmış veya okuyarak kendi kendini yetiştirmiştir. Sözü, özü doğrudur. İşlerini, son derece dikkatle, başından sonuna kadar takip eder. Gerekirse, normal iş saatleri’nden daha fazla çalışır.Vatanını, milletini ve bayrağını sever. Memleketin kanunlarına son derece saygılıdır. Onlara karşı gelmez. Âmirlerine itaat eder. Her bakımdan, iyi ahlâkıyla, çevresine örnek olur.İslâmiyetin emir ve yasaklarını iyi öğrenip, onlara titizlikle uyar. Çocuklarının, imânlı ve güzel ahlâklı yetişmelerine çok ehemmiyet verir. Onları, kötü arkadaşlardan ve zararlı yayınlardan korur.Verdiği sözü tutar. Zamanın kıymetini bildiği için, her işini dakikası dakikasına yapar. Üzerine aldığı bir işi bitirmeden, içi rahat etmez. Bir işi yarına bırakmak şöyle dursun, yarın yapılacak işi, mümkünse bugün yapar.



  5. 28.Kasım.2015, 23:46
    3
    Devamlı Üye
    Iyi insan nasıl olur

    Medeni, kültürlü ve namuslu bir insan; her şeyden önce, dürüst ve çalışkandır. Tahsil yapmış veya okuyarak kendi kendini yetiştirmiştir. Sözü, özü doğrudur. İşlerini, son derece dikkatle, başından sonuna kadar takip eder. Gerekirse, normal iş saatleri’nden daha fazla çalışır.Vatanını, milletini ve bayrağını sever. Memleketin kanunlarına son derece saygılıdır. Onlara karşı gelmez. Âmirlerine itaat eder. Her bakımdan, iyi ahlâkıyla, çevresine örnek olur.İslâmiyetin emir ve yasaklarını iyi öğrenip, onlara titizlikle uyar. Çocuklarının, imânlı ve güzel ahlâklı yetişmelerine çok ehemmiyet verir. Onları, kötü arkadaşlardan ve zararlı yayınlardan korur.Verdiği sözü tutar. Zamanın kıymetini bildiği için, her işini dakikası dakikasına yapar. Üzerine aldığı bir işi bitirmeden, içi rahat etmez. Bir işi yarına bırakmak şöyle dursun, yarın yapılacak işi, mümkünse bugün yapar.






+ Yorum Gönder