Konusunu Oylayın.: Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli haberi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli haberi
  1. 08.Ocak.2013, 20:40
    1
    Misafir

    Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli haberi

  2. 09.Ocak.2013, 01:19
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli haberi




    Özgür-Der İzmir Şubesinin seminerlerinin bu haftaki
    konusu 'Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli' idi.



    Özgür-Der İzmir Şubesi Alternatif Eğitim Seminerleri'nin bu haftaki konusu
    'Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli', konuğu ise Özgür-Der Çorum Şube Başkanı
    Bülent Gökgöz idi.

    Bülent Gökgöz, sunumunda özetle şunları anlattı:

    Mu'tezile kelime olarak (i'tezele sözcüğünden türeyerek) "ayrılanlar,
    uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler" anlamına gelir. Büyük günah işleyen
    kimsenin iman ile küfür arası bir mertebede olduğunu söyleyerek Ehl-i Sünnet
    bilginlerinden Hasan-ı Basrî'nin dersini terk eden Vâsıl bin Atâ ile ona
    uyanların oluşturduğu ekol bu isimle anılır. Mu‘tezile ise kendini "ehlü'l-adl
    ve'ttevhîd" ("adalet ve tevhid ehli") diye adlandırır. Mutezile mezhebinden olan
    kişiye mutezili denir.

    Mu'tezile mezhebinin kendi içinde barındırdığı beş esası vardır,

    Bu mezhep, aynı zamanda iyi bir edebiyatçı ve tefsirci olan Ebü'l-Hüzeyl el-
    Allâf, Nazzâm, Câhiz, Bişr b. Mutemir, Cübbâî, Kadî Abdülcebbâr ve Zemahşerî
    gibi büyük kelâmcılar yetiştirmiştir.

    Abbâsîler döneminde en parlak günlerini yaşamış olan Mu'tezile, daha sonra
    etkinliğini hatta bir mezhep olma hüviyetini yitirmiştir. Günümüzde Mu'tezile
    başlı başına bir mezhep olarak mevcut olmamakla birlikte bazı görüşleri Şîa'nın
    Caferiyye ve Zeydiyye kolları ile Hâricîliğin İbadiyye kolunda yaşamaktadır.

    Tevhid ve Adalet ehli (TAE) “Günahlarınızın sorumluluğunu Allah'a yüklemeyin”
    der.

    Hz. Ömer de bir hırsızlık olayı sonrası “Ben çalmadım, bana Allah çaldırdı, o
    öyle istediği için öyle oldu” diyen birine hem el kesme hem de Allah'a iftira
    attığı için kırbaç cezası vermiştir. Yani Mutezile'nin de üzerinde durduğu bu
    türden tartışmalar, sahabe ve halifeler döneminde de mevcut.

    TAE hristiyanlarla, yahudilerle, mecusilerle, budistlerle tartışıyorlar.
    Tartışırlarken, onların anlayacağı dilde, onların argümanlarılya konuşuyorlar.
    Kur'an'a iman etmeyen birine ayet ya da hadis okumaya kalkmıyorlar. Bu esna da
    elbette ki etkileşim olmuş olması mümkündür ama oryantalistlerin iddia ettiği
    gibi TAE'nin eski Yunan felsefesinden, İsrailiyat'tan ve Mesihiyyat'tan
    etkilenip de ortaya çıktığı görüşü gerçek dışıdır. Onların derdi, İslam'ın
    böylesi dinamik ve hayatın içinde, üretken bir ekol ortaya çıkardığı gerçeğini
    örtbas etmektir. TAE ile ilgili kaynaklar 1950lerde Muhammed Ammara tarafından
    Yemen'deki kütüphanelerden gün yüzüne çıkarılmıştır. Halen Vatikan'da, Milano
    Kütüphanesi'nde, British Muesum'da TAE tarafından kaleme alınan el yazması
    eserler mevcuttur.

    TAE, özellikle hadisçiler tarafından eleştirilmiştir. Kendilerine Kaderiye
    ismi yafta olarak verilmiştir. “Kaderiye'den biri öldükten sonra gömülse, üç gün
    sonra gidilip mezarı açılsa, kıblenin tersine dönmüş olduüğu görülür” tarzında
    hadis rivayetleri(!) dahi uydurulmuştur TAE için.

    TAE, Allah'ın kanunlarının hakim olması için devrimi gerekli görür. Baştaki
    sultan/emir zalimse, fasıksa vs. indirilmesi gerekir. Ama şartlar oluşmadan
    yapılacak bir silahlı direnişi saçma ve gereksiz görür. Yönetime muhalif
    olunduğu, zamana ve mekana göre değişebilecek şartlarla sürekli olarak dile
    getirilmelidir. Örgütlü bir muhalefet öncelenmelidir. Kıyam konusunda ise
    aceleciliğe kapılınılmamalıdır. Galip gelinmesi durumu ağır bastığı zaman
    silahlı direniş durumuna geçilmelidir. Başa gelecek yönetim veraset vs. ile
    değil, mutlaka seçim ile gelmelidir. Devrim sadece baştaki zalimi indirmekle
    kalmamalı, toplumsal gelişme ve iyileşme ile birlikte inançta tevhid
    ve hayatta adalet hakim kılınmalıdır.


  3. 09.Ocak.2013, 01:19
    2
    Hadimul Müslimin



    Özgür-Der İzmir Şubesinin seminerlerinin bu haftaki
    konusu 'Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli' idi.



    Özgür-Der İzmir Şubesi Alternatif Eğitim Seminerleri'nin bu haftaki konusu
    'Mutezile: Tevhid ve Adalet Ehli', konuğu ise Özgür-Der Çorum Şube Başkanı
    Bülent Gökgöz idi.

    Bülent Gökgöz, sunumunda özetle şunları anlattı:

    Mu'tezile kelime olarak (i'tezele sözcüğünden türeyerek) "ayrılanlar,
    uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler" anlamına gelir. Büyük günah işleyen
    kimsenin iman ile küfür arası bir mertebede olduğunu söyleyerek Ehl-i Sünnet
    bilginlerinden Hasan-ı Basrî'nin dersini terk eden Vâsıl bin Atâ ile ona
    uyanların oluşturduğu ekol bu isimle anılır. Mu‘tezile ise kendini "ehlü'l-adl
    ve'ttevhîd" ("adalet ve tevhid ehli") diye adlandırır. Mutezile mezhebinden olan
    kişiye mutezili denir.

    Mu'tezile mezhebinin kendi içinde barındırdığı beş esası vardır,

    Bu mezhep, aynı zamanda iyi bir edebiyatçı ve tefsirci olan Ebü'l-Hüzeyl el-
    Allâf, Nazzâm, Câhiz, Bişr b. Mutemir, Cübbâî, Kadî Abdülcebbâr ve Zemahşerî
    gibi büyük kelâmcılar yetiştirmiştir.

    Abbâsîler döneminde en parlak günlerini yaşamış olan Mu'tezile, daha sonra
    etkinliğini hatta bir mezhep olma hüviyetini yitirmiştir. Günümüzde Mu'tezile
    başlı başına bir mezhep olarak mevcut olmamakla birlikte bazı görüşleri Şîa'nın
    Caferiyye ve Zeydiyye kolları ile Hâricîliğin İbadiyye kolunda yaşamaktadır.

    Tevhid ve Adalet ehli (TAE) “Günahlarınızın sorumluluğunu Allah'a yüklemeyin”
    der.

    Hz. Ömer de bir hırsızlık olayı sonrası “Ben çalmadım, bana Allah çaldırdı, o
    öyle istediği için öyle oldu” diyen birine hem el kesme hem de Allah'a iftira
    attığı için kırbaç cezası vermiştir. Yani Mutezile'nin de üzerinde durduğu bu
    türden tartışmalar, sahabe ve halifeler döneminde de mevcut.

    TAE hristiyanlarla, yahudilerle, mecusilerle, budistlerle tartışıyorlar.
    Tartışırlarken, onların anlayacağı dilde, onların argümanlarılya konuşuyorlar.
    Kur'an'a iman etmeyen birine ayet ya da hadis okumaya kalkmıyorlar. Bu esna da
    elbette ki etkileşim olmuş olması mümkündür ama oryantalistlerin iddia ettiği
    gibi TAE'nin eski Yunan felsefesinden, İsrailiyat'tan ve Mesihiyyat'tan
    etkilenip de ortaya çıktığı görüşü gerçek dışıdır. Onların derdi, İslam'ın
    böylesi dinamik ve hayatın içinde, üretken bir ekol ortaya çıkardığı gerçeğini
    örtbas etmektir. TAE ile ilgili kaynaklar 1950lerde Muhammed Ammara tarafından
    Yemen'deki kütüphanelerden gün yüzüne çıkarılmıştır. Halen Vatikan'da, Milano
    Kütüphanesi'nde, British Muesum'da TAE tarafından kaleme alınan el yazması
    eserler mevcuttur.

    TAE, özellikle hadisçiler tarafından eleştirilmiştir. Kendilerine Kaderiye
    ismi yafta olarak verilmiştir. “Kaderiye'den biri öldükten sonra gömülse, üç gün
    sonra gidilip mezarı açılsa, kıblenin tersine dönmüş olduüğu görülür” tarzında
    hadis rivayetleri(!) dahi uydurulmuştur TAE için.

    TAE, Allah'ın kanunlarının hakim olması için devrimi gerekli görür. Baştaki
    sultan/emir zalimse, fasıksa vs. indirilmesi gerekir. Ama şartlar oluşmadan
    yapılacak bir silahlı direnişi saçma ve gereksiz görür. Yönetime muhalif
    olunduğu, zamana ve mekana göre değişebilecek şartlarla sürekli olarak dile
    getirilmelidir. Örgütlü bir muhalefet öncelenmelidir. Kıyam konusunda ise
    aceleciliğe kapılınılmamalıdır. Galip gelinmesi durumu ağır bastığı zaman
    silahlı direniş durumuna geçilmelidir. Başa gelecek yönetim veraset vs. ile
    değil, mutlaka seçim ile gelmelidir. Devrim sadece baştaki zalimi indirmekle
    kalmamalı, toplumsal gelişme ve iyileşme ile birlikte inançta tevhid
    ve hayatta adalet hakim kılınmalıdır.





+ Yorum Gönder