Konusunu Oylayın.: Mutezile Fırkası'nın Çıkışı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mutezile Fırkası'nın Çıkışı
  1. 08.Ocak.2013, 20:32
    1
    Misafir

    Mutezile Fırkası'nın Çıkışı






    Mutezile Fırkası'nın Çıkışı Mumsema Mutezile Fırkası'nın Çıkışı


  2. 08.Ocak.2013, 20:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 09.Ocak.2013, 02:12
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mutezile Fırkası'nın Çıkışı




    Mutezile Fırkası Emeviler devrinde ortaya çıkmakla beraber, en canlı dönemini
    Abbasiler devrinde yaşamıştır.
    1
    Kelam ilmiyle ilgili meseleleri ilk kez aklın ve felsefenin ışığı altında incelemek ve bu
    şekilde bu ilme alışılmışın dışında değişik bir yön vermek cesaretini gösteren Mutezile
    Fırkası’nın yaşadığı asır , İslam düşüncesinde çok çeşitli fikir cereyanlarının hakim olduğu ve
    itikadi konularda önemli bir takım olayların olduğu kritik bir zamana rastlar. Bidayeten Arap
    Yarımadası’nın küçük bir şehrinde doğan İslamiyet , hızla gelişmiş , yayılmış ve nihayet bir
    çok ülkeleri, kavimleri, inançları, adet ve kültürleri farklı olan yabancı unsurları bünyesinde
    toplamış ve kozmopolit bir toplum ortaya çıkmıştır.
    2
    Tek Tanrı inancı,Kelam ilminin temel konusudur.Bunun için bu ilme “Tevhid İlmi” de
    denilmiştir.Tevhid ilkesi, gelmiş , geçmiş bütün dinlerde mevcuttu.Yani bir Tanrı inancı bütün
    dinlerin temel esası idi.Bu itibarla , Tanrı düşüncesi ile ilgili fikirler hükümler hiçbir devirde ,
    hiçbir peygamberin şeriatında değişmemiştir.Kuran’ı Kerim’de kuvvetli delillerle bu
    hükümler beyan edilmiştir.
    3
    Üstün bir varlığa inanma ihtiyacı her insanda vardır ve her insan fıtri olarak
    şüphecidir. Her şeye özellikle metafizik bilgilere şüpheyle bakmak yapısında vardır.İşte
    bundan dolayı her devirde ve her Peygamberin ümmetinde dini telkin ve irşatta bulunmakla
    mükellef dini liderlerin bu ödevi yerine getirmekte izlemiş oldukları metodun yetersiz olması
    ve özellikle akli delillere gerekli önemi vermemiş olmaları,bu gibi davetlerin çoğu zaman
    insanlar tarafından şüpheyle karşılanmasına ve bunun yanı sıra doğal olan dini ihtiyaçların
    giderilmesi için tek Tanrı inancı yanında , çok Tanrı düşüncesi gibi bir takım inançların
    doğmasına sebep olmuştur.
    Peygamberimiz İslamiyet ile gönderildiğinde Arap Yarımadasında çok tanrıcılık
    inancı hakimdi. Her ne kadar Araplar arasında Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi semavi dinlere
    mensup insanlar varsa da büyük putperest idi.
    4 Toplumun çoğunluğu kendi meydana



  4. 09.Ocak.2013, 02:12
    2
    Editör



    Mutezile Fırkası Emeviler devrinde ortaya çıkmakla beraber, en canlı dönemini
    Abbasiler devrinde yaşamıştır.
    1
    Kelam ilmiyle ilgili meseleleri ilk kez aklın ve felsefenin ışığı altında incelemek ve bu
    şekilde bu ilme alışılmışın dışında değişik bir yön vermek cesaretini gösteren Mutezile
    Fırkası’nın yaşadığı asır , İslam düşüncesinde çok çeşitli fikir cereyanlarının hakim olduğu ve
    itikadi konularda önemli bir takım olayların olduğu kritik bir zamana rastlar. Bidayeten Arap
    Yarımadası’nın küçük bir şehrinde doğan İslamiyet , hızla gelişmiş , yayılmış ve nihayet bir
    çok ülkeleri, kavimleri, inançları, adet ve kültürleri farklı olan yabancı unsurları bünyesinde
    toplamış ve kozmopolit bir toplum ortaya çıkmıştır.
    2
    Tek Tanrı inancı,Kelam ilminin temel konusudur.Bunun için bu ilme “Tevhid İlmi” de
    denilmiştir.Tevhid ilkesi, gelmiş , geçmiş bütün dinlerde mevcuttu.Yani bir Tanrı inancı bütün
    dinlerin temel esası idi.Bu itibarla , Tanrı düşüncesi ile ilgili fikirler hükümler hiçbir devirde ,
    hiçbir peygamberin şeriatında değişmemiştir.Kuran’ı Kerim’de kuvvetli delillerle bu
    hükümler beyan edilmiştir.
    3
    Üstün bir varlığa inanma ihtiyacı her insanda vardır ve her insan fıtri olarak
    şüphecidir. Her şeye özellikle metafizik bilgilere şüpheyle bakmak yapısında vardır.İşte
    bundan dolayı her devirde ve her Peygamberin ümmetinde dini telkin ve irşatta bulunmakla
    mükellef dini liderlerin bu ödevi yerine getirmekte izlemiş oldukları metodun yetersiz olması
    ve özellikle akli delillere gerekli önemi vermemiş olmaları,bu gibi davetlerin çoğu zaman
    insanlar tarafından şüpheyle karşılanmasına ve bunun yanı sıra doğal olan dini ihtiyaçların
    giderilmesi için tek Tanrı inancı yanında , çok Tanrı düşüncesi gibi bir takım inançların
    doğmasına sebep olmuştur.
    Peygamberimiz İslamiyet ile gönderildiğinde Arap Yarımadasında çok tanrıcılık
    inancı hakimdi. Her ne kadar Araplar arasında Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi semavi dinlere
    mensup insanlar varsa da büyük putperest idi.
    4 Toplumun çoğunluğu kendi meydana






+ Yorum Gönder