Konusunu Oylayın.: Mutezile ve cebriye hakkında

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mutezile ve cebriye hakkında
  1. 08.Ocak.2013, 20:29
    1
    Misafir

    Mutezile ve cebriye hakkında






    Mutezile ve cebriye hakkında Mumsema mutezile ve cebriye


  2. 08.Ocak.2013, 20:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 09.Ocak.2013, 01:57
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: mutezile ve cebriye hakkında




    Hz. Ali döneminde meydana gelen "hakem olayında" hakemi kabul edenler hariciler tarafından tekfir edilince, müslümanlar arasında "mürtekib-i kebire" yani büyük günah işleyenin durumu gündeme gelir. Hariciler mürtekib-i kebireyi tereddütsüz kafir olarak nitelerler. (1) Mürcie mezhebi ise,"küfür ile taat fayda vermediği gibi, iman ile de masiyet bir zarar vermez" derler. (2)

    İşte bu ortamda yeni bir ekol ortaya çıkar:
    Biri Hasan-ı Basrinin sohbet meclisine gelir, "Mürtekib-i kebire hakkında siz ne diyorsunuz? Bir kısmı tekfir ediyor, bir kısmı iman olunca zararı olmaz diyorlar" diye sorar. Hasan-ı Basri daha cevap vermeden, sohbetine devam edenlerden Vasıl b. Ata, "ben mürtekib-i kebireye mümin demem. Kafir de demem. "El- Menzile beynel- menzileteyn" Ne mümindir, ne de kafir" der. Sonra kalkar, meclisin içinde bir köşeye çekilir. Hasan-ı Basri, "Vasıl bizden itizal etti (ayrıldı)" der. (3) Hasan-ı Basrinin cümlesinde yer alan itizal kelimesinden hareketle bu yeni ekole mutezile adı verilir.

    Bu ekolün mensupları aklı esas kabul ederler. Akıllarına sığmayan sahih hadisleri inkarda bir beis görmezler. (4) Göz ile rüyetullahı reddederler. "Allahın kelâmı mahluktur" derler. Kaderi inkar eder ve "Allah beşer ve hayvanların fiillerinin Halıkı değildir" derler. (5)

    Kader meselesinde Mutezile ve Cebriye birbiriyle tam bir tezat içindedir. Cebriye, kula bir şey vermez, onun fiillerini Allaha izafe ederler. (6) Mutezile ise, "kul fiillerinin yaratıcısıdır" diyerek kaderi ibtal cihetine giderler. (7)

    Mutezile mezhebi, Emeviler döneminde fikri bir hareket olarak kendini gösterir. Abbasiler döneminde ise, devletin resmi ideolojisi haline gelir. Özellikle "Kuran mahluktur" iddialarını zorla kabul ettirmeye çalışırlar. Bu görüşü reddedenler pek çok mihnet ve meşakkate maruz bırakılır. (8) Ahmed b. Hanbel onsekiz ay hapiste kalır. Yusuf b. Yahya, Nuaym b. Hammad, Ahmed b. Nasr gibi bazı zatlar ise bu yolda işkence altında hayatlarını kaybederler.

    Kaynaklar: 1-Taftezani, Şerhul- Akaid, s. 140-141
    2-Şehristani, s. 137; Ebu Zehra, I, 132-133; Kılavuz, s. 312
    3-Şehristani, s. 42; Ebu Zehra, I, 138
    4-Zehebi, Muhammed Hüseyn, Et-Tefsir vel- Müfessirun, Daru İhyait- Türasil- Arabi, Beyrut, ts., I, 373
    5-Bağdadi, Hatib, El-Fark beynel- Fırak, Mektebetu Darut- Türas, Kahire, s. 114-115
    6-Şehristani, s. 72; Ebu Zehra, I, 115; Kılavuz, s. 313
    7-Şehristani, s. 39
    8-Ebu Zehra, I, 147



  4. 09.Ocak.2013, 01:57
    2
    Editör



    Hz. Ali döneminde meydana gelen "hakem olayında" hakemi kabul edenler hariciler tarafından tekfir edilince, müslümanlar arasında "mürtekib-i kebire" yani büyük günah işleyenin durumu gündeme gelir. Hariciler mürtekib-i kebireyi tereddütsüz kafir olarak nitelerler. (1) Mürcie mezhebi ise,"küfür ile taat fayda vermediği gibi, iman ile de masiyet bir zarar vermez" derler. (2)

    İşte bu ortamda yeni bir ekol ortaya çıkar:
    Biri Hasan-ı Basrinin sohbet meclisine gelir, "Mürtekib-i kebire hakkında siz ne diyorsunuz? Bir kısmı tekfir ediyor, bir kısmı iman olunca zararı olmaz diyorlar" diye sorar. Hasan-ı Basri daha cevap vermeden, sohbetine devam edenlerden Vasıl b. Ata, "ben mürtekib-i kebireye mümin demem. Kafir de demem. "El- Menzile beynel- menzileteyn" Ne mümindir, ne de kafir" der. Sonra kalkar, meclisin içinde bir köşeye çekilir. Hasan-ı Basri, "Vasıl bizden itizal etti (ayrıldı)" der. (3) Hasan-ı Basrinin cümlesinde yer alan itizal kelimesinden hareketle bu yeni ekole mutezile adı verilir.

    Bu ekolün mensupları aklı esas kabul ederler. Akıllarına sığmayan sahih hadisleri inkarda bir beis görmezler. (4) Göz ile rüyetullahı reddederler. "Allahın kelâmı mahluktur" derler. Kaderi inkar eder ve "Allah beşer ve hayvanların fiillerinin Halıkı değildir" derler. (5)

    Kader meselesinde Mutezile ve Cebriye birbiriyle tam bir tezat içindedir. Cebriye, kula bir şey vermez, onun fiillerini Allaha izafe ederler. (6) Mutezile ise, "kul fiillerinin yaratıcısıdır" diyerek kaderi ibtal cihetine giderler. (7)

    Mutezile mezhebi, Emeviler döneminde fikri bir hareket olarak kendini gösterir. Abbasiler döneminde ise, devletin resmi ideolojisi haline gelir. Özellikle "Kuran mahluktur" iddialarını zorla kabul ettirmeye çalışırlar. Bu görüşü reddedenler pek çok mihnet ve meşakkate maruz bırakılır. (8) Ahmed b. Hanbel onsekiz ay hapiste kalır. Yusuf b. Yahya, Nuaym b. Hammad, Ahmed b. Nasr gibi bazı zatlar ise bu yolda işkence altında hayatlarını kaybederler.

    Kaynaklar: 1-Taftezani, Şerhul- Akaid, s. 140-141
    2-Şehristani, s. 137; Ebu Zehra, I, 132-133; Kılavuz, s. 312
    3-Şehristani, s. 42; Ebu Zehra, I, 138
    4-Zehebi, Muhammed Hüseyn, Et-Tefsir vel- Müfessirun, Daru İhyait- Türasil- Arabi, Beyrut, ts., I, 373
    5-Bağdadi, Hatib, El-Fark beynel- Fırak, Mektebetu Darut- Türas, Kahire, s. 114-115
    6-Şehristani, s. 72; Ebu Zehra, I, 115; Kılavuz, s. 313
    7-Şehristani, s. 39
    8-Ebu Zehra, I, 147






+ Yorum Gönder