Konusunu Oylayın.: Doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 17 kişi
Doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur
  1. 06.Ocak.2013, 17:28
    1
    Misafir

    Doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur






    Doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur Mumsema doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur sözü kimin ve ne anlatılmak isteniyor?


  2. 06.Ocak.2013, 17:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur sözü kimin ve ne anlatılmak isteniyor?


    Benzer Konular

    - Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur?

    - Haya nasıl korunur?

    - Gözler Nasıl Korunur

    - Aşk ve Şevk Nasıl Korunur

    - Nefreti nefretle değil, sevgiyle yok edebiliriz

  3. 06.Ocak.2013, 20:59
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur




    ÇEVRE BİLİNCİ VE ORMANLARIMIZ
    ORMAN NEDEN KORUNMALI

    Aziz Mü’minler!
    Kâinatta bulunan her şey, Allah’ın bize ihsan ettiği birer nimettir. İnsanoğlu bu nimetleri saymaya dahi güç yetiremez. Kâinattaki bütün varlıkları bir düzen ve uyum içerisinde yaratmış olan Yüce Allah, insanların ve bütün canlıların rızıklarını da aynı düzen ve denge içinde sağlamıştır. Bize düşen görev de bu ilâhi düzeni korumaktır. Zira bu insanın kendi hayatını koruması anlamına gelir. İnsanın hayatını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için, kendine zarar verecek her konuda dikkatli olması gerekmektedir. Bu da ancak temiz, sağlıklı, düzenli bir çevre içinde yaşamakla; diğer bir ifade ile herkesin iyi bir çevre bilincine sahip olması ile mümkün olur.

    Çevre bilincine sahip olmayan bir insan, yaşadığı dünyayı kendisinin dışında başkalarının da kullanacağını idrak edemez. Hâlbuki çevre, bize geçmişten kalan bir miras değil; korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara en güzel şekilde devredilmesi gereken bir emanettir.

    Muhterem Mü’minler!
    İslâmiyet sadece insanlar arasındaki ilişkiyi değil, aynı zamanda insan-tabiat ve insan-çevre ilişkilerini de düzenlemiştir. Bunun tabii bir sonucu olarak da insan; tabiat ve hayvanlara karşı olan tavır ve fiillerinden de Allah’a karşı sorumlu tutulmuştur. “Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Ölçüde haddi aşmayın.[i] buyuran Yüce Allah, kâinatta tabii ve ekolojik dengenin var olduğuna dikkatlerimizi çekerek buna uymamızı, başta insanlar olmak üzere tabiattaki varlıklara zarar verici şeylerden kaçınmamızı emretmektedir. Aksi takdirde, bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade buyurmaktadır: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır[ii]




    Değerli Mü’minler!
    Çevre bilincinin en önemli hususlarından biri de kuşkusuz temizlik olgusudur. Temizliği imanın bir parçası sayan bir dinin mensuplarıyız. Her konuda insanlık âlemi için en güzel örnek olan Yüce Peygamberimiz (s.a.v.), çevre temizliğine de azami derecede dikkat edilmesini istemiştir. Bir hadis-i şeriflerinde bu konuda şöyle buyurmuşlardır: “ Şüphesiz ki Yüce Allah güzeldir, güzeli sever. Temizdir, temizi sever. Kerim ve cömerttir, kerem ve cömerdi sever. Öyle ise evlerinizi, iş yerlerinizi ve çevrenizi temiz tutun.”[iii]

    Allah’ın bize sunduğu nimetlerden biri de insanlık âlemi için doğal güzellik ve zenginlik kaynağı olan ormanlarımızdır. Yaşadığımız evimiz, önümüzdeki masamız, oturduğumuz sandalyemiz, elimizdeki kalem, defter ve kitabımızdan tutun da yaktığımız oduna kadar sayısız nimetlerinden faydalandığımız; yaprağından, çiçeğinden, meyvesinden, gölgesinden, kokusundan ve tabii güzelliğinden yararlandığımız ağaçlar aynı zamanda sağlıklı yaşamımız için de bir oksijen kaynağı görevi görmektedirler.

    Ne yazık ki, bu nimetlerin kıymetini idrak edemeyen, çevre bilincinden yoksun insanlarca ağaçların gelişi güzel kesilmesi, ormanların tahrip edilmesi; her yıl yüz binlerce dönüm arazinin erozyonla heba edilmesine, doğal güzelliklerimizin yok olmasına ve sağlıklı bir yaşamdan mahrum kalmamıza neden olmaktadır. Bu, aynı zamanda kul hakkına da büyük bir tecavüzdür. Peygamberimiz (s.a.v.) yeşil alanları korumayı, ağaç dikimini yaygınlaştırmayı İslâmi ve insani bir görev olarak göstermiştir. Efendimiz (s.a.v.): “Kıyamet kopmaya başladığında birinizin elinde bir ağaç fidanı bulunsa ve o kişinin de kıyamet kopmadan onu dikmeye gücü yeterse, hemen onu diksin.”[iv] buyurmak suretiyle de bu konunun önemine dikkatlerimizi çekmiştir.

    Aziz Kardeşlerim!
    Şunu çok iyi bilelim ki; Allah’ın bize ihsan ettiği bunca nimetlerin kıymetini bilmemiz, emanet şuuru içinde bu nimetleri korumamız, üzerimizde bulunan dini bir vecibedir. Gelecek nesillerin de bu nimetlerde hakkı olduğu asla unutulmamalıdır.


    HAZIRLAYANIN ADI-SOYADI: A. Celil ÇAKAR
    ÜNVANI: Karamürsel Müftüsü

    Kocaeli Müftülüğünün 25.03.2011 tarihli hutbesidir.


    [i]Rahman 55/7-8

    [ii] Rum 30/41

    [iii] Tirmizi “Edeb” 41, H.No: 2799

    [iv] Ahmed bin Hanbel, III, 191


  4. 06.Ocak.2013, 20:59
    2
    Üye



    ÇEVRE BİLİNCİ VE ORMANLARIMIZ
    ORMAN NEDEN KORUNMALI

    Aziz Mü’minler!
    Kâinatta bulunan her şey, Allah’ın bize ihsan ettiği birer nimettir. İnsanoğlu bu nimetleri saymaya dahi güç yetiremez. Kâinattaki bütün varlıkları bir düzen ve uyum içerisinde yaratmış olan Yüce Allah, insanların ve bütün canlıların rızıklarını da aynı düzen ve denge içinde sağlamıştır. Bize düşen görev de bu ilâhi düzeni korumaktır. Zira bu insanın kendi hayatını koruması anlamına gelir. İnsanın hayatını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için, kendine zarar verecek her konuda dikkatli olması gerekmektedir. Bu da ancak temiz, sağlıklı, düzenli bir çevre içinde yaşamakla; diğer bir ifade ile herkesin iyi bir çevre bilincine sahip olması ile mümkün olur.

    Çevre bilincine sahip olmayan bir insan, yaşadığı dünyayı kendisinin dışında başkalarının da kullanacağını idrak edemez. Hâlbuki çevre, bize geçmişten kalan bir miras değil; korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara en güzel şekilde devredilmesi gereken bir emanettir.

    Muhterem Mü’minler!
    İslâmiyet sadece insanlar arasındaki ilişkiyi değil, aynı zamanda insan-tabiat ve insan-çevre ilişkilerini de düzenlemiştir. Bunun tabii bir sonucu olarak da insan; tabiat ve hayvanlara karşı olan tavır ve fiillerinden de Allah’a karşı sorumlu tutulmuştur. “Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Ölçüde haddi aşmayın.[i] buyuran Yüce Allah, kâinatta tabii ve ekolojik dengenin var olduğuna dikkatlerimizi çekerek buna uymamızı, başta insanlar olmak üzere tabiattaki varlıklara zarar verici şeylerden kaçınmamızı emretmektedir. Aksi takdirde, bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade buyurmaktadır: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır[ii]




    Değerli Mü’minler!
    Çevre bilincinin en önemli hususlarından biri de kuşkusuz temizlik olgusudur. Temizliği imanın bir parçası sayan bir dinin mensuplarıyız. Her konuda insanlık âlemi için en güzel örnek olan Yüce Peygamberimiz (s.a.v.), çevre temizliğine de azami derecede dikkat edilmesini istemiştir. Bir hadis-i şeriflerinde bu konuda şöyle buyurmuşlardır: “ Şüphesiz ki Yüce Allah güzeldir, güzeli sever. Temizdir, temizi sever. Kerim ve cömerttir, kerem ve cömerdi sever. Öyle ise evlerinizi, iş yerlerinizi ve çevrenizi temiz tutun.”[iii]

    Allah’ın bize sunduğu nimetlerden biri de insanlık âlemi için doğal güzellik ve zenginlik kaynağı olan ormanlarımızdır. Yaşadığımız evimiz, önümüzdeki masamız, oturduğumuz sandalyemiz, elimizdeki kalem, defter ve kitabımızdan tutun da yaktığımız oduna kadar sayısız nimetlerinden faydalandığımız; yaprağından, çiçeğinden, meyvesinden, gölgesinden, kokusundan ve tabii güzelliğinden yararlandığımız ağaçlar aynı zamanda sağlıklı yaşamımız için de bir oksijen kaynağı görevi görmektedirler.

    Ne yazık ki, bu nimetlerin kıymetini idrak edemeyen, çevre bilincinden yoksun insanlarca ağaçların gelişi güzel kesilmesi, ormanların tahrip edilmesi; her yıl yüz binlerce dönüm arazinin erozyonla heba edilmesine, doğal güzelliklerimizin yok olmasına ve sağlıklı bir yaşamdan mahrum kalmamıza neden olmaktadır. Bu, aynı zamanda kul hakkına da büyük bir tecavüzdür. Peygamberimiz (s.a.v.) yeşil alanları korumayı, ağaç dikimini yaygınlaştırmayı İslâmi ve insani bir görev olarak göstermiştir. Efendimiz (s.a.v.): “Kıyamet kopmaya başladığında birinizin elinde bir ağaç fidanı bulunsa ve o kişinin de kıyamet kopmadan onu dikmeye gücü yeterse, hemen onu diksin.”[iv] buyurmak suretiyle de bu konunun önemine dikkatlerimizi çekmiştir.

    Aziz Kardeşlerim!
    Şunu çok iyi bilelim ki; Allah’ın bize ihsan ettiği bunca nimetlerin kıymetini bilmemiz, emanet şuuru içinde bu nimetleri korumamız, üzerimizde bulunan dini bir vecibedir. Gelecek nesillerin de bu nimetlerde hakkı olduğu asla unutulmamalıdır.


    HAZIRLAYANIN ADI-SOYADI: A. Celil ÇAKAR
    ÜNVANI: Karamürsel Müftüsü

    Kocaeli Müftülüğünün 25.03.2011 tarihli hutbesidir.


    [i]Rahman 55/7-8

    [ii] Rum 30/41

    [iii] Tirmizi “Edeb” 41, H.No: 2799

    [iv] Ahmed bin Hanbel, III, 191


  5. 17.Kasım.2014, 19:40
    3
    Misafir

    Cevap: doğa bekçiyle değil sevgiyle korunur

    bekçilik değil doğayı severek doğayı güzel yaparsınız.


  6. 17.Kasım.2014, 19:40
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    bekçilik değil doğayı severek doğayı güzel yaparsınız.





+ Yorum Gönder