Konusunu Oylayın.: Abdülaziz Bayındır'ın “Allah Geleceği Bilmez” dalaleti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Abdülaziz Bayındır'ın “Allah Geleceği Bilmez” dalaleti
  1. 12.Ocak.2013, 13:45
    25
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    reklam


    isimli konu Mumsema.com
    Çelebiler kardeşim, ben videoyu izledim....Adam ne dediğini bilmiyor...Tamamen dağılmış...kendinde değil...En sarih ayetleri sırf "bilmenin zorlamak olmadığını ve ezeliyet" hakikatlerini anlamadığından" tevil ediyor....Bunlardan bazıları şöyledir:

    1-Mesela, "tebbet" suresi için "bu sure nazil olurken ebu leheb ve karısı hayatta değildi" diye tahmin yürütüyor.....Sürenin sebeb-i nuzülü ile ilgili hadis-i şerifi inkar ediyor..Halbuki adam bilmiyor ki, Allah bildiği için ebu leheb ve karısı cehennem gitmiyor...Onlar cehenneme gittikleri için Allah biliyor...Yani, Allah ezeli olduğu ve bütün zamanları ve bütün mekanları bir anda gördüğü ve bildiği için, onların cüzi iradelerini imana ve hidayete değil de ölene kadar küfre ve inkara kullanacağını biliyor ve görüyor ve akibetlerini haber veriyor...Yani, yine bilmenin zorlamak olduğu hatasından kaynaklanan hatalı bir tevil.

    2-"hatemallahü ala kulubihim" gibi sarih bir ayetin başına "sanki" kelimesini getiriyor...Yani, sarih bir ayeti sırf kendine delil olsun diye tevil ediyor...Halbuki, burada da Allahın ezeli ilminin ispatı vardır....Yani, Allah ezeli ilmi ile bazı müşriklerin iman etmeyeceğini, yani cüzi iradelerini iman ve hidayete kullanmayacağını biliyor ve onların kalplerine hatem vuruyor....Yani, bazı müşrikler küfür ile kendi mahiyetlerini öyle bozuyorlar ki, daha hidayet ve hayrı kabule istidatları kalmıyor..Allah bunların ölünceye kadar iman etmeyeceklerini bildikleri için, başkalarının zarar görmemesi için, kalplerine kilit vuruyor....

    3-Mesela, bayındır'ın bu meselede ne kadar dağıldığının ve kafasının ne kadar karışık olduğunun en büyük delili şu sorusudur: "çocuğun eceli belli ise, niye ecelinden önce ölüyor"....Bence bayındır gidip biraz dinlenmeli....ey bayındır, o çocuğun ecelini biliyor musun ki "çocuk ecelinden önce öldü" diyorsun.....Ecelinden önce öldüğünü nereden biliyorsun?

    4-Bu adam kadere iman edenlere de iftira atıyor.....Kadere iman edenleri "yan gelip yatanlar" olarak tarif ediyor....Bayındırın bu cümlesi kaderi ne kadar basit anladığını, daha doğrusu anlamadığını çok açık göstermektedir...Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebinin kader inancında "yan gelip yatmak" yoktur....Çünkü, bizim itikadımız böyle değildir....Bizim itikadımızda Allah bize bir cüzi irade vermiştir...Yani, yaptığımız kötülüklerden mesulüz...Allah, bizim cüzi irademizi nasıl kullanacağımızı biliyor ve ona göre bize bir kader çiziyor...Yani, mesela Allah bir kimsenin ecelini tayin ederken, başka bir kimsenin cüz-i iradesiyle ateş edeceğini ve bizi vuracağını biliyorBizim rızkımızı belirlerken bizim cüzi irademizle yaptığımız çalışmaları ve duaları da biliyor ve ona bakarak bize rızık tayin ediyor...Mesela, bizim cüzi irademizi kullanarak nasıl bir hayat yaşayacağımızı biliyor ve bize ona göre bir kader ve akibet belirliyor....Yani, bayındırın zannettiği gibi kader cüzi iradeden hariç değil...Öyle ise, kadere hakiki iman eden biri Allahın cüzi iradesine nazar ettiğini ve ona göre bir kader yazdığını bildiği için vazifesini tam olarak yapar...Allahın vazifesine karışmaz..

    5-bayındır, öyle bir hata yapıyor ve öyle cinayetler işliyor ki, insanın tüyleri ürperiyorÇünkü, bayındır bir tek "bilmenin zorlamak olmadığını" anlamadığı için Allaha haşa cehl ve acizlik isnad ediyor....Bunun yanı sıra, bütün hayatımızı ve hayatımızdaki herşeyi tesadüfe veriyor...Yani, bayındıra göre, dünyaya gelmemiz tesadüf, anne babamız tesadüf, rızkımız tesadüf, şifamız tesadüf, şu anda yaşamamız ve hayatımızı devam ettirmemiz tesadüf, ecelimiz tesadüf, bir kimse tesadüfen bizim hayatımıza son verebilir....Böyle bir dalaletten Allaha sığınırız.Bu teferruatta yapılmış bir hata değildir....Allah hepimizi böyle bir duruma düşmekten korusun.

    6-Yine bu adam bir tek "bilmenin zorlamak olmadığını ve ezeliyet hakikatini ve Allahın zamandan münezzehiyetini ve bütün kainatın ezelden ebede onun nazarında ve huzurunda olduğunu anlamadığı ve aklına sığıştıramadığı için, Kur'anın "ezeli bir kelam" olduğunu ve "Kur'anın manalarının Allahın ezeli ilminde olduğunu" inkar ediyor....Yani, Kur'an'ın ezeli olan "kelam" sıfatından, yani "kelam-ı ezeli" den geldiğini inkar ediyor..

    7-Bayındır, öyle hurafeleri kabul etmek zorunda kalıyor ki, insan düşündükçe böyle bir duruma düşmekten Allaha sığınıyor..Düşünebiliyor musunuz, bütün peygamberlerin ve özellikle Hz İsanın haber verdiği ve müjdelediği Muhammed aleyhisselam gibi birini haşa Allah bilmiyor..Yani, Muhammed aleyhisselam ve ona inzal olan Kur'an Allahın ezeli ilminde yok haşaOysa ki, şu anda tahrif olmuş İncilde bile "ben gidiyorum ta size faraklit gelsin" "Alemin reisinin gelmesinin hükmü gelmiştir" gibi cümlelerle Muhammed aleyhisselama işaret ediliyorBiliyorsunuz ki faraklitin arapça karşılığı "Ahmed"...

    8-Daha çok maddeleri burada sıralarım..Fakat bu kadar kafi.. Kur'andaki bazı kelimelerin yalnızca lügat manalarına bakılmaz...Kur'an ve sünnet bütünlüğü içinde, o kelimenin ve o ayetin hakiki manasına ve maksadına bakılır....Kur'anda çok kelime ve cümle var ki, lügat manasını aynen kabul ettiğin zaman dalalete gidersin.....Mesela, "unuttu" "Allah'ın eli" "Allah oturdu" gibi....İşte videoda izlediğiniz gibi, bayındır çok ayetleri bu şekilde tevil ediyor..."bu ayette aslında böyle demek istedi" diyor..Fakat nedense aynı kuralı iddia ettiği ayetlere uygulamıyor...Halbuki, Allaha noksan sıfat isnad etmek küfürdür...Allahın ilminin ezeli değil de arızi olduğuna ve haşa Allahın yeni birşeyler öğrendiğine itikad etmek imanı zedeler...Allahın haşa bizim gibi zaman nehrinde akan ve bizim gibi zaman içinde yuvarlanan bir varlık olduğunu zannetmek insanı dalalete atar...Allah Kur'anda kendi hakkında "alim-i külli şey" dediği halde, bu ayeti inkar edip, haşa "hayır Allahın bilmediği şeyler de var" demek imanı uçurur....Yani, haşa "Allahın bilmediğinin delili" olduğunu iddia ettiği ayetlerin tevil edilmesine daha çok ihtiyaç va...rFakat, bu adam sırf "kader" hakikatini aklına sığıştıramadığından yukarıda saydığım dehşetli hurafeleri ve fikirleri kabul etmek ve en sarih ayetleri bile tevil etmek mecburiyetinde kalıyor..

    Elhasıl, bu adamın yaptığı en büyük ve en birinci hata "bilmenin zorlamak olduğunuz zannetmesidir"...Diğer bütün fikirlerini hep bu çürük temele bina ediyor...Temel çürük olunca da üstüne bina ettiği fikirler hemen yıkılıyor.

    Ne diyelim...Allah hem bizi hem de bu adamı ıslah etsin.Ehl-i imanı bunların cerbezeli fikirlerinden muhafaza etsin..amin

    Çelebiler kardeşim, yukarıda saydığım maddelerin hangisine itirazın var ve ne için? Bize izah edebilir misin?

    İşte dalalette, iktidarsızlar muktedir görünmeleri ve ehemmiyetsizler şöhret kazanmaları içindir ki, hodfüruş, şöhretperest, riyakâr insanlar ve az bir şeyle iktidarlarını göstermek ve ihafe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler. Tâ görünsün ve nazar-ı dikkat ona celbolunsun. Ve iktidar ve kudretle değil, belki terk ve ataletle sebebiyet verdiği tahribat ona isnad edilip, ondan bahsedilsin. Nasılki böyle şöhret divanelerinden birisi, namazgâhı telvis etmiş, tâ herkes ondan bahsetsin. Hattâ ondan lanetle de bahsedilmiş de, şöhretperestlik damarı kendisine bu lanetli şöhreti hoş göstermiş diye darb-ı mesel olmuş.
    Lem'alar ( 86 )


  2. 12.Ocak.2013, 13:45
    25
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    Çelebiler kardeşim, ben videoyu izledim....Adam ne dediğini bilmiyor...Tamamen dağılmış...kendinde değil...En sarih ayetleri sırf "bilmenin zorlamak olmadığını ve ezeliyet" hakikatlerini anlamadığından" tevil ediyor....Bunlardan bazıları şöyledir:

    1-Mesela, "tebbet" suresi için "bu sure nazil olurken ebu leheb ve karısı hayatta değildi" diye tahmin yürütüyor.....Sürenin sebeb-i nuzülü ile ilgili hadis-i şerifi inkar ediyor..Halbuki adam bilmiyor ki, Allah bildiği için ebu leheb ve karısı cehennem gitmiyor...Onlar cehenneme gittikleri için Allah biliyor...Yani, Allah ezeli olduğu ve bütün zamanları ve bütün mekanları bir anda gördüğü ve bildiği için, onların cüzi iradelerini imana ve hidayete değil de ölene kadar küfre ve inkara kullanacağını biliyor ve görüyor ve akibetlerini haber veriyor...Yani, yine bilmenin zorlamak olduğu hatasından kaynaklanan hatalı bir tevil.

    2-"hatemallahü ala kulubihim" gibi sarih bir ayetin başına "sanki" kelimesini getiriyor...Yani, sarih bir ayeti sırf kendine delil olsun diye tevil ediyor...Halbuki, burada da Allahın ezeli ilminin ispatı vardır....Yani, Allah ezeli ilmi ile bazı müşriklerin iman etmeyeceğini, yani cüzi iradelerini iman ve hidayete kullanmayacağını biliyor ve onların kalplerine hatem vuruyor....Yani, bazı müşrikler küfür ile kendi mahiyetlerini öyle bozuyorlar ki, daha hidayet ve hayrı kabule istidatları kalmıyor..Allah bunların ölünceye kadar iman etmeyeceklerini bildikleri için, başkalarının zarar görmemesi için, kalplerine kilit vuruyor....

    3-Mesela, bayındır'ın bu meselede ne kadar dağıldığının ve kafasının ne kadar karışık olduğunun en büyük delili şu sorusudur: "çocuğun eceli belli ise, niye ecelinden önce ölüyor"....Bence bayındır gidip biraz dinlenmeli....ey bayındır, o çocuğun ecelini biliyor musun ki "çocuk ecelinden önce öldü" diyorsun.....Ecelinden önce öldüğünü nereden biliyorsun?

    4-Bu adam kadere iman edenlere de iftira atıyor.....Kadere iman edenleri "yan gelip yatanlar" olarak tarif ediyor....Bayındırın bu cümlesi kaderi ne kadar basit anladığını, daha doğrusu anlamadığını çok açık göstermektedir...Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebinin kader inancında "yan gelip yatmak" yoktur....Çünkü, bizim itikadımız böyle değildir....Bizim itikadımızda Allah bize bir cüzi irade vermiştir...Yani, yaptığımız kötülüklerden mesulüz...Allah, bizim cüzi irademizi nasıl kullanacağımızı biliyor ve ona göre bize bir kader çiziyor...Yani, mesela Allah bir kimsenin ecelini tayin ederken, başka bir kimsenin cüz-i iradesiyle ateş edeceğini ve bizi vuracağını biliyorBizim rızkımızı belirlerken bizim cüzi irademizle yaptığımız çalışmaları ve duaları da biliyor ve ona bakarak bize rızık tayin ediyor...Mesela, bizim cüzi irademizi kullanarak nasıl bir hayat yaşayacağımızı biliyor ve bize ona göre bir kader ve akibet belirliyor....Yani, bayındırın zannettiği gibi kader cüzi iradeden hariç değil...Öyle ise, kadere hakiki iman eden biri Allahın cüzi iradesine nazar ettiğini ve ona göre bir kader yazdığını bildiği için vazifesini tam olarak yapar...Allahın vazifesine karışmaz..

    5-bayındır, öyle bir hata yapıyor ve öyle cinayetler işliyor ki, insanın tüyleri ürperiyorÇünkü, bayındır bir tek "bilmenin zorlamak olmadığını" anlamadığı için Allaha haşa cehl ve acizlik isnad ediyor....Bunun yanı sıra, bütün hayatımızı ve hayatımızdaki herşeyi tesadüfe veriyor...Yani, bayındıra göre, dünyaya gelmemiz tesadüf, anne babamız tesadüf, rızkımız tesadüf, şifamız tesadüf, şu anda yaşamamız ve hayatımızı devam ettirmemiz tesadüf, ecelimiz tesadüf, bir kimse tesadüfen bizim hayatımıza son verebilir....Böyle bir dalaletten Allaha sığınırız.Bu teferruatta yapılmış bir hata değildir....Allah hepimizi böyle bir duruma düşmekten korusun.

    6-Yine bu adam bir tek "bilmenin zorlamak olmadığını ve ezeliyet hakikatini ve Allahın zamandan münezzehiyetini ve bütün kainatın ezelden ebede onun nazarında ve huzurunda olduğunu anlamadığı ve aklına sığıştıramadığı için, Kur'anın "ezeli bir kelam" olduğunu ve "Kur'anın manalarının Allahın ezeli ilminde olduğunu" inkar ediyor....Yani, Kur'an'ın ezeli olan "kelam" sıfatından, yani "kelam-ı ezeli" den geldiğini inkar ediyor..

    7-Bayındır, öyle hurafeleri kabul etmek zorunda kalıyor ki, insan düşündükçe böyle bir duruma düşmekten Allaha sığınıyor..Düşünebiliyor musunuz, bütün peygamberlerin ve özellikle Hz İsanın haber verdiği ve müjdelediği Muhammed aleyhisselam gibi birini haşa Allah bilmiyor..Yani, Muhammed aleyhisselam ve ona inzal olan Kur'an Allahın ezeli ilminde yok haşaOysa ki, şu anda tahrif olmuş İncilde bile "ben gidiyorum ta size faraklit gelsin" "Alemin reisinin gelmesinin hükmü gelmiştir" gibi cümlelerle Muhammed aleyhisselama işaret ediliyorBiliyorsunuz ki faraklitin arapça karşılığı "Ahmed"...

    8-Daha çok maddeleri burada sıralarım..Fakat bu kadar kafi.. Kur'andaki bazı kelimelerin yalnızca lügat manalarına bakılmaz...Kur'an ve sünnet bütünlüğü içinde, o kelimenin ve o ayetin hakiki manasına ve maksadına bakılır....Kur'anda çok kelime ve cümle var ki, lügat manasını aynen kabul ettiğin zaman dalalete gidersin.....Mesela, "unuttu" "Allah'ın eli" "Allah oturdu" gibi....İşte videoda izlediğiniz gibi, bayındır çok ayetleri bu şekilde tevil ediyor..."bu ayette aslında böyle demek istedi" diyor..Fakat nedense aynı kuralı iddia ettiği ayetlere uygulamıyor...Halbuki, Allaha noksan sıfat isnad etmek küfürdür...Allahın ilminin ezeli değil de arızi olduğuna ve haşa Allahın yeni birşeyler öğrendiğine itikad etmek imanı zedeler...Allahın haşa bizim gibi zaman nehrinde akan ve bizim gibi zaman içinde yuvarlanan bir varlık olduğunu zannetmek insanı dalalete atar...Allah Kur'anda kendi hakkında "alim-i külli şey" dediği halde, bu ayeti inkar edip, haşa "hayır Allahın bilmediği şeyler de var" demek imanı uçurur....Yani, haşa "Allahın bilmediğinin delili" olduğunu iddia ettiği ayetlerin tevil edilmesine daha çok ihtiyaç va...rFakat, bu adam sırf "kader" hakikatini aklına sığıştıramadığından yukarıda saydığım dehşetli hurafeleri ve fikirleri kabul etmek ve en sarih ayetleri bile tevil etmek mecburiyetinde kalıyor..

    Elhasıl, bu adamın yaptığı en büyük ve en birinci hata "bilmenin zorlamak olduğunuz zannetmesidir"...Diğer bütün fikirlerini hep bu çürük temele bina ediyor...Temel çürük olunca da üstüne bina ettiği fikirler hemen yıkılıyor.

    Ne diyelim...Allah hem bizi hem de bu adamı ıslah etsin.Ehl-i imanı bunların cerbezeli fikirlerinden muhafaza etsin..amin

    Çelebiler kardeşim, yukarıda saydığım maddelerin hangisine itirazın var ve ne için? Bize izah edebilir misin?

    İşte dalalette, iktidarsızlar muktedir görünmeleri ve ehemmiyetsizler şöhret kazanmaları içindir ki, hodfüruş, şöhretperest, riyakâr insanlar ve az bir şeyle iktidarlarını göstermek ve ihafe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler. Tâ görünsün ve nazar-ı dikkat ona celbolunsun. Ve iktidar ve kudretle değil, belki terk ve ataletle sebebiyet verdiği tahribat ona isnad edilip, ondan bahsedilsin. Nasılki böyle şöhret divanelerinden birisi, namazgâhı telvis etmiş, tâ herkes ondan bahsetsin. Hattâ ondan lanetle de bahsedilmiş de, şöhretperestlik damarı kendisine bu lanetli şöhreti hoş göstermiş diye darb-ı mesel olmuş.
    Lem'alar ( 86 )


  3. 21.Ocak.2013, 14:41
    26
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: Abdülaziz Bayındır'ın “Allah Geleceği Bilmez” dalaleti

    reklam


    şimdi, kur'an ayetlerinde zikredilen bir kelimenin kur'an ve sünnet bütünlüğü içinde hakiki gayesine ve maksadina bakmazsak haşa "allah geleceği bilmez" diyenlere göre haşa ve kella allahın hazır zamanı ve geçmişi de bilmediği sonucunu da çıkaranlar olursa itiraz edilmemesi gerekir..mesela biri şöyle dava etse: "eraeytellezi yükezzibü biddin" burada allah peygamberine "gördün mü" diye soruyor..eğer muhammed aleyhisselamın görüp görmediğini bilse "gördün mü" diye sorar mı..öyle ise (haşa) allah geçmişten de bazı şeyleri bilmiyor...işte, "allah geleceği(bize göre gelecek..yoksa allah zamandan münezzehtir ezelidir) bilmiyor" diyerek güya kur'andan delil getirenlerin "allah geçmişi de bilmiyor" deyip, güya kur'andan delil getirenlerden farkı yoktur..ne diyelim allah kurtarsın.


  4. 21.Ocak.2013, 14:41
    26
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    şimdi, kur'an ayetlerinde zikredilen bir kelimenin kur'an ve sünnet bütünlüğü içinde hakiki gayesine ve maksadina bakmazsak haşa "allah geleceği bilmez" diyenlere göre haşa ve kella allahın hazır zamanı ve geçmişi de bilmediği sonucunu da çıkaranlar olursa itiraz edilmemesi gerekir..mesela biri şöyle dava etse: "eraeytellezi yükezzibü biddin" burada allah peygamberine "gördün mü" diye soruyor..eğer muhammed aleyhisselamın görüp görmediğini bilse "gördün mü" diye sorar mı..öyle ise (haşa) allah geçmişten de bazı şeyleri bilmiyor...işte, "allah geleceği(bize göre gelecek..yoksa allah zamandan münezzehtir ezelidir) bilmiyor" diyerek güya kur'andan delil getirenlerin "allah geçmişi de bilmiyor" deyip, güya kur'andan delil getirenlerden farkı yoktur..ne diyelim allah kurtarsın.





+ Yorum Gönder
Git İlk 23