Konusunu Oylayın.: Allahın "el-Alim" sıfatını açıklar mısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Allahın "el-Alim" sıfatını açıklar mısınız?
  1. 06.Ocak.2013, 16:31
    1
    Misafir

    Allahın "el-Alim" sıfatını açıklar mısınız?

  2. 06.Ocak.2013, 18:16
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Allahın "el-Alim" sıfatını açıklar mısınız?




    “Ezelî ilmiyle, büyük-küçük, mümkün-muhal,
    gizli-aşikâr her şeyi bilen.”

    “İlmi, yaratılmış ve yaratılmamış her şeyi birlikte
    ihata eden (kaplayan, içine alan).”

    “Doğu da Allah’ındır, batı da. Her nereye dönerseniz
    Allah’ın vechi (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, Vâsi’dir (rahmeti ve
    kudreti genişdir), Alîm’dir.” (Bakara Sûresi, 2/115)

    Allah’ın zâtı hiçbir mahlukuna benzemediği gibi ilmi de mahluk ilmine benzemez. Ezelî ilim ancak O’nundur ve O’na mahsustur. Olmuş ve olacak her şey O’nun ilminde daima hazırdır.

    Evveli ve âhiri olan ve her şeyi sonradan öğrenen insanoğlu, bu dar, kısıtlı ve sınırlı ilmiyle,
    Allah’ın ezelî ilminin varlığını bilse de hakikatini bilemez.

    İnsanın, iradesi gibi düşünmesi ve hatırlaması da cüz’îdir. Bir anda iki şey düşünemez ve
    hatırlayamaz. Allah’ın ilmi ise küllîdir, ‘her şeyi birlikte bilir’; mutlaktır, ‘hiçbir kayıt altına girmez’ ve muhittir, ‘her şeyi içine alır, ihata eder.’

    Bu hakikat, Nur Külliyatı'nda ‘güneş’ misaliyle çok güzel açıklanır:

    Güneşin ziyası hangi sahaları kaplıyorsa, o sahadaki bütün varlıkları birlikte görür, hepsini beraber
    bilir ve her biriyle aynı anda beraber ilgilenir. Burada sıraya koyma söz konusu
    değildir. Güneşi şuurlu farz etsek ve ziyasına ilim desek, güneş bütün
    çiçekleri, ağaçları, yaprakları, otları, karıncaları, insanları ve daha nice
    varlıkları bir anda ve beraber bilir. Onun bilmesinde az-çok, büyük-küçük fark
    etmez.

    Yine Nur Külliyatında ilim konusunda enteresan bir ifade yer alır: ‘Fiilen bilmek’.

    “Yaratan bilmez olur mu? O, Latîf ve Habîr’dir.”(Mülk Sûresi, 67/14) âyet-i kerîmesi, bu
    ‘fiilen bilme’yi ders veriyor.

    Bir misal: Selimiye camiinin mimarî özelliklerini biz de biliriz, Mimar Sinan da. Ama, onun
    bilmesi fiilîdir. O, Selimiye’nin minarelerini yapar, kubbesini çatarken,
    ilmiyle kudreti birlikte çalışmıştır. Bizim aynı şeyleri bilmemiz ise bundan çok
    farklıdır. Bizimkinde, yapılmış olanı sonradan öğrenme söz konusudur.

    Her şeyi bilerek ve hikmetle yaratan Allah’ın, eşya hakkındaki ilmi ‘fiilî bir ilimdir,’ mahlukatın ilmine
    benzemez.

    İnsan kendisine ihsan edilen o cüz’î ilmiyle Allah’ın Alîm ismini tanır. Her şeyin
    ilimle vücut bulduğunu, hikmetli ve mânâlı yaratıldığını anlar. Bir hayvan,
    kendi iç organlarından bile haberdar değilken, insanın bu kadar geniş bir sahada
    ilmiyle dolaşması, onun için büyük bir şereftir. Arzın halifesi olan insan,
    kendini okuduğu gibi, kendini okumaktan aciz mahlukları da okumakla
    vazifelidir.

    Hadis-i Şerifte, “bir saat tefekkürün bin yıl nafile ibadetten hayırlı” olduğu haber
    verilerek, ilmin bu ulvî şerefi nazarımıza sunulur. Bu şerefi hiçe sayarcasına,
    akıllarını sadece dünya menfaatlerini temin ve nefsin arzularını tatmin için
    sarf eden insanlar ne kadar zarardadırlar!?...




  3. 06.Ocak.2013, 18:16
    2
    Hadimul Müslimin



    “Ezelî ilmiyle, büyük-küçük, mümkün-muhal,
    gizli-aşikâr her şeyi bilen.”

    “İlmi, yaratılmış ve yaratılmamış her şeyi birlikte
    ihata eden (kaplayan, içine alan).”

    “Doğu da Allah’ındır, batı da. Her nereye dönerseniz
    Allah’ın vechi (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, Vâsi’dir (rahmeti ve
    kudreti genişdir), Alîm’dir.” (Bakara Sûresi, 2/115)

    Allah’ın zâtı hiçbir mahlukuna benzemediği gibi ilmi de mahluk ilmine benzemez. Ezelî ilim ancak O’nundur ve O’na mahsustur. Olmuş ve olacak her şey O’nun ilminde daima hazırdır.

    Evveli ve âhiri olan ve her şeyi sonradan öğrenen insanoğlu, bu dar, kısıtlı ve sınırlı ilmiyle,
    Allah’ın ezelî ilminin varlığını bilse de hakikatini bilemez.

    İnsanın, iradesi gibi düşünmesi ve hatırlaması da cüz’îdir. Bir anda iki şey düşünemez ve
    hatırlayamaz. Allah’ın ilmi ise küllîdir, ‘her şeyi birlikte bilir’; mutlaktır, ‘hiçbir kayıt altına girmez’ ve muhittir, ‘her şeyi içine alır, ihata eder.’

    Bu hakikat, Nur Külliyatı'nda ‘güneş’ misaliyle çok güzel açıklanır:

    Güneşin ziyası hangi sahaları kaplıyorsa, o sahadaki bütün varlıkları birlikte görür, hepsini beraber
    bilir ve her biriyle aynı anda beraber ilgilenir. Burada sıraya koyma söz konusu
    değildir. Güneşi şuurlu farz etsek ve ziyasına ilim desek, güneş bütün
    çiçekleri, ağaçları, yaprakları, otları, karıncaları, insanları ve daha nice
    varlıkları bir anda ve beraber bilir. Onun bilmesinde az-çok, büyük-küçük fark
    etmez.

    Yine Nur Külliyatında ilim konusunda enteresan bir ifade yer alır: ‘Fiilen bilmek’.

    “Yaratan bilmez olur mu? O, Latîf ve Habîr’dir.”(Mülk Sûresi, 67/14) âyet-i kerîmesi, bu
    ‘fiilen bilme’yi ders veriyor.

    Bir misal: Selimiye camiinin mimarî özelliklerini biz de biliriz, Mimar Sinan da. Ama, onun
    bilmesi fiilîdir. O, Selimiye’nin minarelerini yapar, kubbesini çatarken,
    ilmiyle kudreti birlikte çalışmıştır. Bizim aynı şeyleri bilmemiz ise bundan çok
    farklıdır. Bizimkinde, yapılmış olanı sonradan öğrenme söz konusudur.

    Her şeyi bilerek ve hikmetle yaratan Allah’ın, eşya hakkındaki ilmi ‘fiilî bir ilimdir,’ mahlukatın ilmine
    benzemez.

    İnsan kendisine ihsan edilen o cüz’î ilmiyle Allah’ın Alîm ismini tanır. Her şeyin
    ilimle vücut bulduğunu, hikmetli ve mânâlı yaratıldığını anlar. Bir hayvan,
    kendi iç organlarından bile haberdar değilken, insanın bu kadar geniş bir sahada
    ilmiyle dolaşması, onun için büyük bir şereftir. Arzın halifesi olan insan,
    kendini okuduğu gibi, kendini okumaktan aciz mahlukları da okumakla
    vazifelidir.

    Hadis-i Şerifte, “bir saat tefekkürün bin yıl nafile ibadetten hayırlı” olduğu haber
    verilerek, ilmin bu ulvî şerefi nazarımıza sunulur. Bu şerefi hiçe sayarcasına,
    akıllarını sadece dünya menfaatlerini temin ve nefsin arzularını tatmin için
    sarf eden insanlar ne kadar zarardadırlar!?...




  4. 27.Nisan.2014, 11:05
    3
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Allahın "el-Alim" sıfatını açıklar mısınız?

    Allahın "El-Alim" sıfatı

    el-ALÎM

    Her şey'i çok iyi bilen...

    Allah, her şey'i tam mânasıyla bilir. Her şey'in, içini, dışını, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını, bitimini çok iyi bilendir O. Olmuşları bildiği gibi, olacakları da aynı şekilde bilir. Onun için, olmuş - olacak, gizli - açık söz konusu değildir. Bunlar, insanlar hakkında geçerli olan mefhumlardır. İnsanların bilmesi nisbî ve ârızîdir. Allah'ın bilmesi ise, - bütün isim ve sıfatlarında olduğu gibi - zâtî'dir. Onun için O'nun bilmesinde dereceler bulunmaz.



  5. 27.Nisan.2014, 11:05
    3
    mum
    Administrator
    Allahın "El-Alim" sıfatı

    el-ALÎM

    Her şey'i çok iyi bilen...

    Allah, her şey'i tam mânasıyla bilir. Her şey'in, içini, dışını, inceliğini, açıklığını, önünü, sonunu, başlangıcını, bitimini çok iyi bilendir O. Olmuşları bildiği gibi, olacakları da aynı şekilde bilir. Onun için, olmuş - olacak, gizli - açık söz konusu değildir. Bunlar, insanlar hakkında geçerli olan mefhumlardır. İnsanların bilmesi nisbî ve ârızîdir. Allah'ın bilmesi ise, - bütün isim ve sıfatlarında olduğu gibi - zâtî'dir. Onun için O'nun bilmesinde dereceler bulunmaz.



  6. 22.Aralık.2014, 16:19
    4
    Misafir

    Cevap: Allahın "el-Alim" sıfatını açıklar mısınız?

    allahın alim sıfatını açıklarmısınız


  7. 22.Aralık.2014, 16:19
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    allahın alim sıfatını açıklarmısınız





+ Yorum Gönder