Konusunu Oylayın.: Süt hısımlığının oluşma şartları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Süt hısımlığının oluşma şartları
  1. 06.Ocak.2013, 15:58
    1
    Misafir

    Süt hısımlığının oluşma şartları






    Süt hısımlığının oluşma şartları Mumsema Süt hısımlığının oluşma şartları


  2. 06.Ocak.2013, 15:58
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 06.Ocak.2013, 18:10
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Süt hısımlığının oluşma şartları




    1. Sütün, bir kadına ait olması gerekir.
    Çoğunluğa göre, süt emziren kadının evli veya bekâr olması veya kocasının
    bulunmaması, sonucu değiştirmez. Sütten başka bir şeyi, meselâ; sarı su, kan
    veya kusuntuyu yemekle süt hısımlığı doğmaz. Erkeğin veya bir hayvanın sütü de
    hısımlık doğurmaz.

    2. Sütün, emen çocuğun midesine ulaşması gerekir. Sütü
    memeden emmekle, bir kap veya bardaktan içmek birdir. Çocuk memeyi ağzına alır,
    fakat süt emip emmediği bilinmezse, haramlık doğmaz. Çünkü şüphe ile hüküm sabit
    olmaz. Mâlikîlere göre ise bu durumda ihtiyatla amel ederek haramlık sabit
    görülür. Şâfiî ve Hanbelîler ise beş ayrı emmeyi şart koşarlar. Çünkü Hz.
    Âişe'den rivayete göre, Kur'ân'da önce; "On defa emmekle haramlık doğar" âyeti
    gelmiş, daha sonra inen bir âyetle emme sayısı beşe indirilmiştir. Bu âyet
    Kur'ân'da okunurken Hz. Peygamber vefat etmiştir (bk. Dârimî, Nikâh, 49; Müslim,
    Radâ', 25; Ebû Dâvud, Nikâh, 10; Tirmizî, Rada', 3; Malik, Muvatta', Rada',
    18).
    Şâfiîlere göre emme sayısını beşe indiren bu âyet hükmü Kur'ân'a
    yazılıp, okunması neshedilmiş bir âyet olsa da hükmü devam etmektedir. Bu,
    "ihtiyar erkekle, ihtiyar kadın zina ederse, onları recmedin" (bk. İbn Mâce,
    Hudûd, 9; Dârimî, Hudûd, 16; Mâlik, Muvatta, Hudûd, 10) âyetine
    benzer.
    İbnül-Hümâm beş defa emme bildiren âyetin yalnız tilavetinin değil,
    hükmünün de neshedildiğini belirtmiştir (İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, Mısır
    1316/1898, III, 345 vd.).
    Hanefilerle Mâlikîlere göre süt emme miktarı az
    olsun çok olsun sonuç değişmez. Delil: "Sizi emziren (süt) anneleriniz (size
    haram kılındı)" (Nisâ, 23) âyeti ile, Nesepçe haram olanlar süt yoluyla da haram
    olurlar" (Buhârî, Şehâdât, 7; Müslim, Iradâ', I) hadisidir. Bu âyet ve hadiste
    emme miktarı ve sayısı belirlenmemiştir.

    3. Emzirmenin ağız veya burun
    yoluyla olması gerekir. Çünkü süt, ancak bu iki yoldan boğaz yoluyla mideye
    ulaşır ve gıdalanma meydana gelir.
    Hanefi, Şâfiî ve Hanbelîlere göre, idrar
    yollarına, göze, kulağa veya bir yaraya akıtılacak kadın sütü ile hısımlık
    doğmaz.

    4. Sütün başka bir sıvı ile karışmaması gerekir. Süt başka bir sıvı
    ile karışırsa, Hanefi ve Mâlikîlere göre çok olanı esas alınır. Süt fazla ise
    haramlık doğurur. Ebû Hanîfe'ye göre, bir gıda ile karıştırılan süt az olsun çok
    olsun haramlık doğurmaz. Çünkü bu gıda sütün kuvvetini giderir. Hüküm olarak
    gıda kısmı sütten fazla sayılır.
    İman Ebû Yusuf ve İman Muhammed, burada da
    çok olanı esas alırlar.
    Bir kadının sütü başka bir kadının sütü ile
    karıştırarak çocuğa içirilse, Ebû Hanîfe ve Ebu Yusuf'a göre, çok olan esas
    alınır. Sütler eşit olursa, karışma yüzünden her iki kadın bakımından da,
    haramlık doğar. Mâlikîlere, İmam Muhammed ve Züfer'e göre bu durumlarda her iki
    bakımdan süt hısımlığı doğar. Sütlerin eşit veya birisinin eksik ya da fazla
    olması, sonucu değiştirmez. Tercih edilen görüş budur. Çünkü sütler bir cinstir.
    Aynı cinsten iki şey arasında galipliğin hükmü bulunmaz. Günümüzde bazı ülke ve
    beldelerde görülen "anne sütü bankası"nda karışan anne sütlerini yukarıdaki
    esaslara göre çözümlemek gerekir (el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', Beyrut
    1394/1974, IV, 135 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, Kahire 1970, VII, 537 vd.; İbn
    Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Mısır (t.y.), II, 34 vd.; ez-Zühayli, el-Fıkhul-İslâmî
    ve Edilletüh Dimaşk 1405/1985, VII, 705 vd.).

    5. Çoğunluğa göre, hısımlık
    doğuran sütün ilk iki yaş içinde emilmesi gerekir. Çünkü âyette "Anneler,
    çocuklarını iki bütün yıl emzirirler" buyurulmuştur. Nesep hısımı olan
    çocuklarla ilgili olan bu hüküm, süt emen diğer çocukları da kapsar. Hadiste
    "Süt hısımlığı ancak iki yaş içinde emzirilen sütle oluşur" (Buhârî, Nikâh, 21)
    buyurulur.
    Ebû Hanife'ye göre ise emme süresi 30 aydır. Delil şu âyettir:
    "Hem (ana karnında) taşınması ile sütten kesilmesi, otuz aydır." (Ahkâf, 15).
    Burada 30 ay, hem gebeliğin, hem de sütten ayrılmanın ayrı ayn
    süresidir.
    Çoğunluk fakihlere göre ise, iki yıl emme süresi ile gebeliğin en
    kısa süresi olan altı ayın toplamı verilmiştir. Nitekim sütten ayrılmanın iki
    yıl olduğunu belirleyen başka delillerde vardır. Başka bir âyette şöyle
    buyurulur:" İnsana, ana-babasını (gözetip, onlara iyilik etmesini) de tavsiye
    ettik. Anası onu, zayıflık üstüne zayıflık çekerek (karnında) taşımıştı.
    (Sütten) ayrılması da iki sene içinde olur. (Bu yüzden “Bana şükret!
    Ana-babana da!” (diye tavsiye ettik). Dönüş ancak banadır." (Lokman, 14)



  4. 06.Ocak.2013, 18:10
    2
    Hadimul Müslimin



    1. Sütün, bir kadına ait olması gerekir.
    Çoğunluğa göre, süt emziren kadının evli veya bekâr olması veya kocasının
    bulunmaması, sonucu değiştirmez. Sütten başka bir şeyi, meselâ; sarı su, kan
    veya kusuntuyu yemekle süt hısımlığı doğmaz. Erkeğin veya bir hayvanın sütü de
    hısımlık doğurmaz.

    2. Sütün, emen çocuğun midesine ulaşması gerekir. Sütü
    memeden emmekle, bir kap veya bardaktan içmek birdir. Çocuk memeyi ağzına alır,
    fakat süt emip emmediği bilinmezse, haramlık doğmaz. Çünkü şüphe ile hüküm sabit
    olmaz. Mâlikîlere göre ise bu durumda ihtiyatla amel ederek haramlık sabit
    görülür. Şâfiî ve Hanbelîler ise beş ayrı emmeyi şart koşarlar. Çünkü Hz.
    Âişe'den rivayete göre, Kur'ân'da önce; "On defa emmekle haramlık doğar" âyeti
    gelmiş, daha sonra inen bir âyetle emme sayısı beşe indirilmiştir. Bu âyet
    Kur'ân'da okunurken Hz. Peygamber vefat etmiştir (bk. Dârimî, Nikâh, 49; Müslim,
    Radâ', 25; Ebû Dâvud, Nikâh, 10; Tirmizî, Rada', 3; Malik, Muvatta', Rada',
    18).
    Şâfiîlere göre emme sayısını beşe indiren bu âyet hükmü Kur'ân'a
    yazılıp, okunması neshedilmiş bir âyet olsa da hükmü devam etmektedir. Bu,
    "ihtiyar erkekle, ihtiyar kadın zina ederse, onları recmedin" (bk. İbn Mâce,
    Hudûd, 9; Dârimî, Hudûd, 16; Mâlik, Muvatta, Hudûd, 10) âyetine
    benzer.
    İbnül-Hümâm beş defa emme bildiren âyetin yalnız tilavetinin değil,
    hükmünün de neshedildiğini belirtmiştir (İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, Mısır
    1316/1898, III, 345 vd.).
    Hanefilerle Mâlikîlere göre süt emme miktarı az
    olsun çok olsun sonuç değişmez. Delil: "Sizi emziren (süt) anneleriniz (size
    haram kılındı)" (Nisâ, 23) âyeti ile, Nesepçe haram olanlar süt yoluyla da haram
    olurlar" (Buhârî, Şehâdât, 7; Müslim, Iradâ', I) hadisidir. Bu âyet ve hadiste
    emme miktarı ve sayısı belirlenmemiştir.

    3. Emzirmenin ağız veya burun
    yoluyla olması gerekir. Çünkü süt, ancak bu iki yoldan boğaz yoluyla mideye
    ulaşır ve gıdalanma meydana gelir.
    Hanefi, Şâfiî ve Hanbelîlere göre, idrar
    yollarına, göze, kulağa veya bir yaraya akıtılacak kadın sütü ile hısımlık
    doğmaz.

    4. Sütün başka bir sıvı ile karışmaması gerekir. Süt başka bir sıvı
    ile karışırsa, Hanefi ve Mâlikîlere göre çok olanı esas alınır. Süt fazla ise
    haramlık doğurur. Ebû Hanîfe'ye göre, bir gıda ile karıştırılan süt az olsun çok
    olsun haramlık doğurmaz. Çünkü bu gıda sütün kuvvetini giderir. Hüküm olarak
    gıda kısmı sütten fazla sayılır.
    İman Ebû Yusuf ve İman Muhammed, burada da
    çok olanı esas alırlar.
    Bir kadının sütü başka bir kadının sütü ile
    karıştırarak çocuğa içirilse, Ebû Hanîfe ve Ebu Yusuf'a göre, çok olan esas
    alınır. Sütler eşit olursa, karışma yüzünden her iki kadın bakımından da,
    haramlık doğar. Mâlikîlere, İmam Muhammed ve Züfer'e göre bu durumlarda her iki
    bakımdan süt hısımlığı doğar. Sütlerin eşit veya birisinin eksik ya da fazla
    olması, sonucu değiştirmez. Tercih edilen görüş budur. Çünkü sütler bir cinstir.
    Aynı cinsten iki şey arasında galipliğin hükmü bulunmaz. Günümüzde bazı ülke ve
    beldelerde görülen "anne sütü bankası"nda karışan anne sütlerini yukarıdaki
    esaslara göre çözümlemek gerekir (el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', Beyrut
    1394/1974, IV, 135 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî, Kahire 1970, VII, 537 vd.; İbn
    Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Mısır (t.y.), II, 34 vd.; ez-Zühayli, el-Fıkhul-İslâmî
    ve Edilletüh Dimaşk 1405/1985, VII, 705 vd.).

    5. Çoğunluğa göre, hısımlık
    doğuran sütün ilk iki yaş içinde emilmesi gerekir. Çünkü âyette "Anneler,
    çocuklarını iki bütün yıl emzirirler" buyurulmuştur. Nesep hısımı olan
    çocuklarla ilgili olan bu hüküm, süt emen diğer çocukları da kapsar. Hadiste
    "Süt hısımlığı ancak iki yaş içinde emzirilen sütle oluşur" (Buhârî, Nikâh, 21)
    buyurulur.
    Ebû Hanife'ye göre ise emme süresi 30 aydır. Delil şu âyettir:
    "Hem (ana karnında) taşınması ile sütten kesilmesi, otuz aydır." (Ahkâf, 15).
    Burada 30 ay, hem gebeliğin, hem de sütten ayrılmanın ayrı ayn
    süresidir.
    Çoğunluk fakihlere göre ise, iki yıl emme süresi ile gebeliğin en
    kısa süresi olan altı ayın toplamı verilmiştir. Nitekim sütten ayrılmanın iki
    yıl olduğunu belirleyen başka delillerde vardır. Başka bir âyette şöyle
    buyurulur:" İnsana, ana-babasını (gözetip, onlara iyilik etmesini) de tavsiye
    ettik. Anası onu, zayıflık üstüne zayıflık çekerek (karnında) taşımıştı.
    (Sütten) ayrılması da iki sene içinde olur. (Bu yüzden “Bana şükret!
    Ana-babana da!” (diye tavsiye ettik). Dönüş ancak banadır." (Lokman, 14)






+ Yorum Gönder