Konusunu Oylayın.: İslam hukukuna göre, eşinden ayırlan bir annenin, çocuğun doğumundan itibaren sorumlu olduğu görev v

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslam hukukuna göre, eşinden ayırlan bir annenin, çocuğun doğumundan itibaren sorumlu olduğu görev v
  1. 06.Ocak.2013, 15:57
    1
    Misafir

    İslam hukukuna göre, eşinden ayırlan bir annenin, çocuğun doğumundan itibaren sorumlu olduğu görev v






    İslam hukukuna göre, eşinden ayırlan bir annenin, çocuğun doğumundan itibaren sorumlu olduğu görev v Mumsema İslam hukukuna göre, eşinden ayırlan bir annenin, çocuğun doğumundan itibaren sorumlu olduğu görev ve vazifeleri nelerdir; anne çocuğuna kaç yaşına kadar bakmak zorundadır?


  2. 06.Ocak.2013, 15:57
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İslam hukukuna göre, eşinden ayırlan bir annenin, çocuğun doğumundan itibaren sorumlu olduğu görev ve vazifeleri nelerdir; anne çocuğuna kaç yaşına kadar bakmak zorundadır?


    Benzer Konular

    - İslam hukukuna göre miras paylaşımı

    - İslam Hukukuna Göre Miras Paylaşımı Nasıl Olmalıdır?

    - İslâm Hukûkuna Göre LEASING

    - İslam Hukukuna Göre Aldatan Eş Boşanmalı mı – Yoksa Affedilmeli mi?

    - İslam hukukuna göre aile içi ilişkiler nasıl olmalıdır ?

  3. 06.Ocak.2013, 19:27
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: İslam hukukuna göre, eşinden ayırlan bir annenin, çocuğun doğumundan itibaren sorumlu olduğu




    Değerli kardeşimiz;

    Çocuk bakımı, akıl-baliğ olup rüşt çağına gelinceye
    kadar devam eder. Bu çağda çocuğa bakmak, maddî ihtiyaçlarını yerine getirmek
    yanında dinî, ahlakî terbiye vermek, ilim öğretmek / okula göndermek
    anne-babanın görevidir. Yörelere / örfe göre babanın görevi, annenin görevi
    farklılık arz edebilir. Ancak, ayrılan eşlerden annenin -çocuğa bakma- hakkı
    önceliklidir. O istediği takdirde çocukluk süresince bu hakkı kimse ondan
    alamaz. Tabii ki annenin de çocuğa bakacak ehliyette olması gerekir. Aklı
    olmayan, hasta olan, bakamayacak kadar yaşlı olan, ahlakî emniyetini kaybeden
    veya evlenen bir anne, bu hakkını kaybeder.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 7/720-727).


    Hanefi hukukçularına
    göre, bir anne çocuğunu emzirmeye dinen mecburdur, ancak hukuken mecbur
    değildir. Hanefiler dışındaki diğer mezhep hukukçularına göre ise, bir anne hem
    dinen hem hukuken çocuğunu emzirmek zorundadır.

    Anne emzirme için evlilik devam ederken veya boşanma
    iddeti beklerken herhangi bir ücret isteyemez. Çünkü bu dönemlerde nafakası
    esasen kocaya yani çocuğun babasına aittir. Fakat boşanma iddeti biten veya ölüm
    iddeti bekleyen kadın, emzirme için çocuğun babasından veya bizzat çocuktan
    yahut çocuğun nafakasından sorumlu olanlardan ücret talep edebilir.(bk. TDV
    İlmihali, 2/244-245).

    Emzirme süresi iki yıldır. Bu şu anlama gelir ki, anne
    emzirme için bir ücret alıyorsa ilk iki yıl için ücret isteyebilir, ondan
    sonrası için ücret isteyemez. Süt yoluyla kurulan hısımlık da çocuğun ilk iki
    yaş içinde süt emmesi durumunda meydana gelir.

    Hanefî hukukçularına göre, çocuğun bakım ve terbiyesi,
    temyiz yaşına kadar devam eder. Çocuğun bakım ve gözetime muhtaç olduğu yaş, kız
    ve erkeklerde farklıdır. Genellikle bu yaşın nihai sınırı kızlarda dokuz-on bir;
    erkeklerde yedi-dokuz olarak belirlenmiştir.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 7/742-43;
    TDV İlmihali).

    Bu
    yaşlara kadar çocuk annesinin veya annesi yerini tutan bir akrabasının yanında,
    bu yaştan sonra da, kural olarak babasının yanında kalır. Çocuğun menfaat ve
    emniyeti gerektirdiği takdirde hâkim tarafından anne veya bir başka yakının
    yanına verilmesi de mümkündür. Hâdine / bakıcı, çocuğun annesi değilse bakım ve
    gözetim için ücrete hak kazanır. Bu ücret çocuğun bir mal varlığı varsa ondan
    ödenir, yoksa hukuken nafakası kime aitse onun tarafından karşılanır. Şafiî
    hukukçuları da buna benzer bir görüşe sahiptirler.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî,
    7/742-43; TDV İlmihali) .

    Bir anne eşiyle beraber iken veya boşanıp da iddet
    süresi bitmemişse, ne tek başına ne de çocuğuyla birlikte -çocuğun babasının
    bulunduğu yerden- ayrılması caiz değildir. İddet süresi bitmiş olan annenin ise
    -çocuğun bakımını üstelenmiş başka bir yakınının bulunması halinde- tek başına
    başka bir yere gidebilir. Fakat çocukla birlikte çocuğun babasının bulunduğu
    yerden ayrılıp başka bir yere gidemez. Çünkü, bu durum babanın çocuğu görmesine
    engeldir(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 7/737).


  4. 06.Ocak.2013, 19:27
    2
    Hadimul Müslimin



    Değerli kardeşimiz;

    Çocuk bakımı, akıl-baliğ olup rüşt çağına gelinceye
    kadar devam eder. Bu çağda çocuğa bakmak, maddî ihtiyaçlarını yerine getirmek
    yanında dinî, ahlakî terbiye vermek, ilim öğretmek / okula göndermek
    anne-babanın görevidir. Yörelere / örfe göre babanın görevi, annenin görevi
    farklılık arz edebilir. Ancak, ayrılan eşlerden annenin -çocuğa bakma- hakkı
    önceliklidir. O istediği takdirde çocukluk süresince bu hakkı kimse ondan
    alamaz. Tabii ki annenin de çocuğa bakacak ehliyette olması gerekir. Aklı
    olmayan, hasta olan, bakamayacak kadar yaşlı olan, ahlakî emniyetini kaybeden
    veya evlenen bir anne, bu hakkını kaybeder.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 7/720-727).


    Hanefi hukukçularına
    göre, bir anne çocuğunu emzirmeye dinen mecburdur, ancak hukuken mecbur
    değildir. Hanefiler dışındaki diğer mezhep hukukçularına göre ise, bir anne hem
    dinen hem hukuken çocuğunu emzirmek zorundadır.

    Anne emzirme için evlilik devam ederken veya boşanma
    iddeti beklerken herhangi bir ücret isteyemez. Çünkü bu dönemlerde nafakası
    esasen kocaya yani çocuğun babasına aittir. Fakat boşanma iddeti biten veya ölüm
    iddeti bekleyen kadın, emzirme için çocuğun babasından veya bizzat çocuktan
    yahut çocuğun nafakasından sorumlu olanlardan ücret talep edebilir.(bk. TDV
    İlmihali, 2/244-245).

    Emzirme süresi iki yıldır. Bu şu anlama gelir ki, anne
    emzirme için bir ücret alıyorsa ilk iki yıl için ücret isteyebilir, ondan
    sonrası için ücret isteyemez. Süt yoluyla kurulan hısımlık da çocuğun ilk iki
    yaş içinde süt emmesi durumunda meydana gelir.

    Hanefî hukukçularına göre, çocuğun bakım ve terbiyesi,
    temyiz yaşına kadar devam eder. Çocuğun bakım ve gözetime muhtaç olduğu yaş, kız
    ve erkeklerde farklıdır. Genellikle bu yaşın nihai sınırı kızlarda dokuz-on bir;
    erkeklerde yedi-dokuz olarak belirlenmiştir.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 7/742-43;
    TDV İlmihali).

    Bu
    yaşlara kadar çocuk annesinin veya annesi yerini tutan bir akrabasının yanında,
    bu yaştan sonra da, kural olarak babasının yanında kalır. Çocuğun menfaat ve
    emniyeti gerektirdiği takdirde hâkim tarafından anne veya bir başka yakının
    yanına verilmesi de mümkündür. Hâdine / bakıcı, çocuğun annesi değilse bakım ve
    gözetim için ücrete hak kazanır. Bu ücret çocuğun bir mal varlığı varsa ondan
    ödenir, yoksa hukuken nafakası kime aitse onun tarafından karşılanır. Şafiî
    hukukçuları da buna benzer bir görüşe sahiptirler.(bk. el-Fıkhu’l-İslamî,
    7/742-43; TDV İlmihali) .

    Bir anne eşiyle beraber iken veya boşanıp da iddet
    süresi bitmemişse, ne tek başına ne de çocuğuyla birlikte -çocuğun babasının
    bulunduğu yerden- ayrılması caiz değildir. İddet süresi bitmiş olan annenin ise
    -çocuğun bakımını üstelenmiş başka bir yakınının bulunması halinde- tek başına
    başka bir yere gidebilir. Fakat çocukla birlikte çocuğun babasının bulunduğu
    yerden ayrılıp başka bir yere gidemez. Çünkü, bu durum babanın çocuğu görmesine
    engeldir(bk. el-Fıkhu’l-İslamî, 7/737).





+ Yorum Gönder