Konusunu Oylayın.: Hz.Muhammed (sav)'in Putlar için "Gördünüz mü Lat'ı Uzza'yı Menat'ı; İşte bunlar yüce turnalardı...

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz.Muhammed (sav)'in Putlar için "Gördünüz mü Lat'ı Uzza'yı Menat'ı; İşte bunlar yüce turnalardı...
  1. 05.Ocak.2013, 16:29
    1
    Misafir

    Hz.Muhammed (sav)'in Putlar için "Gördünüz mü Lat'ı Uzza'yı Menat'ı; İşte bunlar yüce turnalardı...






    Hz.Muhammed (sav)'in Putlar için "Gördünüz mü Lat'ı Uzza'yı Menat'ı; İşte bunlar yüce turnalardı... Mumsema Hz.Muhammed (sav)'in Putlar için "Gördünüz mü Lat'ı Uzza'yı Menat'ı; İşte bunlar yüce turnalardır, şefaatleride elbetteki umulur" söylediği ve ardından Hac Suresi 52. ayetin nazil olduğu doğru mudur?


  2. 05.Ocak.2013, 16:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 05.Ocak.2013, 20:12
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,586
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz.Muhammed (sav)'in Putlar için "Gördünüz mü Lat'ı Uzza'yı Menat'ı; İşte bunlar yüce turnala




    Evvela, bazı tefsirlerde yer alan sözkonusu kıssanın uydurma olduğundan şüphe etmemek gerekir. Öyle anlaşılıyor ki, Necm suresinin sonunda secde ayetinin olması ve Hz. Peygamberin orada secde etmesi ve ihtimal ki onunla birlikte bulunan bazı müşriklerin de biraz önce geçen ayetlerde putları olan “Lat-Uzza-Menat”ın isimlerinin de geçmesinden ötürü aynı secdeye iştirak etmeleri, bazı zındıklar için bu “Garanik” kıssasını uydurmaya güzel bir fırsat oluşturmuştur.

    Kıssanın çok garip olması insanların dikkatini çekmiş ve dilden dile, kulaktan kulağa yayılmıştır. Bu garip durumu kıssanın bazı tefsir kaynaklarına da girmesine sebep olmuştur. Bu kıssanın uydurma olduğunu gösteren delilleri şöyle sıralayabiliriz:
    a. Bu kıssayı anlatanların hepsi tabiin döneminde yaşamış kimselerdir. Bunlardan hiç biri sağlam bir senetle kıssayı müşahede eden bir sahabiye dayandıramamıştır.
    b. Rivayet zincirlerinin hepsi -delil olmayan-mürsellerdendir, muttasıl hiç bir sened zinciri yoktur.
    c. Buhari, Muslim ve benzeri muteber ve sahih kitapların ve meşhur müsnet kaynakların hiç birinde yer almamıştır. Şayet sahih olsaydı hiç olmazsa bir tane sahih ve muteber kaynakta bulunacaktı.
    c. İlgili rivayetlerin ifadelerinin farklı olması, bazılarında bulunan bir sözün diğerlerinde bulunmaması gibi çarpık ifadelerin varlığı da bu rivayetlerin uydurma olduğunun diğer bir delilidir.
    d. Muhakkik alimlerin bu kıssanın uydurma olduğuna dair kanaatleri de bu hususta çok önemli bir delildir. Mesela:

    İmam Ebu Hayyan’nın bildiridğine göre, meşhur siyer ve tarih alimi İbn İshak, bu kıssanın bazı zindıklar tarafından uydurlmuş olduğunu belirtmiş ve bu konuda bir eser talif etmiştir(İlgili ayetin tefsiri)

    Ünlü hadis alimi Beyhaki’ye göre, bu kıssa nakil cihetiyle sabit değildir. Ravileri ise cerhedilmiş gayr-ı muteber kimselerdir. Sahih hadis kaynaklarında yer almamaktadır, dolayısıyla bunu tamamen ortadan kaldırmak gerekir. Kendisi de bu konuda ilk adımı atarak bu kıssayı kendi eserine almamıştır(bk. Ebu Hayyan, a.g.y)

    Hafız İbn Kesir de “Garanik/granik kıssası ile ilgili bir tek sahih senet bulamadım, hepsi de mürseldir” diyerek tavrını ortaya koymuştur(bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).

    Alusî’nin bildirdiğine göre, İmam Maturidi hazretleri de bu kıssanın şeytanın telkiniyle bazı zındıklar tarafından uydurulduğunu belirtmiştir(Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

    Kadı Iyaz da şu görüşü seslendirmiştir: “Bu kıssa ile ilgili bir kısım tefsir ve tarih kaynaklarında yer almasına rağmen, hiç bir sağlam senedinin bulunmaması ve hiç bir sahih-muteber kaynaklarda yer almaması onun sağlam olmadığının delildir”(Alusdi, a.g.y)

    Meşhur hadis otoritesi İbn Huzeyme de “Bu kıssanın zındıklar tarafından uydurulduğunu” belitmiştir(Şevkanî, ilgili ayetin tefsiri)

    Şevkanî, Alusî, Merağî, İbn Aşur gibi son asrın müfessirleri de bu kıssasnın uydurma olduğu görüşündeler(bk. a.g.e, ilgili ayetin tefsiri)

    e. Akl-ı selim tarafından bu kıssanın düzmece olduğunu gösteren deliller:

    Hiç mümkün müdür ki, Necm suresinin başında: “ Kayan yıldıza yemin olsun ki; Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı. O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor. O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”(Necm, 53/1-4) mealindeki ifadeler özellikle vurgulanmış olsun; Surenin sonlarında ise, Kur’an’dan olmayan “şeytanın uydurukları”na izin verilsin. Kur’an bundan münezzehtir.

    “Ey şeytan senin kullarım üzerinde asla bir tasallutun olmaz”(Hicr: 42; İsra: 65) , “Şüphesiz şeytanın mümin olnanlar üzerinde hiç bir tasallutu olmaz”(Nahl:99) mealindeki ayetlerde şeytan Allah’ın samimi mümin kullarını aldatamayacağı, onlara güç yetiremeyeci ifade edilmiştir. Kulların en üstünü olan Hz. Muhammed’de şeytanın musallat olması, özellikle vahiy konusunda onu aldatması ve şaşırtmasına imkân var mı?

    Hz. Muhammed’in bir elçi olarak Kur’an’da olmayan bir sözü Kur’an’dan olduğunu sanabileceğine ve putları yanlışlıkla övebileceğine ihtimal vermek imanla bağdaşır bir şey değildir. Çünkü o zaman dinin tamamında bir güvensizlik olur.

    Ebu Bekir İbn’ul-Arabi’nin dediği gibi; şayet şeytanın bir melek suretinde gelip Hz. Muhammed’i aldatması mümkün olursa, aynı şekilde Hz. peygamber şeklinde gelip insanları iğfal etmesi de mümkündür. Bu ihtimale ihtimal veren ya imanının tazlesin veya akıl hastanesine gitsin.

    Hülasa: “Hiç şüphe yok ki o zikri, Kur’ân’ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz’iz.”(Hicr, 15/9), “Kendilerine gelen bu şanı yüce dersi inkâr edenler elbette cezadan kurtulamazlar.Halbuki o eşsiz ve pek kıymetli bir kitaptır .Öyle bir kitaptır ki batıl ona ne önünden, ne ardından, hiç bir taraftan yol bulamaz.(Tam hüküm ve hikmet sahibi, bütün hamdlerin ve övgülerin sahibi olan) O Hakîm ve Hamîd tarafından indirilmiştir.”(Fussilet, 41/42), “Eğer o Resul bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun şah damarını keserdik.”(Hakka, 69/44-46) mealindeki ayetlerin ifadeleri ile, bu uydurma kıssayı uzlaştırma imkânı yoktur.
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet


  4. 05.Ocak.2013, 20:12
    2
    Moderatör



    Evvela, bazı tefsirlerde yer alan sözkonusu kıssanın uydurma olduğundan şüphe etmemek gerekir. Öyle anlaşılıyor ki, Necm suresinin sonunda secde ayetinin olması ve Hz. Peygamberin orada secde etmesi ve ihtimal ki onunla birlikte bulunan bazı müşriklerin de biraz önce geçen ayetlerde putları olan “Lat-Uzza-Menat”ın isimlerinin de geçmesinden ötürü aynı secdeye iştirak etmeleri, bazı zındıklar için bu “Garanik” kıssasını uydurmaya güzel bir fırsat oluşturmuştur.

    Kıssanın çok garip olması insanların dikkatini çekmiş ve dilden dile, kulaktan kulağa yayılmıştır. Bu garip durumu kıssanın bazı tefsir kaynaklarına da girmesine sebep olmuştur. Bu kıssanın uydurma olduğunu gösteren delilleri şöyle sıralayabiliriz:
    a. Bu kıssayı anlatanların hepsi tabiin döneminde yaşamış kimselerdir. Bunlardan hiç biri sağlam bir senetle kıssayı müşahede eden bir sahabiye dayandıramamıştır.
    b. Rivayet zincirlerinin hepsi -delil olmayan-mürsellerdendir, muttasıl hiç bir sened zinciri yoktur.
    c. Buhari, Muslim ve benzeri muteber ve sahih kitapların ve meşhur müsnet kaynakların hiç birinde yer almamıştır. Şayet sahih olsaydı hiç olmazsa bir tane sahih ve muteber kaynakta bulunacaktı.
    c. İlgili rivayetlerin ifadelerinin farklı olması, bazılarında bulunan bir sözün diğerlerinde bulunmaması gibi çarpık ifadelerin varlığı da bu rivayetlerin uydurma olduğunun diğer bir delilidir.
    d. Muhakkik alimlerin bu kıssanın uydurma olduğuna dair kanaatleri de bu hususta çok önemli bir delildir. Mesela:

    İmam Ebu Hayyan’nın bildiridğine göre, meşhur siyer ve tarih alimi İbn İshak, bu kıssanın bazı zindıklar tarafından uydurlmuş olduğunu belirtmiş ve bu konuda bir eser talif etmiştir(İlgili ayetin tefsiri)

    Ünlü hadis alimi Beyhaki’ye göre, bu kıssa nakil cihetiyle sabit değildir. Ravileri ise cerhedilmiş gayr-ı muteber kimselerdir. Sahih hadis kaynaklarında yer almamaktadır, dolayısıyla bunu tamamen ortadan kaldırmak gerekir. Kendisi de bu konuda ilk adımı atarak bu kıssayı kendi eserine almamıştır(bk. Ebu Hayyan, a.g.y)

    Hafız İbn Kesir de “Garanik/granik kıssası ile ilgili bir tek sahih senet bulamadım, hepsi de mürseldir” diyerek tavrını ortaya koymuştur(bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).

    Alusî’nin bildirdiğine göre, İmam Maturidi hazretleri de bu kıssanın şeytanın telkiniyle bazı zındıklar tarafından uydurulduğunu belirtmiştir(Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

    Kadı Iyaz da şu görüşü seslendirmiştir: “Bu kıssa ile ilgili bir kısım tefsir ve tarih kaynaklarında yer almasına rağmen, hiç bir sağlam senedinin bulunmaması ve hiç bir sahih-muteber kaynaklarda yer almaması onun sağlam olmadığının delildir”(Alusdi, a.g.y)

    Meşhur hadis otoritesi İbn Huzeyme de “Bu kıssanın zındıklar tarafından uydurulduğunu” belitmiştir(Şevkanî, ilgili ayetin tefsiri)

    Şevkanî, Alusî, Merağî, İbn Aşur gibi son asrın müfessirleri de bu kıssasnın uydurma olduğu görüşündeler(bk. a.g.e, ilgili ayetin tefsiri)

    e. Akl-ı selim tarafından bu kıssanın düzmece olduğunu gösteren deliller:

    Hiç mümkün müdür ki, Necm suresinin başında: “ Kayan yıldıza yemin olsun ki; Arkadaşınız (Muhammed) yanılmadı, sapmadı, aldanmadı. O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor. O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”(Necm, 53/1-4) mealindeki ifadeler özellikle vurgulanmış olsun; Surenin sonlarında ise, Kur’an’dan olmayan “şeytanın uydurukları”na izin verilsin. Kur’an bundan münezzehtir.

    “Ey şeytan senin kullarım üzerinde asla bir tasallutun olmaz”(Hicr: 42; İsra: 65) , “Şüphesiz şeytanın mümin olnanlar üzerinde hiç bir tasallutu olmaz”(Nahl:99) mealindeki ayetlerde şeytan Allah’ın samimi mümin kullarını aldatamayacağı, onlara güç yetiremeyeci ifade edilmiştir. Kulların en üstünü olan Hz. Muhammed’de şeytanın musallat olması, özellikle vahiy konusunda onu aldatması ve şaşırtmasına imkân var mı?

    Hz. Muhammed’in bir elçi olarak Kur’an’da olmayan bir sözü Kur’an’dan olduğunu sanabileceğine ve putları yanlışlıkla övebileceğine ihtimal vermek imanla bağdaşır bir şey değildir. Çünkü o zaman dinin tamamında bir güvensizlik olur.

    Ebu Bekir İbn’ul-Arabi’nin dediği gibi; şayet şeytanın bir melek suretinde gelip Hz. Muhammed’i aldatması mümkün olursa, aynı şekilde Hz. peygamber şeklinde gelip insanları iğfal etmesi de mümkündür. Bu ihtimale ihtimal veren ya imanının tazlesin veya akıl hastanesine gitsin.

    Hülasa: “Hiç şüphe yok ki o zikri, Kur’ân’ı Biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz’iz.”(Hicr, 15/9), “Kendilerine gelen bu şanı yüce dersi inkâr edenler elbette cezadan kurtulamazlar.Halbuki o eşsiz ve pek kıymetli bir kitaptır .Öyle bir kitaptır ki batıl ona ne önünden, ne ardından, hiç bir taraftan yol bulamaz.(Tam hüküm ve hikmet sahibi, bütün hamdlerin ve övgülerin sahibi olan) O Hakîm ve Hamîd tarafından indirilmiştir.”(Fussilet, 41/42), “Eğer o Resul bizim adımıza birtakım sözler uydursaydı, onu elimizle yakalar, sonra da onun şah damarını keserdik.”(Hakka, 69/44-46) mealindeki ayetlerin ifadeleri ile, bu uydurma kıssayı uzlaştırma imkânı yoktur.
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder