Konusunu Oylayın.: Kadınların örtünmesi ve yabancı kadınlara bakmanın hükmü nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kadınların örtünmesi ve yabancı kadınlara bakmanın hükmü nedir?
  1. 03.Ocak.2013, 11:37
    1
    Misafir

    Kadınların örtünmesi ve yabancı kadınlara bakmanın hükmü nedir?






    Kadınların örtünmesi ve yabancı kadınlara bakmanın hükmü nedir? Mumsema Kadınların örtünmesi ve yabancı kadınlara bakmanın hükmü


  2. 03.Ocak.2013, 11:37
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 05.Ocak.2013, 23:42
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Kadınların örtünmesi ve yabancı kadınlara bakmanın hükmü nedir?




    Hüküm ;Yabancı Kadınlara Bakmanın Hükmü Nedir?


    İslâm şeriati yabancı kadınlara bakmayı kesin olarak yasaklamış, ha¬ram kılmıştır, öyleyse insanın karısı ve mahremi olan kadınlardan başka¬sına bakması haramdır.
    Kasıt olmaksızın ani olarak bir kadını görmekte bir vebal yoktur. Zira bu görüş insanın iradesi dışında vaki olmuştur. Allahu taala gücümüzün yetmediği şeyi bize emretmediği gibi yolda yürürken gözlerimizi kapama¬mızı da emretmemiştir. Bu sebebte kasıtsız bakış muaheze edilmez.
    Nitekim Rasulullah (sav), Hz. Ali'ye, «Ya Ali, yabancı bir kadını gör¬düğünde ikinci defa bakma. Çünkü İlk bakışın İraden dışındadır ve onda bir vebal yoktur. İkinci defa bakarsan bu, iradenle olduğu için haramdır.» [ Tirmizl ve Ahmed.] buyurmuştur.
    Cerir bin Abdullah'tan da şöyle rivayet edilmiştir: «Rasulullah (sav)'a ani olarak yabancı bir kadını görmek hususunu sordum. Bana, görünce gözlerimi çevirmemi emretti.» [ Müslim, Tirmizi ve Ahmed.]
    Yabancı bir kadını ani olarak gören bir kimsenin ikinci defa bakması haramdır. Zira ikinci bakış iradîdir, fitne ve fesada yol açar. Bu yüzden Rasulullah (sav) ikinci bakışı «göz zinası» olarak vasıflandırmıştır.
    Buhari ve Müslim'in rivayetine göre Rasulullah (sav), «Beni Ademe zina mutlaka yazılmıştır. Bakmak gözün zinası, konuşmak dilin zinası , dinlemek kulağın zinası, tokalaşmak elin zinası, yürümek ayağın zinasıdır. İnsan nefsi bunları arzu eder. Namusu da ya bunu tekzib eder veya tasdik eder.» buyurmuştur.
    Gözünü sakınan mümin sevap kazanır. Çünkü Rasulullah (sav), «Bir müslüman bir kadının güzelliğini gördükten sonra gözünü sakınırsa. At¬la hu taala ona zevk alacağı bir ibadet nasib eder.» [ İmam Ahmed. Müsned] buyurmuştur.


    Ebu Said el-Hudri (ra)'den şöyle rivayet edilir:
    «Rasulullah (sav), «Yol¬larda beklemekten ve oturmaktan sakının.» buyurdu. Bunun üzerine, «Ya Rasulullah, yollarda İşlerimizi konuşmak için duruyoruz.» dedik. «O zaman yolun hakkını verin.» buyurdu. «Yolun hakkı nedir?» diye sorunca da Gözleri sakınmak, kimseye eziyet vermemek, verilen selamı almak, ma¬rufu emretmek ve münkeri nehyetmektir.» buyurdu.» [ Buharı ve Müslim.]

    İkinci Hüküm:Erkek Ve Kadında Avretin Sınırı Nedir?


    «Irzlarını korusunlar.» âyeti avret yerlerinin Örtülmesinin farz olduğuna delalet eder. Zira bu âyet namusu korumayı emrettiği gibi başkalarının gözlerinden avret mahallinin korunmasını da emretmektedir.
    Fakihler ..avret yerlerinin açık olmasının haramlığında ittifak etmişler¬dir. Ne var ki. avretin sınırları hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bu husustaki bütün görüşleri delilleri ile birlikte tafsilattı olarak izah etmeye çalışaca¬ğız:
    Erkek ve kadının avret mahalleri, erkeğin erkeğe karşı, erkeğin ka¬dına karşı, kadının kadına karşı ve kadının erkeğe karşı avretleri başlığı altında incelenmelidir.

    1- Erkeğin erkeğe karşı avreti;
    Erkeğin erkeğe karşı avreti, diz kapağından göbeğe kadar olan kıs¬mıdır, öyleyse bir erkeğin diğer bir erkeğin diz kapağı ile göbeği arasın¬daki bölümüne bakması haramdır. Bu avret mahallinin dışındaki yerlere bakılması haram değildir. Çünkü Rasulullah (sav), «Bir erkek, diğer bir erkeğin avret mahalline, bir kadın da, diğer bir kadının avret mahalline bakmasın.» buyurmuştur.
    Fukahanın cumhuruna göre erkeğin avret mahalli yukarıda söylendiği üzere, diz kapağı ile göbeği arasındaki kısmıdır. Bu birçok sahih hadisle de tesbit edilmiştir.
    İmam Malik (ra)'e göre ise erkeğin uyluğu avret değildir.
    Cumhur, uyluğun da avret olduğunu aşağıdaki hadislerle isbat eder¬ler:
    Ashab-ı Suffeden olan Cerhed el-Eslemî'den şöyle rivayet edilmiştir:
    «Rasulullah (sav)'ta birlikte oturuyorduk. Benim uyluğum açık idi. Bana, «Uyluğunun avret olduğunu bilmiyor musun?» buyurdu.» [ Ebu Davud ve Tirmizi]
    Rivayete göre Rasulullah (sav), Hz. Ali'ye, «Uyluğunu açma.» buyur¬muştur. [ Ebu Davud ve İbni Mace] Diğer bir rivayete göre de şöyle buyurmuştur: «Uyluğunu açma. Canlı veya ölünün uyluğuna da bakma.» [ Fahreddin Razi, Tefsir]
    Rasulullah (sav), İnsanın soyunmasını ve avret mahallerini açmasını, yanında kimse olmasa dahi yasaklamıştır. Zira, «Çırılçıplak soyunmaktan kaçının. Zira öyle melekler vardır ki sizden ancak tuvalette ve ailenizle temas halinde iken ayrılır.» [ Tirmizi.] buyurmuştur.

    2- Erkeğin kadına karşı avreti
    İster mahremi olsun, ister namahrem, erkeğin kadına karşt avreti, er¬keğe karşı olduğu gibi. diz kapağı ile göbeği arasıdır. Yalnız karı-koca arasında avret mahalli yoktur. Zira Allahu taala, «(Öyle müminler) ki, on¬lar ırzlarını koruyanlardır. Suvar ki zevcelerine, yahut sağ ellerinin malik olduklarına (kendi cariyelerine) karşı (olan durumları) müstesnadır.» (Muminun: 5-6) buyurmuştur.

    3- Kadının kadına karşı avreti:
    Kadinların kadınlara karşı avreti de erkeklerde olduğu gibi diz kapak¬ları ile göbekleri arasıdır. Buna göre bir kadının diğer bir kadının diz ka¬pağı ile göbeği arasındaki kısma bakması haramdır. Avret mahalli haricin¬deki yerlere bakması ise caizdir.
    Zımmi ve kafir kadınlar için Özel bir hüküm vardır. Allah (cc) izin ve¬rirse bu hükmü ileride açıklayacağız.

    4- Kadının erkeğe karşı avreti:
    Sahih olan görüşe göre, kadının erkeğe karşı avreti bütün vücududur. Şafii ve Hanbelüerin görüşü de budur. Hatta İmam Ahmed bin Hanbel (ra) bu hususta, «Kadının bütün vücudu avret olduğu gibi tırnakları dahi av¬rettir.» [ İbni Cevzi. Tefsir. C. 6. S. 31.] demiştir.
    İmam Malik (ra) ve İmam Ebu Hanife (ra)'ye göre ise kadının elleri ile yüzü hariç bütün vücudu avret mahallidir.
    Görüşlerin kendilerine has delilleri vardır. Bunları kısaca açıklayalım:

    Maliki ve Hanefilerin delilleri:
    Maliki ve Hanefilerin yüz ve ellerin avret olmadığına dair delilleri şun¬lardır :
    1- «Bunlardan görünen kısım müstesna.» âyeti. Yüz ve ellerin açık olması zaruri olduğundan bu âyet buraların avret sayılmayacağına İşaret eder. Bu görüş bazı sahabi ve tabiinden de rivayet edilmiştir. Nitekim Said bin Cubeyr (ra), «Bunlardan görünen kısım müstesna» âyetinden maksat yüz ve ellerdir.» demiştir. Ata da âyetteki istisnanın yüz ve eller olduğunu söylemiştir. Dahhak'tan da buna benzer bir rivayet yapılmıştır. [ Taberi. Tefsir. C. 18. S. 118]

    2- Hz. Ayşe'den rivayet edilen, «Ebubekir (ra)'in kızı Esma (ra), cok ince bir elbise ile Rasulullah (savj'ın yanına geldi. Onu görünce Rasulullah (sav) yüzünü çevirerek, «Ey Esma, kadın buluğa erdimi, (yüz ve el¬lerini işaret ederek) şu ve şunun haricinde kadının vücudunun görünmesi haramdır.» buyurdu.» [ Ebu Davud, "Kurtubî, Tefsir. C. 12. S. 229.]

    3- Namazda ve ihramda el ve yüzün acık bırakılması da bunların avret olmadığına delalet eder. Eğer el ve yüz avret olsaydı namaz ve ih¬ramda açık bırakılmaları mubah olmazdı. Çünkü avret mahallinin örtül¬mesi farzdır. Bu sebeble avret mahalli açık olarak namaz kılınması na¬mazın sıhhatini bozar.

    Şafii ve Hanbelîlerin delilleri:
    Şafii ve Hanbelilerin el ve yüzün avret olduğuna dair delilleri de şun¬lardır :
    1- Kitaptan delilleri: «Ziynetlerini açmasınlar.» âyeti. Bu âyet-i kerime ziynetlerin açılmasını haram kılmıştır. Ziynet ise iki kısımdır. Biri yaratılıştan olan ziynet, diğeri ise kazanılan ziynettir. Yüz yaratılıştan olan bir ziynettir. Hatta güzelliğin aslı, fitne ve fesadın kaynağıdır. Kazanılan ziynet ise giyilen güzet elbise, takılan süs eşyaları, 'göze çekilen sürme ve ele yakılan kına ve benzeridir. Âyeti kerime kayıtsız şartsız kadınlara erkeklere karşı uzuvlarını ve ziynetlerini açmalarını yasaklayarak haram kılmıştır.
    Şafii ve Hanbelilere göre âyetin, «Bunlardan görünen kısım müstesna» ifadesinden maksat, kasıtsız olarak kendi kendine acılan kısımdır. Mese¬la; rüzgarın kadının örtüsünü açması gibi. Buna göre âyetin meali şöyle olmaktadır: «Kadınlar ziynetlerini kesin olarak açmasınlar. Açtıkları takdir¬de muaheze edilirler. Ancak ziynetlerinin kendiliğinden açılması veya rüz¬gâr gibi herhangi bir sebeble kasıtsız olarak acıtması halinde onlar mua¬heze edilmez.» öyleyse yüz ve el de açılması haram olan ziynetlerdendir:
    Kitaptan olan bir başka delilleri de «Bir de onun zevcelerinden lü¬zumlu birşey istediğiniz vakit perde ardından isteyin.» (Ahzab; 53) âyeti¬dir. Bu âyet saraheten yüze bakmanın haram olduğuna delalet etmekte¬dir. Gerçi bu âyet Rasulullah (sav)'ın zevceleri hakkında nazil olmuştur. Fakat, hükmü kıyas yoluyla bütün kadınlara teşmil olunur. Çünkü âyetteki «perde ardından İsteyin» ilahi emri, kadın oldukları içindir, öyleyse diğer kadınlardan da lüzumlu ve meşru bir şey istenileceği zaman ancak perde arkasından istenebilir.

    Sünnetten olan delilleri:
    Birçok sahih hadis, yüze ve ele bakmanın haram olduğuna delalet eder. Bunlardan bazıları şunlardır:

    1- Cerir bin Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: «Rasulullah (sav)'a ani olarak yabancı bir kadını görmek hususunu sordum. Bana, görünce gözlerimi çevirmemi emretti.»
    2- Hz. Ali'den rivayet edilen, «Ya Ali, yabancı bir kadını gördüğün¬de İkinci defa bakma. Çünkü tik bakışın iraden dışındadır ve onda bir ve¬bal yoktur. İkinci defa bakarsan bu, iradenle olduğu için haramdır.» ha¬disi.
    3- İbni Abbas (ra)'tan şöyle rivayet edilir: «Bir kurban bayramı gü¬nü Rasulullah (sav) Fazi bin Abbas'ı atının arkasına bindirmişti. Fazi, be¬yaz tenli, güzel saçlı, yakışıklı bir delikanlı idi. Has'im kabilesinden bir kadın Rasulullah (sav)'ın yanına gelerek bir şeyler sormak İstedi. Fazi ka¬dına, kadın da Fazi'a bakıyordu. Rasulullah (sav) Fazi'ın yüzünü diğer tarafa çevirdi.»
    Nakledilen bu hadisler yabancı bir kadına bakmanın haram olduğunu ifade eder. Şüphe yok ki, yüz de bakılması haram olan uzuvlardandır, öy¬leyse yüz de avrettir.

    Aklî delilleri: .
    Fitneden kaçınmak için yüze bakmamak icab eder. Çünkü yüze bak¬maktaki fitne, dizden aşağıya bakmaktaki fitneden daha büyüktür. Kadının saçma ve ayaklarına bakmak ittifakla haramdır. Yüz güzelliğin aslı, fitne¬nin kaynağıdır. Bu bakımdan haram olması daha evladır.
    Kaldı ki, Şafii ve Hanbelilerin âyeti tevil şekilleri ortaya çıkarıyor ki yüz avrettir. Yüzün avret olmayacağına dair de hiçbir delil yoktur.
    Maliki ve Hanefilerin delil aldıkları Esma ile ilgili hadise gelince, bu hadisin senetleri kopuktur. Birçok ravisinde de zayıflık vardır. Bu hadis konusunda muhaddisler değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Hadis yalnız Ebu Davud'un süneninde olduğu halde Ebu Davud, «Bu hadis mürseldir. Zira bu hadisi Hz. Ayşe'den rivayet eden Halid bin Düreyk Hz. Ayşe'ye ulaşmamıştır. Hadisin senetlerinden olan Said bin Beşir Ebu Abdurrahman el-Basrî, Şama yerleşen İbni Nesr'in azadlısıdır. Ki onun hakkında birçok muhaddisin itirazı vardır.» [ Ebu Davud, Sünen, C. e, S. 58.] demektedir.
    Bu hadis hakkında tek ravisi olan Ebu Davud'un görüş ve düşünce¬leri böyle olunca, yüz ve ellerin avret olmadığına dair delil olması ne de¬rece uygun olur? Bir an için hadisin sahih olduğunu farz etsek bile yine de delil olma durumu şüphelidir. Çünkü hadisin hicap âyetlerinden önce varid olması kuvvetle muhtemeldir. Eğer hicap âyetlerinden önce varid olmuşsa, âyetlerle nesh edilmiş demektir. Veya hadis ancak zaruret halle¬rinde el ve yüze bakmanın caiz olduğunu ifade etmektedir. Mesela; bir dünür, bir şahit veya bir kadı yüze bakabilir.
    İbni Cevzi bu hususta şöyle demektedir: «Bu âyet yabancı kadınlara özürsüz olarak bakmanın haram olduğunu ifade eder. Fakat eğer zaruret varsa, mesela bir erkek kadınla evlenmek İstiyorsa veya onun aleyhinde şehadette bulunacaksa yalnız yüzüne bakabilir. Zaruret hallerinin dışında her ne suretle olursa olsun yabancı kadına bakmak haramdır. Mademki yüz ve eller avrettir, namazın şartlarından biri de setr-i avret olduğuna göre, bunların açılması ile neden namaz bozulmuyor diye sorulabilir. Bu¬nun cevabı şudur: Namazda yüz ve ellerin örtülmesinde meşakkat vardır.
    Bu yüzden yalnız namaza mahsus olarak yüz ve ellerin açılmasına müsade edilmiştir.»
    El ve yüzün avret olmadığını iddia eden alimler, yüz ve ellerde hiçbir ziynet eşyasının olmamasını ve bunların açılmasının fitneye sebeb olma¬masını şart koşmaktadırlar. Bu sebeble zamanımızdaki kadınların yüz ve ellerinde kullandıkları süs eşyaları ile erkekler arasında gezmelerinin ha¬ram olduğunda hiçbir alimin şüphesi yoktur.

    Yüz ve ellerin avret olmadığını iddia eden alimlerin sözleri, yüz ve ellerin açık olmasının farz olduğu, sünnet olduğu veya bunların örtülme¬sinin bid'ad olduğu manasına gelmez. Çünkü böyle bir İddiayı müslüman bir alim değil, sade bir müslüman bile öne süremez. Bunların sözlerinin manası, zaruret halterinde ve fitneye sebeb olmadığı takdirde açılmalarında bir vebal olmadığıdır.
    İçinde yaşadığımız çağda şeytanın yardımcıları alabildiğine çok, fu¬huş ve ahlaksızlık alabildiğine yaygındır. Bu yüzden bugün hiçbir alim, hatta akıllı bir insan yüzün açılmasının caiz olduğunu söyleyemez. Çün¬kü bu veba hastalığına benzeyen ahlaksızlığın ümmet İçinde ve bilhassa yabancı kadınları taklid eden kadınlar arasında hızla yayıldığını gören her alim yüzün açılmasının haram olduğuna hükmeder. Çünkü bu devirde fit¬ne ve fesad muhakkaktır. Kötülüğe davet eden vasıtalar son derece yaygındır. Ben bugünkü manada ilericilik taslayan hiçbir toplum görme¬dim ki, Allahu taalanın. «Mümin erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar.» âyeti ile Rasulullah (sav)'ın, «Gözünü çevir.» buyruğunu duyan, dinleyen bulunsun. Hülasa böylesine bozuk bir zamanda korunmak farzdır.
    Allahu taala isteyeni doğru yola iletsin.


  4. 05.Ocak.2013, 23:42
    2
    Üye



    Hüküm ;Yabancı Kadınlara Bakmanın Hükmü Nedir?


    İslâm şeriati yabancı kadınlara bakmayı kesin olarak yasaklamış, ha¬ram kılmıştır, öyleyse insanın karısı ve mahremi olan kadınlardan başka¬sına bakması haramdır.
    Kasıt olmaksızın ani olarak bir kadını görmekte bir vebal yoktur. Zira bu görüş insanın iradesi dışında vaki olmuştur. Allahu taala gücümüzün yetmediği şeyi bize emretmediği gibi yolda yürürken gözlerimizi kapama¬mızı da emretmemiştir. Bu sebebte kasıtsız bakış muaheze edilmez.
    Nitekim Rasulullah (sav), Hz. Ali'ye, «Ya Ali, yabancı bir kadını gör¬düğünde ikinci defa bakma. Çünkü İlk bakışın İraden dışındadır ve onda bir vebal yoktur. İkinci defa bakarsan bu, iradenle olduğu için haramdır.» [ Tirmizl ve Ahmed.] buyurmuştur.
    Cerir bin Abdullah'tan da şöyle rivayet edilmiştir: «Rasulullah (sav)'a ani olarak yabancı bir kadını görmek hususunu sordum. Bana, görünce gözlerimi çevirmemi emretti.» [ Müslim, Tirmizi ve Ahmed.]
    Yabancı bir kadını ani olarak gören bir kimsenin ikinci defa bakması haramdır. Zira ikinci bakış iradîdir, fitne ve fesada yol açar. Bu yüzden Rasulullah (sav) ikinci bakışı «göz zinası» olarak vasıflandırmıştır.
    Buhari ve Müslim'in rivayetine göre Rasulullah (sav), «Beni Ademe zina mutlaka yazılmıştır. Bakmak gözün zinası, konuşmak dilin zinası , dinlemek kulağın zinası, tokalaşmak elin zinası, yürümek ayağın zinasıdır. İnsan nefsi bunları arzu eder. Namusu da ya bunu tekzib eder veya tasdik eder.» buyurmuştur.
    Gözünü sakınan mümin sevap kazanır. Çünkü Rasulullah (sav), «Bir müslüman bir kadının güzelliğini gördükten sonra gözünü sakınırsa. At¬la hu taala ona zevk alacağı bir ibadet nasib eder.» [ İmam Ahmed. Müsned] buyurmuştur.


    Ebu Said el-Hudri (ra)'den şöyle rivayet edilir:
    «Rasulullah (sav), «Yol¬larda beklemekten ve oturmaktan sakının.» buyurdu. Bunun üzerine, «Ya Rasulullah, yollarda İşlerimizi konuşmak için duruyoruz.» dedik. «O zaman yolun hakkını verin.» buyurdu. «Yolun hakkı nedir?» diye sorunca da Gözleri sakınmak, kimseye eziyet vermemek, verilen selamı almak, ma¬rufu emretmek ve münkeri nehyetmektir.» buyurdu.» [ Buharı ve Müslim.]

    İkinci Hüküm:Erkek Ve Kadında Avretin Sınırı Nedir?


    «Irzlarını korusunlar.» âyeti avret yerlerinin Örtülmesinin farz olduğuna delalet eder. Zira bu âyet namusu korumayı emrettiği gibi başkalarının gözlerinden avret mahallinin korunmasını da emretmektedir.
    Fakihler ..avret yerlerinin açık olmasının haramlığında ittifak etmişler¬dir. Ne var ki. avretin sınırları hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bu husustaki bütün görüşleri delilleri ile birlikte tafsilattı olarak izah etmeye çalışaca¬ğız:
    Erkek ve kadının avret mahalleri, erkeğin erkeğe karşı, erkeğin ka¬dına karşı, kadının kadına karşı ve kadının erkeğe karşı avretleri başlığı altında incelenmelidir.

    1- Erkeğin erkeğe karşı avreti;
    Erkeğin erkeğe karşı avreti, diz kapağından göbeğe kadar olan kıs¬mıdır, öyleyse bir erkeğin diğer bir erkeğin diz kapağı ile göbeği arasın¬daki bölümüne bakması haramdır. Bu avret mahallinin dışındaki yerlere bakılması haram değildir. Çünkü Rasulullah (sav), «Bir erkek, diğer bir erkeğin avret mahalline, bir kadın da, diğer bir kadının avret mahalline bakmasın.» buyurmuştur.
    Fukahanın cumhuruna göre erkeğin avret mahalli yukarıda söylendiği üzere, diz kapağı ile göbeği arasındaki kısmıdır. Bu birçok sahih hadisle de tesbit edilmiştir.
    İmam Malik (ra)'e göre ise erkeğin uyluğu avret değildir.
    Cumhur, uyluğun da avret olduğunu aşağıdaki hadislerle isbat eder¬ler:
    Ashab-ı Suffeden olan Cerhed el-Eslemî'den şöyle rivayet edilmiştir:
    «Rasulullah (sav)'ta birlikte oturuyorduk. Benim uyluğum açık idi. Bana, «Uyluğunun avret olduğunu bilmiyor musun?» buyurdu.» [ Ebu Davud ve Tirmizi]
    Rivayete göre Rasulullah (sav), Hz. Ali'ye, «Uyluğunu açma.» buyur¬muştur. [ Ebu Davud ve İbni Mace] Diğer bir rivayete göre de şöyle buyurmuştur: «Uyluğunu açma. Canlı veya ölünün uyluğuna da bakma.» [ Fahreddin Razi, Tefsir]
    Rasulullah (sav), İnsanın soyunmasını ve avret mahallerini açmasını, yanında kimse olmasa dahi yasaklamıştır. Zira, «Çırılçıplak soyunmaktan kaçının. Zira öyle melekler vardır ki sizden ancak tuvalette ve ailenizle temas halinde iken ayrılır.» [ Tirmizi.] buyurmuştur.

    2- Erkeğin kadına karşı avreti
    İster mahremi olsun, ister namahrem, erkeğin kadına karşt avreti, er¬keğe karşı olduğu gibi. diz kapağı ile göbeği arasıdır. Yalnız karı-koca arasında avret mahalli yoktur. Zira Allahu taala, «(Öyle müminler) ki, on¬lar ırzlarını koruyanlardır. Suvar ki zevcelerine, yahut sağ ellerinin malik olduklarına (kendi cariyelerine) karşı (olan durumları) müstesnadır.» (Muminun: 5-6) buyurmuştur.

    3- Kadının kadına karşı avreti:
    Kadinların kadınlara karşı avreti de erkeklerde olduğu gibi diz kapak¬ları ile göbekleri arasıdır. Buna göre bir kadının diğer bir kadının diz ka¬pağı ile göbeği arasındaki kısma bakması haramdır. Avret mahalli haricin¬deki yerlere bakması ise caizdir.
    Zımmi ve kafir kadınlar için Özel bir hüküm vardır. Allah (cc) izin ve¬rirse bu hükmü ileride açıklayacağız.

    4- Kadının erkeğe karşı avreti:
    Sahih olan görüşe göre, kadının erkeğe karşı avreti bütün vücududur. Şafii ve Hanbelüerin görüşü de budur. Hatta İmam Ahmed bin Hanbel (ra) bu hususta, «Kadının bütün vücudu avret olduğu gibi tırnakları dahi av¬rettir.» [ İbni Cevzi. Tefsir. C. 6. S. 31.] demiştir.
    İmam Malik (ra) ve İmam Ebu Hanife (ra)'ye göre ise kadının elleri ile yüzü hariç bütün vücudu avret mahallidir.
    Görüşlerin kendilerine has delilleri vardır. Bunları kısaca açıklayalım:

    Maliki ve Hanefilerin delilleri:
    Maliki ve Hanefilerin yüz ve ellerin avret olmadığına dair delilleri şun¬lardır :
    1- «Bunlardan görünen kısım müstesna.» âyeti. Yüz ve ellerin açık olması zaruri olduğundan bu âyet buraların avret sayılmayacağına İşaret eder. Bu görüş bazı sahabi ve tabiinden de rivayet edilmiştir. Nitekim Said bin Cubeyr (ra), «Bunlardan görünen kısım müstesna» âyetinden maksat yüz ve ellerdir.» demiştir. Ata da âyetteki istisnanın yüz ve eller olduğunu söylemiştir. Dahhak'tan da buna benzer bir rivayet yapılmıştır. [ Taberi. Tefsir. C. 18. S. 118]

    2- Hz. Ayşe'den rivayet edilen, «Ebubekir (ra)'in kızı Esma (ra), cok ince bir elbise ile Rasulullah (savj'ın yanına geldi. Onu görünce Rasulullah (sav) yüzünü çevirerek, «Ey Esma, kadın buluğa erdimi, (yüz ve el¬lerini işaret ederek) şu ve şunun haricinde kadının vücudunun görünmesi haramdır.» buyurdu.» [ Ebu Davud, "Kurtubî, Tefsir. C. 12. S. 229.]

    3- Namazda ve ihramda el ve yüzün acık bırakılması da bunların avret olmadığına delalet eder. Eğer el ve yüz avret olsaydı namaz ve ih¬ramda açık bırakılmaları mubah olmazdı. Çünkü avret mahallinin örtül¬mesi farzdır. Bu sebeble avret mahalli açık olarak namaz kılınması na¬mazın sıhhatini bozar.

    Şafii ve Hanbelîlerin delilleri:
    Şafii ve Hanbelilerin el ve yüzün avret olduğuna dair delilleri de şun¬lardır :
    1- Kitaptan delilleri: «Ziynetlerini açmasınlar.» âyeti. Bu âyet-i kerime ziynetlerin açılmasını haram kılmıştır. Ziynet ise iki kısımdır. Biri yaratılıştan olan ziynet, diğeri ise kazanılan ziynettir. Yüz yaratılıştan olan bir ziynettir. Hatta güzelliğin aslı, fitne ve fesadın kaynağıdır. Kazanılan ziynet ise giyilen güzet elbise, takılan süs eşyaları, 'göze çekilen sürme ve ele yakılan kına ve benzeridir. Âyeti kerime kayıtsız şartsız kadınlara erkeklere karşı uzuvlarını ve ziynetlerini açmalarını yasaklayarak haram kılmıştır.
    Şafii ve Hanbelilere göre âyetin, «Bunlardan görünen kısım müstesna» ifadesinden maksat, kasıtsız olarak kendi kendine acılan kısımdır. Mese¬la; rüzgarın kadının örtüsünü açması gibi. Buna göre âyetin meali şöyle olmaktadır: «Kadınlar ziynetlerini kesin olarak açmasınlar. Açtıkları takdir¬de muaheze edilirler. Ancak ziynetlerinin kendiliğinden açılması veya rüz¬gâr gibi herhangi bir sebeble kasıtsız olarak acıtması halinde onlar mua¬heze edilmez.» öyleyse yüz ve el de açılması haram olan ziynetlerdendir:
    Kitaptan olan bir başka delilleri de «Bir de onun zevcelerinden lü¬zumlu birşey istediğiniz vakit perde ardından isteyin.» (Ahzab; 53) âyeti¬dir. Bu âyet saraheten yüze bakmanın haram olduğuna delalet etmekte¬dir. Gerçi bu âyet Rasulullah (sav)'ın zevceleri hakkında nazil olmuştur. Fakat, hükmü kıyas yoluyla bütün kadınlara teşmil olunur. Çünkü âyetteki «perde ardından İsteyin» ilahi emri, kadın oldukları içindir, öyleyse diğer kadınlardan da lüzumlu ve meşru bir şey istenileceği zaman ancak perde arkasından istenebilir.

    Sünnetten olan delilleri:
    Birçok sahih hadis, yüze ve ele bakmanın haram olduğuna delalet eder. Bunlardan bazıları şunlardır:

    1- Cerir bin Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: «Rasulullah (sav)'a ani olarak yabancı bir kadını görmek hususunu sordum. Bana, görünce gözlerimi çevirmemi emretti.»
    2- Hz. Ali'den rivayet edilen, «Ya Ali, yabancı bir kadını gördüğün¬de İkinci defa bakma. Çünkü tik bakışın iraden dışındadır ve onda bir ve¬bal yoktur. İkinci defa bakarsan bu, iradenle olduğu için haramdır.» ha¬disi.
    3- İbni Abbas (ra)'tan şöyle rivayet edilir: «Bir kurban bayramı gü¬nü Rasulullah (sav) Fazi bin Abbas'ı atının arkasına bindirmişti. Fazi, be¬yaz tenli, güzel saçlı, yakışıklı bir delikanlı idi. Has'im kabilesinden bir kadın Rasulullah (sav)'ın yanına gelerek bir şeyler sormak İstedi. Fazi ka¬dına, kadın da Fazi'a bakıyordu. Rasulullah (sav) Fazi'ın yüzünü diğer tarafa çevirdi.»
    Nakledilen bu hadisler yabancı bir kadına bakmanın haram olduğunu ifade eder. Şüphe yok ki, yüz de bakılması haram olan uzuvlardandır, öy¬leyse yüz de avrettir.

    Aklî delilleri: .
    Fitneden kaçınmak için yüze bakmamak icab eder. Çünkü yüze bak¬maktaki fitne, dizden aşağıya bakmaktaki fitneden daha büyüktür. Kadının saçma ve ayaklarına bakmak ittifakla haramdır. Yüz güzelliğin aslı, fitne¬nin kaynağıdır. Bu bakımdan haram olması daha evladır.
    Kaldı ki, Şafii ve Hanbelilerin âyeti tevil şekilleri ortaya çıkarıyor ki yüz avrettir. Yüzün avret olmayacağına dair de hiçbir delil yoktur.
    Maliki ve Hanefilerin delil aldıkları Esma ile ilgili hadise gelince, bu hadisin senetleri kopuktur. Birçok ravisinde de zayıflık vardır. Bu hadis konusunda muhaddisler değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Hadis yalnız Ebu Davud'un süneninde olduğu halde Ebu Davud, «Bu hadis mürseldir. Zira bu hadisi Hz. Ayşe'den rivayet eden Halid bin Düreyk Hz. Ayşe'ye ulaşmamıştır. Hadisin senetlerinden olan Said bin Beşir Ebu Abdurrahman el-Basrî, Şama yerleşen İbni Nesr'in azadlısıdır. Ki onun hakkında birçok muhaddisin itirazı vardır.» [ Ebu Davud, Sünen, C. e, S. 58.] demektedir.
    Bu hadis hakkında tek ravisi olan Ebu Davud'un görüş ve düşünce¬leri böyle olunca, yüz ve ellerin avret olmadığına dair delil olması ne de¬rece uygun olur? Bir an için hadisin sahih olduğunu farz etsek bile yine de delil olma durumu şüphelidir. Çünkü hadisin hicap âyetlerinden önce varid olması kuvvetle muhtemeldir. Eğer hicap âyetlerinden önce varid olmuşsa, âyetlerle nesh edilmiş demektir. Veya hadis ancak zaruret halle¬rinde el ve yüze bakmanın caiz olduğunu ifade etmektedir. Mesela; bir dünür, bir şahit veya bir kadı yüze bakabilir.
    İbni Cevzi bu hususta şöyle demektedir: «Bu âyet yabancı kadınlara özürsüz olarak bakmanın haram olduğunu ifade eder. Fakat eğer zaruret varsa, mesela bir erkek kadınla evlenmek İstiyorsa veya onun aleyhinde şehadette bulunacaksa yalnız yüzüne bakabilir. Zaruret hallerinin dışında her ne suretle olursa olsun yabancı kadına bakmak haramdır. Mademki yüz ve eller avrettir, namazın şartlarından biri de setr-i avret olduğuna göre, bunların açılması ile neden namaz bozulmuyor diye sorulabilir. Bu¬nun cevabı şudur: Namazda yüz ve ellerin örtülmesinde meşakkat vardır.
    Bu yüzden yalnız namaza mahsus olarak yüz ve ellerin açılmasına müsade edilmiştir.»
    El ve yüzün avret olmadığını iddia eden alimler, yüz ve ellerde hiçbir ziynet eşyasının olmamasını ve bunların açılmasının fitneye sebeb olma¬masını şart koşmaktadırlar. Bu sebeble zamanımızdaki kadınların yüz ve ellerinde kullandıkları süs eşyaları ile erkekler arasında gezmelerinin ha¬ram olduğunda hiçbir alimin şüphesi yoktur.

    Yüz ve ellerin avret olmadığını iddia eden alimlerin sözleri, yüz ve ellerin açık olmasının farz olduğu, sünnet olduğu veya bunların örtülme¬sinin bid'ad olduğu manasına gelmez. Çünkü böyle bir İddiayı müslüman bir alim değil, sade bir müslüman bile öne süremez. Bunların sözlerinin manası, zaruret halterinde ve fitneye sebeb olmadığı takdirde açılmalarında bir vebal olmadığıdır.
    İçinde yaşadığımız çağda şeytanın yardımcıları alabildiğine çok, fu¬huş ve ahlaksızlık alabildiğine yaygındır. Bu yüzden bugün hiçbir alim, hatta akıllı bir insan yüzün açılmasının caiz olduğunu söyleyemez. Çün¬kü bu veba hastalığına benzeyen ahlaksızlığın ümmet İçinde ve bilhassa yabancı kadınları taklid eden kadınlar arasında hızla yayıldığını gören her alim yüzün açılmasının haram olduğuna hükmeder. Çünkü bu devirde fit¬ne ve fesad muhakkaktır. Kötülüğe davet eden vasıtalar son derece yaygındır. Ben bugünkü manada ilericilik taslayan hiçbir toplum görme¬dim ki, Allahu taalanın. «Mümin erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar.» âyeti ile Rasulullah (sav)'ın, «Gözünü çevir.» buyruğunu duyan, dinleyen bulunsun. Hülasa böylesine bozuk bir zamanda korunmak farzdır.
    Allahu taala isteyeni doğru yola iletsin.





+ Yorum Gönder