Konusunu Oylayın.: Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 12 kişi
Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar
  1. 02.Ocak.2013, 21:52
    1
    Misafir

    Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar






    Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar Mumsema Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar nelerdir


  2. 02.Ocak.2013, 21:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 06.Ocak.2013, 20:13
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar




    Peygamberimizin çocukluğu ve gençliği temiz ve erdemli bir şekilde geçmişti.
    Peygamberlikten sonraki yaşamı nasıl erdemli ise, kırk çocukluk ve gençlik
    döneminde de öylesine erdemliydi. Halbuki gençlik yıllarını geçirdiği Mekke
    şehri, o zamanlar o kadar karışıktı ki, Mekkeliler arasında yaşayıp da cahiliye
    çirkinliklerine bulaşmamak âdeta mümkün değildi.

    İslâm öncesi Cahiliye döneminde dolandırıcılık, hile, aldatma, hak yeme,
    verdiği sözde durmama, hainlik eksik olmuyor, çok basit bir iş gibi
    görülüyordu.

    Peygamberimiz bu karışık ve kirli toplumda kirlenmeden kalmayı başardı.
    Başkalarına bulaşan kötü hallerden bütünüyle uzak kaldı. Çünkü Yüce Allah, onu
    cahiliye devrinin her türlü pis işlerinden, çirkinliklerinden nefret duyacak bir
    karakterde yaratmıştı.

    Peygamberimizin gençliği, amcası Ebû Talib'in yanında ve onun himayesi
    altında geçti. Ebû Talib yeğeni için o zaman pek revaçta olan ticareti, meslek
    olarak seçmişti. Zaten kendisi de meşhur bir tüccardı.

    Peygamberimiz amcası ile birlikte ticarî seyahatler yaparak tecrübesini
    arttırdı. Doğruluğu, alış verişindeki adaleti kısa zamanda çevresinde duyuldu ve
    meşhur oldu. O zamanlar Arabistan'da doğru ve güvenilir kimselere sermaye
    verilir, ticaret yapılarak kârı paylaştırılırdı. Peygamberimize de buna benzer
    işler verilmiş, o da en doğru bir şekilde işini başarmıştı.

    Hz. Muhammed Aile Büyüklerini Sever ve Sayardı
    Dinimiz insan ilişkileri hakkında pek çok güzel kural ortaya koymuş ve bunlar
    Peygamberimizin şahsında en güzel uygulamasını bulmuştur. Buna göre küçükler
    büyüklerine saygılı davranmalı, büyükler de küçüklere sevgi ve şefkatle
    yaklaşmalıdır.

    Büyüklere saygılı olmak denilince aklımıza öncelikle anne-babamız gelir.
    Peygamberimiz anne babaya iyilik etmeyi sevap kandıran en hayırlı işlerden biri
    saymıştır. Peygamberimiz şöyle buyurur:

    “Üç dua kabul edilir: haksızlığa uğramış mazlumun duası, misafirin duası ve
    babanın çocuklarına duası.”

    Aile içindeki diğer büyüklere de saygılı davranmamız gerekir. Ağabeyimiz,
    ablamız en yakın büyüklerimizdir. Amca, dayı, hala, teyze anneanne dede ve diğer
    akrabalarımız saygı göstermemiz gereken kimselerdir. Peygamberimiz, kendisi
    doğmadan vefat ettiği için babasını hiç görmemiş, annesini küçük yaşta
    kaybetmişti. O, yetişmesinde büyük emeği olan dedesi Abdülmuttalip’i, amcası Ebu
    Talip’i ve sütannesi Halime’yi her zaman hayırla anardı. O, amcaları Hz. Hamza
    ve Abbas’a daima saygı gösterirdi.

    Peygamberimiz yalnız akrabadan olan büyüklere değil, yaşça büyük olanlara,
    yaşından dolayı saygı göstermeyi emretmiştir. Bir keresinde Peygamberimizi
    görmeye yaşlı bir adam gelmişti. Orada bulunan topluluk, yaşlı adama yer vermede
    gecikti. Bunun üzerine Peygamberimiz:
    “Küçüklerimize merhamet etmeyen ve
    büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” buyurdu.

    Yaşları küçük olanlar, zamanla büyüyecek ve toplumun büyükleri olacaklardır.
    Yarın büyük olduğu için saygı görmek isteyenler, bugünden büyüklerine saygı
    göstermelidirler. Peygamberimiz şöyle buyurur:

    “Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara saygı gösterirse Yüce Allah o gence,
    yaşlandığı zaman saygı gösterecek kimseleri mutlaka var eder.”

    Hz. Muhammed Kötü Davranışlardan Kaçınırdı
    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce
    Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en
    ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda
    toplamıştı.

    Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve
    düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü
    davranışlardan her zaman uzak durmuştur.

    Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a
    sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur. Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak
    Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.

    İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş
    görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:

    “Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”
    Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları
    yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve
    davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli,
    insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için
    yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır.
    Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir.
    Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.

    Hz. Muhammed Haksızlıklara Güzel Bir Tavırla Karşı
    Çıkardı

    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce
    Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en
    ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda
    toplamıştı.

    Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve
    düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü
    davranışlardan her zaman uzak durmuştur.

    Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a
    sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur. Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak
    Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.

    İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş
    görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:

    “Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”
    Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları
    yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve
    davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli,
    insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için
    yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır.
    Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir.
    Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.



  4. 06.Ocak.2013, 20:13
    2
    Hadimul Müslimin



    Peygamberimizin çocukluğu ve gençliği temiz ve erdemli bir şekilde geçmişti.
    Peygamberlikten sonraki yaşamı nasıl erdemli ise, kırk çocukluk ve gençlik
    döneminde de öylesine erdemliydi. Halbuki gençlik yıllarını geçirdiği Mekke
    şehri, o zamanlar o kadar karışıktı ki, Mekkeliler arasında yaşayıp da cahiliye
    çirkinliklerine bulaşmamak âdeta mümkün değildi.

    İslâm öncesi Cahiliye döneminde dolandırıcılık, hile, aldatma, hak yeme,
    verdiği sözde durmama, hainlik eksik olmuyor, çok basit bir iş gibi
    görülüyordu.

    Peygamberimiz bu karışık ve kirli toplumda kirlenmeden kalmayı başardı.
    Başkalarına bulaşan kötü hallerden bütünüyle uzak kaldı. Çünkü Yüce Allah, onu
    cahiliye devrinin her türlü pis işlerinden, çirkinliklerinden nefret duyacak bir
    karakterde yaratmıştı.

    Peygamberimizin gençliği, amcası Ebû Talib'in yanında ve onun himayesi
    altında geçti. Ebû Talib yeğeni için o zaman pek revaçta olan ticareti, meslek
    olarak seçmişti. Zaten kendisi de meşhur bir tüccardı.

    Peygamberimiz amcası ile birlikte ticarî seyahatler yaparak tecrübesini
    arttırdı. Doğruluğu, alış verişindeki adaleti kısa zamanda çevresinde duyuldu ve
    meşhur oldu. O zamanlar Arabistan'da doğru ve güvenilir kimselere sermaye
    verilir, ticaret yapılarak kârı paylaştırılırdı. Peygamberimize de buna benzer
    işler verilmiş, o da en doğru bir şekilde işini başarmıştı.

    Hz. Muhammed Aile Büyüklerini Sever ve Sayardı
    Dinimiz insan ilişkileri hakkında pek çok güzel kural ortaya koymuş ve bunlar
    Peygamberimizin şahsında en güzel uygulamasını bulmuştur. Buna göre küçükler
    büyüklerine saygılı davranmalı, büyükler de küçüklere sevgi ve şefkatle
    yaklaşmalıdır.

    Büyüklere saygılı olmak denilince aklımıza öncelikle anne-babamız gelir.
    Peygamberimiz anne babaya iyilik etmeyi sevap kandıran en hayırlı işlerden biri
    saymıştır. Peygamberimiz şöyle buyurur:

    “Üç dua kabul edilir: haksızlığa uğramış mazlumun duası, misafirin duası ve
    babanın çocuklarına duası.”

    Aile içindeki diğer büyüklere de saygılı davranmamız gerekir. Ağabeyimiz,
    ablamız en yakın büyüklerimizdir. Amca, dayı, hala, teyze anneanne dede ve diğer
    akrabalarımız saygı göstermemiz gereken kimselerdir. Peygamberimiz, kendisi
    doğmadan vefat ettiği için babasını hiç görmemiş, annesini küçük yaşta
    kaybetmişti. O, yetişmesinde büyük emeği olan dedesi Abdülmuttalip’i, amcası Ebu
    Talip’i ve sütannesi Halime’yi her zaman hayırla anardı. O, amcaları Hz. Hamza
    ve Abbas’a daima saygı gösterirdi.

    Peygamberimiz yalnız akrabadan olan büyüklere değil, yaşça büyük olanlara,
    yaşından dolayı saygı göstermeyi emretmiştir. Bir keresinde Peygamberimizi
    görmeye yaşlı bir adam gelmişti. Orada bulunan topluluk, yaşlı adama yer vermede
    gecikti. Bunun üzerine Peygamberimiz:
    “Küçüklerimize merhamet etmeyen ve
    büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” buyurdu.

    Yaşları küçük olanlar, zamanla büyüyecek ve toplumun büyükleri olacaklardır.
    Yarın büyük olduğu için saygı görmek isteyenler, bugünden büyüklerine saygı
    göstermelidirler. Peygamberimiz şöyle buyurur:

    “Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara saygı gösterirse Yüce Allah o gence,
    yaşlandığı zaman saygı gösterecek kimseleri mutlaka var eder.”

    Hz. Muhammed Kötü Davranışlardan Kaçınırdı
    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce
    Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en
    ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda
    toplamıştı.

    Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve
    düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü
    davranışlardan her zaman uzak durmuştur.

    Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a
    sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur. Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak
    Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.

    İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş
    görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:

    “Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”
    Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları
    yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve
    davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli,
    insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için
    yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır.
    Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir.
    Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.

    Hz. Muhammed Haksızlıklara Güzel Bir Tavırla Karşı
    Çıkardı

    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce
    Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en
    ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda
    toplamıştı.

    Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve
    düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü
    davranışlardan her zaman uzak durmuştur.

    Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a
    sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur. Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak
    Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.

    İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş
    görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:

    “Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”
    Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları
    yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve
    davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli,
    insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için
    yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır.
    Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir.
    Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.



  5. 04.Ekim.2013, 01:26
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar

    Peygamberimiz (as)'in çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

    Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin, çocukluğu ve gençliği temiz ve iffetli bir şekilde geçmiştir. Gerek O’nun (asm) üstün seciyelerle donatılmış olması ve gerekse ilâhî gözetim ve koruma altında bulunması sebebiyle, O’nun bütün hayatı gibi gençliği de bizim için en güzel örnektir. O, peygamberlikten sonra nasıl bir ahlâka sahipse, kırk yaşından önceki hayatı da öyle temiz ve nezih bir ahlaka sahipti.

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bi’setinden evvel ticaret kervanlarıyla yolculuklara çıkıyor ve ortaklık şeklinde ticarî faaliyetlerde bulunuyordu. Hayatın pek çok alanında olduğu gibi, bu alanda da örnek bir şahsiyetti.

    Abdullah bin Ebi'l-Hamsa, Peygamberimiz (asv) ile olan ticarî bir hatırasını şöyle anlatmaktadır:

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme daha bi'set (peygamberlik) gelmezden önce O’ndan bir şey satın almıştım. O alışverişten ona hâlâ bir miktar (borç) bakiyesi kalmıştı. Ben o kalanı, kendisine yerinde vermeyi vaad ettim. Ama bunu unuttum. Üç gün geçtikten sonra hatırladım, geldiğimde o hâlâ (sözleştiğimiz) yerindeydi. "Ey genç! Bana meşakkat verdin, ben üç gündür burada seni bekliyorum." buyurdular. (Ebu Davud, Edeb 90, (4996).

    Peygamberimiz (asv) ticarî işlerinde hesabını doğru tutar, hiçbir kimseye haksızlık etmezdi. Peygamberliğinden önce kendisiyle alışveriş yapanlar, yaptıkları alışverişten çok memnun kalırlardı.

    Sâib ibnu Ebi's- Saîb anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme geldim. Beni, O'na zikredip hakkımda methüsenada bulunarak tanıtmaya başladılar. Bunun üzerine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem : "Ben onu sizden iyi tanırım." buyurdu. Ben hemen atılıp: "Annem, babam sana kurban olsun. Doğru söyledin, zira sen benim ticaret ortağım idin, sen ne iyi ortaktın. Senden ne bir itham görmüştüm, ne de seninle bir münakaşa yapmıştık, dedim." (Ebu Davud, Edeb 20, (4836); İbnu Mace, Ticaret 63, (2287).

    O, el-Emîn Lakabı ile Bilinirdi

    Hacer-i Esved’in yerleştirilmesi konusu ihtilafa yol açmış ve neredeyse kan dökülecekti. Ebu Ümeyye ibni Muğîre: “Yarın sabah Safa kapısından ilk olarak kim girerse, o bizim aramızda hakem olsun.” dedi. Teklif yerinde bulundu ve kabul edildi. Sabahleyin Kureyş’in önde gelenleri ilk giren kişiyi merakla bekleşmeye durdular. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi görünce sevindiler. Çünkü O’nun (asm) doğruluğuna ve güvenilirliğine asla şüpheleri yoktu. O’na el-Emin diyorlardı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi çağırdılar ve meseleyi kendisine arz ettiler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, orada bulunanlara hemen bir sergi / yaygı getirmelerini söyledi. Onlar da getirdiler. Her kabileden bir temsilci seçti. Kendisi Hacer-i Esved’i yaygının üzerine koydu. Seçtiği adamlara yaygının uçlarından tutmalarını söyledi. Böylelikle taşı yerine koyma işi, bütün kabilelerin katkısıyla gerçekleşmiş oldu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin feraseti ile mesele kan dökülmeden halledildi.

    Evet, O gençliğinde böyleydi ve güvenilir bir gençti. Pek çok beşerî duyguları, feverana hazır vaziyette bekleyen bir gencin güvenilir olması ve hakem kabul edilmesi, bizim gençlerimiz için önemli bir davranış modelidir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  6. 04.Ekim.2013, 01:26
    3
    Moderatör
    Peygamberimiz (as)'in çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

    Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin, çocukluğu ve gençliği temiz ve iffetli bir şekilde geçmiştir. Gerek O’nun (asm) üstün seciyelerle donatılmış olması ve gerekse ilâhî gözetim ve koruma altında bulunması sebebiyle, O’nun bütün hayatı gibi gençliği de bizim için en güzel örnektir. O, peygamberlikten sonra nasıl bir ahlâka sahipse, kırk yaşından önceki hayatı da öyle temiz ve nezih bir ahlaka sahipti.

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bi’setinden evvel ticaret kervanlarıyla yolculuklara çıkıyor ve ortaklık şeklinde ticarî faaliyetlerde bulunuyordu. Hayatın pek çok alanında olduğu gibi, bu alanda da örnek bir şahsiyetti.

    Abdullah bin Ebi'l-Hamsa, Peygamberimiz (asv) ile olan ticarî bir hatırasını şöyle anlatmaktadır:

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme daha bi'set (peygamberlik) gelmezden önce O’ndan bir şey satın almıştım. O alışverişten ona hâlâ bir miktar (borç) bakiyesi kalmıştı. Ben o kalanı, kendisine yerinde vermeyi vaad ettim. Ama bunu unuttum. Üç gün geçtikten sonra hatırladım, geldiğimde o hâlâ (sözleştiğimiz) yerindeydi. "Ey genç! Bana meşakkat verdin, ben üç gündür burada seni bekliyorum." buyurdular. (Ebu Davud, Edeb 90, (4996).

    Peygamberimiz (asv) ticarî işlerinde hesabını doğru tutar, hiçbir kimseye haksızlık etmezdi. Peygamberliğinden önce kendisiyle alışveriş yapanlar, yaptıkları alışverişten çok memnun kalırlardı.

    Sâib ibnu Ebi's- Saîb anlatıyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme geldim. Beni, O'na zikredip hakkımda methüsenada bulunarak tanıtmaya başladılar. Bunun üzerine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem : "Ben onu sizden iyi tanırım." buyurdu. Ben hemen atılıp: "Annem, babam sana kurban olsun. Doğru söyledin, zira sen benim ticaret ortağım idin, sen ne iyi ortaktın. Senden ne bir itham görmüştüm, ne de seninle bir münakaşa yapmıştık, dedim." (Ebu Davud, Edeb 20, (4836); İbnu Mace, Ticaret 63, (2287).

    O, el-Emîn Lakabı ile Bilinirdi

    Hacer-i Esved’in yerleştirilmesi konusu ihtilafa yol açmış ve neredeyse kan dökülecekti. Ebu Ümeyye ibni Muğîre: “Yarın sabah Safa kapısından ilk olarak kim girerse, o bizim aramızda hakem olsun.” dedi. Teklif yerinde bulundu ve kabul edildi. Sabahleyin Kureyş’in önde gelenleri ilk giren kişiyi merakla bekleşmeye durdular. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi görünce sevindiler. Çünkü O’nun (asm) doğruluğuna ve güvenilirliğine asla şüpheleri yoktu. O’na el-Emin diyorlardı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi çağırdılar ve meseleyi kendisine arz ettiler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, orada bulunanlara hemen bir sergi / yaygı getirmelerini söyledi. Onlar da getirdiler. Her kabileden bir temsilci seçti. Kendisi Hacer-i Esved’i yaygının üzerine koydu. Seçtiği adamlara yaygının uçlarından tutmalarını söyledi. Böylelikle taşı yerine koyma işi, bütün kabilelerin katkısıyla gerçekleşmiş oldu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin feraseti ile mesele kan dökülmeden halledildi.

    Evet, O gençliğinde böyleydi ve güvenilir bir gençti. Pek çok beşerî duyguları, feverana hazır vaziyette bekleyen bir gencin güvenilir olması ve hakem kabul edilmesi, bizim gençlerimiz için önemli bir davranış modelidir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  7. 17.Eylül.2014, 17:52
    4
    Misafir

    Cevap: Hz.Muhammedin gençliğinde yaptığı erdemli davranışlar

    Man seni cok seviom
    Peygamberimizin yaptığı her davranışa sünnet denir


  8. 17.Eylül.2014, 17:52
    4
    cocuk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    cocuk
    Misafir
    Man seni cok seviom
    Peygamberimizin yaptığı her davranışa sünnet denir





+ Yorum Gönder