Konusunu Oylayın.: Büyü Bozmak için Okunacaklar Nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Büyü Bozmak için Okunacaklar Nelerdir?
  1. 02.Ocak.2013, 02:08
    1
    Misafir

    Büyü Bozmak için Okunacaklar Nelerdir?

  2. 04.Ocak.2013, 00:07
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,599
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 69
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Büyü Bozmak için Okunacaklar Nelerdir?




    Büyü yapıldığını nasıl anlarız; yapılmışsa bunu nasıl çözebiliriz?


    Değerli kardeşimiz;
    Bugünkü adıyla büyü, geçmişteki adıyla sihir, tarihin derinliklerinden gelen söylentileriyle bazı kesimlerde halen baskısını sürdürmektedir.

    Kur'an-ı Kerim'de geçmişte sihir yapanlardan söz edilir.

    Hadislerde de sihir, büyük günahlardan sayılır.
    "Allah'a şirk koşmak, adam öldürmek, zina etmek, ana babaya saygısızlıkta bulunmak, sihir yapmak.. büyük günahlardandır." denir.
    Hatta İslam hukukunda, büyü ve sihir yaptığını iddia ederek insanları aldatmaya kalkışanlar, yakalanıp hapse atılması gerekir ki, sıkıntısı olan insanlar büyücü ve sihircilerin aldatmasına maruz kalmasınlar...

    Bu sebeple bizler büyücü ve sihircilerin iddialarına itibar etmiyoruz.

    Çünkü büyü ve sihir ilmi günümüze kadar gelmemiş, tarihin derinliklerinde o güne mahsus ilim olarak kaybolup gitmiştir. Böyle bir bilginin yokluğu sebebiyledir ki, bugün hiçbir büyücü çıkıp da:

    "Elimdeki bilgi ve bulgular kesindir, dilediğim kimseyi büyü ile perişan ederim, dilediğimi de kurtarır, iyi ederim!?" diyemez. Allah hiçbir kuluna böyle kesin bir salahiyet vermemiştir.

    Daha açık ifadesiyle büyücüler ne bir karı kocanın arasını açabilirler ne de birini ötekine vazgeçilmez halde âşık yapabilirler. Yani ne sevdirebilir ne de nefret ettirebilirler. Bu gibi duygusal durumlar, tarafların kendi istek ve iradeleriyle sağlayacakları kazanımlarıdır. Birileri büyüyle sevdirip, büyüyle nefret ettiremez...

    Şayet böyle kesin bir büyü bilgisi mevcut olsaydı, sıhhatli kitaplarda yazılı olacak, yazılı olan bilgiyi de okuma yazması olan herkes okuyup bilecek, kıyıda köşede kırsal bölgelerde geçim vasıtası yapanların şahıslarına mahsus özel bir bilgi haline gelmeyecekti...

    Buna rağmen bazı semtlerde büyü yaptığı, yahut da bozduğu iddia edilen kimseler görülmektedir. Akla, mantığa ters düşen büyü yapma, bozma çareleri de ileri sürmekteler.

    "Şu kadar domuz yağı; şu kadar keçiboynuzu, falan mezardan şu kadar toprak..." gibi gizemli isteklerle çaresizleri etkilemeye çalışmaktalar.

    Kesin olan odur ki, para ortadan kalksın ne büyü yapan kalır meydanda ne de büyü çözen...

    İnsanlar neden yine de büyücünün peşine düşerler? Söylentilere, bir çözüm olabilir ümidiyle bakarlar da ondan...

    Halbuki, bu gibi konularda esas olan, en önce büyücüye gitmeye sebep olan rahatsızlığa doğru teşhis koymak!..

    Olabilir ki, büyü sanılan sıkıntının mahiyetinde ne büyü ne de sihir vardır. Olay ya bir sinirsel rahatsızlıktır. Yani doktor işidir. Yahut da tarafların kendi anlayışsız tutumlarıyla meydana getirdikleri sinir zayıflatıcı gerginlikleri, kırıcı, incitici davranışlarıdır!..

    Büyü sandıkları rahatsızlıklarını kendi davranışları meydana getirmiştir. Öyle ise bunu çözecek olan da yine kendi davranışlarıdır... Tutumlarını düzeltmeleri, rahatsızlık sebebi anlayışsızlıklarından vazgeçmeleri... Yani önce saygı, hemen arkasından da sevgi ihtiyacının karşılanması...

    Ne var ki, kimse kendi kusuruna, hatasına bakmamakta, ille de yakınlarından birinin büyü yaptığını düşünüp suçu onların üzerine yıkmayı kolay bir çıkış yolu olarak görmekteler.

    İnceleseniz ya beyin hanıma karşı ya da hanımın beye karşı rahatsızlık meydana getirecek ihmal ve tepkisellikleri... gibi davranışları söz konusudur olayın kökünde.

    Ama kimse böyle bir davranış düzeltmesine taraftar değil, suçu büyücülere yükleme kolaylığı varken...

    Bununla beraber, böyle ihtimallerde manevi çare büsbütün de yok sayılmaz. Kur'an-ı Kerim'in son iki "Felak ve Nas" sûreleri ile birlikte bilinen tüm duaları rahatsızlığı duyan da, yakınları da okuyabilirler. Bunları ille de başkaları değil, kendileri okurlarsa daha gönülden dua etmiş, şifa dilemiş olurlar. Çünkü üzüntüyü kendileri yaşıyorlar, duayı da kendileri yapmalılar.

    Bu konuda sözün özü olarak denilebilir ki: Önce büyücüye değil ilgili psikolog ve sinir doktoruna durumu anlatıp gerekli ilaçları alarak sinirler kuvvetlendirilmelidir.

    Ayrıca sıkıntı sebebi olan kendi tepkili tutumlarını da gözden geçirmeli, gerginlik meydana getiren davranışlarını "Felak ve Nas" sûrelerini de okuyarak terk etmeli, geçmişi unutup geleceğe yeniden bir beyaz sayfa açmalılar...

    Göreceklerdir ki, büyüyü de kendileri yapmakta, büyüyü bozan ilaç da kendilerinde bulunmaktadır.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet













  3. 04.Ocak.2013, 00:07
    2
    Aciz Kul



    Büyü yapıldığını nasıl anlarız; yapılmışsa bunu nasıl çözebiliriz?


    Değerli kardeşimiz;
    Bugünkü adıyla büyü, geçmişteki adıyla sihir, tarihin derinliklerinden gelen söylentileriyle bazı kesimlerde halen baskısını sürdürmektedir.

    Kur'an-ı Kerim'de geçmişte sihir yapanlardan söz edilir.

    Hadislerde de sihir, büyük günahlardan sayılır.
    "Allah'a şirk koşmak, adam öldürmek, zina etmek, ana babaya saygısızlıkta bulunmak, sihir yapmak.. büyük günahlardandır." denir.
    Hatta İslam hukukunda, büyü ve sihir yaptığını iddia ederek insanları aldatmaya kalkışanlar, yakalanıp hapse atılması gerekir ki, sıkıntısı olan insanlar büyücü ve sihircilerin aldatmasına maruz kalmasınlar...

    Bu sebeple bizler büyücü ve sihircilerin iddialarına itibar etmiyoruz.

    Çünkü büyü ve sihir ilmi günümüze kadar gelmemiş, tarihin derinliklerinde o güne mahsus ilim olarak kaybolup gitmiştir. Böyle bir bilginin yokluğu sebebiyledir ki, bugün hiçbir büyücü çıkıp da:

    "Elimdeki bilgi ve bulgular kesindir, dilediğim kimseyi büyü ile perişan ederim, dilediğimi de kurtarır, iyi ederim!?" diyemez. Allah hiçbir kuluna böyle kesin bir salahiyet vermemiştir.

    Daha açık ifadesiyle büyücüler ne bir karı kocanın arasını açabilirler ne de birini ötekine vazgeçilmez halde âşık yapabilirler. Yani ne sevdirebilir ne de nefret ettirebilirler. Bu gibi duygusal durumlar, tarafların kendi istek ve iradeleriyle sağlayacakları kazanımlarıdır. Birileri büyüyle sevdirip, büyüyle nefret ettiremez...

    Şayet böyle kesin bir büyü bilgisi mevcut olsaydı, sıhhatli kitaplarda yazılı olacak, yazılı olan bilgiyi de okuma yazması olan herkes okuyup bilecek, kıyıda köşede kırsal bölgelerde geçim vasıtası yapanların şahıslarına mahsus özel bir bilgi haline gelmeyecekti...

    Buna rağmen bazı semtlerde büyü yaptığı, yahut da bozduğu iddia edilen kimseler görülmektedir. Akla, mantığa ters düşen büyü yapma, bozma çareleri de ileri sürmekteler.

    "Şu kadar domuz yağı; şu kadar keçiboynuzu, falan mezardan şu kadar toprak..." gibi gizemli isteklerle çaresizleri etkilemeye çalışmaktalar.

    Kesin olan odur ki, para ortadan kalksın ne büyü yapan kalır meydanda ne de büyü çözen...

    İnsanlar neden yine de büyücünün peşine düşerler? Söylentilere, bir çözüm olabilir ümidiyle bakarlar da ondan...

    Halbuki, bu gibi konularda esas olan, en önce büyücüye gitmeye sebep olan rahatsızlığa doğru teşhis koymak!..

    Olabilir ki, büyü sanılan sıkıntının mahiyetinde ne büyü ne de sihir vardır. Olay ya bir sinirsel rahatsızlıktır. Yani doktor işidir. Yahut da tarafların kendi anlayışsız tutumlarıyla meydana getirdikleri sinir zayıflatıcı gerginlikleri, kırıcı, incitici davranışlarıdır!..

    Büyü sandıkları rahatsızlıklarını kendi davranışları meydana getirmiştir. Öyle ise bunu çözecek olan da yine kendi davranışlarıdır... Tutumlarını düzeltmeleri, rahatsızlık sebebi anlayışsızlıklarından vazgeçmeleri... Yani önce saygı, hemen arkasından da sevgi ihtiyacının karşılanması...

    Ne var ki, kimse kendi kusuruna, hatasına bakmamakta, ille de yakınlarından birinin büyü yaptığını düşünüp suçu onların üzerine yıkmayı kolay bir çıkış yolu olarak görmekteler.

    İnceleseniz ya beyin hanıma karşı ya da hanımın beye karşı rahatsızlık meydana getirecek ihmal ve tepkisellikleri... gibi davranışları söz konusudur olayın kökünde.

    Ama kimse böyle bir davranış düzeltmesine taraftar değil, suçu büyücülere yükleme kolaylığı varken...

    Bununla beraber, böyle ihtimallerde manevi çare büsbütün de yok sayılmaz. Kur'an-ı Kerim'in son iki "Felak ve Nas" sûreleri ile birlikte bilinen tüm duaları rahatsızlığı duyan da, yakınları da okuyabilirler. Bunları ille de başkaları değil, kendileri okurlarsa daha gönülden dua etmiş, şifa dilemiş olurlar. Çünkü üzüntüyü kendileri yaşıyorlar, duayı da kendileri yapmalılar.

    Bu konuda sözün özü olarak denilebilir ki: Önce büyücüye değil ilgili psikolog ve sinir doktoruna durumu anlatıp gerekli ilaçları alarak sinirler kuvvetlendirilmelidir.

    Ayrıca sıkıntı sebebi olan kendi tepkili tutumlarını da gözden geçirmeli, gerginlik meydana getiren davranışlarını "Felak ve Nas" sûrelerini de okuyarak terk etmeli, geçmişi unutup geleceğe yeniden bir beyaz sayfa açmalılar...

    Göreceklerdir ki, büyüyü de kendileri yapmakta, büyüyü bozan ilaç da kendilerinde bulunmaktadır.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet













  4. 05.Ocak.2013, 17:46
    3
    ferah36
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Nisan.2010
    Üye No: 74798
    Mesaj Sayısı: 96
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Büyü Bozmak için Okunacaklar Nelerdir?

    CİN VE BÜYÜDEN KURTULMAK İÇİN DUA

    21 defa - Besmele
    1 defa - Yasin suresi
    11 defa - Ayetel Kursi (3-7-11-21 defa da olabilir)
    11 defa- Fatiha suresi
    11 defa- İhlâs suresi
    11 defa- Kafirun suresi
    11 defa- Nas suresi
    7 defa- Huvallahüllezi (Haşir Suresi 22-23-24 ayetler)
    7 defa- Cin Suresi (1 den 6 ya kadar ayetler)
    7 defa- Saffat suresi (1 den 10 a kadar ayetler)
    7 defa- Bakara suresi (163'den 164'e kadar ayetler)
    7 defa- Rahman suresi (31den 35'e kadar ayetler)
    100 defa- Selamun kavlen min rabbirrahim
    100 defa- Lâ havle ve la kuvvete illâ billahil aliyyil azim
    Bu ayetler, dualar bir kap suya okunsun.
    Okunan sulardan içilsin.
    Okunan sulardan abdest alınsın (sık sık)
    Evin içine hafifçe serpilsin.

    --------Not: Sihir, büyü yapanlar, toplumda her zaman vardır---
    1996 senesiydi. Bir arkadaşım, başından geçen olayı anlattı:
    Bir büroda çalışıyormuş o zamanlar. Büroda çalışan bir eleman bir gün arkadaşıma gözleme ikram etmiş. Gözlemeyi yiyen arkadaşımın başına gelen olay:
    İşi olduğu için akşam herkes gittikten sonra büroda çalışmaya kalmış, bir ara uykusu gelmiş, masaya kafasını koyup, 10-15 dk kadar uyumuş. Uyandığında, bütün vücudu sanki ateş içinde kalmış gibi yanmış 5-10 dakika. Sonra aklı, (gözleme ikram eden) o elemanla meşgul olmaya başlamış. Sonraki günler bu meşguliyet devam etmiş (Arkadaşım anlamış ki, kendisine sevgi/şirinlik büyüsü yapılmış. Yani o eleman, kendisinin şirin görünmesini sağlamak için bu yola başvurmuş).
    Bir tanıdığına durumu anlatmış. O da, ayet'el-kürsiyi bolca okumasını ve göğsüne üflemesini tavsiye etmiş. Ve böylece bu illetten kurtulmuş.


  5. 05.Ocak.2013, 17:46
    3
    ferah36 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    CİN VE BÜYÜDEN KURTULMAK İÇİN DUA

    21 defa - Besmele
    1 defa - Yasin suresi
    11 defa - Ayetel Kursi (3-7-11-21 defa da olabilir)
    11 defa- Fatiha suresi
    11 defa- İhlâs suresi
    11 defa- Kafirun suresi
    11 defa- Nas suresi
    7 defa- Huvallahüllezi (Haşir Suresi 22-23-24 ayetler)
    7 defa- Cin Suresi (1 den 6 ya kadar ayetler)
    7 defa- Saffat suresi (1 den 10 a kadar ayetler)
    7 defa- Bakara suresi (163'den 164'e kadar ayetler)
    7 defa- Rahman suresi (31den 35'e kadar ayetler)
    100 defa- Selamun kavlen min rabbirrahim
    100 defa- Lâ havle ve la kuvvete illâ billahil aliyyil azim
    Bu ayetler, dualar bir kap suya okunsun.
    Okunan sulardan içilsin.
    Okunan sulardan abdest alınsın (sık sık)
    Evin içine hafifçe serpilsin.

    --------Not: Sihir, büyü yapanlar, toplumda her zaman vardır---
    1996 senesiydi. Bir arkadaşım, başından geçen olayı anlattı:
    Bir büroda çalışıyormuş o zamanlar. Büroda çalışan bir eleman bir gün arkadaşıma gözleme ikram etmiş. Gözlemeyi yiyen arkadaşımın başına gelen olay:
    İşi olduğu için akşam herkes gittikten sonra büroda çalışmaya kalmış, bir ara uykusu gelmiş, masaya kafasını koyup, 10-15 dk kadar uyumuş. Uyandığında, bütün vücudu sanki ateş içinde kalmış gibi yanmış 5-10 dakika. Sonra aklı, (gözleme ikram eden) o elemanla meşgul olmaya başlamış. Sonraki günler bu meşguliyet devam etmiş (Arkadaşım anlamış ki, kendisine sevgi/şirinlik büyüsü yapılmış. Yani o eleman, kendisinin şirin görünmesini sağlamak için bu yola başvurmuş).
    Bir tanıdığına durumu anlatmış. O da, ayet'el-kürsiyi bolca okumasını ve göğsüne üflemesini tavsiye etmiş. Ve böylece bu illetten kurtulmuş.





+ Yorum Gönder