Konusunu Oylayın.: İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler

5 üzerinden 4.55 | Toplam : 22 kişi
İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler
  1. 31.Aralık.2012, 15:42
    1
    Misafir

    İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler






    İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler Mumsema İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler nelerdir İnsanın Yaratılışı hakkında hadisi şerifler paylaşabilir misiniz ?


  2. 31.Aralık.2012, 15:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler nelerdir İnsanın Yaratılışı hakkında hadisi şerifler paylaşabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - İnsanın Yaratılışı İle İlgili Ayetler

    - Kuranda İnsanın Yaratılışı

    - Ayetlerle İnsanın yaratılışı

    - Alemin Yaratılışı İle İlgili Hadisler

    - İnsanın Sudan Yaratılışı

  3. 31.Aralık.2012, 23:38
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler




    İ NSANIN YARATILIŞI VE SON HALİ

    Ebû Abdurrahman Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'dan, dedi ki: Doğru sözlü ve doğru sözlü olduğu tasdik olunan Rasûlullah (s.a) bize şunu anlattı: "Sizden her birinizin hilkati annesinin karnında kırk gün süre ile nutfe olarak bir araya getirilir. Sonra bunun kadar bir süre alaka (sülük gibi yapışan ve kan emen bir kan pıhtısı) olur. Sonra bunun kadar bir süre mudga (bir çiğnem­lik et) olur. Sonra ona melek gönderilir, melek ona ruh üfler ve şu dört hu­susu yazmakla emrolunur: Rızkını, ecelini, amelini, bedbaht mı, mutlu mu olacağını. Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah hakkı için, hiç şüphesiz sizden herhangi bir kimse Cennet ehlinin ameli ile amel eder. Ni­hayet kendisi ile Cennet arasında ancak bir arşin kalmışken, kitap (da yazı­lan kader) onun aleyhine ileri geçer ve o da Cehennemliklerin ameli ile amel eder, böylelikle oraya girer. Ve hiç şüphesiz sizden herhangi bir kim­se Cehennemliklerin ameli ile amel eder. O kadar ki, kendisi ile Cehennem arasında ancak bir arşınlık mesafe kalır da, kitap onun hakkında ileriye ge­çer, o da Cennet ehlinin ameli ile amel eder ve Cennet'e girer.[1]


    Bu Hadisin Önemi:


    Bu hadisin çok büyük bir önemi vardır. Çünkü Şanı Yüce Allah'ın diğer mahlukâttan üstün ve şerefli kıldığı insanın yaratılış keyfiyetini ele almakta­dır. Aynı şekilde bu hadiste kaza ve kadere dair açıklamalar da vardır. Kaza ve kader ise imanın esaslarının altıncısıdır. Ona iman etmedikçe kulun ima­nı tamam olmaz. Yine bu hadis-i şerifte -ilim adamlarının çıkarttıkları- ol­dukça büyük önemli bilgiler de vardır. [2]


    İnsanın Yaratılış Keyfiyeti:


    Rasûlullah (s.a) bu hadis-i şerifinde bizlere insanın yaratılış keyfiyetini beyân ederek şöyle buyurmaktadır: "Sizden herhangi birinizin hilkati anne­sinin karnında... bir araya getirilir..." Bir araya getirilmekten (cem1) kasıt, dağınıklıktan sonra onun parçalarını birbirine eklemektir. Kurtubî -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- şöyle demektedir: "Bundan maksat şudur: Meni, iti­ci şehvanî kuvvet ile rahime atıldığında dağınık bir şekilde yayılır. Yüce Al­lah onu rahimin doğum mahallinde bir araya getirir.[3] Kurtubî'nin bu açıklaması modern ilmin isbatladığına uygun düşmektedir. Erkeğin attığı meni hayvancıkları pek çoktur. Atılıştan sonra da kadının rahminde dağınık hal­de bulunurlar. Ancak bu hayvancıklardan yalnızca bir tanesi yumurtacık ile bir araya gelir.
    1- Nutfe: Meni hayvancığının yumurtacık ile bir araya gelişinden sonra ceninin geçirdiği ilk aşamadır. Nutfe aslı itibariyle "saf su" demektir. Bura­da onunla anlatılmak istenen menidir. Bu aşamanın süresi kırk gün devam eder. Nitekim Rasûlullah (S.A.S.): "Kırk gün süreyle nutfe olarak kalır"diye buyurmaktadır.
    2- Alaka: Ceninin geçtiği ikinci aşamadır. Alaka, "katılaşmış, pıhtılaşmış donuk kan" demektir. Ona (yapışmaktan) gelen "alaka" deniliş sebebi, yanından geçtiği şeye yapışması dolayısıyladır. Bu aşama da Rasûlullah (s.a)'ın: "Sonra bunun kadar bir süre alaka olarak kalır" buyruğunda açıkla­dığı gibi- kırk gün devam eder. Kur'ân-ı Kerîm'den buna tanıklık eden buy­ruklardan birisi de Yüce Allah'ın: "O insanı (sülük gibi yapışan) bir kan pıh­tısından yarattı'Ve/-Aiâfc, 96/2) buyruğudur.
    3- Mudğa (bir çiğnem et): Bu da ceninin geçtiği üçüncü aşamadır. Mudğa ise bir et parçası demektir. Ona bu adın veriliş sebebi çiğnenen bir lokma kadar oluşu dolay ısıyladır.
    Bu aşama da kırk gün süre devam eder. Nitekim Rasûlullah (S.A.S.) de: "Sonra bunun kadar bir süre mudğa (bir çiğnemlik et) olur."
    4- Ruhun üflenmesi: Ruhun üflenmesi ise iki çiftin bir araya gelişin­den yüzyirmi günün geçişinden sonra gerçekleşir. Rasûlullah (s.a) şöyle bu­yurmaktadır: "Sonra ona melek gönderilir, o da ona ruh üfler." Bu da göz­lemle görülüp tesbit edilen bir husustur. Ruh, kulun kendisi ile can bulduğu şeydir. Yüce Allah'ın da buyurduğu gibi: "Sana ruh hakkında soruyorlar. De ki: Ruh, Rabb'imin emrindendir. Size ilimden ancak pek az birşey veril­miştir." (el-İsrû, 17/85)
    Kimi ilim adamı ruhu: Bedende hareket eden, beden ile suyun yeşil dal­la iç içe oluşu gibi iç içe bulunan latif bir cisim[4] olarak tarif ederken; baş­kaları da "bedende tasarruf eden mücerred bir cevher (öz)dir.[5] diye tarif etmişlerdir. [6]


    Kadere Îmanın Gereği:


    Rasulullah (S.A.S.) bu hadiste: "Ve ona dört kelime (husus) yazması emrolunur" diye buyurmaktadır. Bunun üzerine o kişinin rızkı, eceli, ameli, bedbaht mı mutlu mu olacağı yazılır. Hadisin bu bölümünde Rasulullah (S.A.S.) kaza ve kader ile ilgili hususa temas etmektedir. Bu mes'ele Yüce Ailah'ın kâmil İlmi ile alâkalıdır. O Allah ki olmuşu, olacağı ve nasıl olacağı­nı bilir.[7]
    İşte bu kâmil ilmine binaen, Şanı Yüce Allah, Kitab'da (Levh-i Mahfuz) insanın ölünceye kadar hayatı esnasında elde edeceği rızkını, hayır ve şer türünden yapacağı amellerini, bedbahtlardan mı mutlu kişilerden mi olaca­ğını takdir etmiştir.
    Bununla birlikte Yüce Allah'ın bu bilgisi kulun ihtiyar (seçim imkânı) ve kastını ortadan kaldırmaz. Çünkü Allah'ın ilim sıfatı müessir değildir.
    Nitekim Kitap ve Sünnet'teki birçok nass, insanın belli bir kasıt, irâde ve seçim özgürlüğünün olduğunu tesbit etmektedir. [8]


    Ameller Hatimeler (Sonuçlar) İledir:


    Allah'ın kullarından dünya hayatı boyunca sgıdır olan amellerinin Al­lah'ın ezelî Kitab'ından haklarında yazmış olduklarına muvafık olması kaçı­nılmaz birşeydir. Allah'ın: "Cennet ehlindendir" diye yazdığı kimsenin, ken­disini Cennet'e sokacak amellere muvaffak kılınması, kaçınılmaz bir şeydir. İsterse hayatının bir döneminde Cehennemliklerin ameli ile amel etmiş olsun.
    Yine Yüce Allah'ın: "Cehennem ehlindendir" diye yazdığı bir kimsenin, Cehennem'e gitmesini gerektirecek amellerde bulunması kaçınılmaz birşey­dir. İsterse hayatının bir döneminde Cennetliklerin ameli ile amel etmiş ol­sun.
    İşte bundan dolayı Rasulullah (S.A.S.) şöyle buyurmuştur: "Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, sizden herhangi bir kimse Cennet ehlinin ameli ile amel eder ye sonunda kendisi ile Cennet arasında ancak bir arşın kalmışken, kitabın hükmü aleyhine ileri geçer ve o da Cehennem ehlinin ameli ile amel eder ve oraya girer. Ve şüphesiz sizden herhangi bir kimse Cehennem ehlinin ameliyle amel eder de..." [9]


    Hadisten Çıkartılan Hükümler


    İlim adamlarımız bu hadisten pek çok hüküm çıkarmışlardır. Bunların bazısını söz konusu edeceğim. Çıkartılan bu hükümler üzerinde dikkatle dü­şünen bir kimse, Yüce Allah'ın, bu ilim adamlarına insanların en hayırlısı­nın hadislerini inceden inceye anlayıp kavrayabilme nimetini ne denli lütfetmiş olduğunu görecektir, Rasulullah (s.a) da şu buyruğunda ne kadar da doğru buyurmuştur: "Benim sözümü işitip de onu ezberleyen, belleyen ve onu (Öylece) başkasına aktaran bir kimsenin, Allah yüzünü ak etsin. Çünkü nice fıkıh (dinde ince bilgi) taşıyıcısı vardır ki, fakih değildir ve nice fıkıh taşıyıcısı vardır ki ,o da kendisinden daha fakîh olana bunu taşır.[10] Çünkü kişi Kitap ve Sünnet'ten pek çok şey bellemiş olmakla birlikte, nas-ları anlayamaz ve onların inceliklerine vâkıf olamaz. Bazan bir nassı olma­dık yerde delil gösterir. Kimi zaman da nassın delâlet ettiği noktayı görme­den geçer, bunun farkına varmaz ve bu dikkatini de çekmez.
    Şanı yüce ve mübarek Allah'tan bize ve ilim adamlarımıza dinini fıkh edip kavramak nimetini lütfetmesini dileriz. Rasulullah (S.A.S.) şöyle buyur­maktadır: "Allah bir kimse hakkında hayır murad edecek olursa, onu dinde fakîh kılar.[11]
    Bu Hadisten Çıkartılan Hükümlerden Bazısını Aşağıda Kaydedelim:
    1- Din üzere sebat için duaya teşvik. Nitekim Rasulullah (S.A.S.) bu şe­kilde Allah'a kavuşuncaya kadar din üzere sebat vermesi için yüce Rabb'ine dua ederdi. Enes (r.a)'den, dedi ki: Rasulullah (s.a) şöyle buyurmuştur: Ey kalpleri evirip çeviren,
    kalplerimize dinin üzere sebat ver.[12]
    2- Kötü akıbetten Allah'a sığınmaya teşvik. Bundan dolayı ümmetin se­lefi kötü akıbetten korkarlardı. O kadar ki, onlardan kimisi şöyle demiştir: "Ezelden takdir edilmiş (el-Kitabu's-Sâbık)in ağlattığı kadar gözleri hiçbir şey ağlatmamıştır.[13] İbn Receb de[14] selefin bu hususta kötü akıbetten korku ve dehşetlerini açıklayan pek-çok-şey nakletmiştir.
    O halde kula düşen, ameline ve salâhına aldanmamaktır. Aksine o her zaman için korku ile ümid arasında bir yerde olmalıdır.
    3- Ameller Cennet veya Cehennem'e girişe sebeptir.
    4- Nasıl yaratılıp varedildiğini bilen bir kimseye, kendisini varedip en güzel surette yaratana şükretmek, emrettiği hususlarda Ona itaat etmek, yasakladığı ve vazgeçilmesini istediği şeylerden vazgeçmek görevi düşer.
    5- Mutluluk ve bedbahtlığı Aziz ve Celil olan Allah'tan başka kimse bilmez.
    6- Dinleyenin ruhunda daha bir etkileyici olmasını sağlamak kasdıyla habere dair yemin etmek.
    7- Rızıktan yana endişe etmemek ve sebeplere yapışmakla birlikte kanaatkârlık gösterip bu hususta hırs göstermeyerek dini ve vicdanını bazı­larının yaptığı gibi- satmak derecesine düşmemek.
    8- Hayat Allah'ın elindedir. Hiçbir kimse ömrünü tamamlamadan asla ölmez. Bu da kulun Allah yolunda hiçbir kimseden korkmamasını ve kahra­man olmasını gerektirir.
    9- Kötü ve iyi ameller sadece birtakım alâmetlerdir. Yoksa mutlaka Cennet ve Cehennem'i gerektirici şeyler olarak görülmemelidir.
    10- Bazı ilim ve hikmet adamları, ceninin geçirmiş olduğu bu aşamala­rın, anneye bir şefkat olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Yüce Allah cenini bir defada da yaratabilir.
    11- Bazı ilim adamları cenine ruh üflenmediği sürece ceninin düşürül­mesine ruhsat vermişler ve bunu azle kıyas etmişlerdir. Şu kadar var ki, bu görüş sununla reddedilir: Ceninin yaratılışı, rahimde yerleştikten sonra nut-fe ile başlar. Nitekim Rasulullah (S.A.S.)'in şu buyruğu da buna tanıklık et­mektedir: "Nutfe üzerinden kırk iki gün geçtikten sonra -bir rivayette de kırk küsur gün geçtikten sonra- Allah bir melek gönderir. Nutfeye suret ve­rir. Onun kulaklarını, gözlerini, derisini, etini ve kemiklerini yaratır.[15] Îşte bu da modern ilmin lehine tanıklık ettiği bir husustur.
    îbn Receb der ki: "Fukahâdan bir kesim kadına, karnında bulunan ceni­ni, ona ruh üflenmediği sürece düşürme ruhsatı vermişler ve bunu azl gibi değerlendirmişlerdir. Ancak bu zayıf bir görüştür. Çünkü cenin, hilkati baş­lamış, hatta belki de suret kazanmış bir yaratıktır. Azilde ise herhangi bir şekilde insan yavrusunun yaratılışı söz konusu olmamaktadır. Azil böyle bir hilkatin bir araya gelmesini engellemeye sebeptir. Hatta Yüce Allah o kişiyi yaratmayı dileyecek olursa, azil bile bunu önleyemeyebilir."(12)
    12- Yine bu hadiste öldükten sonra dirilişe dikkat çekilmektedir. Çünkü insanı hakir bir sudan yaratmaya kadir olan onu tekrar yaratmaya kadirdir.
    13- Bazı ilim adamları bunu, dört ay sonra cenin düşürülecek olursa na­mazının kılınacağına delil göstermişlerdir. Çünkü ona ruh üflenmiş bulun­maktadır. İşte İmam Ahmed'in benimsediği görüş budur. Aynı zamanda bu, Said b. el-Müseyyeb'den de nakledilmiştir. Nitekim Şafiî'nin iki görüşünden biri de budur, İshak da bu görüştedir.
    12- Câmiu'l-Ulûml vel-Hikem, 46. [16]


  4. 31.Aralık.2012, 23:38
    2
    Editör



    İ NSANIN YARATILIŞI VE SON HALİ

    Ebû Abdurrahman Abdullah b. Mes'ûd (r.a)'dan, dedi ki: Doğru sözlü ve doğru sözlü olduğu tasdik olunan Rasûlullah (s.a) bize şunu anlattı: "Sizden her birinizin hilkati annesinin karnında kırk gün süre ile nutfe olarak bir araya getirilir. Sonra bunun kadar bir süre alaka (sülük gibi yapışan ve kan emen bir kan pıhtısı) olur. Sonra bunun kadar bir süre mudga (bir çiğnem­lik et) olur. Sonra ona melek gönderilir, melek ona ruh üfler ve şu dört hu­susu yazmakla emrolunur: Rızkını, ecelini, amelini, bedbaht mı, mutlu mu olacağını. Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah hakkı için, hiç şüphesiz sizden herhangi bir kimse Cennet ehlinin ameli ile amel eder. Ni­hayet kendisi ile Cennet arasında ancak bir arşin kalmışken, kitap (da yazı­lan kader) onun aleyhine ileri geçer ve o da Cehennemliklerin ameli ile amel eder, böylelikle oraya girer. Ve hiç şüphesiz sizden herhangi bir kim­se Cehennemliklerin ameli ile amel eder. O kadar ki, kendisi ile Cehennem arasında ancak bir arşınlık mesafe kalır da, kitap onun hakkında ileriye ge­çer, o da Cennet ehlinin ameli ile amel eder ve Cennet'e girer.[1]


    Bu Hadisin Önemi:


    Bu hadisin çok büyük bir önemi vardır. Çünkü Şanı Yüce Allah'ın diğer mahlukâttan üstün ve şerefli kıldığı insanın yaratılış keyfiyetini ele almakta­dır. Aynı şekilde bu hadiste kaza ve kadere dair açıklamalar da vardır. Kaza ve kader ise imanın esaslarının altıncısıdır. Ona iman etmedikçe kulun ima­nı tamam olmaz. Yine bu hadis-i şerifte -ilim adamlarının çıkarttıkları- ol­dukça büyük önemli bilgiler de vardır. [2]


    İnsanın Yaratılış Keyfiyeti:


    Rasûlullah (s.a) bu hadis-i şerifinde bizlere insanın yaratılış keyfiyetini beyân ederek şöyle buyurmaktadır: "Sizden herhangi birinizin hilkati anne­sinin karnında... bir araya getirilir..." Bir araya getirilmekten (cem1) kasıt, dağınıklıktan sonra onun parçalarını birbirine eklemektir. Kurtubî -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- şöyle demektedir: "Bundan maksat şudur: Meni, iti­ci şehvanî kuvvet ile rahime atıldığında dağınık bir şekilde yayılır. Yüce Al­lah onu rahimin doğum mahallinde bir araya getirir.[3] Kurtubî'nin bu açıklaması modern ilmin isbatladığına uygun düşmektedir. Erkeğin attığı meni hayvancıkları pek çoktur. Atılıştan sonra da kadının rahminde dağınık hal­de bulunurlar. Ancak bu hayvancıklardan yalnızca bir tanesi yumurtacık ile bir araya gelir.
    1- Nutfe: Meni hayvancığının yumurtacık ile bir araya gelişinden sonra ceninin geçirdiği ilk aşamadır. Nutfe aslı itibariyle "saf su" demektir. Bura­da onunla anlatılmak istenen menidir. Bu aşamanın süresi kırk gün devam eder. Nitekim Rasûlullah (S.A.S.): "Kırk gün süreyle nutfe olarak kalır"diye buyurmaktadır.
    2- Alaka: Ceninin geçtiği ikinci aşamadır. Alaka, "katılaşmış, pıhtılaşmış donuk kan" demektir. Ona (yapışmaktan) gelen "alaka" deniliş sebebi, yanından geçtiği şeye yapışması dolayısıyladır. Bu aşama da Rasûlullah (s.a)'ın: "Sonra bunun kadar bir süre alaka olarak kalır" buyruğunda açıkla­dığı gibi- kırk gün devam eder. Kur'ân-ı Kerîm'den buna tanıklık eden buy­ruklardan birisi de Yüce Allah'ın: "O insanı (sülük gibi yapışan) bir kan pıh­tısından yarattı'Ve/-Aiâfc, 96/2) buyruğudur.
    3- Mudğa (bir çiğnem et): Bu da ceninin geçtiği üçüncü aşamadır. Mudğa ise bir et parçası demektir. Ona bu adın veriliş sebebi çiğnenen bir lokma kadar oluşu dolay ısıyladır.
    Bu aşama da kırk gün süre devam eder. Nitekim Rasûlullah (S.A.S.) de: "Sonra bunun kadar bir süre mudğa (bir çiğnemlik et) olur."
    4- Ruhun üflenmesi: Ruhun üflenmesi ise iki çiftin bir araya gelişin­den yüzyirmi günün geçişinden sonra gerçekleşir. Rasûlullah (s.a) şöyle bu­yurmaktadır: "Sonra ona melek gönderilir, o da ona ruh üfler." Bu da göz­lemle görülüp tesbit edilen bir husustur. Ruh, kulun kendisi ile can bulduğu şeydir. Yüce Allah'ın da buyurduğu gibi: "Sana ruh hakkında soruyorlar. De ki: Ruh, Rabb'imin emrindendir. Size ilimden ancak pek az birşey veril­miştir." (el-İsrû, 17/85)
    Kimi ilim adamı ruhu: Bedende hareket eden, beden ile suyun yeşil dal­la iç içe oluşu gibi iç içe bulunan latif bir cisim[4] olarak tarif ederken; baş­kaları da "bedende tasarruf eden mücerred bir cevher (öz)dir.[5] diye tarif etmişlerdir. [6]


    Kadere Îmanın Gereği:


    Rasulullah (S.A.S.) bu hadiste: "Ve ona dört kelime (husus) yazması emrolunur" diye buyurmaktadır. Bunun üzerine o kişinin rızkı, eceli, ameli, bedbaht mı mutlu mu olacağı yazılır. Hadisin bu bölümünde Rasulullah (S.A.S.) kaza ve kader ile ilgili hususa temas etmektedir. Bu mes'ele Yüce Ailah'ın kâmil İlmi ile alâkalıdır. O Allah ki olmuşu, olacağı ve nasıl olacağı­nı bilir.[7]
    İşte bu kâmil ilmine binaen, Şanı Yüce Allah, Kitab'da (Levh-i Mahfuz) insanın ölünceye kadar hayatı esnasında elde edeceği rızkını, hayır ve şer türünden yapacağı amellerini, bedbahtlardan mı mutlu kişilerden mi olaca­ğını takdir etmiştir.
    Bununla birlikte Yüce Allah'ın bu bilgisi kulun ihtiyar (seçim imkânı) ve kastını ortadan kaldırmaz. Çünkü Allah'ın ilim sıfatı müessir değildir.
    Nitekim Kitap ve Sünnet'teki birçok nass, insanın belli bir kasıt, irâde ve seçim özgürlüğünün olduğunu tesbit etmektedir. [8]


    Ameller Hatimeler (Sonuçlar) İledir:


    Allah'ın kullarından dünya hayatı boyunca sgıdır olan amellerinin Al­lah'ın ezelî Kitab'ından haklarında yazmış olduklarına muvafık olması kaçı­nılmaz birşeydir. Allah'ın: "Cennet ehlindendir" diye yazdığı kimsenin, ken­disini Cennet'e sokacak amellere muvaffak kılınması, kaçınılmaz bir şeydir. İsterse hayatının bir döneminde Cehennemliklerin ameli ile amel etmiş olsun.
    Yine Yüce Allah'ın: "Cehennem ehlindendir" diye yazdığı bir kimsenin, Cehennem'e gitmesini gerektirecek amellerde bulunması kaçınılmaz birşey­dir. İsterse hayatının bir döneminde Cennetliklerin ameli ile amel etmiş ol­sun.
    İşte bundan dolayı Rasulullah (S.A.S.) şöyle buyurmuştur: "Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, sizden herhangi bir kimse Cennet ehlinin ameli ile amel eder ye sonunda kendisi ile Cennet arasında ancak bir arşın kalmışken, kitabın hükmü aleyhine ileri geçer ve o da Cehennem ehlinin ameli ile amel eder ve oraya girer. Ve şüphesiz sizden herhangi bir kimse Cehennem ehlinin ameliyle amel eder de..." [9]


    Hadisten Çıkartılan Hükümler


    İlim adamlarımız bu hadisten pek çok hüküm çıkarmışlardır. Bunların bazısını söz konusu edeceğim. Çıkartılan bu hükümler üzerinde dikkatle dü­şünen bir kimse, Yüce Allah'ın, bu ilim adamlarına insanların en hayırlısı­nın hadislerini inceden inceye anlayıp kavrayabilme nimetini ne denli lütfetmiş olduğunu görecektir, Rasulullah (s.a) da şu buyruğunda ne kadar da doğru buyurmuştur: "Benim sözümü işitip de onu ezberleyen, belleyen ve onu (Öylece) başkasına aktaran bir kimsenin, Allah yüzünü ak etsin. Çünkü nice fıkıh (dinde ince bilgi) taşıyıcısı vardır ki, fakih değildir ve nice fıkıh taşıyıcısı vardır ki ,o da kendisinden daha fakîh olana bunu taşır.[10] Çünkü kişi Kitap ve Sünnet'ten pek çok şey bellemiş olmakla birlikte, nas-ları anlayamaz ve onların inceliklerine vâkıf olamaz. Bazan bir nassı olma­dık yerde delil gösterir. Kimi zaman da nassın delâlet ettiği noktayı görme­den geçer, bunun farkına varmaz ve bu dikkatini de çekmez.
    Şanı yüce ve mübarek Allah'tan bize ve ilim adamlarımıza dinini fıkh edip kavramak nimetini lütfetmesini dileriz. Rasulullah (S.A.S.) şöyle buyur­maktadır: "Allah bir kimse hakkında hayır murad edecek olursa, onu dinde fakîh kılar.[11]
    Bu Hadisten Çıkartılan Hükümlerden Bazısını Aşağıda Kaydedelim:
    1- Din üzere sebat için duaya teşvik. Nitekim Rasulullah (S.A.S.) bu şe­kilde Allah'a kavuşuncaya kadar din üzere sebat vermesi için yüce Rabb'ine dua ederdi. Enes (r.a)'den, dedi ki: Rasulullah (s.a) şöyle buyurmuştur: Ey kalpleri evirip çeviren,
    kalplerimize dinin üzere sebat ver.[12]
    2- Kötü akıbetten Allah'a sığınmaya teşvik. Bundan dolayı ümmetin se­lefi kötü akıbetten korkarlardı. O kadar ki, onlardan kimisi şöyle demiştir: "Ezelden takdir edilmiş (el-Kitabu's-Sâbık)in ağlattığı kadar gözleri hiçbir şey ağlatmamıştır.[13] İbn Receb de[14] selefin bu hususta kötü akıbetten korku ve dehşetlerini açıklayan pek-çok-şey nakletmiştir.
    O halde kula düşen, ameline ve salâhına aldanmamaktır. Aksine o her zaman için korku ile ümid arasında bir yerde olmalıdır.
    3- Ameller Cennet veya Cehennem'e girişe sebeptir.
    4- Nasıl yaratılıp varedildiğini bilen bir kimseye, kendisini varedip en güzel surette yaratana şükretmek, emrettiği hususlarda Ona itaat etmek, yasakladığı ve vazgeçilmesini istediği şeylerden vazgeçmek görevi düşer.
    5- Mutluluk ve bedbahtlığı Aziz ve Celil olan Allah'tan başka kimse bilmez.
    6- Dinleyenin ruhunda daha bir etkileyici olmasını sağlamak kasdıyla habere dair yemin etmek.
    7- Rızıktan yana endişe etmemek ve sebeplere yapışmakla birlikte kanaatkârlık gösterip bu hususta hırs göstermeyerek dini ve vicdanını bazı­larının yaptığı gibi- satmak derecesine düşmemek.
    8- Hayat Allah'ın elindedir. Hiçbir kimse ömrünü tamamlamadan asla ölmez. Bu da kulun Allah yolunda hiçbir kimseden korkmamasını ve kahra­man olmasını gerektirir.
    9- Kötü ve iyi ameller sadece birtakım alâmetlerdir. Yoksa mutlaka Cennet ve Cehennem'i gerektirici şeyler olarak görülmemelidir.
    10- Bazı ilim ve hikmet adamları, ceninin geçirmiş olduğu bu aşamala­rın, anneye bir şefkat olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Yüce Allah cenini bir defada da yaratabilir.
    11- Bazı ilim adamları cenine ruh üflenmediği sürece ceninin düşürül­mesine ruhsat vermişler ve bunu azle kıyas etmişlerdir. Şu kadar var ki, bu görüş sununla reddedilir: Ceninin yaratılışı, rahimde yerleştikten sonra nut-fe ile başlar. Nitekim Rasulullah (S.A.S.)'in şu buyruğu da buna tanıklık et­mektedir: "Nutfe üzerinden kırk iki gün geçtikten sonra -bir rivayette de kırk küsur gün geçtikten sonra- Allah bir melek gönderir. Nutfeye suret ve­rir. Onun kulaklarını, gözlerini, derisini, etini ve kemiklerini yaratır.[15] Îşte bu da modern ilmin lehine tanıklık ettiği bir husustur.
    îbn Receb der ki: "Fukahâdan bir kesim kadına, karnında bulunan ceni­ni, ona ruh üflenmediği sürece düşürme ruhsatı vermişler ve bunu azl gibi değerlendirmişlerdir. Ancak bu zayıf bir görüştür. Çünkü cenin, hilkati baş­lamış, hatta belki de suret kazanmış bir yaratıktır. Azilde ise herhangi bir şekilde insan yavrusunun yaratılışı söz konusu olmamaktadır. Azil böyle bir hilkatin bir araya gelmesini engellemeye sebeptir. Hatta Yüce Allah o kişiyi yaratmayı dileyecek olursa, azil bile bunu önleyemeyebilir."(12)
    12- Yine bu hadiste öldükten sonra dirilişe dikkat çekilmektedir. Çünkü insanı hakir bir sudan yaratmaya kadir olan onu tekrar yaratmaya kadirdir.
    13- Bazı ilim adamları bunu, dört ay sonra cenin düşürülecek olursa na­mazının kılınacağına delil göstermişlerdir. Çünkü ona ruh üflenmiş bulun­maktadır. İşte İmam Ahmed'in benimsediği görüş budur. Aynı zamanda bu, Said b. el-Müseyyeb'den de nakledilmiştir. Nitekim Şafiî'nin iki görüşünden biri de budur, İshak da bu görüştedir.
    12- Câmiu'l-Ulûml vel-Hikem, 46. [16]


  5. 05.Şubat.2014, 04:11
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İnsanın Yaratılışı İle İlgili Hadisler

    İnsanın yaratılışıyla ilgili hadisler
    İnsan ve yaratılış kelimeleri geçen hadisler

    1401. [2:552, Hadîs No: 2531]

    Cerir bin Abdullah (r.a.) rivayet ediyor:

    Allah yaratılışım güzel yapmış. Öyle ise sen de ahlâkını güzelleştir


  6. 05.Şubat.2014, 04:11
    3
    Moderatör
    İnsanın yaratılışıyla ilgili hadisler
    İnsan ve yaratılış kelimeleri geçen hadisler

    1401. [2:552, Hadîs No: 2531]

    Cerir bin Abdullah (r.a.) rivayet ediyor:

    Allah yaratılışım güzel yapmış. Öyle ise sen de ahlâkını güzelleştir





+ Yorum Gönder