Konusunu Oylayın.: Nebi kime denir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Nebi kime denir ?
  1. 30.Aralık.2012, 00:10
    1
    Misafir

    Nebi kime denir ?






    Nebi kime denir ? Mumsema nebi kime denir ???


  2. 30.Aralık.2012, 00:10
    1
    meleknur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    meleknur
    Misafir



  3. 30.Aralık.2012, 00:21
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: nebi kime denir ?




    NEBÎ NEDİR?

    Yüksek olmak ve haber vermek anlamındaki "n-b-e" kökünden türeyen nebi (çoğulu enbiyâ) sözlükte, haber veren, yüksek ve düz olmayan yer, çok ve geniş yol demektir. Terim olarak Allah'ın, dini kurallarını, emir ve yasaklarını, öğüt ve tavsiyelerini insanlara bildirmesi için görevlendirdiği insanlara denir. Bu insanlara, peygamber, nebî dendiği gibi resul ve mürsel (elçi) de denir.
    İslâm bilginleri resul ile nebi arasında fark olduğunu, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilen peygamberlere resul-mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla göndermeyip, önceki bir resulün kitap ve şeriatını tebliğ etmekle görevli peygamberlere ise nebi dendiğini söylemişler ise de, Kur'ân'da böyle bir ayırım bulunmamakta, aksine nebilere kitap, hüküm, hikmet verildiği ve vahyedildiği bildirilmektedir. Bakara sûresinin 213. âyetinde nebilerle beraber kitap indirildiği bildirilmektedir: "İnsanlar bir tek ümmet idi. Allah, nebileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetsinler diye, O nebilerle beraber gerçekleri içinde taşıyan kitap indirdi."
    Âl-i İmrân sûresinin 81. âyetinde nebilere kitap ve hikmet verildiği ifade edilmektedir: "Allah, nebilerden şöyle söz almıştı: Bakın size kitap ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan kitapları doğrulayıcı bir rasûl geldiğinde ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı? demişti. Kabul ettik dediler."
    Âl-i İmrân sûresinin 70. âyetinde kitap, hüküm ve nübüvvet verilmesi birlikte zikredilmiştir; "Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah ona kitap, hüküm ve nübüvvet versin de sonra o insanlara Allah'ı bırakıp, bana kullar olsun desin." (Casiye, 45/16; Ankebût, 29/27; Hadîd, 57/26).
    Nisâ sûresinin 163. âyetinde nebilere vahiy indirildiği bildirilmiş, bir sonraki âyette bunlara resul denilmiştir: "Nuh'a ve ondan sonra gelen nebîlere vahyettiğimiz gibi (Ey Muhammed!) sana da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsâ'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Dâvûd'a Zebur vermiştik. Daha önce sana anlattığımız ve sana anlatmadığımız elçilere (resul) de vahyetmiştik."
    Kur'ân'da nebilere kitap verildiğinin bildirildiği gibi, resullere de kitap verildiği bildirilmiştir (Hadid, 57/25).
    Bir âyette resul ve nebi kelimeleri atıf harfi ile peş peşe zikredilmiştir: "Senden önce hiçbir nebi ve resul göndermedik ki, o bir şey arzu ettiği zaman şeytan, onun arzusu içerisine mutlaka (bir düşünce) atmış olmasın." (Hac, 22/52). Ebû Zerri'l-Gifârî; Ya Rasûlallah! Nebilerin evveli hangisidir diye sormuş, Peygamberimiz "Âdem'dir" demiştir. "O nebî mi idi?" diye sormuş, "Evet nebi idi" cevabını vermiştir (Ahmed, V/178). "Ya Rasûlallah! Nebilerin sayısı kaçtır" diye sormuş, "124.000'dir" diye cevap vermiştir (Ahmed, V/179). "Ya Rasûlallah! Onlardan kaçı resuldür" diye sormuş, "315'i" cevabını vermiştir (Ahmed, V/179). Rasûl ve nebi kelimelerinin geçtiği âyetler birlikte değerlendirildiğinde her ikisinin de ortak vasıflara sahip olduğu görülmektedir. Bu vasıflar; kitap, hikmet, nübüvvet ve hüküm verilmesi, vahyedilmesi, uyarıcı ve müjdeciler olarak gönderilmiş olması ve mücrimlerin düşmanlığına maruz kalmaktadır. (Âl-i İmrân, 3/79, 81; Nisâ, 4/63-165; Ahzap, 33/45; Hadîd, 57/25-26).


  4. 30.Aralık.2012, 00:21
    2
    Moderatör



    NEBÎ NEDİR?

    Yüksek olmak ve haber vermek anlamındaki "n-b-e" kökünden türeyen nebi (çoğulu enbiyâ) sözlükte, haber veren, yüksek ve düz olmayan yer, çok ve geniş yol demektir. Terim olarak Allah'ın, dini kurallarını, emir ve yasaklarını, öğüt ve tavsiyelerini insanlara bildirmesi için görevlendirdiği insanlara denir. Bu insanlara, peygamber, nebî dendiği gibi resul ve mürsel (elçi) de denir.
    İslâm bilginleri resul ile nebi arasında fark olduğunu, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gönderilen peygamberlere resul-mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla göndermeyip, önceki bir resulün kitap ve şeriatını tebliğ etmekle görevli peygamberlere ise nebi dendiğini söylemişler ise de, Kur'ân'da böyle bir ayırım bulunmamakta, aksine nebilere kitap, hüküm, hikmet verildiği ve vahyedildiği bildirilmektedir. Bakara sûresinin 213. âyetinde nebilerle beraber kitap indirildiği bildirilmektedir: "İnsanlar bir tek ümmet idi. Allah, nebileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetsinler diye, O nebilerle beraber gerçekleri içinde taşıyan kitap indirdi."
    Âl-i İmrân sûresinin 81. âyetinde nebilere kitap ve hikmet verildiği ifade edilmektedir: "Allah, nebilerden şöyle söz almıştı: Bakın size kitap ve hikmet verdim, sonra yanınızda bulunan kitapları doğrulayıcı bir rasûl geldiğinde ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı? demişti. Kabul ettik dediler."
    Âl-i İmrân sûresinin 70. âyetinde kitap, hüküm ve nübüvvet verilmesi birlikte zikredilmiştir; "Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah ona kitap, hüküm ve nübüvvet versin de sonra o insanlara Allah'ı bırakıp, bana kullar olsun desin." (Casiye, 45/16; Ankebût, 29/27; Hadîd, 57/26).
    Nisâ sûresinin 163. âyetinde nebilere vahiy indirildiği bildirilmiş, bir sonraki âyette bunlara resul denilmiştir: "Nuh'a ve ondan sonra gelen nebîlere vahyettiğimiz gibi (Ey Muhammed!) sana da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsâ'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Dâvûd'a Zebur vermiştik. Daha önce sana anlattığımız ve sana anlatmadığımız elçilere (resul) de vahyetmiştik."
    Kur'ân'da nebilere kitap verildiğinin bildirildiği gibi, resullere de kitap verildiği bildirilmiştir (Hadid, 57/25).
    Bir âyette resul ve nebi kelimeleri atıf harfi ile peş peşe zikredilmiştir: "Senden önce hiçbir nebi ve resul göndermedik ki, o bir şey arzu ettiği zaman şeytan, onun arzusu içerisine mutlaka (bir düşünce) atmış olmasın." (Hac, 22/52). Ebû Zerri'l-Gifârî; Ya Rasûlallah! Nebilerin evveli hangisidir diye sormuş, Peygamberimiz "Âdem'dir" demiştir. "O nebî mi idi?" diye sormuş, "Evet nebi idi" cevabını vermiştir (Ahmed, V/178). "Ya Rasûlallah! Nebilerin sayısı kaçtır" diye sormuş, "124.000'dir" diye cevap vermiştir (Ahmed, V/179). "Ya Rasûlallah! Onlardan kaçı resuldür" diye sormuş, "315'i" cevabını vermiştir (Ahmed, V/179). Rasûl ve nebi kelimelerinin geçtiği âyetler birlikte değerlendirildiğinde her ikisinin de ortak vasıflara sahip olduğu görülmektedir. Bu vasıflar; kitap, hikmet, nübüvvet ve hüküm verilmesi, vahyedilmesi, uyarıcı ve müjdeciler olarak gönderilmiş olması ve mücrimlerin düşmanlığına maruz kalmaktadır. (Âl-i İmrân, 3/79, 81; Nisâ, 4/63-165; Ahzap, 33/45; Hadîd, 57/25-26).





+ Yorum Gönder