Konusunu Oylayın.: Dinimize göre israfın zararları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 56 kişi
Dinimize göre israfın zararları
  1. 18.Aralık.2012, 19:41
    1
    Misafir

    Dinimize göre israfın zararları






    Dinimize göre israfın zararları Mumsema Dinimize göre israfın zararları nelerdir cevap bekliyorum acil İslamda israfın zararları hakkında yazı yazar mısınız ?


  2. 18.Aralık.2012, 19:41
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Dinimize göre israfın zararları nelerdir cevap bekliyorum acil İslamda israfın zararları hakkında yazı yazar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Dinimize göre Burçlar gerçek mi

    - Dinimize göre eşyada uğursuzluk var mıdır...

    - Dinimize göre evlilik

    - Dinimize göre azl caiz midir?

    - Dinimize göre gerçek mirasçılar

  3. 18.Aralık.2012, 22:40
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: dinimize göre israfın zararları




    İsrafın Zararları Nelerdir

    İsraf, beden ve çevre sağlığını bozan bir sebeptir. Nasıl ki, fazla yiyip içmek, içki ve uyuşturucu gibi haram olan israflara girmek beden sağlığını bozuyorsa, ihtiyaç fazlası tüketim de çevre dengesinin bozulmasına sebep oluyor. (Aşırı tüketimin çevre dengesini ne kadar bozduğunu, artık ilim adamlarından sıradan insanlara kadar herkes tartışıyor).

    İsraf, manevî dilencilik zilletine düşüren bir sebeptir. Yani insan, gelenek görenek gibi sebeplerle zorunlu ihtiyaç olmayan şeyleri alıp tüketmeye başlarsa, gelir gider dengesi bozulur. Başkalarından borç para almaya kendini mecbur hisseder ve manevî dilenciliğe ve sefalete düşer.

    Gereksiz yere tüketilen her litre su, alınan fazladan her kıyafet, küremizi daha fazla ısıtıyor ve hem onda yaşayanlara hem de o yaşayanları Yaratan’a karşı büyük bir zulüm oluyor.

    İsraf, sefahatin, sefahat de sefaletin kapısıdır.
    İsraf, nimet içindeki lezzetleri hissedememenin sebebidir.
    İsraf, nimetlerdeki lezzetin tadını alamamanın da sebebidir.


  4. 18.Aralık.2012, 22:40
    2
    Moderatör



    İsrafın Zararları Nelerdir

    İsraf, beden ve çevre sağlığını bozan bir sebeptir. Nasıl ki, fazla yiyip içmek, içki ve uyuşturucu gibi haram olan israflara girmek beden sağlığını bozuyorsa, ihtiyaç fazlası tüketim de çevre dengesinin bozulmasına sebep oluyor. (Aşırı tüketimin çevre dengesini ne kadar bozduğunu, artık ilim adamlarından sıradan insanlara kadar herkes tartışıyor).

    İsraf, manevî dilencilik zilletine düşüren bir sebeptir. Yani insan, gelenek görenek gibi sebeplerle zorunlu ihtiyaç olmayan şeyleri alıp tüketmeye başlarsa, gelir gider dengesi bozulur. Başkalarından borç para almaya kendini mecbur hisseder ve manevî dilenciliğe ve sefalete düşer.

    Gereksiz yere tüketilen her litre su, alınan fazladan her kıyafet, küremizi daha fazla ısıtıyor ve hem onda yaşayanlara hem de o yaşayanları Yaratan’a karşı büyük bir zulüm oluyor.

    İsraf, sefahatin, sefahat de sefaletin kapısıdır.
    İsraf, nimet içindeki lezzetleri hissedememenin sebebidir.
    İsraf, nimetlerdeki lezzetin tadını alamamanın da sebebidir.


  5. 04.Mart.2013, 23:01
    3
    Misafir

    İsrafın Zararları Nelerdir

    İSRAF VE ZARARLARI

    وكُلُواْ وَٱشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُوۤاْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ


    İsraf; herhangi bir konuda aşırı gitmek, doğru ve gerçek olandan sapma, meşru sınırların ötesine geçme, imkânları ve sahip olunan değerleri, gerekli görülen yerler dışında ve gereğinden fazla harcama anlamına gelmektedir.

    Yüce dinimiz, prensip olarak insanlar için yararlı olan şeyleri helal, zararlı olanları da haram veya mekruh saymıştır. Diğer taraftan helal ve mubah kılınanlardan yararlanmada israfa kaçmadan meşru ölçüler içinde kalınmasını istemiştir. Nimetin gerçek sahibi Allah’tır. Kula sadece o nimet üzerinde tasarruf yetkisi verilmiş ve bu gerçek, “Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz”(1) ayetinde açıkça ortaya konmuştur. İşte dinimiz, nimetin gereksiz yere harcanması olan israfı, bu nedenlerle haram kılmıştır.

    Mü’minler!

    Yüce dinimiz, israfı ayet ve hadislerle kesin olarak yasaklamıştır. Nitekim hutbemin başında okumuş olduğum Ayet-i Kerime’de Allah’u Teala (c.c.); “Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez”(2) buyurmaktadır. Malını sebepsiz yere saçıp savuranlar Kur’an’da şeytanların kardeşleri olarak nitelendirilmişlerdir. Onlar hakkında şöyle buyrulmuştur: “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber saçıp savurma. Çünkü malını saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür”(3)

    Hz. Peygamber (s.a.v.) de, “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz”(4) buyurmuşlardır.

    Değerli Mü’minler!

    Toplumumuzda israf hemen her türüyle yer almaktadır. Ancak en çok karşılaştığımız israf alanları şunlardır:

    1-Yeme ve içmede yapılan israf.

    2-Giyim ve kuşamda yapılan israf.

    3-Evlilik, sünnet ve cenaze törenlerinde yapılan israf.

    4-Zamanda yapılan israf.

    5-Yer kaynaklarında yapılan israf.

    Kaynakların bir israf çeşidi de enerji israfıdır. Ülkemizde enerji israfı göz ardı edilmeyecek bir derecededir. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda dahil olmak üzere evlerimizde, iş yerlerimizde hatta ibadethanelerimizde dahi enerji israfı konusunda gerekli titizlik gösterilmemektedir. Nasıl olsa faturası bana ait değil mantığıyla hareket eden insanımız, ne için yandığı bilinmeyen lambaları söndürme bilincine sahip değildir. Halbuki israf edilen enerjinin faturası doğrudan ya da dolaylı olarak topluma çıkmakta ve toplumu zarara sokmaktadır.

    -

    İsraf, sadece fertlerin değil toplumların çöküşüne de sebeptir. Bu bağlamda Yüce dinimiz İslam, mensuplarını kendilerine verilen nimetlerin israf edilmemesi konusunda uyarmıştır. İslam, israfın önlenmesi için kişileri manevi yönden de motive etmiştir. Verilen her nimetten sorguya çekilmesi, israfın önlenmesinde önemli bir etkendir.

    Yazımı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir Hadis-i Şerifi ile bitiriyorum:

    “Allah sizin için dedikoduyu, gereksiz yere soru sormayı ve israf etmeyi çirkin görmüştür”(5)

    1-Tekasür : 8

    2-A’raf : 31

    3-İsra : 26-27

    4-Buhari, Libas, 1

    5-Tecrid, 7/292

    Mehmet Selim YUMAK


  6. 04.Mart.2013, 23:01
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    İSRAF VE ZARARLARI

    وكُلُواْ وَٱشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُوۤاْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ


    İsraf; herhangi bir konuda aşırı gitmek, doğru ve gerçek olandan sapma, meşru sınırların ötesine geçme, imkânları ve sahip olunan değerleri, gerekli görülen yerler dışında ve gereğinden fazla harcama anlamına gelmektedir.

    Yüce dinimiz, prensip olarak insanlar için yararlı olan şeyleri helal, zararlı olanları da haram veya mekruh saymıştır. Diğer taraftan helal ve mubah kılınanlardan yararlanmada israfa kaçmadan meşru ölçüler içinde kalınmasını istemiştir. Nimetin gerçek sahibi Allah’tır. Kula sadece o nimet üzerinde tasarruf yetkisi verilmiş ve bu gerçek, “Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz”(1) ayetinde açıkça ortaya konmuştur. İşte dinimiz, nimetin gereksiz yere harcanması olan israfı, bu nedenlerle haram kılmıştır.

    Mü’minler!

    Yüce dinimiz, israfı ayet ve hadislerle kesin olarak yasaklamıştır. Nitekim hutbemin başında okumuş olduğum Ayet-i Kerime’de Allah’u Teala (c.c.); “Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez”(2) buyurmaktadır. Malını sebepsiz yere saçıp savuranlar Kur’an’da şeytanların kardeşleri olarak nitelendirilmişlerdir. Onlar hakkında şöyle buyrulmuştur: “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber saçıp savurma. Çünkü malını saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür”(3)

    Hz. Peygamber (s.a.v.) de, “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz”(4) buyurmuşlardır.

    Değerli Mü’minler!

    Toplumumuzda israf hemen her türüyle yer almaktadır. Ancak en çok karşılaştığımız israf alanları şunlardır:

    1-Yeme ve içmede yapılan israf.

    2-Giyim ve kuşamda yapılan israf.

    3-Evlilik, sünnet ve cenaze törenlerinde yapılan israf.

    4-Zamanda yapılan israf.

    5-Yer kaynaklarında yapılan israf.

    Kaynakların bir israf çeşidi de enerji israfıdır. Ülkemizde enerji israfı göz ardı edilmeyecek bir derecededir. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda dahil olmak üzere evlerimizde, iş yerlerimizde hatta ibadethanelerimizde dahi enerji israfı konusunda gerekli titizlik gösterilmemektedir. Nasıl olsa faturası bana ait değil mantığıyla hareket eden insanımız, ne için yandığı bilinmeyen lambaları söndürme bilincine sahip değildir. Halbuki israf edilen enerjinin faturası doğrudan ya da dolaylı olarak topluma çıkmakta ve toplumu zarara sokmaktadır.

    -

    İsraf, sadece fertlerin değil toplumların çöküşüne de sebeptir. Bu bağlamda Yüce dinimiz İslam, mensuplarını kendilerine verilen nimetlerin israf edilmemesi konusunda uyarmıştır. İslam, israfın önlenmesi için kişileri manevi yönden de motive etmiştir. Verilen her nimetten sorguya çekilmesi, israfın önlenmesinde önemli bir etkendir.

    Yazımı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir Hadis-i Şerifi ile bitiriyorum:

    “Allah sizin için dedikoduyu, gereksiz yere soru sormayı ve israf etmeyi çirkin görmüştür”(5)

    1-Tekasür : 8

    2-A’raf : 31

    3-İsra : 26-27

    4-Buhari, Libas, 1

    5-Tecrid, 7/292

    Mehmet Selim YUMAK


  7. 13.Aralık.2013, 10:28
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Dinimize göre israfın zararları

    İslamda israfın zararları nelerdir

    Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurur:

    وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفاً أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهاً وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

    "Çardaklı ve çardaksız üzüm bağlarını, tadları ve yemişleri muhtelif hurmaları, hububatı (tahılları), zeytinleri, narları, birbirine hem benzer hem de benzemez bir halde meydana getiren Allah'tır. Her biri mahsul (ürün) verdiği zaman mahsulünden yiyin. Hasad (devşirme) günü de hakkını (zekât ve sadakasını) verin; israf etmeyin, şüphesiz Allah israf edenleri sevmez" (el-En'am: 6/141).

    Allah israf edenleri sevmez

    يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

    "Ey Âdemoğulları, her mescide gidişinizde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" (el-A'raf, 7/31).

    Yılda bir milyon tona yakın ekmeğin (buğdayın) israf edildiği toplumda dökülerek israf edilen yemekler, boşa akıtılan sular, gereksiz harcanan enerji, lüzumsuz tüketilen elbise, süs malzemeleri vs. ilave edilirse büyük bir bütçenin israf yolunda yok edildiği görülecektir.

    İsraf edilen ekmeğin ekonomiye zararı günde 2,6 milyon TL olurken, İstanbul’da her gün 2 milyon ekmek, Ankara ve İzmir’de ise toplam 600 bin ekmek çöpe atılıyor.

    Türkiye’de her gün üretilen 120 milyon ekmeğin yaklaşık 12 milyonunun israf edildiği belirtilerek, bunun ekonomiye zararının günlük 2,6 milyon YTL olduğu bildirildi. İsraf edilen ekmeğin yıllık ekonomik kaybının ise 700 milyon doları bulduğu bildirildi.

    Ekmek israfının yüzde 70’inin yemekhaneli işyerleri, hastaneler, yatılı okullar, öğrenci yurtları, oteller ve lokantalarda yapıldığı kaydedildi.

    Hazreti Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “Ekmeğe saygı gösterin. Zira Allah, ekmeği hürmete değer kılmıştır. Kim ekmeğe saygı gösterirse Allah da ona ihsanda bulunur.”

    Bildiğimiz gibi ecdadımız ekmeğe son derece hürmet göstermişlerdir. Onlar sofrada ufalanan ekmek parçalarını atmazlar, bayatlayan parça ekmekleri de çorba ve diğer sulu yiyeceklerle tüketirler, çöpe ekmek dökmeyi ise, hiç mi hiç bilmezlerdi. Sevgili Peygamberimiz’in “Ekmeğe hürmet ediniz zira ekmek göğün ve yerin bereketidir. Sofradan düşen kırıntıları alıp yiyen kişiyi Allah mağfiret eder” [33] yolundaki buyrukları, sanki hayatlarının vazgeçilmez bir düsturu idi.

    Ekmek israfına paralel olarak açığımız da o oranda artmaktadır. Dış ülkelerden buğday almak zorunda kalışımızın en büyük sorumlusu, önce bizler; bizim müsrif davranışlarımızdır! İhtiyaçtan fazla ekmek alarak tüketemeden çöpe atmamız, dışarıdan buğday almamıza sebep olmaktadır. Böylece gereksiz yere dış ülkelere döviz ödemek zorunda kalıyoruz. Halbuki o dövizleri çok daha hayati ihtiyacımız olan maddelerin alımında kullanabilirdik!

    Bütün bunlar karşısında, israfa son vermek için dedelerimizin geçirdiği zor günleri asla unutmamalıyız. Mesela Çanakkale savaşında Mehmetçiğin yemek menüsü şöyleydi: 15 Haziran tarihli yemek menüsünün sabah kahvaltısında sadece üzüm hoşafı yer alıyor. Öğle yemeği hanesine ''yok'' yazılan menüde akşam yemeği, yağlı buğday çorbası ve tam ekmekten oluşuyor. Taburun aralıklı günlerle verilen menüsünde 26 Haziran günü sabah ve öğle yemekleri hanesinde ''yok'' ibareleri bulunurken akşam yemeği üzüm hoşafından oluşuyor ve askerlere tam ekmek veriliyor. Bu tarihi izleyen 18 Temmuz'da askerler, sabah üzüm hoşafı ve yarım ekmek ile günü geçirirken, öğle ve akşam yemeklerinden mahrum kalıyor. 8 Ağustos tarihli menüde ise sabah kahvaltısı yarım ekmek, akşam yemeği ise şekersiz üzüm hoşafından oluşuyor. Menünün altına düşülen notta ''21 Temmuz 1917'den itibaren başlayarak ordu emriyle ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir. Çünkü un ve ekmek kalmamıştır'' yazısı yer alıyor.

    Ankara Ticaret Odası, Türkiye'de her yıl 500 milyon dolarlık ilacın çöpe gittiğini bildirdi. ATO'nun hazırladığı "İlaçta İsraf" raporuna göre, eczanelerdeki ilaçların ortalama yüzde 7'si kullanım süresi dolduğu için çöpe atılıyor. Evlerde ise ilaçların yüzde 60'ının kutusu dahi açılmadan, kullanım tarihi sona eriyor.

    Pakistan’da 500.000 insan açlıktan ölmek üzere... Dünyada her 3 saniyede bir insan açlıktan ölüyor... Bizde de israfın boyutlarının korkunçluğu ortada... Sizce de başımızı ellerimizin arasına alıp vicdanlarımızın sesiyle beraber bir düşünce iklimine yolculuk yapmamız gerekmiyor mu?

    İsraf edenler şeytanın kardeşleridir

    وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيراً {26} إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُواْ إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُوراً

    Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (17/26–27)

    İsraf insanı nefse hakim olma özelliğinden de yoksun bırakmaktadır. İnsanı nefsinin kölesi, nefsini de tanrısı haline getirmektedir. Nitekim Kur'an'daki: "Nefsinin isteklerini kendine tanrı edineni gördün mü?" (el-Furkan, 25/43) ayeti buna işârettir. Ayrıca insan aşırı tüketim ve israfının çoğu zaman farkında bile olmaz; çünkü "israf edenlere yaptıkları hoş gelir." (Yunus, 10/12)


  8. 13.Aralık.2013, 10:28
    4
    Moderatör
    İslamda israfın zararları nelerdir

    Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurur:

    وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفاً أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهاً وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

    "Çardaklı ve çardaksız üzüm bağlarını, tadları ve yemişleri muhtelif hurmaları, hububatı (tahılları), zeytinleri, narları, birbirine hem benzer hem de benzemez bir halde meydana getiren Allah'tır. Her biri mahsul (ürün) verdiği zaman mahsulünden yiyin. Hasad (devşirme) günü de hakkını (zekât ve sadakasını) verin; israf etmeyin, şüphesiz Allah israf edenleri sevmez" (el-En'am: 6/141).

    Allah israf edenleri sevmez

    يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

    "Ey Âdemoğulları, her mescide gidişinizde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" (el-A'raf, 7/31).

    Yılda bir milyon tona yakın ekmeğin (buğdayın) israf edildiği toplumda dökülerek israf edilen yemekler, boşa akıtılan sular, gereksiz harcanan enerji, lüzumsuz tüketilen elbise, süs malzemeleri vs. ilave edilirse büyük bir bütçenin israf yolunda yok edildiği görülecektir.

    İsraf edilen ekmeğin ekonomiye zararı günde 2,6 milyon TL olurken, İstanbul’da her gün 2 milyon ekmek, Ankara ve İzmir’de ise toplam 600 bin ekmek çöpe atılıyor.

    Türkiye’de her gün üretilen 120 milyon ekmeğin yaklaşık 12 milyonunun israf edildiği belirtilerek, bunun ekonomiye zararının günlük 2,6 milyon YTL olduğu bildirildi. İsraf edilen ekmeğin yıllık ekonomik kaybının ise 700 milyon doları bulduğu bildirildi.

    Ekmek israfının yüzde 70’inin yemekhaneli işyerleri, hastaneler, yatılı okullar, öğrenci yurtları, oteller ve lokantalarda yapıldığı kaydedildi.

    Hazreti Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “Ekmeğe saygı gösterin. Zira Allah, ekmeği hürmete değer kılmıştır. Kim ekmeğe saygı gösterirse Allah da ona ihsanda bulunur.”

    Bildiğimiz gibi ecdadımız ekmeğe son derece hürmet göstermişlerdir. Onlar sofrada ufalanan ekmek parçalarını atmazlar, bayatlayan parça ekmekleri de çorba ve diğer sulu yiyeceklerle tüketirler, çöpe ekmek dökmeyi ise, hiç mi hiç bilmezlerdi. Sevgili Peygamberimiz’in “Ekmeğe hürmet ediniz zira ekmek göğün ve yerin bereketidir. Sofradan düşen kırıntıları alıp yiyen kişiyi Allah mağfiret eder” [33] yolundaki buyrukları, sanki hayatlarının vazgeçilmez bir düsturu idi.

    Ekmek israfına paralel olarak açığımız da o oranda artmaktadır. Dış ülkelerden buğday almak zorunda kalışımızın en büyük sorumlusu, önce bizler; bizim müsrif davranışlarımızdır! İhtiyaçtan fazla ekmek alarak tüketemeden çöpe atmamız, dışarıdan buğday almamıza sebep olmaktadır. Böylece gereksiz yere dış ülkelere döviz ödemek zorunda kalıyoruz. Halbuki o dövizleri çok daha hayati ihtiyacımız olan maddelerin alımında kullanabilirdik!

    Bütün bunlar karşısında, israfa son vermek için dedelerimizin geçirdiği zor günleri asla unutmamalıyız. Mesela Çanakkale savaşında Mehmetçiğin yemek menüsü şöyleydi: 15 Haziran tarihli yemek menüsünün sabah kahvaltısında sadece üzüm hoşafı yer alıyor. Öğle yemeği hanesine ''yok'' yazılan menüde akşam yemeği, yağlı buğday çorbası ve tam ekmekten oluşuyor. Taburun aralıklı günlerle verilen menüsünde 26 Haziran günü sabah ve öğle yemekleri hanesinde ''yok'' ibareleri bulunurken akşam yemeği üzüm hoşafından oluşuyor ve askerlere tam ekmek veriliyor. Bu tarihi izleyen 18 Temmuz'da askerler, sabah üzüm hoşafı ve yarım ekmek ile günü geçirirken, öğle ve akşam yemeklerinden mahrum kalıyor. 8 Ağustos tarihli menüde ise sabah kahvaltısı yarım ekmek, akşam yemeği ise şekersiz üzüm hoşafından oluşuyor. Menünün altına düşülen notta ''21 Temmuz 1917'den itibaren başlayarak ordu emriyle ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir. Çünkü un ve ekmek kalmamıştır'' yazısı yer alıyor.

    Ankara Ticaret Odası, Türkiye'de her yıl 500 milyon dolarlık ilacın çöpe gittiğini bildirdi. ATO'nun hazırladığı "İlaçta İsraf" raporuna göre, eczanelerdeki ilaçların ortalama yüzde 7'si kullanım süresi dolduğu için çöpe atılıyor. Evlerde ise ilaçların yüzde 60'ının kutusu dahi açılmadan, kullanım tarihi sona eriyor.

    Pakistan’da 500.000 insan açlıktan ölmek üzere... Dünyada her 3 saniyede bir insan açlıktan ölüyor... Bizde de israfın boyutlarının korkunçluğu ortada... Sizce de başımızı ellerimizin arasına alıp vicdanlarımızın sesiyle beraber bir düşünce iklimine yolculuk yapmamız gerekmiyor mu?

    İsraf edenler şeytanın kardeşleridir

    وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيراً {26} إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُواْ إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُوراً

    Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (17/26–27)

    İsraf insanı nefse hakim olma özelliğinden de yoksun bırakmaktadır. İnsanı nefsinin kölesi, nefsini de tanrısı haline getirmektedir. Nitekim Kur'an'daki: "Nefsinin isteklerini kendine tanrı edineni gördün mü?" (el-Furkan, 25/43) ayeti buna işârettir. Ayrıca insan aşırı tüketim ve israfının çoğu zaman farkında bile olmaz; çünkü "israf edenlere yaptıkları hoş gelir." (Yunus, 10/12)


  9. 13.Aralık.2013, 10:30
    5
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Dinimize göre israfın zararları

    İsrafın zararları ile ilgili bilgiler (devamı)

    İsraf fert ve toplum için bir bozuluştur

    Bir toplumda lüks içerisinde yaşayanlar varsa, mutlaka orada zayıf durumda olan mağdur kesimler de bulunur. Çünkü birimizin gerektiğinden çok harcaması için, bir ötekimizin gerektiğinden az harcaması icap edecektir. Allah, yeryüzü sofrasına nimetleri dengeli bir biçimde göndermiştir. İsrafa gidenler, bu dengeyi, kendi lehlerine bozan isyancılardır. Refah ve lüks içerisinde olanlar hasta ve rahat hayatlarına tutkundurlar. Şehvet ve lezzetlerine bağlıdırlar. Kur'an-ı Kerîm bu tür sapmış ve haddi aşmış toplumların isyan içerisinde bulunduklarından söz etmektedir.

    Servetin büyüyüp lüks uğruna harcanması sonucuna gitmemesi için malın zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet olması İslâm tarafından reddedilmiştir (bk. el-Haşr, 59/7). Bu yüzden lüks, bir toplum için "şer" kabul edilmiştir.

    Bunun içindir ki israfın haram olması İslâm ekonomik sisteminin temel ilkelerinden biri kabul edilmiştir.

    Müslüman müsrif olamaz, elindekileri israf edemez, lüzumsuz ve fuzuli yerlerde kullanamaz.

    İsraf illetinden Efendimizin şu ikazı ile kurtulmaya çalışalım;

    Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Sa’d (r.a.)’ın abdest alırken yanına uğradı. Ve O’na: “Bu israf nedir?” dedi. Sa’d (r.a.): “Abdestte israfa olur mu?” dediğinde, Efendimiz (a.s.) şöyle cevap verdi: “Evet. Akan bir ırmağın kenarında da olsan, israftan sakın.

    İsraf eden toplumlar hep helak olmuşlardır

    Kur'an-ı Kerîm tarihte lüks ve rahat bir hayat sürenlerden söz eder. Bu tür halklar kendilerini helâke sürükledikleri gibi onlara uyanları da aynı âkıbete sürüklemişlerdir.

    Allah (c.c.), boş ve gayesiz harcamayı sevmez. Bu bir ekmek olabileceği gibi, bir ekmek kırıntısı da olabilir. Bir damla su olabileceği gibi boşa akan bir nehir de olabilir. Bu bir ömür olabileceği gibi, boşa geçen bir dakika da olabilir.

    Sağlık, Allah'ın bize bir lütfu, bir nimetidir. Zaman yine bir nimettir. Sağlığımıza dikkat etmemek, zamanımızı boşa harcamak israftır ve bunun hesabı bizden sorulacaktır. Gereksiz olarak musluktan akıtılan su, yakılan elektrik israftır. Bütün ümmete ait olan nimetlerin boşa harcanmasıdır.

    İsrafın ferd, aile ve toplum hayatında açtığı yaralar, yaptığı tahribat, tarih boyunca olduğu gibi bu gün de başlıca sorunlardan biridir.

    Şuursuz bir tüketim toplumu yerine dengeli ve ruhî disipline girmiş bir toplum meydana gelmedikçe gerçekçi bir tasarruf yapılamaz ve gerekli yatırımlar gerçekleştirilerek dışa bağımlılıktan kurtulup bağımsız ekonomik sistem kurulamaz. Bunu da ancak İslam'ın hâkim olduğu bir toplum gerçekleştirebilir.

    Teknolojiyi takip etmek israf değildir. Teknolojiyi bilinçsiz ve lüks amaçlı kullanmak israftır.

    Lüksün hoş görülmediği ve haram kılındığı konusunda çeşitli nasslar bulunmaktadır. Ancak buradaki lüksü ileri teknoloji ürünü aletleri evimize sokma şeklinde anlamak yanlıştır. Burada lüksten içki, kumar, fuhuş, aşırı giyim, gücünün üzerinde gereksiz harcamalar, gurur-kibir, şan ve şöhret için ziyafet düzenlemek gibi harcama ve yaşantılar kastedilir.

    Cep telefonlarının bilinçsiz kullanılması teknolojide israfa kaçılmasına bir örnek teşkil edebilir. İhtiyacı olan da olmayan de cep telefonu kullanmaktadır. O kadar ki ilkokula giden çocukların birçoğunun elinde cep telefonu var. Bu da çok büyük israfa sebebiyet vermektedir. Yine cep telefonunun her sene yenileme isteği de lükse kaçan bir israftır. Bütün bunlar da büyük bir maddi kayba sebebiyet vermektedir. Telefon ihtiyaç kadar ve ihtiyacı olanların kullanması gereken bir cihazdır. Yine bazı telefon kuruluşlarının müşterisine bedava konuşma hakkı tanıması sebebiyle, gereksiz yere saatlerce telefonlarla konuşulduğu vakidir. Bu hem vakit israfına hem de kaynakların boş yere kullanılması sebebiyle israfa yol açmaktadır. Bu konuda Peygamber Efendimizin nehir kenarında abdest alsan dahi suyu tasarruflu kullan hadisi yol gösterici olmalıdır.

    İnsanlar, tabii ki bu arada Müslümanlar lüks eşyalar alıyorlar. Pahalı mobilyalar, baş döndürücü elektronik aletlerle 250 metrelik evlerini ve villalarını döşüyorlar. Marketlerden arabalar dolusu yiyeceklerle çıkıyorlar. Akılları dolduracak bir şekilde konforizme ve “mide”lere hizmet ediyorlar.

    Halbuki bizim “iktisat etmek” gibi bir ilkemiz vardı. Allah’ın Rasülü “İktisad eden darlık çekmez” buyurmuştu. Yüce Allah’ın “İsraf edenler (saçıp savuranlar) şeytanların kardeşleri olurlar.” fermanıyla savurganlığın manevi fecaatini haber vermişti.

    İsrafı kendine hayat tarzı edenler hakkı inkar ederler

    İsraf edenler hep kendilerinin doğru yaptığını, kendilerinin üstün olduğunu düşünürler. Kendileri gibi olmayanları hakir görürler. Bu duru ayeti kerimede şöyle beyan edilir:

    وَمَا أَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَا إِنَّا بِمَا أُرْسِلْتُم بِهِ كَافِرُونَ

    "Biz herhangi bir ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın zengin ve şımarık ileri gelenleri, mutlaka; "Biz, sizin getirdiklerinizi inkâr ediyoruz" demişlerdir" (Sebe', 34/34)

    İslâm, israf yasağı ile özel mülkiyet hakkına bir sınır getirmiş ve servet kimin olursa olsun, onda toplumun hakkı bulunduğu ilkesini benimseyerek, israfla bu hakkın yok edilmesine engel olmak istemiştir.

    Zamanı boş geçirmek de israftır

    Şu imtihan dünyasında en kıymetli sermayemiz zamandır. İslam büyükleri zamanı keskin bir kılıca benzetirler. Onu iyi kullanırsak, iş görür. Eğer onu iyi tutamazsak bizi keser, mahveder.

    İslam’ı yaşamak ve hayata hakim kılmak için zaman, bizlere bir emanet ve fırsat olarak verilmiştir. İmam Râzi şöyle nakleder: “Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu: Sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin. Onun bu sözünü duyunca, bu söz: Asr suresinin anlamıdır” dedim. İnsana verilen ömür, bir buz gibi erimektedir.


  10. 13.Aralık.2013, 10:30
    5
    Moderatör
    İsrafın zararları ile ilgili bilgiler (devamı)

    İsraf fert ve toplum için bir bozuluştur

    Bir toplumda lüks içerisinde yaşayanlar varsa, mutlaka orada zayıf durumda olan mağdur kesimler de bulunur. Çünkü birimizin gerektiğinden çok harcaması için, bir ötekimizin gerektiğinden az harcaması icap edecektir. Allah, yeryüzü sofrasına nimetleri dengeli bir biçimde göndermiştir. İsrafa gidenler, bu dengeyi, kendi lehlerine bozan isyancılardır. Refah ve lüks içerisinde olanlar hasta ve rahat hayatlarına tutkundurlar. Şehvet ve lezzetlerine bağlıdırlar. Kur'an-ı Kerîm bu tür sapmış ve haddi aşmış toplumların isyan içerisinde bulunduklarından söz etmektedir.

    Servetin büyüyüp lüks uğruna harcanması sonucuna gitmemesi için malın zenginler arasında dönüp dolaşan bir devlet olması İslâm tarafından reddedilmiştir (bk. el-Haşr, 59/7). Bu yüzden lüks, bir toplum için "şer" kabul edilmiştir.

    Bunun içindir ki israfın haram olması İslâm ekonomik sisteminin temel ilkelerinden biri kabul edilmiştir.

    Müslüman müsrif olamaz, elindekileri israf edemez, lüzumsuz ve fuzuli yerlerde kullanamaz.

    İsraf illetinden Efendimizin şu ikazı ile kurtulmaya çalışalım;

    Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Sa’d (r.a.)’ın abdest alırken yanına uğradı. Ve O’na: “Bu israf nedir?” dedi. Sa’d (r.a.): “Abdestte israfa olur mu?” dediğinde, Efendimiz (a.s.) şöyle cevap verdi: “Evet. Akan bir ırmağın kenarında da olsan, israftan sakın.

    İsraf eden toplumlar hep helak olmuşlardır

    Kur'an-ı Kerîm tarihte lüks ve rahat bir hayat sürenlerden söz eder. Bu tür halklar kendilerini helâke sürükledikleri gibi onlara uyanları da aynı âkıbete sürüklemişlerdir.

    Allah (c.c.), boş ve gayesiz harcamayı sevmez. Bu bir ekmek olabileceği gibi, bir ekmek kırıntısı da olabilir. Bir damla su olabileceği gibi boşa akan bir nehir de olabilir. Bu bir ömür olabileceği gibi, boşa geçen bir dakika da olabilir.

    Sağlık, Allah'ın bize bir lütfu, bir nimetidir. Zaman yine bir nimettir. Sağlığımıza dikkat etmemek, zamanımızı boşa harcamak israftır ve bunun hesabı bizden sorulacaktır. Gereksiz olarak musluktan akıtılan su, yakılan elektrik israftır. Bütün ümmete ait olan nimetlerin boşa harcanmasıdır.

    İsrafın ferd, aile ve toplum hayatında açtığı yaralar, yaptığı tahribat, tarih boyunca olduğu gibi bu gün de başlıca sorunlardan biridir.

    Şuursuz bir tüketim toplumu yerine dengeli ve ruhî disipline girmiş bir toplum meydana gelmedikçe gerçekçi bir tasarruf yapılamaz ve gerekli yatırımlar gerçekleştirilerek dışa bağımlılıktan kurtulup bağımsız ekonomik sistem kurulamaz. Bunu da ancak İslam'ın hâkim olduğu bir toplum gerçekleştirebilir.

    Teknolojiyi takip etmek israf değildir. Teknolojiyi bilinçsiz ve lüks amaçlı kullanmak israftır.

    Lüksün hoş görülmediği ve haram kılındığı konusunda çeşitli nasslar bulunmaktadır. Ancak buradaki lüksü ileri teknoloji ürünü aletleri evimize sokma şeklinde anlamak yanlıştır. Burada lüksten içki, kumar, fuhuş, aşırı giyim, gücünün üzerinde gereksiz harcamalar, gurur-kibir, şan ve şöhret için ziyafet düzenlemek gibi harcama ve yaşantılar kastedilir.

    Cep telefonlarının bilinçsiz kullanılması teknolojide israfa kaçılmasına bir örnek teşkil edebilir. İhtiyacı olan da olmayan de cep telefonu kullanmaktadır. O kadar ki ilkokula giden çocukların birçoğunun elinde cep telefonu var. Bu da çok büyük israfa sebebiyet vermektedir. Yine cep telefonunun her sene yenileme isteği de lükse kaçan bir israftır. Bütün bunlar da büyük bir maddi kayba sebebiyet vermektedir. Telefon ihtiyaç kadar ve ihtiyacı olanların kullanması gereken bir cihazdır. Yine bazı telefon kuruluşlarının müşterisine bedava konuşma hakkı tanıması sebebiyle, gereksiz yere saatlerce telefonlarla konuşulduğu vakidir. Bu hem vakit israfına hem de kaynakların boş yere kullanılması sebebiyle israfa yol açmaktadır. Bu konuda Peygamber Efendimizin nehir kenarında abdest alsan dahi suyu tasarruflu kullan hadisi yol gösterici olmalıdır.

    İnsanlar, tabii ki bu arada Müslümanlar lüks eşyalar alıyorlar. Pahalı mobilyalar, baş döndürücü elektronik aletlerle 250 metrelik evlerini ve villalarını döşüyorlar. Marketlerden arabalar dolusu yiyeceklerle çıkıyorlar. Akılları dolduracak bir şekilde konforizme ve “mide”lere hizmet ediyorlar.

    Halbuki bizim “iktisat etmek” gibi bir ilkemiz vardı. Allah’ın Rasülü “İktisad eden darlık çekmez” buyurmuştu. Yüce Allah’ın “İsraf edenler (saçıp savuranlar) şeytanların kardeşleri olurlar.” fermanıyla savurganlığın manevi fecaatini haber vermişti.

    İsrafı kendine hayat tarzı edenler hakkı inkar ederler

    İsraf edenler hep kendilerinin doğru yaptığını, kendilerinin üstün olduğunu düşünürler. Kendileri gibi olmayanları hakir görürler. Bu duru ayeti kerimede şöyle beyan edilir:

    وَمَا أَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَا إِنَّا بِمَا أُرْسِلْتُم بِهِ كَافِرُونَ

    "Biz herhangi bir ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın zengin ve şımarık ileri gelenleri, mutlaka; "Biz, sizin getirdiklerinizi inkâr ediyoruz" demişlerdir" (Sebe', 34/34)

    İslâm, israf yasağı ile özel mülkiyet hakkına bir sınır getirmiş ve servet kimin olursa olsun, onda toplumun hakkı bulunduğu ilkesini benimseyerek, israfla bu hakkın yok edilmesine engel olmak istemiştir.

    Zamanı boş geçirmek de israftır

    Şu imtihan dünyasında en kıymetli sermayemiz zamandır. İslam büyükleri zamanı keskin bir kılıca benzetirler. Onu iyi kullanırsak, iş görür. Eğer onu iyi tutamazsak bizi keser, mahveder.

    İslam’ı yaşamak ve hayata hakim kılmak için zaman, bizlere bir emanet ve fırsat olarak verilmiştir. İmam Râzi şöyle nakleder: “Buz satan birisi pazarda şöyle bağırıyordu: Sermayesi eriyen bu şahsa merhamet edin. Onun bu sözünü duyunca, bu söz: Asr suresinin anlamıdır” dedim. İnsana verilen ömür, bir buz gibi erimektedir.


  11. 30.Nisan.2015, 15:09
    6
    Misafir

    Cevap: Dinimize göre israfın zararları

    israfın en büyük zararı maddi manevi kayıplardır


  12. 30.Nisan.2015, 15:09
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    israfın en büyük zararı maddi manevi kayıplardır


  13. 13.Kasım.2015, 22:14
    7
    Misafir

    Cevap: Dinimize göre israfın zararları

    Çok güzel olmuş teşekkürler


  14. 13.Kasım.2015, 22:14
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Çok güzel olmuş teşekkürler





+ Yorum Gönder