Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz, aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Peygamberimiz, aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı?
  1. 17.Aralık.2012, 04:38
    1
    Misafir

    Peygamberimiz, aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı?






    Peygamberimiz, aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı? Mumsema Peygamberimiz, aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı?


  2. 17.Aralık.2012, 23:37
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Peygamberimiz, aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı?




    Peygamberimiz (sav), aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı?

    Hz Peygamber birçok hadisinde ailenin önemine işaret etmiş ve onun bir huzur yeri olduğunu belirtmiştir Bir baba olarak çocukları dünyaya gelince sevinmiş; vefatlarında ise üzülmüştür Sözgelimi oğlu İbrahim'in doğum haberini kendisine getiren Ebû Râfi'e hediye vermiş; İbrahim'in annesi Mâriye'yi de azat etmiştir Sık sık sütannesinin bulunduğu yere onu görmek için gitmiştirİbrahim, on altı veya on sekiz aylık iken vefat etmiştir Onun vefatı üzerine gözlerinden yaş dökülmüştür Bunun üzerine

    "-Sen de mi ağlıyorsun Ey Allah’ın elçisi?" diyen Abdurrahman b Avf'a bunun şefkatten kaynaklandığını söylemiştir

    'Bir dost ve bir baba olarak yaratılışın en ince duygularıyla' bezenmiş olan Hz Peygamber, bir aile reisinin aile bireylerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleri ile açıkladığı gibi, bizzat kendi uygulamaları ile de ortaya koymuştur Erkeğin kadına iyi davranması gerektiğini çok açık ve kesin bir şekilde dile getirmiştir Bu anlamda:
    "-En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır"
    buyurmuştur

    Enes b Mâlik:
    "-Ailesine Hz Muhammed kadar şefkatli bir kimse görmedim"
    demiştir İman, ahlak ve aile fertlerine yumuşak davranma arasında kurduğu bağıntıyı dile getiren şu sözü çok anlamlıdır:
    "-Mü'minlerin iman yönünden en mükemmel olanı, ahlakı en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davrananıdır"

    İnsanın üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile bireyleri gelmektedir Çünkü kişinin sevincini ve üzüntüsünü ilk önce paylaştığı kimseler aile fertleridir Hz Peygamber çeşitli vesilelerle erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları bulunduğunu söylemiştir Kadınlar hakkında Allah'tan korkulmasını, onlara haksızlık yapılmamasını istemiştir

    Hz Muhammed aile bireylerini sever ve aralarında ayrım yapmazdıOnların eğlenme ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılar, düzeyli eğlencelerden onları yararlandırmaya çalışırdı Ramazan ve Kurban Bayramı gösterilerine kızlarını ve hanımlarını da götürürdü Bir bayramda Habeşlilerin sergiledikleri gösterileri Hz Âişe'nin seyretmesine izin vermiş ve hatta yardımcı olmuştur Hz Âişe ile koşu yapmış, aile bireyleri ile şakalaşmıştır
    Hz Peygamber çocuklarına olduğu gibi, yanında, kendi korumasında büyüyenlere, örneğin Ali b Ebû Tâlib'e, Zeyd bHârise'ye ve azatlısı Ümmü Eymen'e de son derece şefkatli davranmıştır Amcası Ebû Tâlip'in yükünü hafifletmek üzere 5 yaşında iken yanına almış olduğu Hz Ali, babası Mekke'de olduğu halde Hz Peygamber'in yanında büyümüş ve ömrü boyunca onun yanından ayrılmamıştır Aynı şekilde Zeyd b Hârise de Hz Peygamber'in ailesi içinde büyümüştür Hz Hatice, kendisine Hakîm b Hizâm'ın köle olarak verdiği Zeyd'i Hz Peygamber'e hediye etmiş; Hz Peygamber de onu azat etmişti Zeyd'in babası, oğlunu araya araya Mekke'de bulmuş; Hz Peygamber onu, kendi yanında kalmak veya babası ile birlikte gitmek konusunda serbest bırakmıştıZeyd ise Hz Peygamber'i babasına tercih etmiştir Bu da Hz Peygamber'in ona karşı hareketleri, davranış ve muamelesinin gerçek bir babanın davranışından farksız olduğunu göstermektedir

    Hz Peygamber, babasından kendisine kalan ve Hz Hatice ile evlendiği zaman azat ettiği Ümmü Eymen'i de ailesinden sayarak ona bir anneye gösterilen muameleyi göstermiştir Hanımlarını, çocuklarını, yanında büyüyenleri ve hizmetçilerini dövmemiştir Medine'de Hz Peygamber'in hizmetine verilen Enes b Mâlik, kendisine vefatına kadar hizmet etmiş; bir defacık olsun karşıdakinin davranışlarına bıkkınlık, yılgınlık ve iç sıkıntısının bir ifadesi olan "öf" bile demediğini söylemiştir

    Peygamberimiz aile bireylerine danışır ve görüşlerine değer verirdi Kaynaklarımızda bu konuyla ilgili bol miktarda bilgi bulunmaktadır Ayrıca zaman zaman hanımlarının itirazlarına ve isteklerine maruz kalmıştırŞayet hep emredici olsaydı, hanımlarına birşey danışmasaydı ve sormasaydı herhangi bir itirazla karşılaşmazdı

    Peygamberimiz, ilk vahiy aldığı zaman, içinde bulunduğu sıkıntılı durumu hanımı ile istişâre etmiştir Hz Hatice de hem kendisini teselli etmiş ve hem de onu meseleye kesin çözüm bulacak ve doğru teşhis koyacak bir kişiye, Varaka b Nevfel'e götürmüştür Bu olay Hz Hatice'nin dirayetini, soğukkanlılığını ve isabetli karar verme yeteneğini mükemmel bir şekilde ortaya koymaktadır

    Konumuzla ilgili bir başka örnek şöyledir:

    Hz Peygamber Hudeybiye seferinde barış antlaşmasından sonra sahâbîlere kurbanlarını kesmelerini ve tıraş olmalarını emreder Sahâbîler antlaşmanın şartlarını Müslümanların aleyhine buldukları için isteksiz davranırlar; hiçbiri kalkıp da bu emri yerine getirmez, o emir verdikçe yüzüne bakarlar Buna çok üzülen ve hatta kızan Hz Peygamber hanımı Ümmü Seleme'nin çadırına girerek durumu ona anlatır Ümmü Seleme şunları söyler:

    "-Ey Allah'ın Elçisi! Sen çıkıp kurbanını kes, başını tıraş et Onların hepsi sana uyacaktır" Peygamberimiz Ümmü Seleme'nin tavsiyesini yerine getirir Sahabe de duyguları ile hareket etmeyi bırakır ve ona uyar

    Hz Muhammed (s), ailenin tüm bireyleriyle konuşur, onların düşüncelerini alırdıAileyi ilgilendiren herhangi bir konuda tek başına karar vermezdi Örneğin kızlarını evlendirirken onların düşüncelerini sormuş ve istekleri doğrultusunda hareket etmiştir

    Peygamberimiz akrabalarıyla ilişkilerine çok önem verirdi Kendisine emeği geçmiş olan büyüklerini hiç unutmamış, onlara hep iyilikle davranmış, hatırlarını saymıştır Örneğin ona süt annelik yapmış olan Halime'ye büyük bir saygı beslerdi Onu her gördüğünde "Anneciğim" diyerek iltifat eder, ona yer gösterir, halini hatırını, bir ihtiyacı olup olmadığını sorardı

    Bir defasında Halime annemizin yaşadığı köyde kuraklık olmuş, hayvanlar hastalıktan ölmüştü Geçim sıkıntısı çeken Halime annemiz, Peygamberimizin yanına geldi ve derdini anlattıPeygamberimiz o zaman Hz Hatice ile evliydi Süt anneye her türlü ikramda bulundular, ayrılırken ona kırk adet koyun hediye ettiler Bu duruma çok memnun olan Halime annemiz aldığı hediyelerle birlikte köyüne döndü

    Hz Muhammed (s), dedesi, amcaları ve diğer akrabalarıyla ilişkilerini sürdürmüştür Onlara iyi davranarak güler yüz göstermiştir Hasta olanları ziyaret etmiş, onların iyilşemesi için elinden geleni yapmıştır Mekke'nin fethinde, çoğunluğu akraba olmakla birlikte kendisine çok eziyet eden müşrikleri bile affetmiştir

    Peygamberimiz, biz Müslümanları da akraba ilişkilerini sıkı tutmayı öğütlemiştir

    "Akrabalık bağını koparan (cezasını çekmeden) cennete giremez" (Buhari, Edeb, 11);

    "Faziletli işlerin en üstünü senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek ilişkiyi sürdürmendir" (Ahmed, III, 438) anlamındaki hadisler akraba ziyaretinin ne kadar önemli olduğunu belirtmektedir

    Bu nedenle, akrabaların sevinçli ve acılı günlerinde yanlarında bulunmak hem insanlık hem de dini görevlerimizdendir Onlara fiili veya sözlü olarak her hangi bir zarar vermemeli, onları kötülememeli, unutmamalı ve dargın durmamalıyız Akrabalık ilişkilerini sürdürmek farz, bu ilişkileri koparmak ise haramdır Akrabasını unutmayan, onlar ile ilişkisini sürdüren kimse sevap, aksine davranıp koparan da günah kazanmış olur

    Bir adam Peygamberimize:

    - Ey Allah'ın Elçisi! Bana cennete girmeme neden olacak bir salih amel söyle, dedi Peygamberimiz:

    - "Allah'a ibadet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekatı verir, akrabayı gözetirsin" buyurdu (Buhari, Edeb, 10)


  3. 17.Aralık.2012, 23:37
    2
    Editör



    Peygamberimiz (sav), aile içinde nasıl bir insandı? Davranışları nasıldı?

    Hz Peygamber birçok hadisinde ailenin önemine işaret etmiş ve onun bir huzur yeri olduğunu belirtmiştir Bir baba olarak çocukları dünyaya gelince sevinmiş; vefatlarında ise üzülmüştür Sözgelimi oğlu İbrahim'in doğum haberini kendisine getiren Ebû Râfi'e hediye vermiş; İbrahim'in annesi Mâriye'yi de azat etmiştir Sık sık sütannesinin bulunduğu yere onu görmek için gitmiştirİbrahim, on altı veya on sekiz aylık iken vefat etmiştir Onun vefatı üzerine gözlerinden yaş dökülmüştür Bunun üzerine

    "-Sen de mi ağlıyorsun Ey Allah’ın elçisi?" diyen Abdurrahman b Avf'a bunun şefkatten kaynaklandığını söylemiştir

    'Bir dost ve bir baba olarak yaratılışın en ince duygularıyla' bezenmiş olan Hz Peygamber, bir aile reisinin aile bireylerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleri ile açıkladığı gibi, bizzat kendi uygulamaları ile de ortaya koymuştur Erkeğin kadına iyi davranması gerektiğini çok açık ve kesin bir şekilde dile getirmiştir Bu anlamda:
    "-En hayırlınız ailesi için hayırlı olandır"
    buyurmuştur

    Enes b Mâlik:
    "-Ailesine Hz Muhammed kadar şefkatli bir kimse görmedim"
    demiştir İman, ahlak ve aile fertlerine yumuşak davranma arasında kurduğu bağıntıyı dile getiren şu sözü çok anlamlıdır:
    "-Mü'minlerin iman yönünden en mükemmel olanı, ahlakı en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davrananıdır"

    İnsanın üzerinde hakkı olan kişilerin başında aile bireyleri gelmektedir Çünkü kişinin sevincini ve üzüntüsünü ilk önce paylaştığı kimseler aile fertleridir Hz Peygamber çeşitli vesilelerle erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları bulunduğunu söylemiştir Kadınlar hakkında Allah'tan korkulmasını, onlara haksızlık yapılmamasını istemiştir

    Hz Muhammed aile bireylerini sever ve aralarında ayrım yapmazdıOnların eğlenme ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılar, düzeyli eğlencelerden onları yararlandırmaya çalışırdı Ramazan ve Kurban Bayramı gösterilerine kızlarını ve hanımlarını da götürürdü Bir bayramda Habeşlilerin sergiledikleri gösterileri Hz Âişe'nin seyretmesine izin vermiş ve hatta yardımcı olmuştur Hz Âişe ile koşu yapmış, aile bireyleri ile şakalaşmıştır
    Hz Peygamber çocuklarına olduğu gibi, yanında, kendi korumasında büyüyenlere, örneğin Ali b Ebû Tâlib'e, Zeyd bHârise'ye ve azatlısı Ümmü Eymen'e de son derece şefkatli davranmıştır Amcası Ebû Tâlip'in yükünü hafifletmek üzere 5 yaşında iken yanına almış olduğu Hz Ali, babası Mekke'de olduğu halde Hz Peygamber'in yanında büyümüş ve ömrü boyunca onun yanından ayrılmamıştır Aynı şekilde Zeyd b Hârise de Hz Peygamber'in ailesi içinde büyümüştür Hz Hatice, kendisine Hakîm b Hizâm'ın köle olarak verdiği Zeyd'i Hz Peygamber'e hediye etmiş; Hz Peygamber de onu azat etmişti Zeyd'in babası, oğlunu araya araya Mekke'de bulmuş; Hz Peygamber onu, kendi yanında kalmak veya babası ile birlikte gitmek konusunda serbest bırakmıştıZeyd ise Hz Peygamber'i babasına tercih etmiştir Bu da Hz Peygamber'in ona karşı hareketleri, davranış ve muamelesinin gerçek bir babanın davranışından farksız olduğunu göstermektedir

    Hz Peygamber, babasından kendisine kalan ve Hz Hatice ile evlendiği zaman azat ettiği Ümmü Eymen'i de ailesinden sayarak ona bir anneye gösterilen muameleyi göstermiştir Hanımlarını, çocuklarını, yanında büyüyenleri ve hizmetçilerini dövmemiştir Medine'de Hz Peygamber'in hizmetine verilen Enes b Mâlik, kendisine vefatına kadar hizmet etmiş; bir defacık olsun karşıdakinin davranışlarına bıkkınlık, yılgınlık ve iç sıkıntısının bir ifadesi olan "öf" bile demediğini söylemiştir

    Peygamberimiz aile bireylerine danışır ve görüşlerine değer verirdi Kaynaklarımızda bu konuyla ilgili bol miktarda bilgi bulunmaktadır Ayrıca zaman zaman hanımlarının itirazlarına ve isteklerine maruz kalmıştırŞayet hep emredici olsaydı, hanımlarına birşey danışmasaydı ve sormasaydı herhangi bir itirazla karşılaşmazdı

    Peygamberimiz, ilk vahiy aldığı zaman, içinde bulunduğu sıkıntılı durumu hanımı ile istişâre etmiştir Hz Hatice de hem kendisini teselli etmiş ve hem de onu meseleye kesin çözüm bulacak ve doğru teşhis koyacak bir kişiye, Varaka b Nevfel'e götürmüştür Bu olay Hz Hatice'nin dirayetini, soğukkanlılığını ve isabetli karar verme yeteneğini mükemmel bir şekilde ortaya koymaktadır

    Konumuzla ilgili bir başka örnek şöyledir:

    Hz Peygamber Hudeybiye seferinde barış antlaşmasından sonra sahâbîlere kurbanlarını kesmelerini ve tıraş olmalarını emreder Sahâbîler antlaşmanın şartlarını Müslümanların aleyhine buldukları için isteksiz davranırlar; hiçbiri kalkıp da bu emri yerine getirmez, o emir verdikçe yüzüne bakarlar Buna çok üzülen ve hatta kızan Hz Peygamber hanımı Ümmü Seleme'nin çadırına girerek durumu ona anlatır Ümmü Seleme şunları söyler:

    "-Ey Allah'ın Elçisi! Sen çıkıp kurbanını kes, başını tıraş et Onların hepsi sana uyacaktır" Peygamberimiz Ümmü Seleme'nin tavsiyesini yerine getirir Sahabe de duyguları ile hareket etmeyi bırakır ve ona uyar

    Hz Muhammed (s), ailenin tüm bireyleriyle konuşur, onların düşüncelerini alırdıAileyi ilgilendiren herhangi bir konuda tek başına karar vermezdi Örneğin kızlarını evlendirirken onların düşüncelerini sormuş ve istekleri doğrultusunda hareket etmiştir

    Peygamberimiz akrabalarıyla ilişkilerine çok önem verirdi Kendisine emeği geçmiş olan büyüklerini hiç unutmamış, onlara hep iyilikle davranmış, hatırlarını saymıştır Örneğin ona süt annelik yapmış olan Halime'ye büyük bir saygı beslerdi Onu her gördüğünde "Anneciğim" diyerek iltifat eder, ona yer gösterir, halini hatırını, bir ihtiyacı olup olmadığını sorardı

    Bir defasında Halime annemizin yaşadığı köyde kuraklık olmuş, hayvanlar hastalıktan ölmüştü Geçim sıkıntısı çeken Halime annemiz, Peygamberimizin yanına geldi ve derdini anlattıPeygamberimiz o zaman Hz Hatice ile evliydi Süt anneye her türlü ikramda bulundular, ayrılırken ona kırk adet koyun hediye ettiler Bu duruma çok memnun olan Halime annemiz aldığı hediyelerle birlikte köyüne döndü

    Hz Muhammed (s), dedesi, amcaları ve diğer akrabalarıyla ilişkilerini sürdürmüştür Onlara iyi davranarak güler yüz göstermiştir Hasta olanları ziyaret etmiş, onların iyilşemesi için elinden geleni yapmıştır Mekke'nin fethinde, çoğunluğu akraba olmakla birlikte kendisine çok eziyet eden müşrikleri bile affetmiştir

    Peygamberimiz, biz Müslümanları da akraba ilişkilerini sıkı tutmayı öğütlemiştir

    "Akrabalık bağını koparan (cezasını çekmeden) cennete giremez" (Buhari, Edeb, 11);

    "Faziletli işlerin en üstünü senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek ilişkiyi sürdürmendir" (Ahmed, III, 438) anlamındaki hadisler akraba ziyaretinin ne kadar önemli olduğunu belirtmektedir

    Bu nedenle, akrabaların sevinçli ve acılı günlerinde yanlarında bulunmak hem insanlık hem de dini görevlerimizdendir Onlara fiili veya sözlü olarak her hangi bir zarar vermemeli, onları kötülememeli, unutmamalı ve dargın durmamalıyız Akrabalık ilişkilerini sürdürmek farz, bu ilişkileri koparmak ise haramdır Akrabasını unutmayan, onlar ile ilişkisini sürdüren kimse sevap, aksine davranıp koparan da günah kazanmış olur

    Bir adam Peygamberimize:

    - Ey Allah'ın Elçisi! Bana cennete girmeme neden olacak bir salih amel söyle, dedi Peygamberimiz:

    - "Allah'a ibadet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılar, zekatı verir, akrabayı gözetirsin" buyurdu (Buhari, Edeb, 10)





+ Yorum Gönder