Konusunu Oylayın.: Harut ile Marut Melek mi Şeytan mı ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Harut ile Marut Melek mi Şeytan mı ?
  1. 13.Aralık.2012, 16:42
    1
    Misafir

    Harut ile Marut Melek mi Şeytan mı ?






    Harut ile Marut Melek mi Şeytan mı ? Mumsema Harut ile Marut Melek mi Şeytan mı


  2. 13.Aralık.2012, 16:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 13.Aralık.2012, 19:18
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Harut ile Marut Melek mi Şeytan mı ?




    İşte âyet-i kerime Bakara 102. Allahû Tealâ diyor ki:
    2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne), ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârute), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur, fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer'i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve le kad alîmû lemeniş terâhu mâ lehu fil âhireti min halâ(halâkın), ve le bi'se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû ya'lemûn(ya'lemûne).
    Süleyman'ın mülkü üzerine onlar, şeytanların okuduğu (anlattığı, tilâvet ettiği) şeylere uydular (tâbî oldular). Oysa Süleyman, (sihir yapmadı ve) kâfir olmadı. Fakat şeytanlar, insanlara sihri öğretmekle kâfir oldular. Babil (şehrin)deki iki melek (olan) Harut ve Marut'a indirilen şeyleri (öğretiyorlardı). Oysa onlar: "Biz (im bilgimiz, sizin için) sadece bir fitne, bir imtihandır. Sakın (sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın." demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. O zamanlar (sihir meraklıları ve onu geçim vasıtası yapanlar) o ikisinden erkek (koca) ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar veremezlerdi. Zaten onlar kendilerine fayda verecek şeyleri değil, zarar verecek şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki; onlar onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan (ve onunla çıkar sağlayan) kimse için ahirette bir nasip olmadığını bilirlerdi. Kendi nefslerini, onunla ne kötü bir şeye sattıklarını onlar keşke biliyor olsalardı. (alıntıdır)

    bunu okuyunca merak ettim daha önce neden hiçbir melek insan suretine girip insanlar içinde yaşamamış koon arkadaşımızın anlattığı bir olay vardı işte onun anlattığının aslı

    Harut'la Marut isminde iki tane melek, Âdem (A.S) yaratıldıktan sonra Allahû Tealâ'ya müracaat ediyorlar. Diyorlar ki:
    "Sen emrettin, biz de Âdem (A.S)'a secde ettik, ama aslında biz bunun gerçek anlamını kavrayamadık. Biz onun yapamadığı şeyleri yapabiliriz, biz ondan üstün değil miyiz?"
    Allahû Tealâ buyurdu ki:"Hayır, siz ondan üstün değilsiniz, o sizden üstün."
    Melekler dediler ki:"Sen Allah'sın. Öyle söylüyorsun, kesinlikle biz buna inandık; ama neden üstün?"
    Allahû Tealâ buyuruyor ki:"Biz ona nefs verdik. O nefsi ile olan cihadını kazandığı an, sizden üstün birisi olacaktır. Kazanamasaydı, sizden daha geride olacaktı."
    İki melek diyorlar ki:"Yani Yüce Allah'ım (diyorlar), bu Âdem'i bizden üstün kılan onlara verdiğin [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] mi, ona verdiğin nefs mi?"
    "Evet" diyor Allahû Tealâ.
    "Öyleyse (diyorlar) bize de ver. Biz sana ondan üstün olduğumuzu ispat edelim."
    Allahû Tealâ buyuruyor ki:"Siz (diyor) nefsle yapamazsınız, bu işi başaramazsınız."
    Ama bizim Harut'la Marut, iki kafadar melek tutturmuşlar:"İlle de ille biz nefsi istiyoruz."
    Allahû Tealâ demiş ki:"Peki, o zaman kendi iradenizle hareket edeceksiniz, işte serbest iradeniz, işte müsaadeniz. Nefsi de size verdim. Hadi bakalım, şimdi inin aşağı."
    İki melek Allahû Tealâ'ya bunları söyleyene kadar dünya üzerinde binlerce yıl geçmiş ve Babil şehri kurulmuş. Harut'la Marut isminde bu iki tane melek, Babil şehrine inmişler ve bir kadına kötü bir şey yapmışlar. Nefsleri var tabiî. Dayanamamışlar nefslerinin talebine, arzusuna. Onun üzerine kadının eşi, öfkelenerek, şiddetle gelmiş iki meleğe çatmış: "Siz benim karıma nasıl bunu yaparsınız" diye. Bizim Harut'la Marut, nefslerinin öyle bir tesiri altındalar ki; adamı oracıkta öldürmüşler ve bu süre sadece iki ay. İki melek, nefsle yaşamaya iki ay dayanabilmişler.
    Ama bu iki ayda Babil şehrinde çok şeyler olmuş. Harut'la Marut, oradaki insanlara büyüyü, sihri, hüddamı anlatmışlar. Onlara demişler ki:"Sakın bunu kullanarak kâfir olmayın. Gideceğiniz yer, böyle bir şey kullandığınız anda hiçbir şey sizi cehennemden, cehennemin en alt katından kurtaramaz. Ama, sadece ilim öğrenmek için buradaysanız, bu bir zülmanî ilimdir, şeytanla ilişki kuran bir ilimdir. Biz size bunu öğretiriz, ama kullanmamayı şiar edinirseniz öğretmemiz uygun olur. Israr ederseniz, gene öğretiriz, ama bizim tavsiyemiz kesinlikle bu ilmi kullanmayın." (alıntıdır)



  4. 13.Aralık.2012, 19:18
    2
    Editör



    İşte âyet-i kerime Bakara 102. Allahû Tealâ diyor ki:
    2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetluş şeyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne), ve mâ kefere suleymânu ve lâkinneş şeyâtîne keferû yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârute), ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur, fe yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî beynel mer'i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum, ve le kad alîmû lemeniş terâhu mâ lehu fil âhireti min halâ(halâkın), ve le bi'se mâ şerav bihî enfusehum, lev kânû ya'lemûn(ya'lemûne).
    Süleyman'ın mülkü üzerine onlar, şeytanların okuduğu (anlattığı, tilâvet ettiği) şeylere uydular (tâbî oldular). Oysa Süleyman, (sihir yapmadı ve) kâfir olmadı. Fakat şeytanlar, insanlara sihri öğretmekle kâfir oldular. Babil (şehrin)deki iki melek (olan) Harut ve Marut'a indirilen şeyleri (öğretiyorlardı). Oysa onlar: "Biz (im bilgimiz, sizin için) sadece bir fitne, bir imtihandır. Sakın (sihir ilmini öğrenerek) kâfir olmayın." demedikçe hiç kimseye bunu öğretmezlerdi. O zamanlar (sihir meraklıları ve onu geçim vasıtası yapanlar) o ikisinden erkek (koca) ile karısının arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadan onunla (sihirle) hiç kimseye zarar veremezlerdi. Zaten onlar kendilerine fayda verecek şeyleri değil, zarar verecek şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun ki; onlar onu (sihri ve ona ait bilgileri) satın alan (ve onunla çıkar sağlayan) kimse için ahirette bir nasip olmadığını bilirlerdi. Kendi nefslerini, onunla ne kötü bir şeye sattıklarını onlar keşke biliyor olsalardı. (alıntıdır)

    bunu okuyunca merak ettim daha önce neden hiçbir melek insan suretine girip insanlar içinde yaşamamış koon arkadaşımızın anlattığı bir olay vardı işte onun anlattığının aslı

    Harut'la Marut isminde iki tane melek, Âdem (A.S) yaratıldıktan sonra Allahû Tealâ'ya müracaat ediyorlar. Diyorlar ki:
    "Sen emrettin, biz de Âdem (A.S)'a secde ettik, ama aslında biz bunun gerçek anlamını kavrayamadık. Biz onun yapamadığı şeyleri yapabiliriz, biz ondan üstün değil miyiz?"
    Allahû Tealâ buyurdu ki:"Hayır, siz ondan üstün değilsiniz, o sizden üstün."
    Melekler dediler ki:"Sen Allah'sın. Öyle söylüyorsun, kesinlikle biz buna inandık; ama neden üstün?"
    Allahû Tealâ buyuruyor ki:"Biz ona nefs verdik. O nefsi ile olan cihadını kazandığı an, sizden üstün birisi olacaktır. Kazanamasaydı, sizden daha geride olacaktı."
    İki melek diyorlar ki:"Yani Yüce Allah'ım (diyorlar), bu Âdem'i bizden üstün kılan onlara verdiğin [Only Registered Users Can See Links. Click Here To Register...] mi, ona verdiğin nefs mi?"
    "Evet" diyor Allahû Tealâ.
    "Öyleyse (diyorlar) bize de ver. Biz sana ondan üstün olduğumuzu ispat edelim."
    Allahû Tealâ buyuruyor ki:"Siz (diyor) nefsle yapamazsınız, bu işi başaramazsınız."
    Ama bizim Harut'la Marut, iki kafadar melek tutturmuşlar:"İlle de ille biz nefsi istiyoruz."
    Allahû Tealâ demiş ki:"Peki, o zaman kendi iradenizle hareket edeceksiniz, işte serbest iradeniz, işte müsaadeniz. Nefsi de size verdim. Hadi bakalım, şimdi inin aşağı."
    İki melek Allahû Tealâ'ya bunları söyleyene kadar dünya üzerinde binlerce yıl geçmiş ve Babil şehri kurulmuş. Harut'la Marut isminde bu iki tane melek, Babil şehrine inmişler ve bir kadına kötü bir şey yapmışlar. Nefsleri var tabiî. Dayanamamışlar nefslerinin talebine, arzusuna. Onun üzerine kadının eşi, öfkelenerek, şiddetle gelmiş iki meleğe çatmış: "Siz benim karıma nasıl bunu yaparsınız" diye. Bizim Harut'la Marut, nefslerinin öyle bir tesiri altındalar ki; adamı oracıkta öldürmüşler ve bu süre sadece iki ay. İki melek, nefsle yaşamaya iki ay dayanabilmişler.
    Ama bu iki ayda Babil şehrinde çok şeyler olmuş. Harut'la Marut, oradaki insanlara büyüyü, sihri, hüddamı anlatmışlar. Onlara demişler ki:"Sakın bunu kullanarak kâfir olmayın. Gideceğiniz yer, böyle bir şey kullandığınız anda hiçbir şey sizi cehennemden, cehennemin en alt katından kurtaramaz. Ama, sadece ilim öğrenmek için buradaysanız, bu bir zülmanî ilimdir, şeytanla ilişki kuran bir ilimdir. Biz size bunu öğretiriz, ama kullanmamayı şiar edinirseniz öğretmemiz uygun olur. Israr ederseniz, gene öğretiriz, ama bizim tavsiyemiz kesinlikle bu ilmi kullanmayın." (alıntıdır)






+ Yorum Gönder