Konusunu Oylayın.: Kün feyekün duası

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Kün feyekün duası
  1. 11.Aralık.2012, 20:38
    1
    Misafir

    Kün feyekün duası






    Kün feyekün duası Mumsema kün feyekün duası


  2. 11.Aralık.2012, 20:38
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 17.Aralık.2012, 05:44
    2
    sorularla islam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2009
    Üye No: 46770
    Mesaj Sayısı: 467
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: kün feyekün duası




    Kün fe yekün yasin süresinde 82. ayette geçen bir cümledir, dua değildir


    80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır. Hemen ondan ateş ya*kıyorsunuz.
    81. Göklerle yeri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil mi*dir? Evet. Ve O, biricik yaratandır. Herşeyi en iyi bilendir.
    82. O, bir şeyi diledi mi ona emri sadece "ol" demesidir. O da olu*verir.
    83. Herşeyin egemenlik ve tasarrufu elinde bulunanın şanı ne yü*cedir! O, münezzehtir, yalnız O'na döndürüleceksiniz.

    TEFSİR

    "O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır" buyruğu ile yüce Allah, bir*liğine dikkat çekmekte, ölüleri diriltmeye kemal derecesinde kadir olduğu*nu göstermektedir. Bu da onların gördükleri ıslak, nemli odundan kuru ve ya*kıcı olan ateşi yaratması şeklinde, tanık oldukları bir husustur. Çünkü kâfir şöy*le demişti: Nutfe hayat tabiatı dolayısıyla nemli ve sıcaktır. Bundan hayat or taya çıkmaktadır. Kemik ise ölüm tabiatı dolayısı ile kuru ve soğuktur. On*dan nasıl hayat ortaya çıkar. Bunun üzerine yüce Allah: "O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır" buyruğunu indirmiştir. Yani yeşil ağaç sudandır. Su da ateşin zıddı olan rutubetli ve soğuktur. Zıt iki şey de birarada bulunmaz. Ancak yüce Allah, bundan (yeşil ağaçtan) ateşi çıkartmıştır. O halde O, zıddı kendi zıddından çıkartmaya kadir olandır. O, herşeye gücü yetendir.
    Âyet-i kerime ile kastedilen Arapların çakmaktaşı durumunda olan merh ve afar diye bilinen ağaçlardır. Arapların şu sözü de bunu ifade etmektedir: "Her ağaçta ateş vardır, fakat bilhassa merh ve afarda bu fazlasıyla vardır." Afar üstteki çakmak taşıdır, merh ise alttaki taş*tır. Misvak gibi iki dal alınır. Bunlardan su damlar. Biri, öteki üzerine sürtü*lür ve bunlardan ateş çıkar. Yüce Allah: "yeşil ağaçtan" diye buyururken "ağaç" çoğul olduğu halde: "Yeşil" diye buyurup diye buyurmaması, lafız itibariyle tekil olmasının gözönünde bulundurulması dola-yısıyladır. Bununla birlikte Araplar arasında: "Yeşil ağaç" di*yenler de vardır.
    Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Siz elbette zakkum ağacından yiyeceksiniz ve o ağaçlardan karınları(nızı) dol*duracaksınız." (el-Vakıa, 56/52-53)
    Daha sonra yüce Allah, delil getirerek şöyle buyurmaktadır: "Göklerle ye*ri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir?" Bu buyruktaki "onlar"dan kasıt, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlerin benzeridir. Sellam Ebu'l-Münzir ile Yakub el-Hadramî; "Kadir (gücü yeten)" lafzını fiil olarak; "Güç yetirir" diye okumuştur.
    "Evet" yani göklerle yerin yaratılması, onların yaratılışından daha büyüktür. Gökleri ve yeri yaratan onları öldükten sonra diriltmeye de güç yetirendir.
    "Ve O, biricik yaratandır. Herşeyi en iyi bilendir." el-Hasen -bu husus*ta kendisinden gelen farklı rivayetler bulunmakla birlikte-; "Yaratan" lafzını diye de okumuştur.
    "O, bir şeyi diledi mi ona emri sadece "ol" demesidir. O da oluverir."
    el-Kisaî "O da oluverir" buyruğunu; şeklinde nasb ile; "Demesi"ne atf ile okumuştur. Yani O, bir şeyi yaratmayı diledi mi her*hangi bir yorgunluğa ya da herhangi bir işleme gerek duymaz. Bu anlamda*ki açıklamalar daha önceden bir kaç yerde geçmiş bulunmaktadır.
    "Herşeyin egemenlik ve tasarrufu elinde bulunanın şanı ne yücedir!"
    buyruğu ile yüce Rabbimiz kendisini acizlikten ve ortağı bulunmaktan ten*zih etmektedir.
    (Egemenlik ve tasarruf anlamı verilen) melekût ile melekûta lafızları Arap dilinde mülk (mutlak olarak malik olmak, sahib olmak) anlamındadır. Araplar "Ceberuta, rahamutadan hayırlıdır" derler.
    Said b. Katade der ki: "Herşeyin melekûtu (egemenlik ve tasarrufu)" herşeyin anahtarları demektir.
    Talha b. Musarrif, İbrahim et-Teymî ve el-A'meş: diye okumuştur. Bu da "melekût" ile aynı anlamdadır. Ancak bu okuyuş mushafa muhaliftir.
    "Yalnız O'na döndürüleceksiniz." Ölümünüzden sonra O'na döndürülecek ve O'nun huzuruna gideceksiniz. Genel olarak okuyuş: "Dön*dürüleceksiniz" şeklinde muhatab olmak üzere "te" iledir. es-Sülemî, Zirr b. Hubeyş ve Abdullah (b. Mesud)'ın arkadaşları: Dönecekler" diye haber olmak üzere "ye" ile okumuşlardır.


  4. 17.Aralık.2012, 05:44
    2
    Devamlı Üye



    Kün fe yekün yasin süresinde 82. ayette geçen bir cümledir, dua değildir


    80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır. Hemen ondan ateş ya*kıyorsunuz.
    81. Göklerle yeri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil mi*dir? Evet. Ve O, biricik yaratandır. Herşeyi en iyi bilendir.
    82. O, bir şeyi diledi mi ona emri sadece "ol" demesidir. O da olu*verir.
    83. Herşeyin egemenlik ve tasarrufu elinde bulunanın şanı ne yü*cedir! O, münezzehtir, yalnız O'na döndürüleceksiniz.

    TEFSİR

    "O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır" buyruğu ile yüce Allah, bir*liğine dikkat çekmekte, ölüleri diriltmeye kemal derecesinde kadir olduğu*nu göstermektedir. Bu da onların gördükleri ıslak, nemli odundan kuru ve ya*kıcı olan ateşi yaratması şeklinde, tanık oldukları bir husustur. Çünkü kâfir şöy*le demişti: Nutfe hayat tabiatı dolayısıyla nemli ve sıcaktır. Bundan hayat or taya çıkmaktadır. Kemik ise ölüm tabiatı dolayısı ile kuru ve soğuktur. On*dan nasıl hayat ortaya çıkar. Bunun üzerine yüce Allah: "O, sizin için yeşil ağaçtan ateş çıkarandır" buyruğunu indirmiştir. Yani yeşil ağaç sudandır. Su da ateşin zıddı olan rutubetli ve soğuktur. Zıt iki şey de birarada bulunmaz. Ancak yüce Allah, bundan (yeşil ağaçtan) ateşi çıkartmıştır. O halde O, zıddı kendi zıddından çıkartmaya kadir olandır. O, herşeye gücü yetendir.
    Âyet-i kerime ile kastedilen Arapların çakmaktaşı durumunda olan merh ve afar diye bilinen ağaçlardır. Arapların şu sözü de bunu ifade etmektedir: "Her ağaçta ateş vardır, fakat bilhassa merh ve afarda bu fazlasıyla vardır." Afar üstteki çakmak taşıdır, merh ise alttaki taş*tır. Misvak gibi iki dal alınır. Bunlardan su damlar. Biri, öteki üzerine sürtü*lür ve bunlardan ateş çıkar. Yüce Allah: "yeşil ağaçtan" diye buyururken "ağaç" çoğul olduğu halde: "Yeşil" diye buyurup diye buyurmaması, lafız itibariyle tekil olmasının gözönünde bulundurulması dola-yısıyladır. Bununla birlikte Araplar arasında: "Yeşil ağaç" di*yenler de vardır.
    Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Siz elbette zakkum ağacından yiyeceksiniz ve o ağaçlardan karınları(nızı) dol*duracaksınız." (el-Vakıa, 56/52-53)
    Daha sonra yüce Allah, delil getirerek şöyle buyurmaktadır: "Göklerle ye*ri yaratan onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir?" Bu buyruktaki "onlar"dan kasıt, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlerin benzeridir. Sellam Ebu'l-Münzir ile Yakub el-Hadramî; "Kadir (gücü yeten)" lafzını fiil olarak; "Güç yetirir" diye okumuştur.
    "Evet" yani göklerle yerin yaratılması, onların yaratılışından daha büyüktür. Gökleri ve yeri yaratan onları öldükten sonra diriltmeye de güç yetirendir.
    "Ve O, biricik yaratandır. Herşeyi en iyi bilendir." el-Hasen -bu husus*ta kendisinden gelen farklı rivayetler bulunmakla birlikte-; "Yaratan" lafzını diye de okumuştur.
    "O, bir şeyi diledi mi ona emri sadece "ol" demesidir. O da oluverir."
    el-Kisaî "O da oluverir" buyruğunu; şeklinde nasb ile; "Demesi"ne atf ile okumuştur. Yani O, bir şeyi yaratmayı diledi mi her*hangi bir yorgunluğa ya da herhangi bir işleme gerek duymaz. Bu anlamda*ki açıklamalar daha önceden bir kaç yerde geçmiş bulunmaktadır.
    "Herşeyin egemenlik ve tasarrufu elinde bulunanın şanı ne yücedir!"
    buyruğu ile yüce Rabbimiz kendisini acizlikten ve ortağı bulunmaktan ten*zih etmektedir.
    (Egemenlik ve tasarruf anlamı verilen) melekût ile melekûta lafızları Arap dilinde mülk (mutlak olarak malik olmak, sahib olmak) anlamındadır. Araplar "Ceberuta, rahamutadan hayırlıdır" derler.
    Said b. Katade der ki: "Herşeyin melekûtu (egemenlik ve tasarrufu)" herşeyin anahtarları demektir.
    Talha b. Musarrif, İbrahim et-Teymî ve el-A'meş: diye okumuştur. Bu da "melekût" ile aynı anlamdadır. Ancak bu okuyuş mushafa muhaliftir.
    "Yalnız O'na döndürüleceksiniz." Ölümünüzden sonra O'na döndürülecek ve O'nun huzuruna gideceksiniz. Genel olarak okuyuş: "Dön*dürüleceksiniz" şeklinde muhatab olmak üzere "te" iledir. es-Sülemî, Zirr b. Hubeyş ve Abdullah (b. Mesud)'ın arkadaşları: Dönecekler" diye haber olmak üzere "ye" ile okumuşlardır.





+ Yorum Gönder