Konusunu Oylayın.: Kaza ve kaderler ilgili 20 soru

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 11 kişi
Kaza ve kaderler ilgili 20 soru
  1. 10.Aralık.2012, 23:28
    1
    Misafir

    Kaza ve kaderler ilgili 20 soru






    Kaza ve kaderler ilgili 20 soru Mumsema Kaza ve kaderle ilgili 20 soru sbs formatında çoktan seçmeli olarak verecek varsa sölesin performans ödevim var


  2. 10.Aralık.2012, 23:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kaza ve kaderle ilgili 20 soru sbs formatında çoktan seçmeli olarak verecek varsa sölesin performans ödevim var


    Benzer Konular

    - Nafile namazların kaza namazların yerine geçmesi ile ilgili soru?

    - Soru: Kaza Namazım Varmı? Ne kadar kaza kılmam gerekir_?

    - Kaza borcu ile ilgili soru ve cevaplar

    - Kaza namazı ile ilgili soru

    - Kaza namazıyla ilgili soru

  3. 07.Ocak.2013, 03:34
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Kaza ve kaderler ilgili 20 soru




    Kaza kaderle ilgili
    sorular

    Sual 1: Şu Osmanlıca şiirde ne denmek isteniyor?
    Hep kesbindendir ki bu belaları çekersin
    Sa’yin deki noksanını atfı kader edersin

    CEVAP

    Başına
    gelen belalar, çektiğin sıkıntılar, hep dine uygun olmayan yanlış işlerindendir.
    Yani işlediğin günahlar sebebiyle başına bunlar geliyor. Sonra da kader
    böyleymiş dersin, suçunu kadere yüklersin.

    Sual 2:
    Hayırlı mı, şerli mi olacağı bilinmeden "İlla bir arabam veya bir
    çocuğum olsa..." deniyor. Muhakkak bir şeyin olmasını istemek doğru
    mudur?

    CEVAP
    Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor
    ki:
    (Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olur da,
    sevdiğiniz, arzuladığınız bir şey de hakkınızda şer olabilir. Allah bilir, siz
    bilemezsiniz.)
    [Bekara 216]

    Alınan araba hayırlı olmazsa,
    çeşitli kazalar yapabilir. Başka zararları olabilir. Hele çocuğun olması, nimet
    olduğu gibi büyük tehlike de olabilir. Kur'an-ı kerimde çocuk için
    (fitne) buyuruluyor. Buradaki fitne, imtihan demektir. Çocuk
    imtihanından yüzümüzün akı ile çıkmak kolay değildir. Onun için daima hakkımızda
    hayırlı olanı istemeliyiz! (Hadika)

    Sual 3:
    Talih, uğur gibi şeyler gerçekten var mıdır? İslami açıdan bu gibi
    şeylere inanmanın bir mahzuru var mıdır?

    CEVAP
    Talih,
    Kader demektir. Dinimizde kader yok mu işte odur. İnanmayan Müslüman
    olmaz.

    Uğur da dinimizde vardır. Uğursuzluk yoktur. Bir olayı hayra
    yormakta mahzur yoktur. Fakat şerre, uğursuzluğa yormak uygun değildir.
    Dinimizde uğursuzluk yoktur. Bir şeyin, bir yerin uğursuz olması, Yahudilikte,
    Hıristiyanlıkta vardır. Hadis-i şerifte buyuruluyor
    ki:
    (Müslümanlıkta uğursuzluk yoktur.) [Mektubat-ı Rabbani
    3/41]

    Eskiden, Arabistan’da yolculuğa çıkarken, bir kuş uçururlardı. Kuş
    sağa uçarsa, uğurlu sayıp yola devam ederler, kuş sola uçarsa, uğursuz sayıp
    geri dönerlerdi. Peygamber efendimiz bunu yasaklayıp buyurdu
    ki:
    (Kuşlara dokunmayın, yuvalarında kalsın!) [İmam-ı
    Maverdi]

    Hazret-i İkrime anlatır: Bir kuş ötüp geçtiğinde, oradakilerden
    biri hayra alamet olduğunu söyledi. İbni Abbas hazretleri de, (Hayra da, şerre
    de alamet değildir) buyurdu.

    Sual 5: Kaderime küstüm demek
    caiz mi?

    CEVAP
    Caiz değildir. Kader, Allahü teâlânın
    takdir ettiği alın yazısıdır.

    Sual 6:
    (Allah yazdıysa,
    bozsun) demek caiz midir?

    CEVAP
    Caiz değildir. Fakat dua
    şeklinde olursa caizdir. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise,
    yani, o kimsenin dua etmesi de, takdir edilmiş ise, dua eder, kabul olunca,
    belayı önler. (Ecel-i kaza)yı da, iyilik etmek geciktirir.
    Fakat, (Ecel-i müsemma) değişmez.


    Sual 7:
    Bir beyitte şöyle deniyor:
    İnsana bela gelmez, Rabbimiz
    yazmadıkça,

    Rabbimiz bela yazmaz, insanlar
    azmadıkça.
    Bu ifadeler, Ehl-i sünnete aykırı değil midir? Bu,
    cebriye fırkasının itikadı değil mi?

    CEVAP
    Hayır, bu iki
    mısra, hem cebriye, hem de mutezile fırkasına cevaptır.

    Mutezile,
    (Kaderini herkes kendi belirler) diyor. Birinci mısra, buna
    cevap olarak, (Takdirde olmazsa insan bir şey yapamaz) deniyor.

    Cebriye
    ise, (Her şeyi bize zorla yaptıran Allah'tır) diyor. İkinci
    mısrada da, (Allah'ın takdiri insanların amellerine göredir) deniyor.


    İki satırla, iki fırkaya da cevap verilmiştir.


    Sual 8:
    (Trafik kazasında ölmek, intihar etmek veya makineye bağlı hastanın,
    hortumunu çekmek, nefesler sayılı olduğu için kaderi değiştirmek olur. İntihar
    etmeseydi, kazaya kurban gitmeseydi, hortumu çekilmeseydi daha çok yaşardı)
    deniyor. İnsan, kaderini değiştirebilir mi?

    CEVAP
    İntihar
    etmek ve hastanın hortumunu çekmek caiz değil ise de, kaderi değiştirmekle
    alakası yoktur. Kader, insanların nasıl yaşayıp nasıl öleceğini, Cennete veya
    Cehenneme gideceğini Allahü teâlânın bilmesi demektir. Demek ki kader, Allahü
    teâlânın, olacak şeyleri ezelde bilmesidir. Kaza ise, kaderde bulunan şeyleri,
    zamanı gelince yaratmasıdır.

    Muteber din kitaplarındaki bilgiler
    şöyledir:
    Eceli gelmeden kimse ölmez. Her türlü ölüm; eceli gelerek, kaderi
    ile ölmektir. Yani intihar eden veya öldürülenin ömrü ortadan kesilmiş olmaz. O
    anda eceli gelmiştir, yani ömrü biterek ölmüştür. Her insanın bir tek eceli
    vardır.

    İnsan yaptığı işleri kendi yaratmıyor. İrade-i cüziyye ile
    yapılan işlerin yaratıcısı yani hayrın ve şerrin yaratıcısı Allahü teâlâdır.
    Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunu inkâr etmek, (İntihar eden takdir-i ilahiyi
    değiştirir) demek küfürdür. Allahü teâlâ, onun intihar edeceğini elbette bilir.
    (Yaratan hiç bilmez mi?) buyuruyor. Allah’ın verdiği ömrü kimse
    değiştiremez.

    Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Allah’ın
    tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez.)
    [Nuh 3,4]


    (Ölümü, Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.)
    [Al-i İmran 145]

    (Sizi yaratan, sonra ölüm zamanını
    takdir eden ancak Odur.)
    [Enam 2]

    (Her ümmetin bir
    eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.)
    [Araf 34]

    Demek ki, (İntihar etmeseydi, kazaya kurban
    gitmeseydi, hortumu çekilmeseydi daha çok yaşardı) demek yanlış
    olur.


    Sual 9: (Kulun ihtiyarı zayıftır) ne
    demektir?

    CEVAP
    İhtiyar,
    beğenmek, seçmek demektir. İnsan
    bir şey yapacağı zaman, önce bunu ihtiyar eder, seçer, irade eder, ister. Sonra
    yapar. Bundan dolayı, kul, iş yapmakta mecbur değildir. İster yapar, istemezse
    yapmaz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kulun ihtiyarı, Allahü
    teâlânın ihtiyarına göre zayıftır denirse, doğrudur. Eğer, emir ve yasaklara
    uymaya gücü yetmez anlamında olursa yanlış olur. Çünkü kullara gücü yetmeyecek
    şey emredilmemiştir.
    (1/266)

    Sual 10: Kaza
    ve kader hakkında, ne kadar bilgi
    yeterlidir?

    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor
    ki:
    Kaza ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamadığından, doğru yoldan
    ayrılmıştır. Bunlardan bir kısmı, insanların isteyerek yaptığı işlerinin zorla
    olduğunu sanmış, çokları da, insanların her işi yaratarak yaptığını, isteyerek
    yapılan işlere, Allahü teâlânın karışmadığını söylemiştir. Üçüncüsü de, doğru
    yoldakilerin, İslamiyet’i iyi anlayanların sözüdür ki, bunlar, (Fırka-i
    naciyye)
    ismiyle müjdelenmiş olan (Ehl-i sünnet
    vel-cemaat)
    âlimleridir. Bunlar, birinci ve ikinci kısımda olanlar gibi
    taşkınlık yapmamış, orta yolu seçmişlerdir.

    İmam-ı a’zam hazretleri,
    imam-ı Cafer-i Sadık hazretlerine sordu:
    — Allah, insanların istekli
    işlerini, onların arzusuna mı bırakmıştır?
    — Hayır, rübubiyetini,
    [yaratıcılığını ve her istediğini yapmak büyüklüğünü] âciz
    kullarına bırakmaz.

    — O zaman kullarına, işleri zorla mı
    yaptırıyor?
    — O âdildir. Kuluna zorla günah işletip, sonra da
    Cehenneme sokmaz.

    — O halde, insanların, istekli hareketini kim
    yapıyor?
    — İşleri, ne insanların arzusuna bırakmış, ne de kimseyi, o
    işleri yapmaya mecbur bırakmıştır. Yaratmayı kullarına bırakmadığı gibi, zorla
    da yaptırmaz. İkisi arası olagelmektedir.
    (1/289)



    Sual 11:
    (Belalara sabretmeyen, Allah’ın kazasına razı
    olmamış olur) deniyor. Bela, sıkıntı gelince dua etmek de kazaya rızaya aykırı
    mıdır?

    CEVAP
    Hayır. Dua etmek dinin emrine uymak olur.
    Belanın gitmesi için başka sebeplere yapışmak da dinin emridir.
    Bulduklarımız şimdilik bunlar.



  4. 07.Ocak.2013, 03:34
    2
    Hadimul Müslimin



    Kaza kaderle ilgili
    sorular

    Sual 1: Şu Osmanlıca şiirde ne denmek isteniyor?
    Hep kesbindendir ki bu belaları çekersin
    Sa’yin deki noksanını atfı kader edersin

    CEVAP

    Başına
    gelen belalar, çektiğin sıkıntılar, hep dine uygun olmayan yanlış işlerindendir.
    Yani işlediğin günahlar sebebiyle başına bunlar geliyor. Sonra da kader
    böyleymiş dersin, suçunu kadere yüklersin.

    Sual 2:
    Hayırlı mı, şerli mi olacağı bilinmeden "İlla bir arabam veya bir
    çocuğum olsa..." deniyor. Muhakkak bir şeyin olmasını istemek doğru
    mudur?

    CEVAP
    Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor
    ki:
    (Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olur da,
    sevdiğiniz, arzuladığınız bir şey de hakkınızda şer olabilir. Allah bilir, siz
    bilemezsiniz.)
    [Bekara 216]

    Alınan araba hayırlı olmazsa,
    çeşitli kazalar yapabilir. Başka zararları olabilir. Hele çocuğun olması, nimet
    olduğu gibi büyük tehlike de olabilir. Kur'an-ı kerimde çocuk için
    (fitne) buyuruluyor. Buradaki fitne, imtihan demektir. Çocuk
    imtihanından yüzümüzün akı ile çıkmak kolay değildir. Onun için daima hakkımızda
    hayırlı olanı istemeliyiz! (Hadika)

    Sual 3:
    Talih, uğur gibi şeyler gerçekten var mıdır? İslami açıdan bu gibi
    şeylere inanmanın bir mahzuru var mıdır?

    CEVAP
    Talih,
    Kader demektir. Dinimizde kader yok mu işte odur. İnanmayan Müslüman
    olmaz.

    Uğur da dinimizde vardır. Uğursuzluk yoktur. Bir olayı hayra
    yormakta mahzur yoktur. Fakat şerre, uğursuzluğa yormak uygun değildir.
    Dinimizde uğursuzluk yoktur. Bir şeyin, bir yerin uğursuz olması, Yahudilikte,
    Hıristiyanlıkta vardır. Hadis-i şerifte buyuruluyor
    ki:
    (Müslümanlıkta uğursuzluk yoktur.) [Mektubat-ı Rabbani
    3/41]

    Eskiden, Arabistan’da yolculuğa çıkarken, bir kuş uçururlardı. Kuş
    sağa uçarsa, uğurlu sayıp yola devam ederler, kuş sola uçarsa, uğursuz sayıp
    geri dönerlerdi. Peygamber efendimiz bunu yasaklayıp buyurdu
    ki:
    (Kuşlara dokunmayın, yuvalarında kalsın!) [İmam-ı
    Maverdi]

    Hazret-i İkrime anlatır: Bir kuş ötüp geçtiğinde, oradakilerden
    biri hayra alamet olduğunu söyledi. İbni Abbas hazretleri de, (Hayra da, şerre
    de alamet değildir) buyurdu.

    Sual 5: Kaderime küstüm demek
    caiz mi?

    CEVAP
    Caiz değildir. Kader, Allahü teâlânın
    takdir ettiği alın yazısıdır.

    Sual 6:
    (Allah yazdıysa,
    bozsun) demek caiz midir?

    CEVAP
    Caiz değildir. Fakat dua
    şeklinde olursa caizdir. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise,
    yani, o kimsenin dua etmesi de, takdir edilmiş ise, dua eder, kabul olunca,
    belayı önler. (Ecel-i kaza)yı da, iyilik etmek geciktirir.
    Fakat, (Ecel-i müsemma) değişmez.


    Sual 7:
    Bir beyitte şöyle deniyor:
    İnsana bela gelmez, Rabbimiz
    yazmadıkça,

    Rabbimiz bela yazmaz, insanlar
    azmadıkça.
    Bu ifadeler, Ehl-i sünnete aykırı değil midir? Bu,
    cebriye fırkasının itikadı değil mi?

    CEVAP
    Hayır, bu iki
    mısra, hem cebriye, hem de mutezile fırkasına cevaptır.

    Mutezile,
    (Kaderini herkes kendi belirler) diyor. Birinci mısra, buna
    cevap olarak, (Takdirde olmazsa insan bir şey yapamaz) deniyor.

    Cebriye
    ise, (Her şeyi bize zorla yaptıran Allah'tır) diyor. İkinci
    mısrada da, (Allah'ın takdiri insanların amellerine göredir) deniyor.


    İki satırla, iki fırkaya da cevap verilmiştir.


    Sual 8:
    (Trafik kazasında ölmek, intihar etmek veya makineye bağlı hastanın,
    hortumunu çekmek, nefesler sayılı olduğu için kaderi değiştirmek olur. İntihar
    etmeseydi, kazaya kurban gitmeseydi, hortumu çekilmeseydi daha çok yaşardı)
    deniyor. İnsan, kaderini değiştirebilir mi?

    CEVAP
    İntihar
    etmek ve hastanın hortumunu çekmek caiz değil ise de, kaderi değiştirmekle
    alakası yoktur. Kader, insanların nasıl yaşayıp nasıl öleceğini, Cennete veya
    Cehenneme gideceğini Allahü teâlânın bilmesi demektir. Demek ki kader, Allahü
    teâlânın, olacak şeyleri ezelde bilmesidir. Kaza ise, kaderde bulunan şeyleri,
    zamanı gelince yaratmasıdır.

    Muteber din kitaplarındaki bilgiler
    şöyledir:
    Eceli gelmeden kimse ölmez. Her türlü ölüm; eceli gelerek, kaderi
    ile ölmektir. Yani intihar eden veya öldürülenin ömrü ortadan kesilmiş olmaz. O
    anda eceli gelmiştir, yani ömrü biterek ölmüştür. Her insanın bir tek eceli
    vardır.

    İnsan yaptığı işleri kendi yaratmıyor. İrade-i cüziyye ile
    yapılan işlerin yaratıcısı yani hayrın ve şerrin yaratıcısı Allahü teâlâdır.
    Hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunu inkâr etmek, (İntihar eden takdir-i ilahiyi
    değiştirir) demek küfürdür. Allahü teâlâ, onun intihar edeceğini elbette bilir.
    (Yaratan hiç bilmez mi?) buyuruyor. Allah’ın verdiği ömrü kimse
    değiştiremez.

    Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Allah’ın
    tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez.)
    [Nuh 3,4]


    (Ölümü, Allah’ın iznine bağlı olmayan hiç kimse yoktur.)
    [Al-i İmran 145]

    (Sizi yaratan, sonra ölüm zamanını
    takdir eden ancak Odur.)
    [Enam 2]

    (Her ümmetin bir
    eceli vardır, gelince ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.)
    [Araf 34]

    Demek ki, (İntihar etmeseydi, kazaya kurban
    gitmeseydi, hortumu çekilmeseydi daha çok yaşardı) demek yanlış
    olur.


    Sual 9: (Kulun ihtiyarı zayıftır) ne
    demektir?

    CEVAP
    İhtiyar,
    beğenmek, seçmek demektir. İnsan
    bir şey yapacağı zaman, önce bunu ihtiyar eder, seçer, irade eder, ister. Sonra
    yapar. Bundan dolayı, kul, iş yapmakta mecbur değildir. İster yapar, istemezse
    yapmaz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kulun ihtiyarı, Allahü
    teâlânın ihtiyarına göre zayıftır denirse, doğrudur. Eğer, emir ve yasaklara
    uymaya gücü yetmez anlamında olursa yanlış olur. Çünkü kullara gücü yetmeyecek
    şey emredilmemiştir.
    (1/266)

    Sual 10: Kaza
    ve kader hakkında, ne kadar bilgi
    yeterlidir?

    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor
    ki:
    Kaza ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamadığından, doğru yoldan
    ayrılmıştır. Bunlardan bir kısmı, insanların isteyerek yaptığı işlerinin zorla
    olduğunu sanmış, çokları da, insanların her işi yaratarak yaptığını, isteyerek
    yapılan işlere, Allahü teâlânın karışmadığını söylemiştir. Üçüncüsü de, doğru
    yoldakilerin, İslamiyet’i iyi anlayanların sözüdür ki, bunlar, (Fırka-i
    naciyye)
    ismiyle müjdelenmiş olan (Ehl-i sünnet
    vel-cemaat)
    âlimleridir. Bunlar, birinci ve ikinci kısımda olanlar gibi
    taşkınlık yapmamış, orta yolu seçmişlerdir.

    İmam-ı a’zam hazretleri,
    imam-ı Cafer-i Sadık hazretlerine sordu:
    — Allah, insanların istekli
    işlerini, onların arzusuna mı bırakmıştır?
    — Hayır, rübubiyetini,
    [yaratıcılığını ve her istediğini yapmak büyüklüğünü] âciz
    kullarına bırakmaz.

    — O zaman kullarına, işleri zorla mı
    yaptırıyor?
    — O âdildir. Kuluna zorla günah işletip, sonra da
    Cehenneme sokmaz.

    — O halde, insanların, istekli hareketini kim
    yapıyor?
    — İşleri, ne insanların arzusuna bırakmış, ne de kimseyi, o
    işleri yapmaya mecbur bırakmıştır. Yaratmayı kullarına bırakmadığı gibi, zorla
    da yaptırmaz. İkisi arası olagelmektedir.
    (1/289)



    Sual 11:
    (Belalara sabretmeyen, Allah’ın kazasına razı
    olmamış olur) deniyor. Bela, sıkıntı gelince dua etmek de kazaya rızaya aykırı
    mıdır?

    CEVAP
    Hayır. Dua etmek dinin emrine uymak olur.
    Belanın gitmesi için başka sebeplere yapışmak da dinin emridir.
    Bulduklarımız şimdilik bunlar.






+ Yorum Gönder