Konusunu Oylayın.: Görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 20 kişi
Görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler
  1. 07.Aralık.2012, 20:41
    1
    Misafir

    Görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler






    Görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler Mumsema görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler istiyorum


  2. 07.Aralık.2012, 20:41
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 01.Ocak.2013, 01:41
    2
    S-a-b-i-h-a
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Mart.2012
    Üye No: 95360
    Mesaj Sayısı: 249
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: baba ocağından

    Cevap: görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler istiyorum




    Osmanlı’da sadaka taşları varmış, ihtiyacı olan sadaka taşının üzerindeki keseden, yabancı elçilerin de şaşkın şehadetleriyle, sadece ihtiyacı kadarını alırmış Aynı şey yolların üzerinde vakıflar tarafından kurulan konaklarda da uygulanır, yolcu eğer ihtiyacı varsa yatağının başucundaki keseden alabilirmiş Binitine ücretsiz bakılır, ücretsiz üç gün yemek verilirmiş
    Eskiden “Kapıyı kapat!” denilmezmiş Allah (cc) kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş “Kapıyı ört, ya da sırla” denilirmiş Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş
    “Lambayı söndür” demezlermiş Allah (cc) kimsenin ışığını söndürmesin, “Lambayı dinlerdir” derlermiş Lamba yakılmaz, uyandırılırmış Uyuyan birisi uyandırılmak için sarsılmaz veya adı ile çağırilmazmış “Agah ol erenler” derlermiş Nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de ondan… Ona eren uyanık olurmuş İnsanların sözü kesilmez, işaret ve işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış
    Hanımlar “Efendi” derlermiş beylerine, “siz” derlermiş Hanımefendiliklerini gösterirlermiş Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış Yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için, adı “Karınca basmaz Efendiye” çıkan insanlar varmış
    Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebmişKapı eşiğindeki ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş “Git bir daha gelme!” der gibi değil de, “gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsun” der gibi dizilirmiş

    Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar manâlı yaşarmış
    “Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler, Ölçülü uzaklıkta yakın beraberlikler” diye tarif eder Üstad N Fazıl bu hali…
    Eskiler “Edeb Ya Hu!” derler, Onu görüyor gibi yaşamaya çalışırlarmış O varken başkasına bakmaz, Onu unutmuş gibi hallere girmezlermiş Ezel ve Ebed Sultanı’nın huzurunda nasıl hareket edilmesi gerekiyorsa öyle hareket etmek isterlermiş “Bizi takip eden, her halimizi perdesiz, engelsiz gören, şu anda bizim durumumuza bakan Allah var!” der gibi, o mânâyı hatırlatmak için her yere “Edeb Ya Hu!” yazarlarmış “Allah’ın huzurunda edeb” demekmiş bu…
    İnsan nerede olursa olsun Allah’ın huzurunda değil midir?


  4. 01.Ocak.2013, 01:41
    2
    Kıdemli Üye



    Osmanlı’da sadaka taşları varmış, ihtiyacı olan sadaka taşının üzerindeki keseden, yabancı elçilerin de şaşkın şehadetleriyle, sadece ihtiyacı kadarını alırmış Aynı şey yolların üzerinde vakıflar tarafından kurulan konaklarda da uygulanır, yolcu eğer ihtiyacı varsa yatağının başucundaki keseden alabilirmiş Binitine ücretsiz bakılır, ücretsiz üç gün yemek verilirmiş
    Eskiden “Kapıyı kapat!” denilmezmiş Allah (cc) kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş “Kapıyı ört, ya da sırla” denilirmiş Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş
    “Lambayı söndür” demezlermiş Allah (cc) kimsenin ışığını söndürmesin, “Lambayı dinlerdir” derlermiş Lamba yakılmaz, uyandırılırmış Uyuyan birisi uyandırılmak için sarsılmaz veya adı ile çağırilmazmış “Agah ol erenler” derlermiş Nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de ondan… Ona eren uyanık olurmuş İnsanların sözü kesilmez, işaret ve işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış
    Hanımlar “Efendi” derlermiş beylerine, “siz” derlermiş Hanımefendiliklerini gösterirlermiş Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış Yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için, adı “Karınca basmaz Efendiye” çıkan insanlar varmış
    Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebmişKapı eşiğindeki ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş “Git bir daha gelme!” der gibi değil de, “gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsun” der gibi dizilirmiş

    Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar manâlı yaşarmış
    “Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler, Ölçülü uzaklıkta yakın beraberlikler” diye tarif eder Üstad N Fazıl bu hali…
    Eskiler “Edeb Ya Hu!” derler, Onu görüyor gibi yaşamaya çalışırlarmış O varken başkasına bakmaz, Onu unutmuş gibi hallere girmezlermiş Ezel ve Ebed Sultanı’nın huzurunda nasıl hareket edilmesi gerekiyorsa öyle hareket etmek isterlermiş “Bizi takip eden, her halimizi perdesiz, engelsiz gören, şu anda bizim durumumuza bakan Allah var!” der gibi, o mânâyı hatırlatmak için her yere “Edeb Ya Hu!” yazarlarmış “Allah’ın huzurunda edeb” demekmiş bu…
    İnsan nerede olursa olsun Allah’ın huzurunda değil midir?


  5. 15.Şubat.2013, 18:47
    3
    Misafir

    Cevap: görgü kuralları ile ilgili güzel hoş ve kısa hikayeler istiyorum

    bence çok güzel ben çok beğendim...


  6. 15.Şubat.2013, 18:47
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    bence çok güzel ben çok beğendim...





+ Yorum Gönder