Konusunu Oylayın.: Dayağın her türlüsü şiddet midir? Şiddetten sayılmayan dayak var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Dayağın her türlüsü şiddet midir? Şiddetten sayılmayan dayak var mıdır?
  1. 06.Aralık.2012, 19:38
    1
    Misafir

    Dayağın her türlüsü şiddet midir? Şiddetten sayılmayan dayak var mıdır?






    Dayağın her türlüsü şiddet midir? Şiddetten sayılmayan dayak var mıdır? Mumsema Dayağın her türlüsü şiddet midir? Şiddetten sayılmayan dayak var mıdır?


  2. 03.Ocak.2013, 16:32
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Dayağın her türlüsü şiddet midir? Şiddetten sayılmayan dayak var mıdır?




    İslam ve Kadın

    "Serkeşlik eden karısına dayak atarsa..." İslam'da kadın konusuna bakılırken bu dayak meselesi birçok yönden pekçok kimseyi meşgul etmiş, İslam'a bir şekilde yan/şaşı bakanların da istismarları için bulunmaz bir fırsat oluşturmuştur. Okumadan alim, tahsilini ve stajını yapmadan uzman kesilenler "Kadına kocanın dayak atmasına Kur'an izin veriyor, bu ise ilkelliktir..." gibi klişe cümlelerle söze girmiş, kendilerince İslam'ın imajını kendi nursuz çehrelerine benzetmek için uğraşmışlardır. Çabalarının amacı dine saygısızlık ve sermayeleri de cehalet olmasa, gerçekten "kadının haklarını korumak ve mağdur edilmesini önlemek" isteseler bunlara katılmamak için insanlıktan nasip almamış olmak gerekir, ama amaç bu değil (bu amaçta samimi olanları saygıyla istisna ediyorum).

    Diğer konular gibi kadına dayak konusunu da ilgili ayet ve
    hadisler ile örnek uygulamanın ışığına tutacak olursak karşımıza çıkan gerçek manzara şudur:

    Peygamberimiz kadına dayağı getirmemiş, hem sözleri ve Kur'an'a yönelik yorumları hem de uygulamasıyla o devirde çok yaygın olan (ne yazık ki, günümüzde de yaygın) dayağı ortadan kaldırmak için çalışmıştır. Kur'an'da izin verilen dayak, Veda Hutbesi'nde açıklandığı üzere yalnızca bir duruma aittir; o da kadının iffete aykırı davranışa ve zinaya sapmasıdır. Zina yapıldığında dayak ise yalnızca kadına değil, erkeğe de uygulanan bir cezadır. Bunun dışında sebep ne olursa olsun karısını dövenler, ona karşı şiddet uygulayanlar İslam'a ve örnek Peygamberimiz'in
    sünnetine aykırı davranmış olurlar.

    "Karısını tek başına evden dışarı bırakmazsa..."

    Kadının tek başına "evden dışarı çıkamaması" değil de, seyahat etmesi sınırlanmıştır. Bu sınırlama da o zamana mahsus yolculuk şartları düşünüldüğü zaman yadırga
    namaz. Düşünelim, kadın yaya veya deve, at, katır gibi bir binek ile tek başına yola çıkacak ve üç gün sürecek bir yolculuk yapacak. Gecesi var, gündüzü var, yollarda otel yok, güvenliği sağlayacak düzenleme ve sorumlular yok... Böyle bir macerayı göze alacak kadın bulunmaz ya, bulunduğunda buna kim izin verir ki, ana-baba, koca, kardeş vb. izin versin. Buna rağmen Peygamberimiz (s.a.), yolda güvenlik bulunduğunda kadınların tek başlarına seyahat edecekleri zamanların da geleceğini ifade buyurmuşlardır.

    Evli kadının evden çıkarak bir yerlere gitmesi konusunda sınır, yalnız başına olmaya bağlı değildir. Yalnız olsun, yanında bir başkası bulunsun, evli kadın evinden çıkıp bir yere gidecekse bunu kocasına bildirmesi ve o razı olmadığı takdirde gitmemesi gerekir. Bu kural İslam'ın -ya mutlak veya belli sosyal ve kültürel şartlar içinde- aile düzeni için uygun bulduğu bir tedbir mahiyetindedir. Koca, meşru ve makul bir gerekçesi olmadan kadının evden çıkıp bir yere gitmesine izin vermezse, bu tutum kadını zora sokar, bunaltırsa elbette birçok çözüm devreye girer ve sonunda kadın mağdur edilmez, kocanın meşru olmayan buyrukları altında ezdirilmez.

    "Allah'ın kadın kullarını Allah'ın evleri olan mescitlere gitmekten engellemeyin" buyuran Peygamberimiz'dir. Mescitte, erkeklerin öne geçmesi yüzünden yeterince istifade edemeyen kadınların isteği üzerine onlara özel ders ve sohbet zamanı ayıran da O'dur. Peygamberimiz'in zamanında kadın, olması gereken her yerde, olması gerektiği kadar bulunmuş, ev hapsinde yaşamamıştır.

    Hayreddin karaman





  3. 03.Ocak.2013, 16:32
    2
    Moderatör



    İslam ve Kadın

    "Serkeşlik eden karısına dayak atarsa..." İslam'da kadın konusuna bakılırken bu dayak meselesi birçok yönden pekçok kimseyi meşgul etmiş, İslam'a bir şekilde yan/şaşı bakanların da istismarları için bulunmaz bir fırsat oluşturmuştur. Okumadan alim, tahsilini ve stajını yapmadan uzman kesilenler "Kadına kocanın dayak atmasına Kur'an izin veriyor, bu ise ilkelliktir..." gibi klişe cümlelerle söze girmiş, kendilerince İslam'ın imajını kendi nursuz çehrelerine benzetmek için uğraşmışlardır. Çabalarının amacı dine saygısızlık ve sermayeleri de cehalet olmasa, gerçekten "kadının haklarını korumak ve mağdur edilmesini önlemek" isteseler bunlara katılmamak için insanlıktan nasip almamış olmak gerekir, ama amaç bu değil (bu amaçta samimi olanları saygıyla istisna ediyorum).

    Diğer konular gibi kadına dayak konusunu da ilgili ayet ve
    hadisler ile örnek uygulamanın ışığına tutacak olursak karşımıza çıkan gerçek manzara şudur:

    Peygamberimiz kadına dayağı getirmemiş, hem sözleri ve Kur'an'a yönelik yorumları hem de uygulamasıyla o devirde çok yaygın olan (ne yazık ki, günümüzde de yaygın) dayağı ortadan kaldırmak için çalışmıştır. Kur'an'da izin verilen dayak, Veda Hutbesi'nde açıklandığı üzere yalnızca bir duruma aittir; o da kadının iffete aykırı davranışa ve zinaya sapmasıdır. Zina yapıldığında dayak ise yalnızca kadına değil, erkeğe de uygulanan bir cezadır. Bunun dışında sebep ne olursa olsun karısını dövenler, ona karşı şiddet uygulayanlar İslam'a ve örnek Peygamberimiz'in
    sünnetine aykırı davranmış olurlar.

    "Karısını tek başına evden dışarı bırakmazsa..."

    Kadının tek başına "evden dışarı çıkamaması" değil de, seyahat etmesi sınırlanmıştır. Bu sınırlama da o zamana mahsus yolculuk şartları düşünüldüğü zaman yadırga
    namaz. Düşünelim, kadın yaya veya deve, at, katır gibi bir binek ile tek başına yola çıkacak ve üç gün sürecek bir yolculuk yapacak. Gecesi var, gündüzü var, yollarda otel yok, güvenliği sağlayacak düzenleme ve sorumlular yok... Böyle bir macerayı göze alacak kadın bulunmaz ya, bulunduğunda buna kim izin verir ki, ana-baba, koca, kardeş vb. izin versin. Buna rağmen Peygamberimiz (s.a.), yolda güvenlik bulunduğunda kadınların tek başlarına seyahat edecekleri zamanların da geleceğini ifade buyurmuşlardır.

    Evli kadının evden çıkarak bir yerlere gitmesi konusunda sınır, yalnız başına olmaya bağlı değildir. Yalnız olsun, yanında bir başkası bulunsun, evli kadın evinden çıkıp bir yere gidecekse bunu kocasına bildirmesi ve o razı olmadığı takdirde gitmemesi gerekir. Bu kural İslam'ın -ya mutlak veya belli sosyal ve kültürel şartlar içinde- aile düzeni için uygun bulduğu bir tedbir mahiyetindedir. Koca, meşru ve makul bir gerekçesi olmadan kadının evden çıkıp bir yere gitmesine izin vermezse, bu tutum kadını zora sokar, bunaltırsa elbette birçok çözüm devreye girer ve sonunda kadın mağdur edilmez, kocanın meşru olmayan buyrukları altında ezdirilmez.

    "Allah'ın kadın kullarını Allah'ın evleri olan mescitlere gitmekten engellemeyin" buyuran Peygamberimiz'dir. Mescitte, erkeklerin öne geçmesi yüzünden yeterince istifade edemeyen kadınların isteği üzerine onlara özel ders ve sohbet zamanı ayıran da O'dur. Peygamberimiz'in zamanında kadın, olması gereken her yerde, olması gerektiği kadar bulunmuş, ev hapsinde yaşamamıştır.

    Hayreddin karaman








+ Yorum Gönder