Konusunu Oylayın.: Din ile ilgili başlıklar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Din ile ilgili başlıklar
  1. 05.Aralık.2012, 11:35
    1
    Misafir

    Din ile ilgili başlıklar

  2. 26.Aralık.2012, 02:06
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Din ile ilgili başlıklar




    DÎN BAŞLIĞI
    DİN HAKKINDA BİLGİ

    "Din" kavramı; "d-y-n" kökünden türeyen bir isimdir. Arap dilinde çok geniş bir anlamı vardır. Aynı zamanda bu kelime zıt anlamlı kelimelerdendir. Sözlükte "cezâ/mükafat, âdet/durum, itaat/isyân, hesap, zül, inkıyad, hüküm/kaza, galebe, kahr, isti'lâ, mülk, ferman, tevhît, ibâdet, millet, şeriat, vera', takva, hizmet, ihsan, ikrah" gibi anlamlara gelir. Hamdi Yazır, "din" kelimesini tanımlarken "siyâset" anlamını da zikretmiştir.

    Terim olarak "din"; akıl sahiplerini kendi arzuları ile bizzat hayırlara sevk eden ilâhî bir nizam, Allah tarafından konulmuş ve insanları O'na ulaştıran bir yoldur. Îmân ve amel konusu olarak akıl ve ihtiyara (iradeye), teklif olunacak hak ve hayır kanunlarının bütününe denir.

    Din kelimesi ve türevleri Kur'ân'da 95 defa geçmiş ve; "din", "dinu'l-hak" (hak din), "dinü'llah" (Allah'ın dini), "dinü'l-kayyîm" ve "dini kıyem" (doğru din), "dinü'l-hâlis" (halis din), "dinü'l-melik" (hükümdarların kanunu), ve "yevmü'd-din" (din-hesap günü) şeklinde yalın ve terkip olarak; ceza (sevap ve ikap) (Fâtiha, 1/4), hüküm, kanun (Yûsuf, 12/76), tevhit (A'râf, 7/29), din edinmek (Tevbe, 9/29), itaat (Nahl, 16/52), hesap, sayı (Tevbe, 9/36), şirk dini, ehl-i kitap dini, hak din, batıl din gibi meşhur manasıyla din (Kâfirûn, 109/6; Nisâ, 4/171-172; Âl-i İmrân, 3/19) anlamlarında kullanılmıştır.

    Din olgusu ilk insandan beri var olagelmiştir. Yüce Allah, hak dinin ilkelerini, ilk insan/ilk peygamber, Âdem (a.s.)'dan itibaren bütün insanlara "vahiy" yoluyla bildirmiştir. Allah, insanları "hak dine" zorlamadığı için (Bakara, 2/256) "hak dini" kabul eden de, hak dinden sapan ve "hak dini" tahrif eden insanlar da olmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)'e Kur'ân verilmeye başlandığı zaman Hicaz bölgesinde "şirk dini", Hristiyanlık ve Yahudilik dinleri vardı. Haniflerin (Allah'ı bir olarak kabul edenlerin) sayısı azdı. Müşrikler, Allah'ın varlığını, yaratıcı ve rızk verici olduğunu kabul ediyorlar (Yûnus, 10/31), fakat Ona başka ilahları ortak koşuyorlar (Nisâ, 4/51) ve âhireti inkâr ediyorlardı (A'râf, 7/45).

    Din kavramı, îmân ve uygulamadan oluşan bir bütündür: "Eğer (müşrikler şirkten) tevbe (edip îmân) ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse onlar da (ey müminler!) Sizin dinde kardeşlerinizdir..." (Tevbe, 9/11) âyeti bu gerçeğin ifadesidir.

    ________________________-


    DÎN GÜNÜ (Yevmü'd-din)


    "Yevmü'd-din" tabiri, 12 âyette geçmiştir. Bu tabirdeki "din" kelimesi ceza anlamındadır. "Ceza" kelimesi iyi veya kötü yapılan bir işin tatlı veya acı karşılığını vermek, sevap ve ikap; "yevm" kelimesi ise âhiret günü demektir. "Yevmü'd-din" (rûz-i ceza); her işin karşılığı verilip bitirileceği son gün, gelecekte mükâfat ve mücazatın tevzi olunacağı vakit demektir ki buna "el-yevmü'l-âhire" (ahiret günü, son gün) de denilir. Bunda kaza ve hüküm manası da mündemiçtir. Buradaki "gün" 24 saat demek değildir. Kur'ân'da dünya günlerine nispetle ahiret günlerinin uzunluğunu belirtmek için, çokluktan kinaye olarak "bin sene" (Hac, 22/47) veya "elli bin sene" (Secde, 32/5; Me'âric, 70/4) gibi ölçüler kullanılmıştır.

    "Din günü" (yevmü'd-din) âhirete işarettir. Yoksa burada "din" kıyamet demek değildir. Yüce Allah, "yevmü'd-din"i Kur'ân'da şöyle tanıtmıştır: "Ve (kâfirler) yazık bize bu din (ceza=sevap veya ikap) günüdür dediler. Bu (din günü) yalanlamakta olduğunuz fasl (iyi ile kötünün ayrıldığı, hesap ve hüküm) günüdür." (Saffat, 37/20-21); "Sonra din gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? (O gün) kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün emir yalnız Allah'a aittir." (İnfitar, 82/18-19)

    "Din günü"; alış-verişin, dostluğun ve kâfirlere şefaatin olmadığı (Bakara, 2/254), hesabın görüleceği, gözlerin dehşetten donup kalacağı (İbrahim, 14/41-42), "ne oğulların ne de malların fayda vermeyeceği, selîm bir kalp ile gelenin fayda göreceği" (Şu'arâ, 26/88-89) bir gündür.

    "Din (mükafat ve mücazat) muhakkak vuku bulacaktır" (Zâriyât, 51/6). "O gün Allah onlara hak ettikleri cezalarını tam verir..." (Nûr, 24/25). (İ.K.)


  3. 26.Aralık.2012, 02:06
    2
    Administrator



    DÎN BAŞLIĞI
    DİN HAKKINDA BİLGİ

    "Din" kavramı; "d-y-n" kökünden türeyen bir isimdir. Arap dilinde çok geniş bir anlamı vardır. Aynı zamanda bu kelime zıt anlamlı kelimelerdendir. Sözlükte "cezâ/mükafat, âdet/durum, itaat/isyân, hesap, zül, inkıyad, hüküm/kaza, galebe, kahr, isti'lâ, mülk, ferman, tevhît, ibâdet, millet, şeriat, vera', takva, hizmet, ihsan, ikrah" gibi anlamlara gelir. Hamdi Yazır, "din" kelimesini tanımlarken "siyâset" anlamını da zikretmiştir.

    Terim olarak "din"; akıl sahiplerini kendi arzuları ile bizzat hayırlara sevk eden ilâhî bir nizam, Allah tarafından konulmuş ve insanları O'na ulaştıran bir yoldur. Îmân ve amel konusu olarak akıl ve ihtiyara (iradeye), teklif olunacak hak ve hayır kanunlarının bütününe denir.

    Din kelimesi ve türevleri Kur'ân'da 95 defa geçmiş ve; "din", "dinu'l-hak" (hak din), "dinü'llah" (Allah'ın dini), "dinü'l-kayyîm" ve "dini kıyem" (doğru din), "dinü'l-hâlis" (halis din), "dinü'l-melik" (hükümdarların kanunu), ve "yevmü'd-din" (din-hesap günü) şeklinde yalın ve terkip olarak; ceza (sevap ve ikap) (Fâtiha, 1/4), hüküm, kanun (Yûsuf, 12/76), tevhit (A'râf, 7/29), din edinmek (Tevbe, 9/29), itaat (Nahl, 16/52), hesap, sayı (Tevbe, 9/36), şirk dini, ehl-i kitap dini, hak din, batıl din gibi meşhur manasıyla din (Kâfirûn, 109/6; Nisâ, 4/171-172; Âl-i İmrân, 3/19) anlamlarında kullanılmıştır.

    Din olgusu ilk insandan beri var olagelmiştir. Yüce Allah, hak dinin ilkelerini, ilk insan/ilk peygamber, Âdem (a.s.)'dan itibaren bütün insanlara "vahiy" yoluyla bildirmiştir. Allah, insanları "hak dine" zorlamadığı için (Bakara, 2/256) "hak dini" kabul eden de, hak dinden sapan ve "hak dini" tahrif eden insanlar da olmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)'e Kur'ân verilmeye başlandığı zaman Hicaz bölgesinde "şirk dini", Hristiyanlık ve Yahudilik dinleri vardı. Haniflerin (Allah'ı bir olarak kabul edenlerin) sayısı azdı. Müşrikler, Allah'ın varlığını, yaratıcı ve rızk verici olduğunu kabul ediyorlar (Yûnus, 10/31), fakat Ona başka ilahları ortak koşuyorlar (Nisâ, 4/51) ve âhireti inkâr ediyorlardı (A'râf, 7/45).

    Din kavramı, îmân ve uygulamadan oluşan bir bütündür: "Eğer (müşrikler şirkten) tevbe (edip îmân) ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse onlar da (ey müminler!) Sizin dinde kardeşlerinizdir..." (Tevbe, 9/11) âyeti bu gerçeğin ifadesidir.

    ________________________-


    DÎN GÜNÜ (Yevmü'd-din)


    "Yevmü'd-din" tabiri, 12 âyette geçmiştir. Bu tabirdeki "din" kelimesi ceza anlamındadır. "Ceza" kelimesi iyi veya kötü yapılan bir işin tatlı veya acı karşılığını vermek, sevap ve ikap; "yevm" kelimesi ise âhiret günü demektir. "Yevmü'd-din" (rûz-i ceza); her işin karşılığı verilip bitirileceği son gün, gelecekte mükâfat ve mücazatın tevzi olunacağı vakit demektir ki buna "el-yevmü'l-âhire" (ahiret günü, son gün) de denilir. Bunda kaza ve hüküm manası da mündemiçtir. Buradaki "gün" 24 saat demek değildir. Kur'ân'da dünya günlerine nispetle ahiret günlerinin uzunluğunu belirtmek için, çokluktan kinaye olarak "bin sene" (Hac, 22/47) veya "elli bin sene" (Secde, 32/5; Me'âric, 70/4) gibi ölçüler kullanılmıştır.

    "Din günü" (yevmü'd-din) âhirete işarettir. Yoksa burada "din" kıyamet demek değildir. Yüce Allah, "yevmü'd-din"i Kur'ân'da şöyle tanıtmıştır: "Ve (kâfirler) yazık bize bu din (ceza=sevap veya ikap) günüdür dediler. Bu (din günü) yalanlamakta olduğunuz fasl (iyi ile kötünün ayrıldığı, hesap ve hüküm) günüdür." (Saffat, 37/20-21); "Sonra din gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? (O gün) kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün emir yalnız Allah'a aittir." (İnfitar, 82/18-19)

    "Din günü"; alış-verişin, dostluğun ve kâfirlere şefaatin olmadığı (Bakara, 2/254), hesabın görüleceği, gözlerin dehşetten donup kalacağı (İbrahim, 14/41-42), "ne oğulların ne de malların fayda vermeyeceği, selîm bir kalp ile gelenin fayda göreceği" (Şu'arâ, 26/88-89) bir gündür.

    "Din (mükafat ve mücazat) muhakkak vuku bulacaktır" (Zâriyât, 51/6). "O gün Allah onlara hak ettikleri cezalarını tam verir..." (Nûr, 24/25). (İ.K.)





+ Yorum Gönder