Konusunu Oylayın.: Bakara Suresnini Özellikleri Nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bakara Suresnini Özellikleri Nelerdir?
  1. 03.Aralık.2012, 10:57
    1
    Misafir

    Bakara Suresnini Özellikleri Nelerdir?






    Bakara Suresnini Özellikleri Nelerdir? Mumsema Bakara Suresnini Özellikleri Nelerdir?


  2. 03.Aralık.2012, 10:57
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Aralık.2012, 15:38
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Bakara Suresnini Özellikleri Nelerdir?




    BAKARA SÜRESİNİN ÖZELLİKLERİ



    BAKARA SÛRESİ


    (Veda Haccında Mina'da nazil olan 281. ayeti dışında Medine'de inmiştir 286 ayettir.

    Medine'de inen ilk suredir.)



    Sûrenin Muhtevası:


    Bakara sûresi Kur'an-ı Kerim'deki en uzun sûredir. Medine'de inmiştir. İk-rime der ki: "Medine'de inen ilk sûre Bakara süresidir." [1] Bu sûre de Medi*ne'de inmiş diğer sûreler gibi, yeni Medine toplumunda Müslümanların hayatı*nı düzenleyici yasamalara önem verir. O yeni Medine toplumu aynı zamanda hem din, hem devletin bir arada olduğu bir toplumdu. Biri ötekinden ayrı de*ğildi. Beden ile ruhun ayrılmazlığı gibi, bir arada idiler. Bu bakımdan Medi*ne'deki yasamalar İslâm akidesini kökleştirmek temeli üzerinde yükseliyordu.

    Bu akidenin ilk esası Allah'a ve gayba iman, Kur'an-ı Kerim'in kaynağının Yüce Allah olduğuna, Allah'ın Rasûlüne, önceki Peygamberlere indirdiklerine salih amelin de bu imanın meyvesi olduğuna inanmaktır. Amel insanın namaz aracillğiyle Rabbi arasındaki ilişkisini kurarak ve Allah yolunda infak aracılı*ğıyla toplumsal dayanışmanın esaslarını gerçekleştirerek müşahhas ifadesini bulur.

    Akidenin gönüllere yerleştirilip açıklanması, müminlerin, kâfir ve müna*fıkların niteliklerinden söz etmeyi gerektirir. Kurtuluşa nail olacaklar ile yok olacak ve helak olacak kimseler arasında bir karşılaştırma yapabilmek için bu gereklidir. Aynı zamanda yaratmanın başlangıcı, insanların atası Hz. Adem'in, meleklerin kendisine secde etmesiyle şereflendirilmesi, cennette kendisi ile ha*nımı arasında meydana gelenlerin birtakım sonuçlar doğurması, ondan sonra da yeryüzüne iniş gibi hususları söz konusu ederek yüce Allah'ın kudretinden de söz etmeyi gerektirmektedir.

    Yüce Allah'ın müminleri uyarıp sakındırması, bu sûrenin üçte birinden fazla bir bölümünde İsrailoğullan'ndan söz etmeyi gerektirmektedir. İsrailo-ğulları'na dair bu anlatılanlar 47. ayet-i kerime ile başlamakta, 123. ayet-i ke*rimeye kadar devam etmektedir. Onlar Allah'ın nimetine karşı nankörlük etti*ler. Firavun'dan kurtulmalarını gereği gibi değerlendiremediler. Buzağıya tap*tılar. Hz. Musa'dan inat, hakkı inkâr ve meydan okumak anlamlarını ifade edecek birtakım taleplerde bulundular. Maddî isteklerinin gerçekleştirilmesine rağmen, Allah'ın ayetlerini yine de inkâr ettiler, haksız yere Peygamberleri öl*dürdüler, verdikleri ahid ve sözlerde durmadılar. İşte bütün bunlardan dolayı üzerlerine Allah'ın lanetinin ve gazabının indirilmesini hâkettiler. Allah onları zelil kıldı, rahmetinden uzaklaştırdı, kovdu.

    Sûre, Kitap Ehli'ne hitaptan sonra Kur"an ehlini muhatap alır. Bu hitabı esnasında Hz. Musa ile Hz. Muhammed'in kavmi arasında ortak özellikler olan Hz. İbrahim'in soyundan gelmek, onun fazilet ve üstünlüğünü ittifakla kabul etmek hususları hatırlatılmakta, kıble ile ilgili ayrılıkçı iddiaların tümü redde*dilmekte, dinin en büyük esası olan ulûhiyetin tevhidini, kulluğu yaratıcıya tahsis etmek, yüce ilaha, vermiş olduğu hoş ve güzel rızıklardan faydalan^ zo*runlu hallerde haramların mübahlığı gibi hususlara karşılık yalnızca ona şük*retmek suretiyle, dinin en büyük esası olan O'nun ulûhiyetini gereken şekilde açıklamaktadır. Birr'in (iyiliğin) esaslarını da "...birr değildir." (Bakara, 2/177) ayeti ile açıklamaktadır.

    Daha sonra sûre, iman eden müminler için İslâmî teşriin esaslarını ibadet ve muamelât çerçevesinde ele almaktadır. Namaz kılmaktan zekât ver*meye, ramazan orucunu tutmaya, Beytullahı haccetmeye, Allah yolunda cihad etmeye, savaş hükümlerini düzenlemeye, dinî zamanlama (takvim) hakkında kamerî ayları esas almaya, Allah yolunda infak etmeye -çünkü helak olmak*tan korunmanın aracıdır-, anne baba ve yakınlara vasiyette bulunmaya, nafa*kada hak sahiplerini açıklamaya, yetimlere karşı iyi davranıp onlara destek olmaya, evlilik, boşanma, süt emme, iddet bekleme, kadınlardan îlâ yapmaya dair aile ile ilgili durumları düzenlemeye, lağv yemininden sorumlu olmama*ya, büyünün haram kılınmasına, haksız yere öldürmeye, öldürmelerde kısasın gereğine, insanların mallarını batıl yollarla yemenin haram olduğuna, şara*bın, kumarın ve faizin haram olduğuna, ay halinde ve ekim yeri ve neslin ya*tağı olan yerden başkasından yani arka yoldan kadınlara yaklaşmanın haram olduğuna kadar...

    Sûre akide ve ulûhiyetin sırları hakkında büyük bir ayet-i kerime de ihti*va etmektedir ki, bu da Âyete'l- Kürsî'dir. Ayrıca bu sûre, Kur'an-ı Kerim'in son nazil olan buyruğu ile o korkunç kıyamet gününden sakındırmaktadır. Söz ko*nusu ayet-i kerime şudur: "Kendisinde Allah'a döndürüleceğiniz, sonra herkese kazandığının tamamının verileceği ve onlara hiçbir şekilde zulm olunmayacağı birgün (olan kıyamet gününjden korkunuz" (Bakara, 2/281).

    Bu sûre aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'deki en uzun ayet-i kerime olan "deyn (borçlanmak)" ayetini de ihtiva etmektedir. Bu ayet-i kerime sözleşmele*ri yazmak, şahit tutmak, şehadette bulunmak, erkek ve kadınların şahitlikleri*nin hükümleri, rehin, emanetin yerine getirilmesinin gereği, şahitliğin gizlen*mesinin haram olduğu gibi hükümleri de açıklamaktadır.

    Sûre tevbe, Allah'a dönmek, kolaylık ve hoşgörü talebini ihtiva eden, zor*lukların, ağır yüklerin kaldırılması talebini ve kâfirlere karşı zafer niyazını ih*tiva eden çok büyük bir dua ile sona ermektedir.

    Sûre bütünüyle müminler için dosdoğru bir yoldur. Bu onların nitelikleri ile onlara karşı çıkan kâfir ve münafıkların niteliklerini açıklayarak, özel ve genel hayata dair yasama yöntemlerine açıklık getirerek sonunda da yüce Al*lah'a sığınarak iman üzere sebat etmek, ona devamlı dua ederek ilâhî bağış, lü*tuf, yardımını istiyerek, Allah'ın ve insanlığın düşmanlarına karşı zaferi ger*çekleştirme talebiftîlç bulunarak, müminler için dosdoğru bir yolu göstermekte*dir.

    Sûrenin direktifleri arasında şunlar da vardır: Dünya ve âhirette mutlulu*ğun kaynağı ancak dine tabi olmaktır. Dinin de üç esası vardır. Bunlar Allah'a ve Rasulüne iman, ahiret gününe iman ve salih amel işlemektir. Genel olarak velayetin (dostluk ve bağlılık duygusunun) iman ve istikamet ehline olması ge*rekir. Fakat dine girmek üzere zorlamak da yasaktır. [2]



    Sûrenin İsmi:


    Bu sûreye "Bakara sûresi" adı verilmesi, Yüce Allah'ın İsrailoğulları'na verdiği bir inek kesme emrinin sözkonusu edildiğinden dolayıdır. Bu emrin ve*riliş sebebi ise öldürülen kişiye bir parçası ile vurmak suretiyle ölünün katilini açığa çıkarmaktı. O kişi Allah'ın izniyle dirildi. Katilinin kim olduğunu onlara bildirdi. Sözü geçen bu kıssa sûrenin 67. ayet-i kelimesiyle başlamaktadır. Gerçekten de insanın duygularını harekete getiren bir kıssadır. Onu dinleyen hayrete düşer ve kıssayı sonuna kadar ilgiyle takip eder. [3]



    Fazileti:


    Bu sûrenin fazileti çok büyüktür. Bu sûreye "Kur'an'ın fustâtl (en büyük otağı)" adı verilir. Bunun sebebi ise sûrenin azameti, göz kamaştırıcılığı ve öğütlerinin çokluğudur. Resulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Evlerinizi mezar*lara çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan içinde Bakara Sûresinin okunduğu evden nefretle kaçar"[4]. Yine Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bakara sûresi*ni okuyunuz. Çünkü o sûreyi okumak bir bereket, onu terketmek ise bir hasrettir, ziyandır). Bâtılcılar (sihirbazlar) onun altından kalkamazlar" [5] el-Bustî'nin Sahih'inde Sehl b. Sa'd'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.) bu*yuruyor ki: "Şüphesiz ki her şeyin bir zirvesi vardır. Kur'an-ı Kerim'in zirvesi ise Bakara süresidir. Geceleyin bu sûreyi evinde kim okursa, üç gece süreyle şeytan onun evine girmez. Gündüzün onu okuyan kimsenin de üç gün süre ile şeytan evine girmez." [6]


  4. 03.Aralık.2012, 15:38
    2
    Moderatör



    BAKARA SÜRESİNİN ÖZELLİKLERİ



    BAKARA SÛRESİ


    (Veda Haccında Mina'da nazil olan 281. ayeti dışında Medine'de inmiştir 286 ayettir.

    Medine'de inen ilk suredir.)



    Sûrenin Muhtevası:


    Bakara sûresi Kur'an-ı Kerim'deki en uzun sûredir. Medine'de inmiştir. İk-rime der ki: "Medine'de inen ilk sûre Bakara süresidir." [1] Bu sûre de Medi*ne'de inmiş diğer sûreler gibi, yeni Medine toplumunda Müslümanların hayatı*nı düzenleyici yasamalara önem verir. O yeni Medine toplumu aynı zamanda hem din, hem devletin bir arada olduğu bir toplumdu. Biri ötekinden ayrı de*ğildi. Beden ile ruhun ayrılmazlığı gibi, bir arada idiler. Bu bakımdan Medi*ne'deki yasamalar İslâm akidesini kökleştirmek temeli üzerinde yükseliyordu.

    Bu akidenin ilk esası Allah'a ve gayba iman, Kur'an-ı Kerim'in kaynağının Yüce Allah olduğuna, Allah'ın Rasûlüne, önceki Peygamberlere indirdiklerine salih amelin de bu imanın meyvesi olduğuna inanmaktır. Amel insanın namaz aracillğiyle Rabbi arasındaki ilişkisini kurarak ve Allah yolunda infak aracılı*ğıyla toplumsal dayanışmanın esaslarını gerçekleştirerek müşahhas ifadesini bulur.

    Akidenin gönüllere yerleştirilip açıklanması, müminlerin, kâfir ve müna*fıkların niteliklerinden söz etmeyi gerektirir. Kurtuluşa nail olacaklar ile yok olacak ve helak olacak kimseler arasında bir karşılaştırma yapabilmek için bu gereklidir. Aynı zamanda yaratmanın başlangıcı, insanların atası Hz. Adem'in, meleklerin kendisine secde etmesiyle şereflendirilmesi, cennette kendisi ile ha*nımı arasında meydana gelenlerin birtakım sonuçlar doğurması, ondan sonra da yeryüzüne iniş gibi hususları söz konusu ederek yüce Allah'ın kudretinden de söz etmeyi gerektirmektedir.

    Yüce Allah'ın müminleri uyarıp sakındırması, bu sûrenin üçte birinden fazla bir bölümünde İsrailoğullan'ndan söz etmeyi gerektirmektedir. İsrailo-ğulları'na dair bu anlatılanlar 47. ayet-i kerime ile başlamakta, 123. ayet-i ke*rimeye kadar devam etmektedir. Onlar Allah'ın nimetine karşı nankörlük etti*ler. Firavun'dan kurtulmalarını gereği gibi değerlendiremediler. Buzağıya tap*tılar. Hz. Musa'dan inat, hakkı inkâr ve meydan okumak anlamlarını ifade edecek birtakım taleplerde bulundular. Maddî isteklerinin gerçekleştirilmesine rağmen, Allah'ın ayetlerini yine de inkâr ettiler, haksız yere Peygamberleri öl*dürdüler, verdikleri ahid ve sözlerde durmadılar. İşte bütün bunlardan dolayı üzerlerine Allah'ın lanetinin ve gazabının indirilmesini hâkettiler. Allah onları zelil kıldı, rahmetinden uzaklaştırdı, kovdu.

    Sûre, Kitap Ehli'ne hitaptan sonra Kur"an ehlini muhatap alır. Bu hitabı esnasında Hz. Musa ile Hz. Muhammed'in kavmi arasında ortak özellikler olan Hz. İbrahim'in soyundan gelmek, onun fazilet ve üstünlüğünü ittifakla kabul etmek hususları hatırlatılmakta, kıble ile ilgili ayrılıkçı iddiaların tümü redde*dilmekte, dinin en büyük esası olan ulûhiyetin tevhidini, kulluğu yaratıcıya tahsis etmek, yüce ilaha, vermiş olduğu hoş ve güzel rızıklardan faydalan^ zo*runlu hallerde haramların mübahlığı gibi hususlara karşılık yalnızca ona şük*retmek suretiyle, dinin en büyük esası olan O'nun ulûhiyetini gereken şekilde açıklamaktadır. Birr'in (iyiliğin) esaslarını da "...birr değildir." (Bakara, 2/177) ayeti ile açıklamaktadır.

    Daha sonra sûre, iman eden müminler için İslâmî teşriin esaslarını ibadet ve muamelât çerçevesinde ele almaktadır. Namaz kılmaktan zekât ver*meye, ramazan orucunu tutmaya, Beytullahı haccetmeye, Allah yolunda cihad etmeye, savaş hükümlerini düzenlemeye, dinî zamanlama (takvim) hakkında kamerî ayları esas almaya, Allah yolunda infak etmeye -çünkü helak olmak*tan korunmanın aracıdır-, anne baba ve yakınlara vasiyette bulunmaya, nafa*kada hak sahiplerini açıklamaya, yetimlere karşı iyi davranıp onlara destek olmaya, evlilik, boşanma, süt emme, iddet bekleme, kadınlardan îlâ yapmaya dair aile ile ilgili durumları düzenlemeye, lağv yemininden sorumlu olmama*ya, büyünün haram kılınmasına, haksız yere öldürmeye, öldürmelerde kısasın gereğine, insanların mallarını batıl yollarla yemenin haram olduğuna, şara*bın, kumarın ve faizin haram olduğuna, ay halinde ve ekim yeri ve neslin ya*tağı olan yerden başkasından yani arka yoldan kadınlara yaklaşmanın haram olduğuna kadar...

    Sûre akide ve ulûhiyetin sırları hakkında büyük bir ayet-i kerime de ihti*va etmektedir ki, bu da Âyete'l- Kürsî'dir. Ayrıca bu sûre, Kur'an-ı Kerim'in son nazil olan buyruğu ile o korkunç kıyamet gününden sakındırmaktadır. Söz ko*nusu ayet-i kerime şudur: "Kendisinde Allah'a döndürüleceğiniz, sonra herkese kazandığının tamamının verileceği ve onlara hiçbir şekilde zulm olunmayacağı birgün (olan kıyamet gününjden korkunuz" (Bakara, 2/281).

    Bu sûre aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'deki en uzun ayet-i kerime olan "deyn (borçlanmak)" ayetini de ihtiva etmektedir. Bu ayet-i kerime sözleşmele*ri yazmak, şahit tutmak, şehadette bulunmak, erkek ve kadınların şahitlikleri*nin hükümleri, rehin, emanetin yerine getirilmesinin gereği, şahitliğin gizlen*mesinin haram olduğu gibi hükümleri de açıklamaktadır.

    Sûre tevbe, Allah'a dönmek, kolaylık ve hoşgörü talebini ihtiva eden, zor*lukların, ağır yüklerin kaldırılması talebini ve kâfirlere karşı zafer niyazını ih*tiva eden çok büyük bir dua ile sona ermektedir.

    Sûre bütünüyle müminler için dosdoğru bir yoldur. Bu onların nitelikleri ile onlara karşı çıkan kâfir ve münafıkların niteliklerini açıklayarak, özel ve genel hayata dair yasama yöntemlerine açıklık getirerek sonunda da yüce Al*lah'a sığınarak iman üzere sebat etmek, ona devamlı dua ederek ilâhî bağış, lü*tuf, yardımını istiyerek, Allah'ın ve insanlığın düşmanlarına karşı zaferi ger*çekleştirme talebiftîlç bulunarak, müminler için dosdoğru bir yolu göstermekte*dir.

    Sûrenin direktifleri arasında şunlar da vardır: Dünya ve âhirette mutlulu*ğun kaynağı ancak dine tabi olmaktır. Dinin de üç esası vardır. Bunlar Allah'a ve Rasulüne iman, ahiret gününe iman ve salih amel işlemektir. Genel olarak velayetin (dostluk ve bağlılık duygusunun) iman ve istikamet ehline olması ge*rekir. Fakat dine girmek üzere zorlamak da yasaktır. [2]



    Sûrenin İsmi:


    Bu sûreye "Bakara sûresi" adı verilmesi, Yüce Allah'ın İsrailoğulları'na verdiği bir inek kesme emrinin sözkonusu edildiğinden dolayıdır. Bu emrin ve*riliş sebebi ise öldürülen kişiye bir parçası ile vurmak suretiyle ölünün katilini açığa çıkarmaktı. O kişi Allah'ın izniyle dirildi. Katilinin kim olduğunu onlara bildirdi. Sözü geçen bu kıssa sûrenin 67. ayet-i kelimesiyle başlamaktadır. Gerçekten de insanın duygularını harekete getiren bir kıssadır. Onu dinleyen hayrete düşer ve kıssayı sonuna kadar ilgiyle takip eder. [3]



    Fazileti:


    Bu sûrenin fazileti çok büyüktür. Bu sûreye "Kur'an'ın fustâtl (en büyük otağı)" adı verilir. Bunun sebebi ise sûrenin azameti, göz kamaştırıcılığı ve öğütlerinin çokluğudur. Resulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Evlerinizi mezar*lara çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan içinde Bakara Sûresinin okunduğu evden nefretle kaçar"[4]. Yine Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bakara sûresi*ni okuyunuz. Çünkü o sûreyi okumak bir bereket, onu terketmek ise bir hasrettir, ziyandır). Bâtılcılar (sihirbazlar) onun altından kalkamazlar" [5] el-Bustî'nin Sahih'inde Sehl b. Sa'd'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.) bu*yuruyor ki: "Şüphesiz ki her şeyin bir zirvesi vardır. Kur'an-ı Kerim'in zirvesi ise Bakara süresidir. Geceleyin bu sûreyi evinde kim okursa, üç gece süreyle şeytan onun evine girmez. Gündüzün onu okuyan kimsenin de üç gün süre ile şeytan evine girmez." [6]





+ Yorum Gönder