Konusunu Oylayın.: Ayet açıklamalarındaki tekrarlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ayet açıklamalarındaki tekrarlar
  1. 03.Aralık.2012, 10:36
    1
    Misafir

    Ayet açıklamalarındaki tekrarlar






    Ayet açıklamalarındaki tekrarlar Mumsema Elmalılı tefsirinde bazı ayetlerin açıklama metinleri birbiri ile tıpa tıp aynı. Son olarak okuduğum Mücadele suresinin 14, 15 ve 16-17-18 ayet açıklama metinleri üç defa aynen tekrar edilmiş. Orijinal tefsirde bu ayetlerin kendine özgü açıklamalarının olduğuna inanıyorum. Ancak internet ortamında faydanılan biçiminde böyle aksaklıklar var. Bu verdiğim tek örnek değil. Ardarda iki defa aynı metnin yazıldığına çokça rastladım ama, ardarda üç defa yazılanına ilk defa rastlıyorum.
    Bu değerli tefsiri halkın faydalanmasına sunanlardan Allah razı olsun der, durumu ilgililere bildiririm. Saygılarımla.


  2. 03.Aralık.2012, 10:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Elmalılı tefsirinde bazı ayetlerin açıklama metinleri birbiri ile tıpa tıp aynı. Son olarak okuduğum Mücadele suresinin 14, 15 ve 16-17-18 ayet açıklama metinleri üç defa aynen tekrar edilmiş. Orijinal tefsirde bu ayetlerin kendine özgü açıklamalarının olduğuna inanıyorum. Ancak internet ortamında faydanılan biçiminde böyle aksaklıklar var. Bu verdiğim tek örnek değil. Ardarda iki defa aynı metnin yazıldığına çokça rastladım ama, ardarda üç defa yazılanına ilk defa rastlıyorum.
    Bu değerli tefsiri halkın faydalanmasına sunanlardan Allah razı olsun der, durumu ilgililere bildiririm. Saygılarımla.


    Benzer Konular

    - Kur'an-ı Kerim'den iyiliğe yönlendiren 3 ayet , kötülükten uzaklaştıran 3 ayet yazın

    - Büyüklerinizi sayın, küçüklerinizi sevin ile ilgili ayet ve ayet numarası

    - Farz namazında yanılan namazı tekrarlar mı yoksa sehiv secdesi mi yapar?

    - Hacet namazı kılarken ayet el-kürsi yerine başka ayet okunabilir mi?

    - İsra suresi 106. ayet: Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet, sûre sû

  3. 02.Ocak.2013, 20:41
    2
    kaars
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ağustos.2007
    Üye No: 1797
    Mesaj Sayısı: 384
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Bulunduğu yer: Yeryüzü

    Cevap: Ayet açıklamalarındaki tekrarlar




    Mücadele süresi ayetlerin tefsiri

    14. Bu, Yahudileri dost edinen münafıkların durumu hakkında Peygamber (s.a.v)'in hayret etmesi gerek*tiğini ifade eder. Yani, Ey Muhammedi İman ettiklerini iddia eden o müna*fıkların durumuna şaşmıyor musun? Oysa ki onlar, gazaba uğramış Yahudi*leri dost edinmişlerdir. Birbirlerine nasihatta bulunuyor ve mü'minlerin sırlarını onlara taşıyorlar. Fahreddin Râzî şöyle der: Münafıklar Yahudileri dost ediniyorlardı. Oysa ki, onlar, Yüce Allah'ın, "Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiği kimseler.."[48] mealindeki sözüyle kendilerine gazap ettiği kim*selerdir. Münafıklar, mü'minlerin sırlarını onlara taşıyorlardı.[49] O münafıklar, ne mü s Iü inanlardan ne de yahudilerdendir. Bilakis onlar bu arada bocalayıp durmaktadırlar. Nitekim Yüce Allah meâlen, "Bunların arasında bocalayıp durmaktalar. Ne onlara (bağlanıyor) ne de bunlara'[50] buyurmuştur. Sâvî şöyle der: Samimi mü'minlerden de değiller, samimi kâfirlerden de. Ne onlara katılıyorlar, ne de bunlara.[51] Yalan söyleyerek Allah adına yemin ediyor, "Vallahi biz, gerçekten müslümanız" diyorlardı. Halbuki onlar, kendilerinin yalancı ve kâfir olduk*larını biliyorlardı. Ebussuud şöyle der: Cümlenin ifade tarzı, yaptıklarının son derece âdi olduğunu göstermektedir. Çünkü yalan olduğu bilinen bir şey üzerine yemin etmek, son derece çirkindir.[52]



    15. Münafıklıklarından dolayı, Yüce Allah onlar için, son derece şiddetli ve elem verici bir azap hazırlamıştır ki, bu da, ce*hennemin en alt tabakasıdir. Nitekim âyet-i kerimede meâlen şöyle buyu-rulmuştur: "Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt kalındadırlar."[53] Yaptıkları, ne kötü şeydir. [54]



    16. Yalan yere yaptıkları yeminleri, canlarını ölümden kurtarmak için bir kalkan ve siper edindiler. İbn Cüzey şöyle der: "Cünne" kelimesi aslında, kalkan gibi kendisiyle örtünülen ve sakınılacak şeyden korunulan bir şeydir. Burada istiare yoluyla kullanılmıştır. Çünkü münafık*lar, kanlarını ve canlarını korumak için müslüman görünüyorlardı.[55] İmanı zayıf olanların kalplerine şüphe sokmak, müslümanlara hile ve tuzak kurmak suretiyle insanların İslam dînine girmesine engel ol*dular. Onlar için son derece şiddetli ve horlatıcı, çetin bir azap vardır.[56]



    17. Ne malları ne de çocukları, onlara asla âhirette bir fayda vermeyecektir. Allah'ın azabından hiçbir şeyi de onlardan savmayacaktır. işte onlar cehen*nem ehlidir. Oradan asla çıkmayacaklardır. [57]



    18. Allah, hesap ve ceza için, kıyamet günü onların tümünü toplayacaktır. Bugün dünyada, müslüman olduklarına dâir yalan yere size yemin ettikleri gibi, âhirette de Allah'a ye*min edeceklerdir. İbn Abbâs şöyle der: Onların yeminleri, "Rabbimiz Allah hakkı için biz ortak koşanlar olmadık'[58] mealindeki âyetle bildirilen ye*mindir, Yeminlerinin,, dünyada öldürülmeyi kendilerin*den def etmek suretiyle fayda verdiği gibi, âhirette de, fayda verip azabın*dan kurtaracağını zannederler. Ebû Hayyân şöyle der: Şaşılacak durumları var. İnkârlarının, gayıpları bilen Allah'a gizli kalacağına nasıl inanıyor*lar?! Kâfirlikleri ve münafıklıklarından haberdar olmama hususunda Al*lah'ı mü'minlerle nasıl bir tutuyorlar?! Yani münafıklar yalanı âdet haline getirdiler de neticede, dünyadaki gibi âhirette de söyleyiverirler.[59] Ey insanlar! Uyanık olun. Onlar yalanda son derece ileri gidenlerdir. O kadar ileri gitmişledir ki, gayıpları çok iyi bilen Yüce Allah'ın huzurun*da dahi yalan söylemeye cesaret ederler. [60]


  4. 02.Ocak.2013, 20:41
    2
    Devamlı Üye



    Mücadele süresi ayetlerin tefsiri

    14. Bu, Yahudileri dost edinen münafıkların durumu hakkında Peygamber (s.a.v)'in hayret etmesi gerek*tiğini ifade eder. Yani, Ey Muhammedi İman ettiklerini iddia eden o müna*fıkların durumuna şaşmıyor musun? Oysa ki onlar, gazaba uğramış Yahudi*leri dost edinmişlerdir. Birbirlerine nasihatta bulunuyor ve mü'minlerin sırlarını onlara taşıyorlar. Fahreddin Râzî şöyle der: Münafıklar Yahudileri dost ediniyorlardı. Oysa ki, onlar, Yüce Allah'ın, "Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiği kimseler.."[48] mealindeki sözüyle kendilerine gazap ettiği kim*selerdir. Münafıklar, mü'minlerin sırlarını onlara taşıyorlardı.[49] O münafıklar, ne mü s Iü inanlardan ne de yahudilerdendir. Bilakis onlar bu arada bocalayıp durmaktadırlar. Nitekim Yüce Allah meâlen, "Bunların arasında bocalayıp durmaktalar. Ne onlara (bağlanıyor) ne de bunlara'[50] buyurmuştur. Sâvî şöyle der: Samimi mü'minlerden de değiller, samimi kâfirlerden de. Ne onlara katılıyorlar, ne de bunlara.[51] Yalan söyleyerek Allah adına yemin ediyor, "Vallahi biz, gerçekten müslümanız" diyorlardı. Halbuki onlar, kendilerinin yalancı ve kâfir olduk*larını biliyorlardı. Ebussuud şöyle der: Cümlenin ifade tarzı, yaptıklarının son derece âdi olduğunu göstermektedir. Çünkü yalan olduğu bilinen bir şey üzerine yemin etmek, son derece çirkindir.[52]



    15. Münafıklıklarından dolayı, Yüce Allah onlar için, son derece şiddetli ve elem verici bir azap hazırlamıştır ki, bu da, ce*hennemin en alt tabakasıdir. Nitekim âyet-i kerimede meâlen şöyle buyu-rulmuştur: "Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt kalındadırlar."[53] Yaptıkları, ne kötü şeydir. [54]



    16. Yalan yere yaptıkları yeminleri, canlarını ölümden kurtarmak için bir kalkan ve siper edindiler. İbn Cüzey şöyle der: "Cünne" kelimesi aslında, kalkan gibi kendisiyle örtünülen ve sakınılacak şeyden korunulan bir şeydir. Burada istiare yoluyla kullanılmıştır. Çünkü münafık*lar, kanlarını ve canlarını korumak için müslüman görünüyorlardı.[55] İmanı zayıf olanların kalplerine şüphe sokmak, müslümanlara hile ve tuzak kurmak suretiyle insanların İslam dînine girmesine engel ol*dular. Onlar için son derece şiddetli ve horlatıcı, çetin bir azap vardır.[56]



    17. Ne malları ne de çocukları, onlara asla âhirette bir fayda vermeyecektir. Allah'ın azabından hiçbir şeyi de onlardan savmayacaktır. işte onlar cehen*nem ehlidir. Oradan asla çıkmayacaklardır. [57]



    18. Allah, hesap ve ceza için, kıyamet günü onların tümünü toplayacaktır. Bugün dünyada, müslüman olduklarına dâir yalan yere size yemin ettikleri gibi, âhirette de Allah'a ye*min edeceklerdir. İbn Abbâs şöyle der: Onların yeminleri, "Rabbimiz Allah hakkı için biz ortak koşanlar olmadık'[58] mealindeki âyetle bildirilen ye*mindir, Yeminlerinin,, dünyada öldürülmeyi kendilerin*den def etmek suretiyle fayda verdiği gibi, âhirette de, fayda verip azabın*dan kurtaracağını zannederler. Ebû Hayyân şöyle der: Şaşılacak durumları var. İnkârlarının, gayıpları bilen Allah'a gizli kalacağına nasıl inanıyor*lar?! Kâfirlikleri ve münafıklıklarından haberdar olmama hususunda Al*lah'ı mü'minlerle nasıl bir tutuyorlar?! Yani münafıklar yalanı âdet haline getirdiler de neticede, dünyadaki gibi âhirette de söyleyiverirler.[59] Ey insanlar! Uyanık olun. Onlar yalanda son derece ileri gidenlerdir. O kadar ileri gitmişledir ki, gayıpları çok iyi bilen Yüce Allah'ın huzurun*da dahi yalan söylemeye cesaret ederler. [60]





+ Yorum Gönder