Konusunu Oylayın.: Sizce hangi değerler ve düşünceler evrensel olabilir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sizce hangi değerler ve düşünceler evrensel olabilir?
  1. 28.Kasım.2012, 23:24
    1
    Misafir

    Sizce hangi değerler ve düşünceler evrensel olabilir?

  2. 02.Ocak.2013, 20:22
    2
    kaars
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ağustos.2007
    Üye No: 1797
    Mesaj Sayısı: 384
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Bulunduğu yer: Yeryüzü

    Cevap: sizce hangi değerler ve düşünceler evrensel olabilir?




    Seyyid Kutub'a Göre
    İslam Düşüncesinin Özellikleri
    Cevat EJDEROĞLU
    İslam’a ve İslami değerlere karşı topyekün savaşın ve saldırıların devam ettiği bir dönemde, yaşamım islami değerlerin savunulmasına ve daha iyi anlaşılmasına adamış olan Şehid Seyyid Kutub'u anmak, onun uğrunda canım feda ettiği değerleri sahiplenmek açısından önem arzetmektedir. Toplumumuzun, yaşadığımız bu malum süreçte, çağdaş firavunlara karşı hakkı söylemekten ve savunmaktan bir an için bile geri kalmayan Şehid Seyyid Kutub'a ve onun gibi mücahid önderlere olan ihtiyacı ve hasreti gün geçtikçe art*maktadır. Zilletin, sinmişliğin ve onur*suzluğun her yanı sardığı ve çörek*lendiği bir ortamda, insanlık adına, izzet, haysiyet ve onur adına O'nu anmak, tanımak ve tanıtmak ve O'nun büyük bir özlemle oluşmasını istediği 'Yeni Nesil'in yetişmesi için mücadele etmek, insanlığımızın ve islamianlayışımızın üzerimize yükle*diği bir görevdir. O'nu anma amacıyla yazdığımız bu yazımızda, O'nun ömrünün son deminde cezaevinde, üzerinde çalıştığı 'İslam Düşüncesi' adlı çalışmanın 'islamDüşüncesinin Özellikleri' bölümünü ele almaya çalışacağız. Hem Seyyid Kutub'un hem de O'nun, 'islam düşüncesinin özellikleri' hakkındaki fikirlerinin ve düşüncesinin daha iyi anlaşılması için yazımızın genel çerçevesini aziz şehidimizin bu konu hakkındaki kendi ifade ve anlatımı üzerine kurduk.
    İnsanın yeryüzündeki fonksiyonu nedir? insan ile Allah arasındaki ilişkinin sınırı ve muhtevası nedir? insanın kendi dışındaki bireylerle geliştirdiği sosyal ilişkinin niteliğini ve rengini belirleyen temel etken nedir? Sorularının cevaplarını bulabilmek için, İslam düşüncesinin esaslarının ve özelliklerinin belirlenmesi ve bilinmesi gereklidir, İslam düşüncesini; İslam'a inanan bireyin, yani müslümanın evrene bakış açışı; evreni, insanı, doğayı ve toplumu yorumlayışı ve değerlendirmesi şeklinde tanımlayabiliriz, islam düşüncesinin temel kaynağı Kur'an'dır. İslam düşüncesinin esaslarının ve özelliklerinin belirlenmesi ve bilinmesi ancak Kur'an'ı anlamakla mümkündür. Kur'an'ı anlamak; mealini ve tefsirini anlamaktan ziyade, ilk İslam toplumunun Kur'an'ın eğitimiyle oluştuğu Mekke ve Medine atmosferini solumak ve yaşamaktır. Mekke; "Cihad meydanı; nefsle cihad, bütün insanlarla cihad, şehvetle cihad, düşmanlarla cihad, kendini tamamen davaya adama ve fedakarlık, korku ve ümit.. zaaf ve kuvvet... ayak kayması ve yücelmel*er... Azlik, zayıflık ve insanlar arasında garip bir hayat yaşamak.. Boykot, ve halk içinde yalnız olmak havası... Açlık ve korku... Baskı ve sindirme hareketleri... ve Allah'tan başka herşeydenvazgeçmek" Medine; "Hile ve nifak, savaş ve donatım arasında yetişen ilk islam cemaatinin havası... Bedir atmosferi... Birbiri ardısıra gelen Uhud. Hendek. Hudaybiye, Mekke'nin fethi, incesi'nin ArapçasıHuneyn ve Tebük... Ve bir Müslüman ümmetin yetişme havası... "(1). Kur'an'a ve dolayısıyla 'i İslam düşüncesine ulaşabilmenin ve Abbasiler ve Endülüs Emevileri döneminde başlayıp günümüze kadar uzanan Grek felsefesinin etkileri ile oluşan "bozulma ve sapıklıklardan, yanlış ve hurafelerden kurtulabilmenin tek yolu 'islam felsefesini' söküp atmakla mümkündür. Böylelikle 'Kel'am ilminin' islam topluluklarıarasında meydana gelen bütün tartışmaları ve anlaşmazlıkları bir tarafa itmek mümkün olur (2). Bu çalışma kültürel, akademik ve felsefi bir çalışma, değildir. Bu çalışmanın amacı bilginin ötesinde harekettir,Şehid Seyyid Kutub bu çalışmayı, günümüz insanın! içine düştüğü bataklıktan çıkararak insanlığın yeniden doğuşunu sağlayacak, Rasulün (SAV) ve Kur'an'ın eğitiminden geçmiş, insanlık tarihinde apayrı bir yeri bulunan ilk islam cemaatinin benzeri bir nesil yetiştirmek amacı ve özlemiyle yapmıştır. Seyyid Kutub Kur'an'ın insanı değiştirme ve eğitme gücüne ve metoduna verdiği önemden dolayı bu çalışmasında okuyucuyu genellikle Kur'an ayetleriyle baş başa bırakmıştır. "Kur'ani metod, insanın duygularını, kalbini ve aklını açık kainat kitabıyla ve gizli nefis kitabıyla yorumlamaya çok itina gösterir ve önemle üzerinde durur."(3) Ancak Kur'ani metodla eğitilmiş "Güç, enerji, idrak, ehliyet, yükselme duygusuna sahip, gayretli, ısrarlı ve selabetli öncüler"(4) cahiliyye bataklığında yüzen insanlara yardımcı olabilir ve onların insanlığa yeniden doğuşunu sağlayabilirler. Her türlü değişme ve aşama önce insanın akıl ve vicdanında başlar, daha sonra kamusal yaşama yansır. Mekke cahili toplumunun değişmesi İslam itikadidüşüncesiyle gerçekleşmiştir. İslamla ilgili yapılacak bütün araştırmalar ilk önce İslam düşünce sisteminin temellerine dayanmak zorundadır.
    İslam Düşüncesinin Özellikleri
    İslam düşüncesinin içeriğini belirleyen ve diğer özelliklerin hepsini tek bir özellik olarak birleştiren ve bütün özelliklere temel dayanak olan özellik Rabbaniyettir. O alemlerin Rabbi olan Allah (cc) tarafından gönderilmiştir, İslam düşüncesini bölümlere ayırarak incelersek:
    1. İlahi Düşünce Sistemi
    "İslam düşüncesi Allah tarafından gönderilmiş bir inanca dayalı düşüncedir ve sadece bu kaynağa bağlıdır. "(5)
    "Bu Kur'an'ı biz indirdik ve O'nun koruyucuları biziz." (Hicr/9)
    Bu din, yaratan, öldüren, dirilten, rızk veren, alim hakim, ezeli ve ebedi olan Allah'ın insanlar için uygun bulduğu inanç sistemidir, insan'ın fizyolojik ruhsal özelliklerini göz önünde bulunduran bir sistem, insanın duygu ve isteklerini göz ardı etmeyen ve insan-insan, insan-evren ilişkisinde uyumluluğu sağlayan bir sistemdir. Bu sistem insanı ve tüm kainatı yaratandan geldiği için insan yapışma uygundur. Dolayısıyla bu sistemin sosyal yaşama aktarılmasında ve yansıtılmasında toplumsal çelişkilerin ve bunalımların oluşması söz konusu değildir, olamaz da. Beşeri ideolojiler insanı sürekli/tarih boyunca felakete sürüklemişlerdir. Bu yüzden böyle bir ilahi düşüncenin insana gönderilmesi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük bağıştır.
    "İşte bundan dolayıdır ki, doğru sistemli ve en kapsamlı bir hayat düzeni ancak bu düşünce sisteminin temeline dayanabilir ve ondan doğabilir" (6) "Eğer bir şeyde ihtilaf a düşerseniz onu Allah"a ve Rasulünebırakınız" "İnsanın duygu ve fikirlerde, düşünce ve değerlerde ve pratik hayatın akışında başvuracağı ölçü; hakkı batıldan, sağlamı sahteden ayıracağı sistem, bu düşünce sistemidir."(7) insan aklı insan için "en güzel ve en doğru" bir düşünce sistemi oluşturabilir mi? veya insan aklı mutlak doğruya ulaşabilir mi? Bu elbette ki mümkün değildir, olamaz da. Aklını ilahlaştıran insanların toplumsal ve siyasal düzlemde içinde bulundukları handikaplar, bunalımlar, sorunlar ortadadır. İnsanın insan için öngördüğü / belirlediği yaşam tarzı, düşünce sistemi insanlığa köklü sorunlardan başka bir şey getirmemiştir. Öyleyse insanın "en güzel ve en doğruyu" bulabilmesi ve ulaşabilmesi ancak ilahi bir düşünce sistemiyle mümkündür.
    2. Değişmez Bir Düşünce Sistemi
    İslam düşüncesinin önemli özelliklerinden birisi de; "Mutlak doğru" oluşundan, yani, ilahi oluşundan ötürü içeriğini, muhtevasını belirleyen ilke ve özelliklerinin 'değişmezliği' ilkesidir, İslam düşüncesinin temel ilkelerinde ve kendine özgü değer yargılarında değişmezlik ve kararlılık vardır. İslam düşüncesi ilahi bir düşünce olması nedeniyle insan, o düşüncenin ilkelerinin gereğini yapması ve bunu sosyal ve toplumsal ilişkilerine uygulaması gerekir. Allah'a isim ve sıfatlarının beraberinde getirdiği gerekliliklerle birlikte gereği gibi inanmak, imanın temel esaslarından olan gayba, risalete, ahirete, meleklere inanmak, Allah'ın insanlar için uygun bulduğu yaşam tarzının İslam olduğuna inanmak, cinsiyet ayrımı, ırkçılık, bölgecilik, sınıfçılık yapmamak, ekonomik ve sosyal statü nedeniyle insanlara üstünlük taslamamak ve yapılan her eylemin hesabının verileceğine inanmak İslam düşüncesinin temel ilkeleridir. Bunun yanında "Bütün sosyal olayları sadece Allah'ın hükmüyle hükmetme şeklide" tezahür eden 'Allah'a kulluk' ilkesi de İslamidüşüncenin değişmez temel ilkelerinden bir tanesidir. Bu değişmez temel ilkeler, insanın ahlakını disipline eder, ona ilkeli, kararlı ve bilinçli bir kimlik kazandırır. Bu değişmez ilkeler sayesinde insan arzu ve isteklerine boyun eğmeden nefsini olgunlaştırır.
    "Eğer hakikat onların arzusuna uymuş olsaydı, yeryüzü ve gökler içindekilerle fesada uğrardı. ."
    Yeryüzünde onca acının, zulmün, adaletsizliğin yaşanması insanların hep arzu ve isteklerine uymalarından kaynaklanmaktadır, ilkesizlik, kural tanımamazlık, heva ve hevese uymak; günümüz insanım 'insan' olmaktan çıkarmış, aklı esir almış, hem bireysel olarak, hem de toplumsal olarak bunalımların ve krizlerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu yüzden insanlığın mutluluğu, huzuru, esenliği için İslamdüşüncesini tüm dünyaya sunmak ve 'yeni neslin' yeniden ortaya çıkmasını sağlamak için mücadele etmek zorundayız.
    3. Evrensel Bir Düşünce Sistemi
    İslam düşüncesi hem bize evreni, evrendeki ahengi, uyumluluğu, yıldızları, hayvanları, bitkileri, insanı, varoluşu anlatması yani, evrenle, yaşamla içice oluşu, hem de zaman ve mekan üstü; her zaman ve mekanda uygulanması ve uyulması gereken ve tüm insanlığı kuşatan 'mutlak doğru' oluşundan ötürü evrenseldir. İslami düşüncenin evrensellik özelliği yine onun ilahi özelliğinden kaynaklanmaktadır. Ancak Rabbani ve ilahi bir düşünce sistemi bu kadar evrensel olabilir . (25/1, "6/37-40, 21/30).
    İnsan zaman ve mekanla kuşatılmıştır, ilmi de ancak yaşadığı deneyimlerin bir birikimidir, mutlak değildir, sınırlıdır ve yetersizdir. Bu yetersiz ilmin insan için yaşam tarzı ve düşünce sistemi belirleme gücü yoktur. Bu yüzden insan aklının belirleyiciliği, oluşturduğu düşünce sistemi, gerek zaman ve mekan açısından olsun, gerekse insan-insan ve insan-evren ilişkilerinde olsun kuşatıcı olması, evrensel olması mümkün değildir. Allah, insanları evreni tanımaya ve içindeki gizem ve kanunları-sünnetullahı anlamaya davet eder ve aynı zamanda evreni, ekolojik dengeyi bozmadan en iyi şekilde kullanmaya davet eder (2/22, 6/1, 13/2-4). Yine Allah insanlara yaşamdan ve dirilişten bahsediyor, insanlara insanlığın anlayışı ve idrak kapasitesi ölçüsünde yaşam ve diriltme olayının kaynağım ve özelliklerini açıklıyor, tanıtıyor (24/45, 22/5,42/11)
    4. Dengeli Bir Düşünce Sistemi
    "Rahman'ın yarattıklarında bir düzensizlik göremezsin."
    İslam düşüncesin!, gerek teorik, düşünsel düzlemde olsun, gerekse pratik düzlemde olsun aşırılıklardan, sınır tanımamaktan ve çatışmalardan koruyan biricik neden 'dengeli' olmasıdır. İslami düşünceye bu özelliği kazandıran, evrenin varoluşundan bu yana süregelen dengeli konumu ve düzenliliği ve İslami düşüncenin uyulmasını emrettiği ilkelerin toplumsal yaşama yansıtılmasında ortaya çıkan sosyal yasamdaki dengedir.
    İslami düşüncenin; Allah'ın zatı ve içeriği, İlahi iradenin yaratıklarla ilgili niteliği, ruhun hakikati, evren ve evrenle ilgili gerçekler; evrenin içeriği, varlığının temel kaynağı, yaradanıyla olan ilgisi, yaradanının emrine uyması, hayatın oluşmasını sağlayan özellikleri, evrenin insanla ve insanın evrenle olan ilgisi, hayat; hayatın şekilleri, cinsleri, türleri, dereceleri ve temel kaynağı, hayatın evrenle, evrenin doğayla, hem hayatın hem de evrenin yaradanıyla olan ilişkisi, insanın temel özellikleri; gerçek yönleri, nereden geldiği, nereye gittiği, varlığının gayesi ve misyonu, yaşamının düzeninin nasıl olması gerektiği ile ilgili yaptığı açıklamalar ve anlatım aynı zamanda insanın ruhsal ve düşünsel yapısında dengeyi sağlamakta ve dengeli insan tipini oluşturmaktadır. İlahi iradenin enginliği ile insanın sınırlı iradesi arasındaki denge, insanın aşırı biçimde yüceltilmesini önlemekte ve insanı kula kulluktan Allah'a kulluğa ulaştırmaktadır (13/11,18/53). Bu, insanı böbürlenmeden, kibirlenmekten ve bozgunculuktan alıkoyduğu gibi, beşeri otoritelere boyun eğmemesini sağlayarak onu özgürleştiren bir dengedir, insanın bütün zindanlarını yıkması ve beşeri ideolojilerin el ve ayaklarına ve aklına vurdukları prangaları kırıp parçalaması ve gerçek anlamda bütün yönleriyle; duygu ve düşünceleri ile özgürleşmesi ancak İslami düşünce ile mümkün olabilir.
    5. Müsbet Bir Düşünce Sistemi
    İslami düşünce 'Evren, hayat ve insan ilişkisinde ortaya çıkan aktif ve müsbet bir düşünce sistemi' dır. İslami düşüncenin insanları çağırdığı ilah, Yunan felsefesindeki insani değerlendirme açısından olumsuz sıfatlara sahip, insanlarla cepheleşmiş, insanlığa karşı savaş açmış mitolojik tanrılar değildir. Yine bu ilah Hıristiyanlıktaki beşeri özellikler taşıyan ve Yahudi anlayıştaki milli bir ilah da değildir, İslamidüşüncenin insanları çağırdığı ilah; olumlu sıfatlara sahip, insana merhametli, insanı olgunlaştıran, insana yol gösteren ve insanın iyiliği için toplumun en küçük birimini oluşturan aile yapısına müdahale eden ve ilişkileri düzenleyen bir ilahtır. Yukarıda saydığımız çarpık inançlara inanan birisiyle İslami düşüncedeki bir müslümanın arasındaki farkı bir çok getirdiği pratik hayattaki olumlu fonksiyonellik olarak kendini göstermektedir, imanın salih amele dönüşmesi ve çevrenin düzeltilmesi gereği, bu özellikten kaynaklanmaktadır (3/110, 103/1-3). İslami düşünceye sahip bir insan "Kendi nefsinde hareket ve faaliyet bakımından olumlu davranması ve çevresine karşı olumlu hareketlerde bulunması, varlığının en önde gelen gereğidir."(8) İslami düşünce müslümanın bilincindeki olumsuz düşünceleri sildiği gibi onu olumlu faaliyetlere yönelterek destekler. Yeryüzündeki bozgunculuğun, fitnenin, zulmün ve sömürünün yok edilerek ilahi dengenin sağlanması için mücadele etmek, bu özelliğin olmazsa olmaz şartlarından biridir.
    6. Pratik Bir Düşünce Sistemi
    İslam düşüncesi, uygulanmamış ve pratiği olmayan, akıl eseri olan bir hayal ve idol değildir (22/5-7, 25''45-49). İslam düşüncesi gerçekten varolan ve pratik hayatta olumlu fonksiyonu olan gerçek konularla uğraşır, ilahi gerçeklerle uğraşırken onun, olumlu etkilerin ve realist fonksiyonlarım göz önüne alır."(9) İslami düşünce hayat ve evrenle iç içedir. Evreni yaratanın kuvvetine, iradesine, tedbirine, ilmine,takdirine, varlığına ve vahdaniyetine delil olarak gösterir. İslam düşüncesi, insanı değerlendirirken fıtratını göz önünde bulunduran bir düşüncedir. İnsanı bütün olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alan bir düşünce 'pratik bir varlık olan; kendine özgü özellikleri, şahsiyeti, etkisi, üzüntüsü ve gücenmeleri bulunan insanı. "(10) Ezen-ezilen, etten-kandan oluşan, seven ve sevilen, yükselen ve alçalan inanan ve inkar eden, duygu ve arzuları olan insanı, insanın bütün yönlerim göz önünde bulunduran ve yaşamsal gerçeklerden uzak olmayan bir düşünce. "Pratik hayatın dinidir İslam. İslam canlı ve hareketli bir dindir. İslam çalışma, gelişme ve tekamül dinidir. İnsanın fıtri yapışma en uygun dindir İslam."(11)
    7. Tevhid Temeline Dayalı Bir Düşünce Sistemi
    "Biz senden önce de gönderdiğimiz her Rasule şöyle vahyettik: Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana kulluk edin. "(21/25)
    İslam ilk insanın yeryüzüne inmesinden sonra Allah'ın, insanlığın doğru inanmaları, doğru düşünmeleri ve doğru yaşamaları için zaman zaman elçileri aracılığıyla gönderdiği dindir. "Tevhid, Allah kalından gelen her dinde karşılaştığımız en belirgin özelliklerden birisidir. Ayrıca ilahi dinlerin dayandığı temel öğelerin de basında gelir."(12) Tevhid; hüküm koyanın, yaratanın, rızk verenin, hayatı devam ettirenin, öldürenin, diriltenin... bir olması demektir. Tevhid, uluhiyyetin Allah'a verilmesi demektir. Tevhid; "İnsan hayatının, insanın evren ve canlılarla olan ilişkisini ve insanın kendi cinsinden olanlarla ilişkisini düzenleyecek gücün sadece ve sadece Allah olduğuna inanmaktır. Bir müslümanın, bütün hüküm ve organizasyonunu, hayat düzenini, geçim programım, ilişki kurallarını, değer yargılarını sadece Allah'tan almasıdır."(13) Ulühiyetin Allah'a verilmesi ve Allah'ın bütün isim ve sıfatlarıyla birlenmesi, insanı kula kul olmaktan kurtarır ve beşeri otoritelere karşı insanı özgürleştirir. Müslümanlar insanlığa yeniden özgürlüğünü verecek bir düzeni sunacak durumlardadırlar, "İnsana şerefli bir makam veren, insanın elini, beynini', vicdanını ve ruhunu her türlü kölelikten kurtaran hayat düzenim insanlığa sunmak ve bu uğurda mücadele etmek tevhi*di inancın bir gerekliliğidir."(14)
    Seyyid Kutub, gerek yaşamıyla, gerek şehadetiyle ve gerekse düşünceleriyle İslami uyanışa ve İslami harekete büyük bir katkı ve bereket sağlamıştır. Bu katkı ve bereket, şehadetinin üzerinden onlarca yılgeçmesine rağmen hala ilk günkü gibi bütün canlılığıyla devam etmektedir. Evrensel İslami hareket için de apayrı bir yeri ve konumu bulunan Seyyid Kutub ve O'nun 'İslam düşüncesinin özellikleri' çalışması hakkında söz söylemek ve fikir beyan etmek büyük bir sorumluluk bilinci gerektirmektedir. Aziz şehidimizin bu değerli çalışmasının onun istediği anlamda doğru bir şekilde anlaşılmasına, çok az oranda bir faydamız ve katkımız olmuşsa bu bizi sevindirir. Yok eğer farkında olmadan haddimizi aşmış, O'nun düşüncelerinin yanlış anlaşılmasına neden olmuşsak bu sorumluluğumuzdan ötürü ahiret gününde aziz şehidimizden haklarını helal etmesi için özür dileriz. Doğrular Allah'a yanlışlar ise biz kullara aittir. Vesselam...
    Dipnotlar
    1. KUTUB Seyyid, islam Düşüncesi, Dünya y.., 2. b.,c.1, sh. 10-11
    2. age, c.1, sh. 17
    3. age,c.2, sh. 110 '4. age.c.2, sh. 37
    5. age, c.1, sh. 61
    6. age, c.1, sh. 64
    7. age, c.1, sh. 65
    8. age, c.1, sh. 223
    9. age, c.1, sh. 226
    10. age,c.1, sh. 243
    11. age,c.1, sh. 250
    12. age c.1, sh. 253
    13. age c,1, sh. 264
    14. age c.1, sh. 280



  3. 02.Ocak.2013, 20:22
    2
    Devamlı Üye



    Seyyid Kutub'a Göre
    İslam Düşüncesinin Özellikleri
    Cevat EJDEROĞLU
    İslam’a ve İslami değerlere karşı topyekün savaşın ve saldırıların devam ettiği bir dönemde, yaşamım islami değerlerin savunulmasına ve daha iyi anlaşılmasına adamış olan Şehid Seyyid Kutub'u anmak, onun uğrunda canım feda ettiği değerleri sahiplenmek açısından önem arzetmektedir. Toplumumuzun, yaşadığımız bu malum süreçte, çağdaş firavunlara karşı hakkı söylemekten ve savunmaktan bir an için bile geri kalmayan Şehid Seyyid Kutub'a ve onun gibi mücahid önderlere olan ihtiyacı ve hasreti gün geçtikçe art*maktadır. Zilletin, sinmişliğin ve onur*suzluğun her yanı sardığı ve çörek*lendiği bir ortamda, insanlık adına, izzet, haysiyet ve onur adına O'nu anmak, tanımak ve tanıtmak ve O'nun büyük bir özlemle oluşmasını istediği 'Yeni Nesil'in yetişmesi için mücadele etmek, insanlığımızın ve islamianlayışımızın üzerimize yükle*diği bir görevdir. O'nu anma amacıyla yazdığımız bu yazımızda, O'nun ömrünün son deminde cezaevinde, üzerinde çalıştığı 'İslam Düşüncesi' adlı çalışmanın 'islamDüşüncesinin Özellikleri' bölümünü ele almaya çalışacağız. Hem Seyyid Kutub'un hem de O'nun, 'islam düşüncesinin özellikleri' hakkındaki fikirlerinin ve düşüncesinin daha iyi anlaşılması için yazımızın genel çerçevesini aziz şehidimizin bu konu hakkındaki kendi ifade ve anlatımı üzerine kurduk.
    İnsanın yeryüzündeki fonksiyonu nedir? insan ile Allah arasındaki ilişkinin sınırı ve muhtevası nedir? insanın kendi dışındaki bireylerle geliştirdiği sosyal ilişkinin niteliğini ve rengini belirleyen temel etken nedir? Sorularının cevaplarını bulabilmek için, İslam düşüncesinin esaslarının ve özelliklerinin belirlenmesi ve bilinmesi gereklidir, İslam düşüncesini; İslam'a inanan bireyin, yani müslümanın evrene bakış açışı; evreni, insanı, doğayı ve toplumu yorumlayışı ve değerlendirmesi şeklinde tanımlayabiliriz, islam düşüncesinin temel kaynağı Kur'an'dır. İslam düşüncesinin esaslarının ve özelliklerinin belirlenmesi ve bilinmesi ancak Kur'an'ı anlamakla mümkündür. Kur'an'ı anlamak; mealini ve tefsirini anlamaktan ziyade, ilk İslam toplumunun Kur'an'ın eğitimiyle oluştuğu Mekke ve Medine atmosferini solumak ve yaşamaktır. Mekke; "Cihad meydanı; nefsle cihad, bütün insanlarla cihad, şehvetle cihad, düşmanlarla cihad, kendini tamamen davaya adama ve fedakarlık, korku ve ümit.. zaaf ve kuvvet... ayak kayması ve yücelmel*er... Azlik, zayıflık ve insanlar arasında garip bir hayat yaşamak.. Boykot, ve halk içinde yalnız olmak havası... Açlık ve korku... Baskı ve sindirme hareketleri... ve Allah'tan başka herşeydenvazgeçmek" Medine; "Hile ve nifak, savaş ve donatım arasında yetişen ilk islam cemaatinin havası... Bedir atmosferi... Birbiri ardısıra gelen Uhud. Hendek. Hudaybiye, Mekke'nin fethi, incesi'nin ArapçasıHuneyn ve Tebük... Ve bir Müslüman ümmetin yetişme havası... "(1). Kur'an'a ve dolayısıyla 'i İslam düşüncesine ulaşabilmenin ve Abbasiler ve Endülüs Emevileri döneminde başlayıp günümüze kadar uzanan Grek felsefesinin etkileri ile oluşan "bozulma ve sapıklıklardan, yanlış ve hurafelerden kurtulabilmenin tek yolu 'islam felsefesini' söküp atmakla mümkündür. Böylelikle 'Kel'am ilminin' islam topluluklarıarasında meydana gelen bütün tartışmaları ve anlaşmazlıkları bir tarafa itmek mümkün olur (2). Bu çalışma kültürel, akademik ve felsefi bir çalışma, değildir. Bu çalışmanın amacı bilginin ötesinde harekettir,Şehid Seyyid Kutub bu çalışmayı, günümüz insanın! içine düştüğü bataklıktan çıkararak insanlığın yeniden doğuşunu sağlayacak, Rasulün (SAV) ve Kur'an'ın eğitiminden geçmiş, insanlık tarihinde apayrı bir yeri bulunan ilk islam cemaatinin benzeri bir nesil yetiştirmek amacı ve özlemiyle yapmıştır. Seyyid Kutub Kur'an'ın insanı değiştirme ve eğitme gücüne ve metoduna verdiği önemden dolayı bu çalışmasında okuyucuyu genellikle Kur'an ayetleriyle baş başa bırakmıştır. "Kur'ani metod, insanın duygularını, kalbini ve aklını açık kainat kitabıyla ve gizli nefis kitabıyla yorumlamaya çok itina gösterir ve önemle üzerinde durur."(3) Ancak Kur'ani metodla eğitilmiş "Güç, enerji, idrak, ehliyet, yükselme duygusuna sahip, gayretli, ısrarlı ve selabetli öncüler"(4) cahiliyye bataklığında yüzen insanlara yardımcı olabilir ve onların insanlığa yeniden doğuşunu sağlayabilirler. Her türlü değişme ve aşama önce insanın akıl ve vicdanında başlar, daha sonra kamusal yaşama yansır. Mekke cahili toplumunun değişmesi İslam itikadidüşüncesiyle gerçekleşmiştir. İslamla ilgili yapılacak bütün araştırmalar ilk önce İslam düşünce sisteminin temellerine dayanmak zorundadır.
    İslam Düşüncesinin Özellikleri
    İslam düşüncesinin içeriğini belirleyen ve diğer özelliklerin hepsini tek bir özellik olarak birleştiren ve bütün özelliklere temel dayanak olan özellik Rabbaniyettir. O alemlerin Rabbi olan Allah (cc) tarafından gönderilmiştir, İslam düşüncesini bölümlere ayırarak incelersek:
    1. İlahi Düşünce Sistemi
    "İslam düşüncesi Allah tarafından gönderilmiş bir inanca dayalı düşüncedir ve sadece bu kaynağa bağlıdır. "(5)
    "Bu Kur'an'ı biz indirdik ve O'nun koruyucuları biziz." (Hicr/9)
    Bu din, yaratan, öldüren, dirilten, rızk veren, alim hakim, ezeli ve ebedi olan Allah'ın insanlar için uygun bulduğu inanç sistemidir, insan'ın fizyolojik ruhsal özelliklerini göz önünde bulunduran bir sistem, insanın duygu ve isteklerini göz ardı etmeyen ve insan-insan, insan-evren ilişkisinde uyumluluğu sağlayan bir sistemdir. Bu sistem insanı ve tüm kainatı yaratandan geldiği için insan yapışma uygundur. Dolayısıyla bu sistemin sosyal yaşama aktarılmasında ve yansıtılmasında toplumsal çelişkilerin ve bunalımların oluşması söz konusu değildir, olamaz da. Beşeri ideolojiler insanı sürekli/tarih boyunca felakete sürüklemişlerdir. Bu yüzden böyle bir ilahi düşüncenin insana gönderilmesi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük bağıştır.
    "İşte bundan dolayıdır ki, doğru sistemli ve en kapsamlı bir hayat düzeni ancak bu düşünce sisteminin temeline dayanabilir ve ondan doğabilir" (6) "Eğer bir şeyde ihtilaf a düşerseniz onu Allah"a ve Rasulünebırakınız" "İnsanın duygu ve fikirlerde, düşünce ve değerlerde ve pratik hayatın akışında başvuracağı ölçü; hakkı batıldan, sağlamı sahteden ayıracağı sistem, bu düşünce sistemidir."(7) insan aklı insan için "en güzel ve en doğru" bir düşünce sistemi oluşturabilir mi? veya insan aklı mutlak doğruya ulaşabilir mi? Bu elbette ki mümkün değildir, olamaz da. Aklını ilahlaştıran insanların toplumsal ve siyasal düzlemde içinde bulundukları handikaplar, bunalımlar, sorunlar ortadadır. İnsanın insan için öngördüğü / belirlediği yaşam tarzı, düşünce sistemi insanlığa köklü sorunlardan başka bir şey getirmemiştir. Öyleyse insanın "en güzel ve en doğruyu" bulabilmesi ve ulaşabilmesi ancak ilahi bir düşünce sistemiyle mümkündür.
    2. Değişmez Bir Düşünce Sistemi
    İslam düşüncesinin önemli özelliklerinden birisi de; "Mutlak doğru" oluşundan, yani, ilahi oluşundan ötürü içeriğini, muhtevasını belirleyen ilke ve özelliklerinin 'değişmezliği' ilkesidir, İslam düşüncesinin temel ilkelerinde ve kendine özgü değer yargılarında değişmezlik ve kararlılık vardır. İslam düşüncesi ilahi bir düşünce olması nedeniyle insan, o düşüncenin ilkelerinin gereğini yapması ve bunu sosyal ve toplumsal ilişkilerine uygulaması gerekir. Allah'a isim ve sıfatlarının beraberinde getirdiği gerekliliklerle birlikte gereği gibi inanmak, imanın temel esaslarından olan gayba, risalete, ahirete, meleklere inanmak, Allah'ın insanlar için uygun bulduğu yaşam tarzının İslam olduğuna inanmak, cinsiyet ayrımı, ırkçılık, bölgecilik, sınıfçılık yapmamak, ekonomik ve sosyal statü nedeniyle insanlara üstünlük taslamamak ve yapılan her eylemin hesabının verileceğine inanmak İslam düşüncesinin temel ilkeleridir. Bunun yanında "Bütün sosyal olayları sadece Allah'ın hükmüyle hükmetme şeklide" tezahür eden 'Allah'a kulluk' ilkesi de İslamidüşüncenin değişmez temel ilkelerinden bir tanesidir. Bu değişmez temel ilkeler, insanın ahlakını disipline eder, ona ilkeli, kararlı ve bilinçli bir kimlik kazandırır. Bu değişmez ilkeler sayesinde insan arzu ve isteklerine boyun eğmeden nefsini olgunlaştırır.
    "Eğer hakikat onların arzusuna uymuş olsaydı, yeryüzü ve gökler içindekilerle fesada uğrardı. ."
    Yeryüzünde onca acının, zulmün, adaletsizliğin yaşanması insanların hep arzu ve isteklerine uymalarından kaynaklanmaktadır, ilkesizlik, kural tanımamazlık, heva ve hevese uymak; günümüz insanım 'insan' olmaktan çıkarmış, aklı esir almış, hem bireysel olarak, hem de toplumsal olarak bunalımların ve krizlerin yaşanmasına neden olmuştur. Bu yüzden insanlığın mutluluğu, huzuru, esenliği için İslamdüşüncesini tüm dünyaya sunmak ve 'yeni neslin' yeniden ortaya çıkmasını sağlamak için mücadele etmek zorundayız.
    3. Evrensel Bir Düşünce Sistemi
    İslam düşüncesi hem bize evreni, evrendeki ahengi, uyumluluğu, yıldızları, hayvanları, bitkileri, insanı, varoluşu anlatması yani, evrenle, yaşamla içice oluşu, hem de zaman ve mekan üstü; her zaman ve mekanda uygulanması ve uyulması gereken ve tüm insanlığı kuşatan 'mutlak doğru' oluşundan ötürü evrenseldir. İslami düşüncenin evrensellik özelliği yine onun ilahi özelliğinden kaynaklanmaktadır. Ancak Rabbani ve ilahi bir düşünce sistemi bu kadar evrensel olabilir . (25/1, "6/37-40, 21/30).
    İnsan zaman ve mekanla kuşatılmıştır, ilmi de ancak yaşadığı deneyimlerin bir birikimidir, mutlak değildir, sınırlıdır ve yetersizdir. Bu yetersiz ilmin insan için yaşam tarzı ve düşünce sistemi belirleme gücü yoktur. Bu yüzden insan aklının belirleyiciliği, oluşturduğu düşünce sistemi, gerek zaman ve mekan açısından olsun, gerekse insan-insan ve insan-evren ilişkilerinde olsun kuşatıcı olması, evrensel olması mümkün değildir. Allah, insanları evreni tanımaya ve içindeki gizem ve kanunları-sünnetullahı anlamaya davet eder ve aynı zamanda evreni, ekolojik dengeyi bozmadan en iyi şekilde kullanmaya davet eder (2/22, 6/1, 13/2-4). Yine Allah insanlara yaşamdan ve dirilişten bahsediyor, insanlara insanlığın anlayışı ve idrak kapasitesi ölçüsünde yaşam ve diriltme olayının kaynağım ve özelliklerini açıklıyor, tanıtıyor (24/45, 22/5,42/11)
    4. Dengeli Bir Düşünce Sistemi
    "Rahman'ın yarattıklarında bir düzensizlik göremezsin."
    İslam düşüncesin!, gerek teorik, düşünsel düzlemde olsun, gerekse pratik düzlemde olsun aşırılıklardan, sınır tanımamaktan ve çatışmalardan koruyan biricik neden 'dengeli' olmasıdır. İslami düşünceye bu özelliği kazandıran, evrenin varoluşundan bu yana süregelen dengeli konumu ve düzenliliği ve İslami düşüncenin uyulmasını emrettiği ilkelerin toplumsal yaşama yansıtılmasında ortaya çıkan sosyal yasamdaki dengedir.
    İslami düşüncenin; Allah'ın zatı ve içeriği, İlahi iradenin yaratıklarla ilgili niteliği, ruhun hakikati, evren ve evrenle ilgili gerçekler; evrenin içeriği, varlığının temel kaynağı, yaradanıyla olan ilgisi, yaradanının emrine uyması, hayatın oluşmasını sağlayan özellikleri, evrenin insanla ve insanın evrenle olan ilgisi, hayat; hayatın şekilleri, cinsleri, türleri, dereceleri ve temel kaynağı, hayatın evrenle, evrenin doğayla, hem hayatın hem de evrenin yaradanıyla olan ilişkisi, insanın temel özellikleri; gerçek yönleri, nereden geldiği, nereye gittiği, varlığının gayesi ve misyonu, yaşamının düzeninin nasıl olması gerektiği ile ilgili yaptığı açıklamalar ve anlatım aynı zamanda insanın ruhsal ve düşünsel yapısında dengeyi sağlamakta ve dengeli insan tipini oluşturmaktadır. İlahi iradenin enginliği ile insanın sınırlı iradesi arasındaki denge, insanın aşırı biçimde yüceltilmesini önlemekte ve insanı kula kulluktan Allah'a kulluğa ulaştırmaktadır (13/11,18/53). Bu, insanı böbürlenmeden, kibirlenmekten ve bozgunculuktan alıkoyduğu gibi, beşeri otoritelere boyun eğmemesini sağlayarak onu özgürleştiren bir dengedir, insanın bütün zindanlarını yıkması ve beşeri ideolojilerin el ve ayaklarına ve aklına vurdukları prangaları kırıp parçalaması ve gerçek anlamda bütün yönleriyle; duygu ve düşünceleri ile özgürleşmesi ancak İslami düşünce ile mümkün olabilir.
    5. Müsbet Bir Düşünce Sistemi
    İslami düşünce 'Evren, hayat ve insan ilişkisinde ortaya çıkan aktif ve müsbet bir düşünce sistemi' dır. İslami düşüncenin insanları çağırdığı ilah, Yunan felsefesindeki insani değerlendirme açısından olumsuz sıfatlara sahip, insanlarla cepheleşmiş, insanlığa karşı savaş açmış mitolojik tanrılar değildir. Yine bu ilah Hıristiyanlıktaki beşeri özellikler taşıyan ve Yahudi anlayıştaki milli bir ilah da değildir, İslamidüşüncenin insanları çağırdığı ilah; olumlu sıfatlara sahip, insana merhametli, insanı olgunlaştıran, insana yol gösteren ve insanın iyiliği için toplumun en küçük birimini oluşturan aile yapısına müdahale eden ve ilişkileri düzenleyen bir ilahtır. Yukarıda saydığımız çarpık inançlara inanan birisiyle İslami düşüncedeki bir müslümanın arasındaki farkı bir çok getirdiği pratik hayattaki olumlu fonksiyonellik olarak kendini göstermektedir, imanın salih amele dönüşmesi ve çevrenin düzeltilmesi gereği, bu özellikten kaynaklanmaktadır (3/110, 103/1-3). İslami düşünceye sahip bir insan "Kendi nefsinde hareket ve faaliyet bakımından olumlu davranması ve çevresine karşı olumlu hareketlerde bulunması, varlığının en önde gelen gereğidir."(8) İslami düşünce müslümanın bilincindeki olumsuz düşünceleri sildiği gibi onu olumlu faaliyetlere yönelterek destekler. Yeryüzündeki bozgunculuğun, fitnenin, zulmün ve sömürünün yok edilerek ilahi dengenin sağlanması için mücadele etmek, bu özelliğin olmazsa olmaz şartlarından biridir.
    6. Pratik Bir Düşünce Sistemi
    İslam düşüncesi, uygulanmamış ve pratiği olmayan, akıl eseri olan bir hayal ve idol değildir (22/5-7, 25''45-49). İslam düşüncesi gerçekten varolan ve pratik hayatta olumlu fonksiyonu olan gerçek konularla uğraşır, ilahi gerçeklerle uğraşırken onun, olumlu etkilerin ve realist fonksiyonlarım göz önüne alır."(9) İslami düşünce hayat ve evrenle iç içedir. Evreni yaratanın kuvvetine, iradesine, tedbirine, ilmine,takdirine, varlığına ve vahdaniyetine delil olarak gösterir. İslam düşüncesi, insanı değerlendirirken fıtratını göz önünde bulunduran bir düşüncedir. İnsanı bütün olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alan bir düşünce 'pratik bir varlık olan; kendine özgü özellikleri, şahsiyeti, etkisi, üzüntüsü ve gücenmeleri bulunan insanı. "(10) Ezen-ezilen, etten-kandan oluşan, seven ve sevilen, yükselen ve alçalan inanan ve inkar eden, duygu ve arzuları olan insanı, insanın bütün yönlerim göz önünde bulunduran ve yaşamsal gerçeklerden uzak olmayan bir düşünce. "Pratik hayatın dinidir İslam. İslam canlı ve hareketli bir dindir. İslam çalışma, gelişme ve tekamül dinidir. İnsanın fıtri yapışma en uygun dindir İslam."(11)
    7. Tevhid Temeline Dayalı Bir Düşünce Sistemi
    "Biz senden önce de gönderdiğimiz her Rasule şöyle vahyettik: Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana kulluk edin. "(21/25)
    İslam ilk insanın yeryüzüne inmesinden sonra Allah'ın, insanlığın doğru inanmaları, doğru düşünmeleri ve doğru yaşamaları için zaman zaman elçileri aracılığıyla gönderdiği dindir. "Tevhid, Allah kalından gelen her dinde karşılaştığımız en belirgin özelliklerden birisidir. Ayrıca ilahi dinlerin dayandığı temel öğelerin de basında gelir."(12) Tevhid; hüküm koyanın, yaratanın, rızk verenin, hayatı devam ettirenin, öldürenin, diriltenin... bir olması demektir. Tevhid, uluhiyyetin Allah'a verilmesi demektir. Tevhid; "İnsan hayatının, insanın evren ve canlılarla olan ilişkisini ve insanın kendi cinsinden olanlarla ilişkisini düzenleyecek gücün sadece ve sadece Allah olduğuna inanmaktır. Bir müslümanın, bütün hüküm ve organizasyonunu, hayat düzenini, geçim programım, ilişki kurallarını, değer yargılarını sadece Allah'tan almasıdır."(13) Ulühiyetin Allah'a verilmesi ve Allah'ın bütün isim ve sıfatlarıyla birlenmesi, insanı kula kul olmaktan kurtarır ve beşeri otoritelere karşı insanı özgürleştirir. Müslümanlar insanlığa yeniden özgürlüğünü verecek bir düzeni sunacak durumlardadırlar, "İnsana şerefli bir makam veren, insanın elini, beynini', vicdanını ve ruhunu her türlü kölelikten kurtaran hayat düzenim insanlığa sunmak ve bu uğurda mücadele etmek tevhi*di inancın bir gerekliliğidir."(14)
    Seyyid Kutub, gerek yaşamıyla, gerek şehadetiyle ve gerekse düşünceleriyle İslami uyanışa ve İslami harekete büyük bir katkı ve bereket sağlamıştır. Bu katkı ve bereket, şehadetinin üzerinden onlarca yılgeçmesine rağmen hala ilk günkü gibi bütün canlılığıyla devam etmektedir. Evrensel İslami hareket için de apayrı bir yeri ve konumu bulunan Seyyid Kutub ve O'nun 'İslam düşüncesinin özellikleri' çalışması hakkında söz söylemek ve fikir beyan etmek büyük bir sorumluluk bilinci gerektirmektedir. Aziz şehidimizin bu değerli çalışmasının onun istediği anlamda doğru bir şekilde anlaşılmasına, çok az oranda bir faydamız ve katkımız olmuşsa bu bizi sevindirir. Yok eğer farkında olmadan haddimizi aşmış, O'nun düşüncelerinin yanlış anlaşılmasına neden olmuşsak bu sorumluluğumuzdan ötürü ahiret gününde aziz şehidimizden haklarını helal etmesi için özür dileriz. Doğrular Allah'a yanlışlar ise biz kullara aittir. Vesselam...
    Dipnotlar
    1. KUTUB Seyyid, islam Düşüncesi, Dünya y.., 2. b.,c.1, sh. 10-11
    2. age, c.1, sh. 17
    3. age,c.2, sh. 110 '4. age.c.2, sh. 37
    5. age, c.1, sh. 61
    6. age, c.1, sh. 64
    7. age, c.1, sh. 65
    8. age, c.1, sh. 223
    9. age, c.1, sh. 226
    10. age,c.1, sh. 243
    11. age,c.1, sh. 250
    12. age c.1, sh. 253
    13. age c,1, sh. 264
    14. age c.1, sh. 280






+ Yorum Gönder