Konusunu Oylayın.: Bütün canlıların rızkı Yüce ALLAh (cc) üzerinde olduğu halde aç kalanların durumu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bütün canlıların rızkı Yüce ALLAh (cc) üzerinde olduğu halde aç kalanların durumu
  1. 16.Kasım.2012, 22:22
    1
    Misafir

    Bütün canlıların rızkı Yüce ALLAh (cc) üzerinde olduğu halde aç kalanların durumu






    Bütün canlıların rızkı Yüce ALLAh (cc) üzerinde olduğu halde aç kalanların durumu Mumsema Bütün canlıların rızkı Yüce ALLAh (c.c) üzerinde olduğu halde aç kalanların durumunu nasıl açıklayabiliriz__?


  2. 17.Kasım.2012, 06:25
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Bütün canlıların rızkı Yüce ALLAh (cc) üzerinde olduğu halde aç kalanların dur




    "Yerde yürüyen hiçbir canlı hariç kalmamak üzere, rızıkları Allah`ın üstünedir..." (Hûd, 6)

    "Nice canlı mahlûkat vardır ki, rızkını kendisi taşımıyor. Onu da, sizi de Allah rızıklandırıyor. O hakkıyla işiten, kemaliyle bilendir." (Ankebut, 60)

    Yukarıdaki âyetlerin ifadesine göre, bütün canlıları ömürleri boyunca rızıklandıran Allah`tır. Yaşadıkları sürece de rızıklarını verir; yâni rızık, Allah`ın garantisi altındadır.

    "Peki, açlıktan ölenlerin olduğu söyleniyor. Bunu, zikrettiğimiz âyetlerin ışığında nasıl izah edebiliriz?" Bu hususu değişik cihetlerden ele almak mümkündür.

    İnsan vücuduna alınan gıdaların bir kısmı, açlık durumunda harcanmak üzere glikojen ve yağ halinde depolanır. Ve bunlar, insanın oldukça uzun bir süre gıda almadan yaşamasını sağlar. Doktor Dewey`in bu hususta yaptığı araştırma, oldukça ilgi çekicidir. Dört yaşlarında iki çocuk dikkatsizlikle ilaç içtiklerinden, yemek boruları ve midelerinde yanıklar meydana gelmiş ve yemek yiyemez olmuşlardı. Zayıf ve narin olan birinci çocuk, vücudundaki yedek gıdaları kullanarak 75 gün yaşadı. Daha kuvvetli olan ikinci çocuk ise 90 gün dayandı.

    Açlık anında vücût için hayatî önemi olan organlardan değil, diğerlerinden harcama yapılmaktadır. Böyle bir açlık durumunda yağların, keton cisimlerine çevrildiği ve beyin hücrelerinin imdadına gönderildiği, son yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.

    Bu konuda yapılan denemeler, hiçbir şey yemeden ortalama 80 gün kadar yaşanabileceğini göstermiştir. Ancak gıdanın kesilmesi birdenbire olmamalıdır. Aksi takdirde alışılmış olan âdetin terkinden dolayı vücut zayıf düşüp, ölüme götürebilir. Bu hususu îbn-i Haldun şöyle ifade eder: "Kıtlık görülen yerlerde çok yemeye alışanlar, az yemeye alışanlardan çok fazla kayıp verirler. Onları öldüren, karşılaştıkları açlık değil, daha önce alışmış oldukları tokluktur." (Canan İbrahim., Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye).

    Dünyada açlıktan öldüğü söylenen insanların %20`sini Hindistan`da, %35`inİ ise Afrika`da yaşayan, bir yaşın altındaki çocukların meydana getirdiği ifade edilmektedir. Anlaşılan odur ki, insan vücudunda ve çevresinde her an hazır bekleyen mikroplar, vücudun zayıf olduğu anlarda hemen bedene hâkim olarak onu alt edebilmektedir. Özellikle çocuklar bu hususta en zayıf durumda olduklarından, fazla oranda ölüme maruz kalırlar. O halde açtıktan öldüğü söylenenler, rızkın bitmesinden değil, rızkın azalmasından meydana gelen hastalıklardan ölürler.

    Rızık herkese eşit miktarda mı veriliyor?

    Bu husus Kur`an-ı Kerîm`de şöyle bildirilir: "Allah, kullarından kimi dilerse onun rızkını yayar (genişletir) veya onu kısar. Şüphesiz ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir." (Ankebut, 62]

    Yukarıda mealen beyan edilen âyet-i kerîmeye göre, Cenâb-ı Hak bazı insanlara rızkı bol, bazılarına daha az vermektedir.
    Bunun hikmeti, bir başka âyet-i kerîme İle şöyle ifade edilir: "Eğer Allah bütün kullarına (müsavat üzere, eşit şekilde) bol rızık verseydi, yerde (yeryüzünde) muhakkak ki taşkınlık ederler, azarlardı. Fakat O ne miktar dilerse (rızkı o kadar) indirir. Şüphe yok ki O, kulların her hâlinden hakkıyla haberdardır, (her şeyi) kemâliyle görendir." (Şûra, 27)

    Demek ki, dünyada açlıktan Ölen olmadığı gibi, herkese verilen rızık da eşit değil. Kimine az, kimine çok. Fakat her ne hâl olursa olsun insana düşen; O`nun rahmet kapısını çalmak, O`ndan talep edip istemek... Nasıl mı? Meşru yolda çalışarak, sebeplere el atarak. Bize düşeni yaptıktan sonra da kısmetimize razı olup O`na tevekkül ederek...

    Sorularla İslamiyet



  3. 17.Kasım.2012, 06:25
    2
    Silent and lonely rains



    "Yerde yürüyen hiçbir canlı hariç kalmamak üzere, rızıkları Allah`ın üstünedir..." (Hûd, 6)

    "Nice canlı mahlûkat vardır ki, rızkını kendisi taşımıyor. Onu da, sizi de Allah rızıklandırıyor. O hakkıyla işiten, kemaliyle bilendir." (Ankebut, 60)

    Yukarıdaki âyetlerin ifadesine göre, bütün canlıları ömürleri boyunca rızıklandıran Allah`tır. Yaşadıkları sürece de rızıklarını verir; yâni rızık, Allah`ın garantisi altındadır.

    "Peki, açlıktan ölenlerin olduğu söyleniyor. Bunu, zikrettiğimiz âyetlerin ışığında nasıl izah edebiliriz?" Bu hususu değişik cihetlerden ele almak mümkündür.

    İnsan vücuduna alınan gıdaların bir kısmı, açlık durumunda harcanmak üzere glikojen ve yağ halinde depolanır. Ve bunlar, insanın oldukça uzun bir süre gıda almadan yaşamasını sağlar. Doktor Dewey`in bu hususta yaptığı araştırma, oldukça ilgi çekicidir. Dört yaşlarında iki çocuk dikkatsizlikle ilaç içtiklerinden, yemek boruları ve midelerinde yanıklar meydana gelmiş ve yemek yiyemez olmuşlardı. Zayıf ve narin olan birinci çocuk, vücudundaki yedek gıdaları kullanarak 75 gün yaşadı. Daha kuvvetli olan ikinci çocuk ise 90 gün dayandı.

    Açlık anında vücût için hayatî önemi olan organlardan değil, diğerlerinden harcama yapılmaktadır. Böyle bir açlık durumunda yağların, keton cisimlerine çevrildiği ve beyin hücrelerinin imdadına gönderildiği, son yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.

    Bu konuda yapılan denemeler, hiçbir şey yemeden ortalama 80 gün kadar yaşanabileceğini göstermiştir. Ancak gıdanın kesilmesi birdenbire olmamalıdır. Aksi takdirde alışılmış olan âdetin terkinden dolayı vücut zayıf düşüp, ölüme götürebilir. Bu hususu îbn-i Haldun şöyle ifade eder: "Kıtlık görülen yerlerde çok yemeye alışanlar, az yemeye alışanlardan çok fazla kayıp verirler. Onları öldüren, karşılaştıkları açlık değil, daha önce alışmış oldukları tokluktur." (Canan İbrahim., Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye).

    Dünyada açlıktan öldüğü söylenen insanların %20`sini Hindistan`da, %35`inİ ise Afrika`da yaşayan, bir yaşın altındaki çocukların meydana getirdiği ifade edilmektedir. Anlaşılan odur ki, insan vücudunda ve çevresinde her an hazır bekleyen mikroplar, vücudun zayıf olduğu anlarda hemen bedene hâkim olarak onu alt edebilmektedir. Özellikle çocuklar bu hususta en zayıf durumda olduklarından, fazla oranda ölüme maruz kalırlar. O halde açtıktan öldüğü söylenenler, rızkın bitmesinden değil, rızkın azalmasından meydana gelen hastalıklardan ölürler.

    Rızık herkese eşit miktarda mı veriliyor?

    Bu husus Kur`an-ı Kerîm`de şöyle bildirilir: "Allah, kullarından kimi dilerse onun rızkını yayar (genişletir) veya onu kısar. Şüphesiz ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir." (Ankebut, 62]

    Yukarıda mealen beyan edilen âyet-i kerîmeye göre, Cenâb-ı Hak bazı insanlara rızkı bol, bazılarına daha az vermektedir.
    Bunun hikmeti, bir başka âyet-i kerîme İle şöyle ifade edilir: "Eğer Allah bütün kullarına (müsavat üzere, eşit şekilde) bol rızık verseydi, yerde (yeryüzünde) muhakkak ki taşkınlık ederler, azarlardı. Fakat O ne miktar dilerse (rızkı o kadar) indirir. Şüphe yok ki O, kulların her hâlinden hakkıyla haberdardır, (her şeyi) kemâliyle görendir." (Şûra, 27)

    Demek ki, dünyada açlıktan Ölen olmadığı gibi, herkese verilen rızık da eşit değil. Kimine az, kimine çok. Fakat her ne hâl olursa olsun insana düşen; O`nun rahmet kapısını çalmak, O`ndan talep edip istemek... Nasıl mı? Meşru yolda çalışarak, sebeplere el atarak. Bize düşeni yaptıktan sonra da kısmetimize razı olup O`na tevekkül ederek...

    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder