+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Peygamberlerin nitelikleri ve anlamları nelerdir? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Peygamberlerin nitelikleri ve anlamları nelerdir?






  2. Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Cevap: Peygamberlerin nitelikleri ve anlamları nelerdir?


    Reklam



    Cevap: Peygamberler bizim gibi birer insandır.

    Peygamberler de tıpkı bizim gibi etten kemikten insanlardır. Onlar tanrısal bir kimliğe sahip değillerdir. Doğmuş, büyümüş ve ölmüşlerdir. Yemek, içmek, çalışmak, yorulmak, dinlenmek, üzülmek, sevinmek gibi beşeri özellikler herkes gibi onlarda da bulunur. Yalnız onların diğer insanlardan önemli farkları vardır. Peygamberler Allah’tan vahiy alırlar, bu iş için seçilmiş ve arındırılmıştır.

    Peygamberlerin kendine özgü nitelikleri vardır

    Peygamberlerin örnek kişilikleri ve yol göstericilikte öncü olmaları nedeniyle belli niteliklerle donanmış olmalarını gerektirmektedir. Bu nedenle peygamberlerin bazı üstün özellikleri ve kendine özgü nitelikleri vardır. Onların bu özellikleri yapmakta oldukları görevi yerine getirmede ve vahyin öğretilmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Kendilerine verilen elçilik görevlerini başarılı ve en iyi şekilde yapabilmişlerdir.

    Peygamberler gerektiğinde mucize gösterirler

    Peygamberler Allah’tan aldıkları vahyi insanlara anlatırken gerektiğinde mucizeler gösterirler. Mucize, peygamberlerin peygamberliklerini ispatlamak üzere Allah tarafından kendilerine verilen olağanüstü durum ve olaylara denir. Mucizelerin gerçek sahibi Allah’tır. Onun destek ve yardımı olmadan hiçbir peygamber mucize gösteremez. Ateşin Hz. İbrahim’i yakmaması, Hz. Musa’nın asasının yılana dönüşmesi, Hz. İsa’nın ölüleri diriltmesi olayları mucizeye örnektir.

    Peygamberlerin her birinde bulunan nitelikler nelerdir?

    1.Doğru olmak


    2.Güvenilir olmak


    3.Akıllı ve zeki olmak


    4.Günah işlemekten kaçınmak

    5.Allah’tan aldığı mesajları olduğu gibi insanlara bildirmek

    Doğruluk ne demektir?

    Doğruluk, niyetin, sözün ve davranışların birbiriyle uyumlu olmasıdır. Tarih boyunca insanlık doğruluğu hep yüce bir değer olarak görmüştür.

    Peygamberler doğru sözlü ve dürüst insanlardır.

    Peygamberler doğru sözlü ve dürüst insanlardır. Gerek peygamberlikten önce, gerekse peygamberlikten sonra söz ve davranışlarında doğruluğu ilke edinmişlerdir. Onlar, sözlerinde, yaptıkları iş ve davranışlarında doğrudurlar. Onlarda hile, yalan, iftira, insanları aldatma, iki yüzlülük gibi kötü huyların hiçbiri bulunmaz. Kur’an’da peygamberlerin doğru ve dürüst olduklarını belirten ayetler vardır. “Kitapta(Kur’an’da) İbrahim’i an. Şüphesiz ki o,sıdık(özü-sözü doğru) bir peygamberdi.” (Meryem suresi, 41)


    Peygamberlerin doğru olması niçin önemlidir?


    Peygamberler Allah’ın öğütlerini, buyruklarını insanlara bildirmekle görevli kimselerdir. Bu görevi yerine getirecek kişinin öncelikle doğru ve dürüst olması gerekir. Eğer doğru ve dürüst olmasalardı, inandırıcı olamazlardı. Bu nedenle kimse onlara kulak vermez, kendilerine inanmazdı.

    Güvenilir olmak (emanet)ne demektir?

    Emanet sözcük olarak kendisine bırakılan bir şeyi veya kendisine verilen bir görevi ihanet etmemektir. Emanet: Peygamberler kutsal görevlerini yerine getirme konusunda ve diğer konularda güvenilir olmalarıdır.

    Bütün peygamberler emin, güvenilir ve dürüst insanlardır.

    Bütün peygamberler emin, güvenilir ve dürüst insanlardır. Onlar bunu söz ve davranışlarıyla ortaya koymuşlardır. Allah Kur’an’da peygamberlerin güvenilir insanlardan seçildiğini şöyle belirtmektedir: “Size Rabbimin vahyettiklerini bildiriyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm” (A’raf, 68)

    Peygamberlerin güvenilir olması, getirdiği mesajın kabul edilmesine nasıl katkı sağlamıştır?

    Peygamberler Allah’tan aldıkları mesajları içtenlikle benimsemiş, onları önce kendi hayatlarında yaşamışlar, sonra da diğer insanlara öğretmişlerdir. Bu durum getirdiği mesajın kabul edilmesinde, öğretilmesinde önemli katkılar sağlamıştır.

    Hz. Muhammed’(s.a.v)in güvenilirliği

    Peygamberler sağlam kişilikli, güvenilir insanlardır. Onlar sadece peygamberlik döneminde değil, kendilerine bu görev verilmeden önce de bu özellikleri ile tanınırlar. Bunun en güzel örneği kuşkusuz Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir. O, içinde yaşadığı toplumun en güvenilir kişisi idi. O, her bakımdan kendisine güvenilen bir kimseydi. Dürüstlükten ayrıldığı, şaka bile olsa yalan söylediği hiç görülmemiştir. Bu yüzden ona henüz peygamber olmadan “Muhammed’ül emin”(Güvenilir Muhammed) denilmiştir. Kâbe hakemliğinde herkesi memnun edecek bir çözüm bularak muhtemel bir iç kavgayı önlemiş olması, haksızlık ve zulme engel olmak gayesiyle oluşturulan “Hılfulfudul”(Erdemliler anlaşması) cemiyetine aktif bir üye olarak katılması, peygamberlikten önce de “emin” sıfatını taşıdığını göstermektedir.

    Nitekim peygamberliğini açıkladığı zaman iman etmeyenler bile ona yalancı, yalan söylüyor diyememişlerdir. En yakın akrabalarını Safa tepesine toplayıp onları İslâm’a davet ettiği zaman “Size dağın arkasında düşman atlarının bulunduğunu söylesem, buna inanır mısınız? Dediği zaman, “ hepimiz inanırız, çünkü sen yalan söylemezsin” diye cevap vermişlerdir. Uzak yerlere giden kimseler kıymetli eşyalarını Hz. Muhammed’e teslim ederlerdi. Hz. Muhammed bu emanetlere asla ihanet etmez ve sahiplerine sağlam bir şekilde iade ederdi. O, emanetlere en zor anda bile hainlik yapmamıştır. Bilindiği gibi, Medine’ye hicret edeceği gece müşrikler, öldürmek amacıyla onun evini kuşatmışlardı. Evini terk etmeden önce, yanında bulunan emanetleri Hz. Ali’ye teslim etmiş, ertesi gün de sahiplerine vermesini istemiştir.

    Peygamberler akıllı ve zeki insanlardır

    Peygamberler üstün bir akıl ve zekâya, kuvvetli bir hafızaya ve yüksek bir ikna gücüne sahip insanlardır. Bu sayede Allah’ın gönderdiği vahiyleri en doğru şekilde anlar ve en iyi biçimde insanlara aktarırlar. Sorunlara uygun çözümler getirirler. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “(Hepside) güçlü bir iradeye ve keskin bir kavrayış yeteneğine sahip olan İbrahim, İshak ve Yakub’u hatırla” (Sa’d suresi, 45)

    Peygamberlerin elçilik görevini yerine getirmede akıllı ve zeki olmalarının önemi nedir?

    Peygamberlik büyük sorumluluk gerektiren bir görevdir. İşte Allah, peygamberlerin vahyi en iyi bir şekilde aktarmaları, sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için onlara akıl, zekâ, doğru kavrama yeteneği vermiştir. Bu bakımdan peygamberler son derece akıllı ve zeki, ileriyi görebilen, dengeli ve ölçülü kişilerdir. Bu özellikleriyle Allah’tan aldıkları mesajları insanlara ulaştırma görevini başarıyla yapabilmişlerdir.

    Peygamberlerin günah işlemekten kaçınması ne anlama gelir?

    Peygamberlerin günah işlemekten kaçınması; onların gizli açık her türlü günahtan ve peygamberlik onuruyla bağdaşmayan hareketlerden uzak bulunmaları anlamına gelir. Çünkü peygamberler, Allah'ın korunmasında, günahsız ve tertemiz insanlardır. Allah onları doğuştan peygamber olmalarını dilemiş ve onları bu görev için özel terbiye ederek yetiştirmiştir. Bu durum Kur'an'da şöyle belirtilmiştir: " O peygamberler, Allah'ın hidayet ettiği ve özel yetiştirdiği kimselerdir. (Muhammed) Sen de onların gittiği yoldan git." (En'am, 89-90)
    Her peygamber, doğumundan ölümüne kadar, Allah tarafından özel bir şekilde korunarak, günaha ve günaha giden yollardan alıkonularak himaye edilirler. Kur'an'da peygamberlerin görevlerini yaparken, Allah'ın onları koruyacağından söz edilmiştir. Böylelikle onların her türlü suç ve günah işlemelerinin önüne geçilmiştir. Bu durum Kur'an'da şöyle belirtilmiştir: "Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, onun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır." (Maide 67)
    Peygamberler niçin günah işlemekten kaçınmalıdır?

    Peygamberler Allah'ın elçileridir ve insanlara tarafından örnek alınan kimselerdir. Onlar günah işlemezler. Çünkü peygamberler insanlara günahın ne olduğunu, onlardan nasıl kaçınılması gerektiğini öğretmek üzere gönderilmişlerdir. Kendilerinin günah işlemeleri durumunda bunu insanlara anlatmaları mümkün olmaz, ilettikleri mesajın doğruluğuna güvenilmezdi. Allah'tan aldıkları göreve ve üstün ahlaklı olma özelliklerine de ters düşerdi. İnsanların sevgisini kazanamaz ve peygamberlik görevini yapamazlardı.


    Peygamberler günah işlemekten kaçınması, getirdiği mesajın kabul edilmesine nasıl katkı sağlamıştır?

    Peygamberlerin görevi, kendilerine bildirilen mesajı insanlara ulaştırmakla bitmemiştir. Onlar, Allah'tan aldıkları mesajları içtenlikle benimsemiş, onları önce kendi hayatlarında yaşamışlar, sonra da diğer insanlara öğretmişlerdir. Bu konuda insanlara örnek olmuşlardır. Peygamberler her zaman günah işlemekten kaçınan, sağlam kişilikli, yüksek ahlaklı insanlardır. Onlar sadece peygamberlik döneminde değil, kendilerine görev verilmeden önce de bu özellikleri ile tanınırlar. Bu durum getirdiği mesajın kabul edilmesinde, öğretilmesinde önemli katkılar sağlamıştır. Bu sayede kendilerine verilen elçilik görevini en iyi şekilde yerine getirmişlerdir.

    Peygamberlerin Allah'tan aldıkları mesajları olduğu gibi insanlara bildirmesi ne anlama gelir?

    Peygamberin Allah'tan aldıkları mesajları olduğu gibi insanlara bildirmeleri; onların kendilerine verimleş olan elçilik görevini tam olarak yapmaları anlamına gelir. Peygamberler kendilerine verilen görevi ihmal etmeden en iyi şekilde yerine getirirler. Bu nitelik zaten peygamberlik görevinin varlık nedenidir. Yüce Allah bu gerçeği Kur'an'da şöyle belirtmiştir: "Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni ulaştır. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun. Allah beni insanlardan korur." (Maide 67)

    Peygamberlerin temel görevi nedir?

    Peygamberlerin temel görevi, Allah'tan aldıkları mesajları olduğu gibi insanlara bildirmektir. Buna "tebliğ" denir. Peygamberlerin Allah'ın aldıkları mesajları insanlardan gizlemesi düşünülemez. Onların Allah'tan aldıkları mesajları artırma veya eksiltme yetkileri de yoktur. Yine bu emir ve yasakları susarak veya gizleyerek insanlardan uzak tutmazlar. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur'an'da şöyle buyurmaktadır: "Eğer (peygamber bize atfen bazı sözleri uydurmuş olsaydı, elbette onu biz kudretimizle yakalardık…" (Hakka 44-45)

    Peygamberlerin tebliğ görevini yaparken herhangi baskı ve zorlamaya başvurmamışlardır.
    Peygamberler dini tebliğ ederken, dini esasları açıklama, öğretme, uygulama, öğretip uyguladıkları kontrol ve düzeltme, insanları kötülüklerden temizleme ve arındırma görevlerini yerine getiriler. Bu görevini yerine getirirken herhangi bir baskı ve zorlamaya başvurmamışlardır. Ayrıca ilahi mesajı insanlara ulaştırmak için birçok peygamber sıkıntı çekmiş ve bu sıkıntılara katlanmışlardır. Ölüm tehdidine ve tehlikesine rağmen görevlerini yapmaktan vazgeçmemişlerdir.
    Anlatım: Osman

  3. Desert Rose
    Silent and lonely rains
    Peygamberlerin Sıfatları

    Peygamberlerin sıfatları deyince onlarda bulunması câiz olan sıfatlarla ge*rekli (vâcip) ve zorunlu olan sıfatlar anlaşılır. Kur'ân-ı Kerîm'in pek çok ye*rinde vurgulandığı gibi peygamberler de insandır. Onlar da diğer insanlar gibi oturup kalkar, yiyip içerler, gezerler, evlenip çoluk çocuk sahibi olurlar, has*talanır ve ölürler; bu gibi özelliklere, peygamberler hakkında düşünülmesi câiz özellikler denir. İlâhî emir ve yasaklarla yükümlülük konusunda peygamberler de diğer insanlar gibidirler. Fakat onlar her hareketleriyle Allah'ın insanlar için seçtiği kulları ve elçileri, insanların kendilerine bakarak davranışlarına çekidüzen verdikleri birer örnek olduklarının bilinci içindedirler. Bu sebeple fakirken, sıkıntıdayken bile Allah'a şükrederler. Haset etmek, içi dışına uymamak gibi kötü huylardan hiçbiri onlarda bulunmaz.
    Her peygamberde insan olmanın da ötesinde birtakım sıfatların bulun*ması gerekli ve zorunludur. Bunlara vâcip sıfatlar denir. Bu sıfatlar şunlar*dır:
    1. Sıdk. “Doğru olmak” demektir. Her peygamber doğru sözlü ve dürüst bir insandır. Onlar asla yalan söylemezler. Eğer söyleyecek olsalardı kendi*lerine inanan halkın güven duygusunu kaybederlerdi. O zaman da peygam*ber göndermekteki gaye ve hikmet gerçekleşmemiş olurdu. Sıdkın zıddı olan yalan söylemek (kizb), peygamberler hakkında düşünülemez. Bütün pey*gamberler peygamberlikten önce de sonra da yalan söylememişlerdir.
    2. Emanet. “Güvenilir olmak” demektir. Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir kişilerdir. Emanete asla hainlik etmezler. Bu konuda bir âyette şöyle buyurulur: "Bir peygamber için emanete hıyanet yaraşmaz..." (Âl-i İmrân 3/161). Emanet sıfatının zıddı olan hıyanet, onlar hakkında düşünül*mesi imkânsız olan bir sıfattır.
    3. İsmet. ”Günah işlememek, günahtan korunmuş olmak” demektir. Peygamberler hayatlarının hiçbir döneminde şirk ve küfür sayılan bir günahı işlemedikleri gibi özellikle peygamberlikten sonra kasten günah işlememiş*lerdir. İnsan olmaları sebebiyle günah derecesinde olmayan birtakım ufak tefek hataları bulunabilir. Ancak onların bu hatası yüce Allah'ın kendilerini uyarmasıyla derhal düzeltilir. Peygamberlerin bu tip küçük hatalarına "zelle"
    denilir. İsmetin karşıtı olan mâsiyetten (günah işlemek) Allah onları koru*muştur. Peygamberler örnek ve önder kişiler oldukları için, konumlarını zedeleyecek davranışlardan da uzaktırlar.

    1. Fetânet. “Peygamberlerin akıllı, zeki ve uyanık olmaları” demektir. Bunun zıddı olan ahmaklık peygamberlikle bağdaşmaz. Peygamberler zeki ve akıllı olmasalardı hitap ettikleri kişileri ikna edemezler, toplumsal dönü*şümü sağlayamazlardı.

    2. Tebliğ. “Peygamberlerin Allah'tan aldıkları buyrukları ve yasakları üm*metlerine eksiksiz iletmeleri” demektir. Tebliğin karşıtı olan gizlemek (kitmân) peygamberler hakkında düşünülemez. "Ey peygamber, Rabbinden sana indiri*leni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allah'ın elçiliğini tebliğ etmemiş olursun" (el-Mâide 5/67) meâlindeki âyet, bu sıfattan söz etmektedir.


  4. Misafir
    mucize
    dürüstlük
    üstün ahlak
    hak
    adalet
    merhamet
    cesaret
    sorumluluk

+ Yorum Gönder