Konusunu Oylayın.: Fıkıh ilminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Fıkıh ilminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası
  1. 07.Kasım.2012, 23:55
    1
    Misafir

    Fıkıh ilminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası






    Fıkıh ilminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası Mumsema fıkıh ilmminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası


  2. 07.Kasım.2012, 23:55
    1
    muratsss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    muratsss
    Misafir



  3. 08.Kasım.2012, 02:42
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: fıkıh ilminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası




    Siyer kelime manası: davranış bilimi, davranış biçimleri bilimleri, islami edebiyatta Hz. Peygamberin hayat hikayesi, yaşam öyküsü manalarını taşımaktadır.


    Siyerin müslüman içinde taşıdığı önem, yeri ve Müslümanlık İslami davranışları konusunda kaynak değer teşkil etmektedir. Peygamberlik vahiyle beraber yürüyor vahiysiz peygamber söz konusu bile olamaz.İlahi bilgi kaynağa sahip olmak için Kur’an ve sünnete başvururuz.

    Batıda bilgi kaynağı olarak rönesans hareketinden sonra ortaya çıkan, Eski Yunan Felsefesinde de olabilir.Bugün bilgiye ulaşmak için sadece pozitivist bilgiyle varmak algısını görmekteyiz. Bunun müdafasını yapan felsefi cerayan ve aydınlanma felsefesi var. Acaba Müslümanlar akıl,doğa ve deneyi kullanmadılar mı ? Bilakis kullandılar.Kur’an da gözlem yapınızla ilgili bir çok ayet var.Bu ayetleri referans alarak müslümanlar akıl doğa ve deneyi artı vahyi de birleştirerek bilgiyi elde etmeye çalışmışlardır.

    Peygamberimizin hayat hikayesini siyasal ve kültürel İslam tarihi tarzında yazan Muhitti , İngiliz Ogard Arabi adlı kitabında siyerin önemine dikkat çekerek;

    “Pek ehemmiyetsiz, ciddi ve esnek konularda, günlük zamanlarda tavır ve davranışları, tutumu günümüzde bile milyonlarca insan tarafından en ince ayrıntısına kadar takip edilen bir külliyedir…

    Dünyada hiçbir millet tarafından ondan gayrı hiç kimse onun kadar kamil insan kabul edilmemiş, o derecede hassas bir ölçüde takip edilmeye layık görülmemiş.”esbabın mucizesidir.”

    Muhitti kitabının bir bölümünde şu konuya da değinmekte:

    İslam devleti Medine’de yani bir camia kurmakta, yurtlarına bırakan muhacirler ve muhacire yurtlarını her şeyi açan ensardan oluşan müteşekkil İslam topluluğunu oluşturan Araplar ırksal birlikten oluşan, kan birliğinden oluşan yeni bir topluluk oluşturmadıklarını toplumu oluşturan temel etkenin yol birliğini; Allah devlet birliği, bütünlüğü ve üstünlüğü olduğun görmekteyiz. Kabile ve eski milli taassubiyet hiç nazara alınmaksızın şimdi yeni camiada prensipler kardeş durumuna getirilmişti. Bu birleştirici darbeden sonra şimdi taasubiyet yerine yeni bir bağla kuruluyordu; iman bağı… Artık arap yarımadasında İslam sulh ve selemeti kuruldu. İslam devleti ne bir adamlığı ne bir hiyeraşi ne de bir merkezi makam bulunuyordu;merkezi olan, halkın toplandığı meydandı, savaş hazırlıkların görüldüğü yerdi.. ve cami de!Bu çerçeve kabile akrabalığı yerine fikri bağ, ideal birliği, iman birliği bugünün toplum dahi toplumlar tarafından ihmal edilmiş; renk, ırk olmak üzere maddi esaslar çevresinde yürütülmüştür. Yeni oluşan bu iman birliği deterministlik değildir!


    İşte bu farkın anlaşılması için siyerinin iyi anlaşılması bilinmesi elzemdir!Tefsir, hadis, tasavvuf ilimlerinde hem hal olanların siyer ilmini gözden kaçırmamalarını vurguladı.Siyer çalışması siyerin mantığını kavrattığı gibi muhakemesini de beraberinde getirmektedir.

    İkinci gelişim alanı siyerin fıkıh ilminde görmekteyiz. Fıkıhta siyer, hukukta siyer. Fıkıh kitaplarına baktığımızda devletler hukuku. Devletler hukukuyla ilgili İslam’ın getirdiği esaslar.Devletler arası hususi,hukuki bunun içine dahil olabiliriz.

    Devletler arası hukuki nedir? Savaşta ve sulhta bir İslam toplumunun davranış biçimleridir. Neye karşı, gayet tabi savaşanlara karşı… Sulhta ve sulh hukukunda ister Müslüman Müslümana ister Müslüman gayri Müslümana olsun siyasi otoritelere İslam hukuku davranışı. Bu gibi özellikler savaşta savaşı belli esaslarla yürütmek; bunun esasını anlatmak olduğunu söyleyebilirim.

    İslam öncesinde ülkeler arasında cereyan eden savaşlar; keyfi, siyasi ve gaddara ne bir şekilde insanların birbirlerini öldürmesi, yok etmesi, esir alması,kölelik haline getirmesi; hiçbir hukukun dahi olmadığı ilişkiler galip gelen kumandanların keyfi hareketlerde bulunması hiçbir hukuki esasa bağlı olmamasını düşüneceksiniz.İslam bu esasları hukuka bağlamış. Hukuk sistemi içinde siyer kendine gelişme imkanı bulmuştur. Bu hukuk sadece savaşlarda değil ülkeler arası muayyidelerle de kural ve kaidelere bağlı. İki ülkenin anlaşması vardır; bir de ülkeler arası antlaşmalar buna pakt denir. Bugünün terimiyle söylersek – fıkıhta geçmez- antlaşma deriz! Mesela evrensel insan hakları beyannamesi getirdiği antlaşmaları kabul edenler iç hukukunu bu paktına akseder, İç hukukun malzemesi olan işte bu antlaşmaların süreleri, antlaşmalara riayetsizlik meseleler var. İşte bu siyerde yerini almış: fıkhı kitab-ül siyer kısmında yani devlet hukuki hususi çerçevesinde kanunlar ihtilafı diye geçen ihtilafül mezahip diyoruz. Çeşitli mezheplere mensup olan kimseler arasında doğan ihtilaf hangi mezhebe göre çözümleneceği. Buna bugün hukuki hususi veyahut kanunlar ihtilafı deniliyor! Bunların bugün çözüm yolları var: pozitivist hukukta demek istiyorum!

    Müslümanlar, İslam hukukçularının ilk gayretlerini; ilk asır ikinci asır gayretleri maalesef bilinmiyor.Bu hukuk çerçevesi dünüyle bugünüyle mukayese edilerek anlatılmıyor.Anlatılmayınca sıkıntı sıkıntıyı doğuruyor.

    Fıkıhta ki siyer özelliği var.

    Fıkıhta siyerin özelliği , harp hukuku , sulh hukuku muayidelerle Müslümanlar arası Müslümanlarla gayrimüslimler arası bütün bunlar tabi kitabı dinlere mensuplar.Birde putperest topluluklar var.İslam bu konuda nasıl davranacak bütün mesele burda. İslamdan önce hiçbir hukuki esasa bağlı olmaksızın,keyfi hayat devam ederken İslam dan sonra bu durumlar belirli esaslara bağlanmıştır.


    Keziban Çiftçi / İstanbul İlahiyat


  4. 08.Kasım.2012, 02:42
    2
    Silent and lonely rains



    Siyer kelime manası: davranış bilimi, davranış biçimleri bilimleri, islami edebiyatta Hz. Peygamberin hayat hikayesi, yaşam öyküsü manalarını taşımaktadır.


    Siyerin müslüman içinde taşıdığı önem, yeri ve Müslümanlık İslami davranışları konusunda kaynak değer teşkil etmektedir. Peygamberlik vahiyle beraber yürüyor vahiysiz peygamber söz konusu bile olamaz.İlahi bilgi kaynağa sahip olmak için Kur’an ve sünnete başvururuz.

    Batıda bilgi kaynağı olarak rönesans hareketinden sonra ortaya çıkan, Eski Yunan Felsefesinde de olabilir.Bugün bilgiye ulaşmak için sadece pozitivist bilgiyle varmak algısını görmekteyiz. Bunun müdafasını yapan felsefi cerayan ve aydınlanma felsefesi var. Acaba Müslümanlar akıl,doğa ve deneyi kullanmadılar mı ? Bilakis kullandılar.Kur’an da gözlem yapınızla ilgili bir çok ayet var.Bu ayetleri referans alarak müslümanlar akıl doğa ve deneyi artı vahyi de birleştirerek bilgiyi elde etmeye çalışmışlardır.

    Peygamberimizin hayat hikayesini siyasal ve kültürel İslam tarihi tarzında yazan Muhitti , İngiliz Ogard Arabi adlı kitabında siyerin önemine dikkat çekerek;

    “Pek ehemmiyetsiz, ciddi ve esnek konularda, günlük zamanlarda tavır ve davranışları, tutumu günümüzde bile milyonlarca insan tarafından en ince ayrıntısına kadar takip edilen bir külliyedir…

    Dünyada hiçbir millet tarafından ondan gayrı hiç kimse onun kadar kamil insan kabul edilmemiş, o derecede hassas bir ölçüde takip edilmeye layık görülmemiş.”esbabın mucizesidir.”

    Muhitti kitabının bir bölümünde şu konuya da değinmekte:

    İslam devleti Medine’de yani bir camia kurmakta, yurtlarına bırakan muhacirler ve muhacire yurtlarını her şeyi açan ensardan oluşan müteşekkil İslam topluluğunu oluşturan Araplar ırksal birlikten oluşan, kan birliğinden oluşan yeni bir topluluk oluşturmadıklarını toplumu oluşturan temel etkenin yol birliğini; Allah devlet birliği, bütünlüğü ve üstünlüğü olduğun görmekteyiz. Kabile ve eski milli taassubiyet hiç nazara alınmaksızın şimdi yeni camiada prensipler kardeş durumuna getirilmişti. Bu birleştirici darbeden sonra şimdi taasubiyet yerine yeni bir bağla kuruluyordu; iman bağı… Artık arap yarımadasında İslam sulh ve selemeti kuruldu. İslam devleti ne bir adamlığı ne bir hiyeraşi ne de bir merkezi makam bulunuyordu;merkezi olan, halkın toplandığı meydandı, savaş hazırlıkların görüldüğü yerdi.. ve cami de!Bu çerçeve kabile akrabalığı yerine fikri bağ, ideal birliği, iman birliği bugünün toplum dahi toplumlar tarafından ihmal edilmiş; renk, ırk olmak üzere maddi esaslar çevresinde yürütülmüştür. Yeni oluşan bu iman birliği deterministlik değildir!


    İşte bu farkın anlaşılması için siyerinin iyi anlaşılması bilinmesi elzemdir!Tefsir, hadis, tasavvuf ilimlerinde hem hal olanların siyer ilmini gözden kaçırmamalarını vurguladı.Siyer çalışması siyerin mantığını kavrattığı gibi muhakemesini de beraberinde getirmektedir.

    İkinci gelişim alanı siyerin fıkıh ilminde görmekteyiz. Fıkıhta siyer, hukukta siyer. Fıkıh kitaplarına baktığımızda devletler hukuku. Devletler hukukuyla ilgili İslam’ın getirdiği esaslar.Devletler arası hususi,hukuki bunun içine dahil olabiliriz.

    Devletler arası hukuki nedir? Savaşta ve sulhta bir İslam toplumunun davranış biçimleridir. Neye karşı, gayet tabi savaşanlara karşı… Sulhta ve sulh hukukunda ister Müslüman Müslümana ister Müslüman gayri Müslümana olsun siyasi otoritelere İslam hukuku davranışı. Bu gibi özellikler savaşta savaşı belli esaslarla yürütmek; bunun esasını anlatmak olduğunu söyleyebilirim.

    İslam öncesinde ülkeler arasında cereyan eden savaşlar; keyfi, siyasi ve gaddara ne bir şekilde insanların birbirlerini öldürmesi, yok etmesi, esir alması,kölelik haline getirmesi; hiçbir hukukun dahi olmadığı ilişkiler galip gelen kumandanların keyfi hareketlerde bulunması hiçbir hukuki esasa bağlı olmamasını düşüneceksiniz.İslam bu esasları hukuka bağlamış. Hukuk sistemi içinde siyer kendine gelişme imkanı bulmuştur. Bu hukuk sadece savaşlarda değil ülkeler arası muayyidelerle de kural ve kaidelere bağlı. İki ülkenin anlaşması vardır; bir de ülkeler arası antlaşmalar buna pakt denir. Bugünün terimiyle söylersek – fıkıhta geçmez- antlaşma deriz! Mesela evrensel insan hakları beyannamesi getirdiği antlaşmaları kabul edenler iç hukukunu bu paktına akseder, İç hukukun malzemesi olan işte bu antlaşmaların süreleri, antlaşmalara riayetsizlik meseleler var. İşte bu siyerde yerini almış: fıkhı kitab-ül siyer kısmında yani devlet hukuki hususi çerçevesinde kanunlar ihtilafı diye geçen ihtilafül mezahip diyoruz. Çeşitli mezheplere mensup olan kimseler arasında doğan ihtilaf hangi mezhebe göre çözümleneceği. Buna bugün hukuki hususi veyahut kanunlar ihtilafı deniliyor! Bunların bugün çözüm yolları var: pozitivist hukukta demek istiyorum!

    Müslümanlar, İslam hukukçularının ilk gayretlerini; ilk asır ikinci asır gayretleri maalesef bilinmiyor.Bu hukuk çerçevesi dünüyle bugünüyle mukayese edilerek anlatılmıyor.Anlatılmayınca sıkıntı sıkıntıyı doğuruyor.

    Fıkıhta ki siyer özelliği var.

    Fıkıhta siyerin özelliği , harp hukuku , sulh hukuku muayidelerle Müslümanlar arası Müslümanlarla gayrimüslimler arası bütün bunlar tabi kitabı dinlere mensuplar.Birde putperest topluluklar var.İslam bu konuda nasıl davranacak bütün mesele burda. İslamdan önce hiçbir hukuki esasa bağlı olmaksızın,keyfi hayat devam ederken İslam dan sonra bu durumlar belirli esaslara bağlanmıştır.


    Keziban Çiftçi / İstanbul İlahiyat


  5. 02.Aralık.2013, 22:27
    3
    Misafir

    Cevap: fıkıh ilminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası

    Allah razı olsun gerekli bilgileri aldım çok işime yaradı


  6. 02.Aralık.2013, 22:27
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah razı olsun gerekli bilgileri aldım çok işime yaradı


  7. 05.Kasım.2014, 21:22
    4
    Misafir

    Cevap: fıkıh ilminin siyer ilmi ile ilişkisi birbirine faydası

    Kısa cevap tek kelime özet istiyoruz


  8. 05.Kasım.2014, 21:22
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Kısa cevap tek kelime özet istiyoruz





+ Yorum Gönder