Konusunu Oylayın.: Dua etmek niçin bir ibadettir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dua etmek niçin bir ibadettir?
  1. 29.Ekim.2012, 00:27
    1
    Misafir

    Dua etmek niçin bir ibadettir?






    Dua etmek niçin bir ibadettir? Mumsema Dua etmek niçin bir ibadettir? Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?


  2. 29.Ekim.2012, 00:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 29.Ekim.2012, 16:41
    2
    Seyyidbabar
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ekim.2012
    Üye No: 98301
    Mesaj Sayısı: 100
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: ığdır

    Cevap: Dua etmek niçin bir ibadettir?




    dualarımız - niçin dua ederiz - dua etmek


    Dua, sadece isteme eylemi için gerçekleştirilmez Duanın mahiyeti "ibadet” olmasıdır

    Dua Cenab-ı Hakkın emrettiği bir ibadettir

    “Bana dua edin, size icabet edeyim (duanıza cevap vereyim)! Şüphesiz benim ibadetimden (yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelil olan kimseler olarak cehenneme gireceklerdir!” (Mümin, 60)

    Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde bu ayete iki şekilde bakmıştır:

    “Kuran’ın birçok yerlerinde olduğu üzere dua ibadet manasına olarak; “bana ibadet ve kulluk edin ki, size sevap ve mükâfat vereyim” demek olur Dua şart (emir) edilmiştir “Zira benim ibadetimden istikbar edenler, (yani kibirlerinden bana ibadet etmek istemeyenler) muhakkak yarın rezil olarak cehenneme gireceklerdir

    “İsteyin Benden vereyim size; demektir ki: Süddi’den nakledilen ve ilk nazarda anlaşılan da budur Buna göre de ibadet, dua ile tefsir edilmek lazım gelecektir Bunu böyle iki vecihli olarak ifadenin sebebi, ibadetin dua, duanın da ibadet ile telazümünü (bir şey diğerine yapışması) ifade içindir Bir taraftan dua ibadetin iliği derecesindedir Bu dua emri çok ehemmiyetli ve şayan-ı dikkattir Gerek ibadet manasına olsun, gerek sade dua, ikisinde de istemek emredilmiş ve Allah'ın isticabesi (kabul etmesi) için kulun istemesi şart kılınmıştır”

    Peygamber Efendimiz (asm) duanın, ibadetin özü olduğunu bildirmiştir

    “Dua ibadetin ta kendisidir Dua, ibadetin özü ve iliğidir”(Tirmizi)

    Numan İbnu Beşir (ra) anlatıyor:

    “Resulullah (asm): ‘Dua ibadetin kendisidir’ buyurdular Ve sonra şu ayeti okudular (Mealen): “Rabbiniz buyurdu ki:’Bana dua edin, size icabet edeyim(duanıza cevap vereyim) !Şüphesiz benim ibadetimden(yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelil olan kimseler olarak cehenneme gireceklerdir!’(Mümin 60) (Tirmizi)

    Hadiste Peygamber efendimiz (asm) duanın ibadet olduğunu buyuruyorlar Cenab-ı Hak da ayetin ilk cümlesinde duanın ehemmiyetinden bahsedip arkasından “benim ibadetimden (yüz çevirip) kibirlenenler…” buyurarak duanın ibadet olduğunu söylüyor

    Ayrıca Ka’b el-Ahbar Peygamber Efendimizin (asm) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Bu ümmete üç şey verilmiştir ki, onlar daha önce bir peygamber dışında hiçbir ümmete verilmemiştir Onlardan birisi, ayette ‘Bana dua edin ki size icabet edeyim’ buyrulmasıdır”

    İbadet sadece İslam’ın beş şartı ile sınırlı değildir Allah’ın sevdiği ve razı olduğu her türlü söz ve davranışlar da ibadet hükmündedir Namaz kılmak, zekât vermek ibadet olduğu gibi, güzel ahlak, ilim öğrenmek, hastalık ve musibetlere sabretmek, şükür gibi vazifelere de ibadet denir Dua da bu vazifelerin içinde en önemlilerinden biridir Dolayısıyla ibadettir

    Dua kula acizliğini ve fakirliğini gösterdiği için ibadettir

    İbadetin bir manası aczini ve kul olduğunu bilmektir Yani kul başına gelen belalar ve sıkıntıları defetmekte aciz olduğunu bilir ve Allah’ın gücü ve kudreti karşısında O’na, ibadete yönelir Ayrıca ihtiyaçlarının ve isteklerinin karşısında da fakir olduğunu anlayıp Rabbine yönelir

    Dua da kulun, aczini ve fakirliğini anlayıp her şeye gücü yeten Rabbine yönelmesidir İhtiyaçlarını duasıyla Cenab-ı Hak’tan ister Yani dua ibadetin ta kendisidir

    Yapılan dualar kaderin değişiminde rol oynar

    “Allah (o yazıdan) dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır Ana kitap (olan Levh-i Mahfuz) ise O’nun katındadır” (Ra’d, 39)

    Allah (cc), ezeli ve ebedi ilmiyle bizlerin neler yapacağını ezelden bilip Levh-i Mahfuz'a yazmıştır Cenab-ı Hakk’ın ilmi ve bu levha değişikliğe uğramaz Ancak bir takım şartların yerine getirilmesi ile değişebilen bir kader vardır Bu kader Levh-i Mahv ve İsbat ya da Levh-i Muallâk yani kesin olmayıp değişebilen levhada yazılıdır Kişi sadaka ve duasıyla bu kaderini değiştirebilir

    Mesela Levh-i Muallâkta, kişi yolculuğa çıktığında dua ederse başına gelecek trafik kazasından kurtulacak, eğer etmezse trafik kazası geçirecek şeklinde yazılmıştır Burada kulun dua edip o kazadan kurtulmasıyla kaderi değişmiş olur

    Allah için edilen her duanın neticesinde uhrevi bir mükâfat vardır

    İhlaslı bir şekilde Allah’tan (cc) istenilen şeyler, hemen kabul edilsin veya edilmesin o duaların her biri ahirette birer tohum olarak ekilir Kul ahirete gittiğinde her bir hayırlı ve güzel duasının neticesi olarak o tohumun meyvelerinden istifade eder Hatta dualarının mükâfatını görünce kulların “Rabbim dünya da hiçbir duamızı kabul etmeseydin de buradaki mükâfatlarımız daha fazla olsaydı” diyecekleri söylenmiştir

    Ayrıca peygamber efendimiz (asm) dua için kul dua ettiğinde üç şeyden birine kavuşur buyurmuştur:

    • Ya ettiği dua sebebiyle günahı bağışlanır
    • Veya peşin bir mükâfata kavuşur
    • Veyahut da ahirette karşılığını bulur (Müsned)

    Dua sadece Allah (cc) rızası için yapılmalıdır

    İbadeti yapmaktaki sebep Cenab-ı Hak emrettiği içindir Yani çok sevap kazanmak için veya cennete gidip güzel makamlarda olmak için ya da istenilen matlubun verilmesi gayesiyle ibadet yapılırsa o ibadetin ihlası ve makbuliyeti kaçar İhlassız bir ibadetinde ne bu dünyada ne de ahirette bir faydası olmaz Bu durumda bir takım dünyevi gayeler Allah’ın (cc) emrinin ve rızasının önüne geçmiş olur

    Oysa ibadet, Allah’a gönülden isteyerek yönelmek, karşılığında sevap va’dedilen dinî vazifeleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak için yerine getirmek demektir Dua da bir ibadet olduğuna göre Allah(cc) emrettiği için ve yine O’nun rızası için yapılmalıdır


  4. 29.Ekim.2012, 16:41
    2



    dualarımız - niçin dua ederiz - dua etmek


    Dua, sadece isteme eylemi için gerçekleştirilmez Duanın mahiyeti "ibadet” olmasıdır

    Dua Cenab-ı Hakkın emrettiği bir ibadettir

    “Bana dua edin, size icabet edeyim (duanıza cevap vereyim)! Şüphesiz benim ibadetimden (yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelil olan kimseler olarak cehenneme gireceklerdir!” (Mümin, 60)

    Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde bu ayete iki şekilde bakmıştır:

    “Kuran’ın birçok yerlerinde olduğu üzere dua ibadet manasına olarak; “bana ibadet ve kulluk edin ki, size sevap ve mükâfat vereyim” demek olur Dua şart (emir) edilmiştir “Zira benim ibadetimden istikbar edenler, (yani kibirlerinden bana ibadet etmek istemeyenler) muhakkak yarın rezil olarak cehenneme gireceklerdir

    “İsteyin Benden vereyim size; demektir ki: Süddi’den nakledilen ve ilk nazarda anlaşılan da budur Buna göre de ibadet, dua ile tefsir edilmek lazım gelecektir Bunu böyle iki vecihli olarak ifadenin sebebi, ibadetin dua, duanın da ibadet ile telazümünü (bir şey diğerine yapışması) ifade içindir Bir taraftan dua ibadetin iliği derecesindedir Bu dua emri çok ehemmiyetli ve şayan-ı dikkattir Gerek ibadet manasına olsun, gerek sade dua, ikisinde de istemek emredilmiş ve Allah'ın isticabesi (kabul etmesi) için kulun istemesi şart kılınmıştır”

    Peygamber Efendimiz (asm) duanın, ibadetin özü olduğunu bildirmiştir

    “Dua ibadetin ta kendisidir Dua, ibadetin özü ve iliğidir”(Tirmizi)

    Numan İbnu Beşir (ra) anlatıyor:

    “Resulullah (asm): ‘Dua ibadetin kendisidir’ buyurdular Ve sonra şu ayeti okudular (Mealen): “Rabbiniz buyurdu ki:’Bana dua edin, size icabet edeyim(duanıza cevap vereyim) !Şüphesiz benim ibadetimden(yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelil olan kimseler olarak cehenneme gireceklerdir!’(Mümin 60) (Tirmizi)

    Hadiste Peygamber efendimiz (asm) duanın ibadet olduğunu buyuruyorlar Cenab-ı Hak da ayetin ilk cümlesinde duanın ehemmiyetinden bahsedip arkasından “benim ibadetimden (yüz çevirip) kibirlenenler…” buyurarak duanın ibadet olduğunu söylüyor

    Ayrıca Ka’b el-Ahbar Peygamber Efendimizin (asm) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Bu ümmete üç şey verilmiştir ki, onlar daha önce bir peygamber dışında hiçbir ümmete verilmemiştir Onlardan birisi, ayette ‘Bana dua edin ki size icabet edeyim’ buyrulmasıdır”

    İbadet sadece İslam’ın beş şartı ile sınırlı değildir Allah’ın sevdiği ve razı olduğu her türlü söz ve davranışlar da ibadet hükmündedir Namaz kılmak, zekât vermek ibadet olduğu gibi, güzel ahlak, ilim öğrenmek, hastalık ve musibetlere sabretmek, şükür gibi vazifelere de ibadet denir Dua da bu vazifelerin içinde en önemlilerinden biridir Dolayısıyla ibadettir

    Dua kula acizliğini ve fakirliğini gösterdiği için ibadettir

    İbadetin bir manası aczini ve kul olduğunu bilmektir Yani kul başına gelen belalar ve sıkıntıları defetmekte aciz olduğunu bilir ve Allah’ın gücü ve kudreti karşısında O’na, ibadete yönelir Ayrıca ihtiyaçlarının ve isteklerinin karşısında da fakir olduğunu anlayıp Rabbine yönelir

    Dua da kulun, aczini ve fakirliğini anlayıp her şeye gücü yeten Rabbine yönelmesidir İhtiyaçlarını duasıyla Cenab-ı Hak’tan ister Yani dua ibadetin ta kendisidir

    Yapılan dualar kaderin değişiminde rol oynar

    “Allah (o yazıdan) dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır Ana kitap (olan Levh-i Mahfuz) ise O’nun katındadır” (Ra’d, 39)

    Allah (cc), ezeli ve ebedi ilmiyle bizlerin neler yapacağını ezelden bilip Levh-i Mahfuz'a yazmıştır Cenab-ı Hakk’ın ilmi ve bu levha değişikliğe uğramaz Ancak bir takım şartların yerine getirilmesi ile değişebilen bir kader vardır Bu kader Levh-i Mahv ve İsbat ya da Levh-i Muallâk yani kesin olmayıp değişebilen levhada yazılıdır Kişi sadaka ve duasıyla bu kaderini değiştirebilir

    Mesela Levh-i Muallâkta, kişi yolculuğa çıktığında dua ederse başına gelecek trafik kazasından kurtulacak, eğer etmezse trafik kazası geçirecek şeklinde yazılmıştır Burada kulun dua edip o kazadan kurtulmasıyla kaderi değişmiş olur

    Allah için edilen her duanın neticesinde uhrevi bir mükâfat vardır

    İhlaslı bir şekilde Allah’tan (cc) istenilen şeyler, hemen kabul edilsin veya edilmesin o duaların her biri ahirette birer tohum olarak ekilir Kul ahirete gittiğinde her bir hayırlı ve güzel duasının neticesi olarak o tohumun meyvelerinden istifade eder Hatta dualarının mükâfatını görünce kulların “Rabbim dünya da hiçbir duamızı kabul etmeseydin de buradaki mükâfatlarımız daha fazla olsaydı” diyecekleri söylenmiştir

    Ayrıca peygamber efendimiz (asm) dua için kul dua ettiğinde üç şeyden birine kavuşur buyurmuştur:

    • Ya ettiği dua sebebiyle günahı bağışlanır
    • Veya peşin bir mükâfata kavuşur
    • Veyahut da ahirette karşılığını bulur (Müsned)

    Dua sadece Allah (cc) rızası için yapılmalıdır

    İbadeti yapmaktaki sebep Cenab-ı Hak emrettiği içindir Yani çok sevap kazanmak için veya cennete gidip güzel makamlarda olmak için ya da istenilen matlubun verilmesi gayesiyle ibadet yapılırsa o ibadetin ihlası ve makbuliyeti kaçar İhlassız bir ibadetinde ne bu dünyada ne de ahirette bir faydası olmaz Bu durumda bir takım dünyevi gayeler Allah’ın (cc) emrinin ve rızasının önüne geçmiş olur

    Oysa ibadet, Allah’a gönülden isteyerek yönelmek, karşılığında sevap va’dedilen dinî vazifeleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak için yerine getirmek demektir Dua da bir ibadet olduğuna göre Allah(cc) emrettiği için ve yine O’nun rızası için yapılmalıdır





+ Yorum Gönder