Konusunu Oylayın.: Mevlananın allah ve insan sevgisi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mevlananın allah ve insan sevgisi
  1. 22.Eylül.2012, 01:56
    1
    Misafir

    Mevlananın allah ve insan sevgisi

  2. 03.Kasım.2012, 03:34
    2
    -yolcu-
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Kasım.2012
    Üye No: 98377
    Mesaj Sayısı: 17
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: mevlananın allah ve insan sevgisi




    mevlanada allah ve insan sevgisi
    Allah ve insan sevgisi ile yanıp kavrulan Mevlana, son nefesine kadar insanın etrafına faydalı olmasını ve hizmet etmesini ister.

    Bu konuda şöyle seslenir: "Bir mum dahi eriyip gideceğini bildiği halde etrafına ışık saçmaktan geri durmaz, ey insan sen ki Yaradanın kudretiyle dopdolu iken neden geri durasın?"
    Mevlana’nın ağzından çıkan her sözü ve davranışı birlik, kardeşlik ile doludur. Seslenişi bütün insanlara ve insanlığadır.

    Mevlana insanların arasındaki dayanışmaya çok büyük önem verir ve yardımlaşmanın ancak olgun insanlarda görülen güzel bir davranış olduğunu açıklarken: “Eğer insan birbirine yardım etmiyor, birbirinin mutluluğunu istemiyorsa ve olgun değilse o insan değildir,” diyor.

    Mevlana en büyük işlerden en küçük ayrıntıya kadar her hususta başkalarını düşünen, kayıran, severken aynı zamanda insanların gönüllerini tamir eden, insanlardaki ıstırapları yumuşatan, fenalıkları eriten, ihtirasları, kirleri yok edip temizleyen gönüller sultanıydı.

    Hayatı, sevginin müşahhaslaştığı bir şâheser olmuş olan Mevlana, sevgiye, üstün ve yüceltici bir değer atfederken, ayrıca, ona, en üst dereceden dönüştürme gücü ve kudretini de nispet etmektedir.

    Yaşadığı sürece insanı olgunlaştırıp kâmil yapan sevgiyi, insanlık sevgisini esas tutan Mevlana, hudutsuz tolerans ile iyiliği, hayrı, sabrı, sakinliği, hazımlı olmayı, şiddet ve öfkeye esir olmamayı, merhamet ve affetmeyi öğreten Mesnevi'sinde şöyle sesleniyor: ”Sevgiden acılar tatlılaşır, sevgiden bulanık sular arı duru hale gelir, sevgiden dertler şifa bulur. Padişahlar kul olur.”

    Mevlana hayat sevgisini ve o muhteşem aşkı ölümsüzlük manasıyla yoğurup, kendinden sonraki nesillere bir iksir hassasiyetiyle içinde sunan bir gönül eridir. İnsanlar üzüntülerine dermanı onda bulmuş, fazilet ve hakikati onun sözlerinde aramıştır. O, inanç ve sevgi olmuştur.

    Mevlana’nın bu sevgisi sabah rüzgârı kadar serin, dosttan ayrı kalmış gönüllere arkadaş olacak kadar yücedir. Mevlana’nın görüşünde aşk duyulan ve insanı var eden sevgili Hakk'ın kendisidir.
    Mevlana’daki insan sevgisinin temelinde ‘aşk’ın çok önemli bir yeri vardır. O, ‘aşk’ın mahiyetini ve insan hayatındaki yerini dikkatli bir şekilde açıklar. Ona göre, insanın Sonsuz Olan’la irtibat kurabilmesi ancak aşk ile olur.

    Mevlana’da aşk, hayatın aslıdır, özüdür; kâinatın yaratılış gayesidir.

    Mevlana, Mesnevî’de “İlâhî takdirin insanlar arasında aşkı yarattığını” söyler. Ona göre aşk olmasaydı, yaratma da olmazdı. Hayatın bir safhadan ötekine yükseltilmesine ve cansızdan canlının çıkarılmasına hep aşk vesile olmuştur. Aşk, yaratılışın, büyümenin ve gelişmenin ana prensibidir.

    Mevlana’ya göre, insanın ideal mahiyetini bulan ve onun idrakinde olan kişi hem “âşık” hem de “mâşuk”, yani hem Allah’ı seven hem de Allah’ın sevdiği kişi olur. Mevlana burada âdeta bir “aşk felsefesi” yapar. Kamil insan bu aşkı bütün benliğinde bulan ve yaşayan kişidir. Dolayısıyla insan kendi canında O’nu bulacak ve orada Gerçek Dostun’a kavuşacak bir varlıktır. O, bu hususu şöyle dile getirir: Her şeyi aramadıkça bulamazsın; Ancak bu Dost başka; O’nu bulmadan arayamazsı


  3. 03.Kasım.2012, 03:34
    2
    -yolcu- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    mevlanada allah ve insan sevgisi
    Allah ve insan sevgisi ile yanıp kavrulan Mevlana, son nefesine kadar insanın etrafına faydalı olmasını ve hizmet etmesini ister.

    Bu konuda şöyle seslenir: "Bir mum dahi eriyip gideceğini bildiği halde etrafına ışık saçmaktan geri durmaz, ey insan sen ki Yaradanın kudretiyle dopdolu iken neden geri durasın?"
    Mevlana’nın ağzından çıkan her sözü ve davranışı birlik, kardeşlik ile doludur. Seslenişi bütün insanlara ve insanlığadır.

    Mevlana insanların arasındaki dayanışmaya çok büyük önem verir ve yardımlaşmanın ancak olgun insanlarda görülen güzel bir davranış olduğunu açıklarken: “Eğer insan birbirine yardım etmiyor, birbirinin mutluluğunu istemiyorsa ve olgun değilse o insan değildir,” diyor.

    Mevlana en büyük işlerden en küçük ayrıntıya kadar her hususta başkalarını düşünen, kayıran, severken aynı zamanda insanların gönüllerini tamir eden, insanlardaki ıstırapları yumuşatan, fenalıkları eriten, ihtirasları, kirleri yok edip temizleyen gönüller sultanıydı.

    Hayatı, sevginin müşahhaslaştığı bir şâheser olmuş olan Mevlana, sevgiye, üstün ve yüceltici bir değer atfederken, ayrıca, ona, en üst dereceden dönüştürme gücü ve kudretini de nispet etmektedir.

    Yaşadığı sürece insanı olgunlaştırıp kâmil yapan sevgiyi, insanlık sevgisini esas tutan Mevlana, hudutsuz tolerans ile iyiliği, hayrı, sabrı, sakinliği, hazımlı olmayı, şiddet ve öfkeye esir olmamayı, merhamet ve affetmeyi öğreten Mesnevi'sinde şöyle sesleniyor: ”Sevgiden acılar tatlılaşır, sevgiden bulanık sular arı duru hale gelir, sevgiden dertler şifa bulur. Padişahlar kul olur.”

    Mevlana hayat sevgisini ve o muhteşem aşkı ölümsüzlük manasıyla yoğurup, kendinden sonraki nesillere bir iksir hassasiyetiyle içinde sunan bir gönül eridir. İnsanlar üzüntülerine dermanı onda bulmuş, fazilet ve hakikati onun sözlerinde aramıştır. O, inanç ve sevgi olmuştur.

    Mevlana’nın bu sevgisi sabah rüzgârı kadar serin, dosttan ayrı kalmış gönüllere arkadaş olacak kadar yücedir. Mevlana’nın görüşünde aşk duyulan ve insanı var eden sevgili Hakk'ın kendisidir.
    Mevlana’daki insan sevgisinin temelinde ‘aşk’ın çok önemli bir yeri vardır. O, ‘aşk’ın mahiyetini ve insan hayatındaki yerini dikkatli bir şekilde açıklar. Ona göre, insanın Sonsuz Olan’la irtibat kurabilmesi ancak aşk ile olur.

    Mevlana’da aşk, hayatın aslıdır, özüdür; kâinatın yaratılış gayesidir.

    Mevlana, Mesnevî’de “İlâhî takdirin insanlar arasında aşkı yarattığını” söyler. Ona göre aşk olmasaydı, yaratma da olmazdı. Hayatın bir safhadan ötekine yükseltilmesine ve cansızdan canlının çıkarılmasına hep aşk vesile olmuştur. Aşk, yaratılışın, büyümenin ve gelişmenin ana prensibidir.

    Mevlana’ya göre, insanın ideal mahiyetini bulan ve onun idrakinde olan kişi hem “âşık” hem de “mâşuk”, yani hem Allah’ı seven hem de Allah’ın sevdiği kişi olur. Mevlana burada âdeta bir “aşk felsefesi” yapar. Kamil insan bu aşkı bütün benliğinde bulan ve yaşayan kişidir. Dolayısıyla insan kendi canında O’nu bulacak ve orada Gerçek Dostun’a kavuşacak bir varlıktır. O, bu hususu şöyle dile getirir: Her şeyi aramadıkça bulamazsın; Ancak bu Dost başka; O’nu bulmadan arayamazsı





+ Yorum Gönder