Konusunu Oylayın.: İslamda iman ve dinin gizlenmesi nerelerde caizdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamda iman ve dinin gizlenmesi nerelerde caizdir?
  1. 16.Eylül.2012, 16:47
    1
    Misafir

    İslamda iman ve dinin gizlenmesi nerelerde caizdir?

  2. 17.Eylül.2012, 04:07
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: islamda iman ve dinin gizlenmesi nerelerde caizdir?




    Takıyye

    Takıyye: Bir kimsenin ölüm veya işkenceden kurtulmak, kendini korumak için, olduğundan başka türlü görünmesi ve davranmasıdır.169
    Takıyyenin caiz olduğuna şu âyet delil göstermiştir: "Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur; ancak onlardan sakınmanız hâlî müstesnadır. Allah sizi kendisiyle sakındırır, dönüş Allah'adır."170 İbn Abbâs (ra) "Ancak onlardan sakınmanız müstesnadır..." âyetinin tefsirinde şöyle demiştir: "Bu kalbi iman ile dopdolu olduğu halde diliyle küfrünü söylemektir; böyle yapan öldürülmez ve günah da işlemiş olmaz.171 Bu ifade, yine ondan rivâyet edilen şu söze benziyor: "Takıyye dil iledir, el ile değildir." Bundan öldürmeyi kastetmiştir. Dil ile takıyye istemeyerek, zorla küfrü gerektiren bir sözü söylemektir.172 Takıyye yapıyorum diye birini öldürmek caiz değildir; çünkü bir müslümanın, kendi canını kurtarmak için bir başkasının canına kıyması daha önce açıklandığı üzere asla helâl olamaz.

    "...ancak onlardan sakınmanız müstesnadır..." âyetinin tefsirinde bazıları da şöyle demişlerdir: "Kâfirlerin arasında bulunan müslüman, hayatından korkuyorsa, kalbi iman ile dolu olmak şartıyla dili ile onları idare edebilir."173 Âyetin tefsirinde İbn Arabî şöyle diyor: "...ancak onlardan korkmanız müstesnâ; eğer korkarsanız yani tehlike varsa onlara müsaid davranın, onları aldatın, şaşırtın, inanarak değil, fakat dış görünüş itibariyle şer ve eziyetlerini defedecek sözleri söyleyin.‚174
    İbn Kesîr Tefsir'inde de şu ifade vardır: "...bazı yer ve zamanlarda onlardan korkanlar, niyet ve içlerinden değil de dışlarından kendilerini koruyacak şekilde davranabilirler."175
    el-Cessâs'ın Ahkâm'ul-Kur'ân'ında: "...Hayatınızın veya bazı uzuvlarınızın imhâ edilmesinden korkmanız hâlinde inanmayarak onlara dost görünmeniz müstesnâ..."176

    Bu âyetin tefsirinde söylenmiş olanlardan çıkardığımız hülâsa şu oluyor: Kâfirlerin arasında kalan, onlara dost görünmediği veya küfrü gerektiren bir sözü söylemediği takdirde hayatı tehlikeye giren müslüman bu durumda kalbi iman ile dolu olmak, yaptığını da benimsememek şartıyla hayatını korumak için böyle görünebilir. Bu âyet, "...Kalbi iman ile dopdolu olduğu halde, zora gelen müstesnâ, iman ettikten sonra kâfir olanlar..." meâlindeki âyete benzemektedir. Bu âyet, zorlama halinde, kalbi iman ile dolu olmak şartıyla, canını kurtarmak için, takıyye yoluyla, küfrü gerektiren sözü söylemeye izin vermektedir.
    87. Takıyye'nin kâfirlere karşı yapılması câiz olduğu gibi, darda kalındığı zaman haksız ölümden kurtulmak için zâlim ve şakî müslümana karşı yapılması da câizdir. İmam Serahsî el-Mebsût'unda şöyle demiştir: "Takıyye'nin kullanılmasında beis yoktur. Canı tehlikede olanın bazı farzları terketmesine ruhsat verilir."177 Görüldüğü üzere Serahsî takıyye'nin kullanılmasını kâfirlere karşı olma kaydına bağlamamış, sadece hayatı kurtarma temeline dayandırmıştır.

    İmam el-Cessâs, tazyik altında küfrü gerektiren sözü söyleme mevzûunu incelerken şöyle demiştir: "Bu gibi durumlarda takıyye imkânının verilmesi, Allah Telâlâ'dan bir ruhsattır." Bu söz de, Serahsî'ninki gibi "zarûret hâli bulunan her yerde takıyye ruhsatını kullanmanın câiz olduğuna" delâlet etmektedir.

    88. Hasan-ı Basrî'nin de dediği gibi178 müslüman için takıyye ruhsatını kullanmak kıyamete kadar câiz olmakla beraber bunu dalkavukluk, müdâhane; yani yağcılık, şirin görünmek gibi maksatlarla kullanmak asla câiz değildir; çünkü bu takdirde mezkûr davranış izin verilmiş bir ruhsat olmayıp, dinin haram kıldığı nifak; yani iki yüzlülük olmaktadır. Kezâ gerek kâfirler ve gerekse başkalarına karşı küçük zararların def'i için de takiyyenin kullanılması caiz değildir. Çünkü bunun ancak ölüm, bir uzvun kesilmesi ve şiddetli bir işkencenin engellenmesi için kullanılmasına izin verilmiştir; küçük zararlar karşısında kullanılması helâl değildir.
    Büyüğümüz, Efendimiz Muhammed'e (sav), O'nun âile efradına ve ashâbına Allah salât u selâm eylesin! Ve âlemlerin Râbbine hamdolsun

    Hayrettin Karaman




  3. 17.Eylül.2012, 04:07
    2
    Silent and lonely rains



    Takıyye

    Takıyye: Bir kimsenin ölüm veya işkenceden kurtulmak, kendini korumak için, olduğundan başka türlü görünmesi ve davranmasıdır.169
    Takıyyenin caiz olduğuna şu âyet delil göstermiştir: "Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur; ancak onlardan sakınmanız hâlî müstesnadır. Allah sizi kendisiyle sakındırır, dönüş Allah'adır."170 İbn Abbâs (ra) "Ancak onlardan sakınmanız müstesnadır..." âyetinin tefsirinde şöyle demiştir: "Bu kalbi iman ile dopdolu olduğu halde diliyle küfrünü söylemektir; böyle yapan öldürülmez ve günah da işlemiş olmaz.171 Bu ifade, yine ondan rivâyet edilen şu söze benziyor: "Takıyye dil iledir, el ile değildir." Bundan öldürmeyi kastetmiştir. Dil ile takıyye istemeyerek, zorla küfrü gerektiren bir sözü söylemektir.172 Takıyye yapıyorum diye birini öldürmek caiz değildir; çünkü bir müslümanın, kendi canını kurtarmak için bir başkasının canına kıyması daha önce açıklandığı üzere asla helâl olamaz.

    "...ancak onlardan sakınmanız müstesnadır..." âyetinin tefsirinde bazıları da şöyle demişlerdir: "Kâfirlerin arasında bulunan müslüman, hayatından korkuyorsa, kalbi iman ile dolu olmak şartıyla dili ile onları idare edebilir."173 Âyetin tefsirinde İbn Arabî şöyle diyor: "...ancak onlardan korkmanız müstesnâ; eğer korkarsanız yani tehlike varsa onlara müsaid davranın, onları aldatın, şaşırtın, inanarak değil, fakat dış görünüş itibariyle şer ve eziyetlerini defedecek sözleri söyleyin.‚174
    İbn Kesîr Tefsir'inde de şu ifade vardır: "...bazı yer ve zamanlarda onlardan korkanlar, niyet ve içlerinden değil de dışlarından kendilerini koruyacak şekilde davranabilirler."175
    el-Cessâs'ın Ahkâm'ul-Kur'ân'ında: "...Hayatınızın veya bazı uzuvlarınızın imhâ edilmesinden korkmanız hâlinde inanmayarak onlara dost görünmeniz müstesnâ..."176

    Bu âyetin tefsirinde söylenmiş olanlardan çıkardığımız hülâsa şu oluyor: Kâfirlerin arasında kalan, onlara dost görünmediği veya küfrü gerektiren bir sözü söylemediği takdirde hayatı tehlikeye giren müslüman bu durumda kalbi iman ile dolu olmak, yaptığını da benimsememek şartıyla hayatını korumak için böyle görünebilir. Bu âyet, "...Kalbi iman ile dopdolu olduğu halde, zora gelen müstesnâ, iman ettikten sonra kâfir olanlar..." meâlindeki âyete benzemektedir. Bu âyet, zorlama halinde, kalbi iman ile dolu olmak şartıyla, canını kurtarmak için, takıyye yoluyla, küfrü gerektiren sözü söylemeye izin vermektedir.
    87. Takıyye'nin kâfirlere karşı yapılması câiz olduğu gibi, darda kalındığı zaman haksız ölümden kurtulmak için zâlim ve şakî müslümana karşı yapılması da câizdir. İmam Serahsî el-Mebsût'unda şöyle demiştir: "Takıyye'nin kullanılmasında beis yoktur. Canı tehlikede olanın bazı farzları terketmesine ruhsat verilir."177 Görüldüğü üzere Serahsî takıyye'nin kullanılmasını kâfirlere karşı olma kaydına bağlamamış, sadece hayatı kurtarma temeline dayandırmıştır.

    İmam el-Cessâs, tazyik altında küfrü gerektiren sözü söyleme mevzûunu incelerken şöyle demiştir: "Bu gibi durumlarda takıyye imkânının verilmesi, Allah Telâlâ'dan bir ruhsattır." Bu söz de, Serahsî'ninki gibi "zarûret hâli bulunan her yerde takıyye ruhsatını kullanmanın câiz olduğuna" delâlet etmektedir.

    88. Hasan-ı Basrî'nin de dediği gibi178 müslüman için takıyye ruhsatını kullanmak kıyamete kadar câiz olmakla beraber bunu dalkavukluk, müdâhane; yani yağcılık, şirin görünmek gibi maksatlarla kullanmak asla câiz değildir; çünkü bu takdirde mezkûr davranış izin verilmiş bir ruhsat olmayıp, dinin haram kıldığı nifak; yani iki yüzlülük olmaktadır. Kezâ gerek kâfirler ve gerekse başkalarına karşı küçük zararların def'i için de takiyyenin kullanılması caiz değildir. Çünkü bunun ancak ölüm, bir uzvun kesilmesi ve şiddetli bir işkencenin engellenmesi için kullanılmasına izin verilmiştir; küçük zararlar karşısında kullanılması helâl değildir.
    Büyüğümüz, Efendimiz Muhammed'e (sav), O'nun âile efradına ve ashâbına Allah salât u selâm eylesin! Ve âlemlerin Râbbine hamdolsun

    Hayrettin Karaman







+ Yorum Gönder