Konusunu Oylayın.: Şia'da iman esasları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şia'da iman esasları
  1. 16.Eylül.2012, 16:46
    1
    Misafir

    Şia'da iman esasları

  2. 16.Eylül.2012, 17:05
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Şia'da iman esasları




    Hepimizin bildiği üzere, İslamiyet’te iman esasları (imanın şartları) temel olarak 6 tanedir. Bunlar, Allah’a, Peygamberlere, Meleklere, Kitaplara, Ahirete ve Kadere imandır.

    Şiilikte ise, dinimizde mevcut olmayan birçok iman esası bulunmaktadır. Şia’daki iman esasları, Tevhit, Adalet, Nübüvvet, Mead (tahrife uğratılmış ahiret inancı) ve İmamet (seçilmiş günahsız imamlara iman) başta olmak üzere Ric’at (bazı seçilmiş kimselerin yeryüzüne tekrar döneceklerine iman) ve Takiyye (gerçek düşünce ve inançlarını gizlemek)’dir.

    Şia, iman şartları arasında meleklere, kitaplara ve kadere imanı saymaz

    Unutmamak gerekir ki, din bir bütündür. Herhangi bir iman esasını kabul etmemek insanı küfre götürür; dinden çıkarır. Örneğin, Namaz’ın bir farz olduğuna inanmamak insanı küfre sokar; kılmamak ise sadece günahtır.

    İman esasları birbirini tamamlar. Meleklere inanmayan kitaplara, kitaplara inanmayan peygamberlere, peygamberlere inanmayan Allah’a inanmış sayılmaz. Aynı şekilde, iman edilecek şeylerin bir kısmına iman edip bir kısmına iman etmeyen kimsenin imanı da geçerli değildir. Çünkü iman bütünlük ister. “İman edilecek şeylerin hiçbirine inanma”nın yanında, “bir kısmına veya birine inanmamak” da küfürdür.

    Nisa Suresi’nin 150 ve 151 ayetlerinde, peygamberlerden bir kısmına iman edip bir kısmına iman etmeyenlerin “gerçek kâfir” oldukları bildirilmiştir: “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr eden, Allah’la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, ‘Bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz’ diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kâfir olanlardır. Kâfirlere ağır bir azap hazırlamışızdır.”

    Şia’da imamlar peygamber gibidir

    Şiiler peygamberlerin günahsız olduklarına inandıkları gibi, kendi imamlarının da günahsız olduklarına inanırlar. Dolayısıyla “ismet” sıfatını peygamberler dışındaki kimselere yakıştıran Şia, imamları peygamber mertebesine çıkararak dinin sınırları dışına çıkmaktadır.

    Şiilere göre, imamet makamı aynen peygamberlik makamı gibi ilahi bir makam olup, peygamberliğin devamıdır ve o makama gelecek kişiyi sadece Allah seçer.

    Şiilikte ahirete inanmanın karşılığı olan Mead inancına göre, insanlar öldüklerinde, “Rabbin kim? Peygamberin kim?” gibi suallerin yanı sıra “İmamın Kim?” sorusuna muhatap olacaklardır. Yani, mesela şu anda ölen bir kimse, kendisine kabirde imamının kim olduğu sorulduğunda “Ayetullah Ali Hamaney!” demezse ebediyen cehennemlik olacaktır.

    Yine Şiilere göre ahirette hesapları imamlar görecek ve Şiilere (ne hikmetse!?) günahları sorulmayacaktır. Hâlbuki Hz. Peygamberimiz, hesap verme konusunda kendi ailesi dâhil hiç kimsenin muafiyeti olduğunu ifade etmemiştir.

    Şia’nın iman esasları arasında kitaplar ve melekler yoktur, çünkü

    Şiilerin dört büyük kitabından (el-Kütüb’ül-Erbaa) ilkinin yazarı el-Kuleyni, Hz. Peygamber tarafından Hz. Ali’ye yazdırılmış ve Hz. Fatıma’ya verilmiş, 17.000 ayeti içeren ve 70 arşın uzunluğunda yani günümüzdekinin üç misli büyüklüğünde bir Kur’an-ı Kerim bulunduğunu iddia etmektedir.

    Başta Humeyni olmak üzere Şehrudi, Mekarim, Şirazi, el-Tıbrisi, el-Meclisi ve el-Hui gibi ruhban Ayetullahlar, kitaplarında mevcut Kuran-ı Kerim’in tahrif edildiğini iddia ederler. Özeti şudur ki, Cenab-ı Allah’ın kıyamete kadar koruyacağını beyan ettiği Kur’an-ı Kerim’in mevcut içeriğinden memnun olmayan Şia, iman şartları arasında “Kitaplara İman”ı saymamıştır.

    Benzer şekilde, vahiy meleği Hz. Cebrail’in de dâhil olduğu melekler de, Şia’nın Kur’an-ı Kerim’e yaptıkları bu çirkin iftiradan nasiplerini almışlar; Şia’da “Meleklere İman” da temel iman esasları arasında sayılmamıştır. Zaten Hz. Cebrail’in, birbirlerine çok benzedikleri için Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e vahiy getirdiğine inanacak kadar sapkınların da kendilerine yer buldukları Şia dininin, meleklere imana gereken değeri vermemesi gayet normaldir.

    Şiilerin iman esaslarından biri de, Ric’at yani “kayıp İmam’ın ortaya çıkması”dır. Şiiler, 12. İmam’ın tekrar dünyaya dönerek, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer ‘i dirilteceğine ve onları astırarak cezalandıracağına inanmaktadır.

    Şia’nın bir diğer iman esası da Takiyye’dir. Yani, inançlarını ve düşüncelerini Müslümanlar dâhil herkesten gizlemek; farklı görünerek gizliden gizliye hareket etmektir. Takiyye yapmak Şiilikte vaciptir, zorunludur. Takiyye yapmayan kişi hakkıyla iman etmiş sayılmamaktadır. Bu konulara diğer yazılarda geniş olarak değinilecektir.

    Şiilere göre, Sünniler Müslüman değildir

    İman esaslarına Şia perspektifinden bakıldığında, tüm Müslümanlar İmameti ve Takiyyeyi iman esası olarak görmedikleri için, küfre girmişlerdir. Oysa Hadise göre, “Bir kimse (mümin) kardeşine kâfir dese, bu küfür ikisinden birine döner.”; Eğer bunu diyen doğru demişse zaten öyledir; eğer dediği doğru değilse, bu küfür söyleyene döner (Buharî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Şiiler, tüm Müslümanları kâfir olmakla itham ederek kendileri küfre girmektedir.




    iran tehlikesi .com


    KATEGORİLER: BAŞ YAZI, ŞİİLİKTE İMAN ESASLARI


  3. 16.Eylül.2012, 17:05
    2
    Özel Üye



    Hepimizin bildiği üzere, İslamiyet’te iman esasları (imanın şartları) temel olarak 6 tanedir. Bunlar, Allah’a, Peygamberlere, Meleklere, Kitaplara, Ahirete ve Kadere imandır.

    Şiilikte ise, dinimizde mevcut olmayan birçok iman esası bulunmaktadır. Şia’daki iman esasları, Tevhit, Adalet, Nübüvvet, Mead (tahrife uğratılmış ahiret inancı) ve İmamet (seçilmiş günahsız imamlara iman) başta olmak üzere Ric’at (bazı seçilmiş kimselerin yeryüzüne tekrar döneceklerine iman) ve Takiyye (gerçek düşünce ve inançlarını gizlemek)’dir.

    Şia, iman şartları arasında meleklere, kitaplara ve kadere imanı saymaz

    Unutmamak gerekir ki, din bir bütündür. Herhangi bir iman esasını kabul etmemek insanı küfre götürür; dinden çıkarır. Örneğin, Namaz’ın bir farz olduğuna inanmamak insanı küfre sokar; kılmamak ise sadece günahtır.

    İman esasları birbirini tamamlar. Meleklere inanmayan kitaplara, kitaplara inanmayan peygamberlere, peygamberlere inanmayan Allah’a inanmış sayılmaz. Aynı şekilde, iman edilecek şeylerin bir kısmına iman edip bir kısmına iman etmeyen kimsenin imanı da geçerli değildir. Çünkü iman bütünlük ister. “İman edilecek şeylerin hiçbirine inanma”nın yanında, “bir kısmına veya birine inanmamak” da küfürdür.

    Nisa Suresi’nin 150 ve 151 ayetlerinde, peygamberlerden bir kısmına iman edip bir kısmına iman etmeyenlerin “gerçek kâfir” oldukları bildirilmiştir: “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr eden, Allah’la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, ‘Bir kısmına inanır, bir kısmını inkâr ederiz’ diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kâfir olanlardır. Kâfirlere ağır bir azap hazırlamışızdır.”

    Şia’da imamlar peygamber gibidir

    Şiiler peygamberlerin günahsız olduklarına inandıkları gibi, kendi imamlarının da günahsız olduklarına inanırlar. Dolayısıyla “ismet” sıfatını peygamberler dışındaki kimselere yakıştıran Şia, imamları peygamber mertebesine çıkararak dinin sınırları dışına çıkmaktadır.

    Şiilere göre, imamet makamı aynen peygamberlik makamı gibi ilahi bir makam olup, peygamberliğin devamıdır ve o makama gelecek kişiyi sadece Allah seçer.

    Şiilikte ahirete inanmanın karşılığı olan Mead inancına göre, insanlar öldüklerinde, “Rabbin kim? Peygamberin kim?” gibi suallerin yanı sıra “İmamın Kim?” sorusuna muhatap olacaklardır. Yani, mesela şu anda ölen bir kimse, kendisine kabirde imamının kim olduğu sorulduğunda “Ayetullah Ali Hamaney!” demezse ebediyen cehennemlik olacaktır.

    Yine Şiilere göre ahirette hesapları imamlar görecek ve Şiilere (ne hikmetse!?) günahları sorulmayacaktır. Hâlbuki Hz. Peygamberimiz, hesap verme konusunda kendi ailesi dâhil hiç kimsenin muafiyeti olduğunu ifade etmemiştir.

    Şia’nın iman esasları arasında kitaplar ve melekler yoktur, çünkü

    Şiilerin dört büyük kitabından (el-Kütüb’ül-Erbaa) ilkinin yazarı el-Kuleyni, Hz. Peygamber tarafından Hz. Ali’ye yazdırılmış ve Hz. Fatıma’ya verilmiş, 17.000 ayeti içeren ve 70 arşın uzunluğunda yani günümüzdekinin üç misli büyüklüğünde bir Kur’an-ı Kerim bulunduğunu iddia etmektedir.

    Başta Humeyni olmak üzere Şehrudi, Mekarim, Şirazi, el-Tıbrisi, el-Meclisi ve el-Hui gibi ruhban Ayetullahlar, kitaplarında mevcut Kuran-ı Kerim’in tahrif edildiğini iddia ederler. Özeti şudur ki, Cenab-ı Allah’ın kıyamete kadar koruyacağını beyan ettiği Kur’an-ı Kerim’in mevcut içeriğinden memnun olmayan Şia, iman şartları arasında “Kitaplara İman”ı saymamıştır.

    Benzer şekilde, vahiy meleği Hz. Cebrail’in de dâhil olduğu melekler de, Şia’nın Kur’an-ı Kerim’e yaptıkları bu çirkin iftiradan nasiplerini almışlar; Şia’da “Meleklere İman” da temel iman esasları arasında sayılmamıştır. Zaten Hz. Cebrail’in, birbirlerine çok benzedikleri için Hz. Ali yerine yanlışlıkla Hz. Muhammed’e vahiy getirdiğine inanacak kadar sapkınların da kendilerine yer buldukları Şia dininin, meleklere imana gereken değeri vermemesi gayet normaldir.

    Şiilerin iman esaslarından biri de, Ric’at yani “kayıp İmam’ın ortaya çıkması”dır. Şiiler, 12. İmam’ın tekrar dünyaya dönerek, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer ‘i dirilteceğine ve onları astırarak cezalandıracağına inanmaktadır.

    Şia’nın bir diğer iman esası da Takiyye’dir. Yani, inançlarını ve düşüncelerini Müslümanlar dâhil herkesten gizlemek; farklı görünerek gizliden gizliye hareket etmektir. Takiyye yapmak Şiilikte vaciptir, zorunludur. Takiyye yapmayan kişi hakkıyla iman etmiş sayılmamaktadır. Bu konulara diğer yazılarda geniş olarak değinilecektir.

    Şiilere göre, Sünniler Müslüman değildir

    İman esaslarına Şia perspektifinden bakıldığında, tüm Müslümanlar İmameti ve Takiyyeyi iman esası olarak görmedikleri için, küfre girmişlerdir. Oysa Hadise göre, “Bir kimse (mümin) kardeşine kâfir dese, bu küfür ikisinden birine döner.”; Eğer bunu diyen doğru demişse zaten öyledir; eğer dediği doğru değilse, bu küfür söyleyene döner (Buharî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Şiiler, tüm Müslümanları kâfir olmakla itham ederek kendileri küfre girmektedir.




    iran tehlikesi .com


    KATEGORİLER: BAŞ YAZI, ŞİİLİKTE İMAN ESASLARI


  4. 17.Eylül.2012, 17:47
    3
    Sakaleyn
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Temmuz.2012
    Üye No: 96874
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Şia'da iman esasları

    Yazı baştan aşağıya uydurma iftiralarla dolu ! irantehlikesi adlı siteye nasıl güvenip alıyorsunuz ordan yazı ? orası güvenilir değildir o site fitneci müslümanları bölmek için elinden geleni yapan bi sitedir !

    İman Esasları
    TEVHİD
    Allah'ın birliğine inanmak. Allah birdir eşi ve benzeri yoktur.

    ADALET
    Allah adildir zalim değildir. hiç bir kuluna zulüm etmez.

    NUBUVVET
    Allah tarafından gönderilen peygamberlere inanmak.

    İMAMET
    Peygamberlerden sonra peygamberlerin görevlerini devam etdirecek Allah tarafından tayin edilen ve Hz. peygamber (s.a.a) tarafından halka bildirilen İmamlara ve velilere inanmak.

    MEAD
    Öldükten sonra kıyamet günü yeniden dirilip, sorgu ve sualden sonra mukafatı hak edenlerin Cennete, cezayı ise hak edenlerin Cehennme gideceklerine inanmak.

    ayrıca meleklerede kitaplarada inanıyorlar ! iman şartlarında yok diye inanmıyorlar diye bişey yok !

    Alıntı
    Şiiler peygamberlerin günahsız olduklarına inandıkları gibi, kendi imamlarının da günahsız olduklarına inanırlar Dolayısıyla “ismet” sıfatını peygamberler dışındaki kimselere yakıştıran Şia, imamları peygamber mertebesine çıkararak dinin sınırları dışına çıkmaktadır
    Saçmalıktan ibaret.Ahzap 33 ehlibeytin günahtan arındındığı.bakara 124 ise İmamet makamı

    Alıntı
    Şiilere göre, imamet makamı aynen peygamberlik makamı gibi ilahi bir makam olup, peygamberliğin devamıdır ve o makama gelecek kişiyi sadece Allah seçer
    Bakara 124.

    Alıntı
    Şiilikte ahirete inanmanın karşılığı olan Mead inancına göre, insanlar öldüklerinde, “Rabbin kim? Peygamberin kim?” gibi suallerin yanı sıra “İmamın Kim?” sorusuna muhatap olacaklardır Yani, mesela şu anda ölen bir kimse, kendisine kabirde imamının kim olduğu sorulduğunda “Ayetullah Ali Hamaney!” demezse ebediyen cehennemlik olacaktır
    buna gülerim işte :D cahil olduğu burdan belli yazanın.Zamanın İmamı Mehdi Aleyhisselam bekliyoruzz...İmam Hasan el askerinin ölümü yıllar oldu.Mehdinin zuhurunu bekliyoruz.. İmam;;; Mehdi Aleyhisselamdır

    Alıntı
    Yine Şiilere göre ahirette hesapları imamlar görecek ve Şiilere (ne hikmetse!?) günahları sorulmayacaktır Hâlbuki HzPeygamberimiz, hesap verme konusunda kendi ailesi dâhil hiç kimsenin muafiyeti olduğunu ifade etmemiştir
    uydurma olduğu için bide cevap veriyor kendi kendine

    Alıntı
    Şiilerin dört büyük kitabından (el-Kütüb’ül-Erbaa) ilkinin yazarı el-Kuleyni, Hz Peygamber tarafından Hz Ali’ye yazdırılmış ve HzFatıma’ya verilmiş, 17000 ayeti içeren ve 70 arşın uzunluğunda yani günümüzdekinin üç misli büyüklüğünde bir Kur’an-ı Kerim bulunduğunu iddia etmektedir
    bunun açıklamasının yapılışı yıllar oldu bu adam nerde yaşıyor ? amacı şiayı bilmiyenlere bunları yedircek,onlarda yutcak ve ver yansın müslümanlar birbirine girsin

    Alıntı
    Başta Humeyni olmak üzere Şehrudi, Mekarim, Şirazi, el-Tıbrisi, el-Meclisi ve el-Hui gibi ruhban Ayetullahlar, kitaplarında mevcut Kuran-ı Kerim’in tahrif edildiğini iddia ederler Özeti şudur ki, Cenab-ı Allah’ın kıyamete kadar koruyacağını beyan ettiği Kur’an-ı Kerim’in mevcut içeriğinden memnun olmayan Şia, iman şartları arasında “Kitaplara İman”ı saymamıştır
    bu adamm uzaydamı yaşıyo ?

    Alıntı
    Benzer şekilde, vahiy meleği Hz Cebrail’in de dâhil olduğu melekler de, Şia’nın Kur’an-ı Kerim’e yaptıkları bu çirkin iftiradan nasiplerini almışlar; Şia’da “Meleklere İman” da temel iman esasları arasında sayılmamıştır Zaten Hz Cebrail’in, birbirlerine çok benzedikleri için Hz Ali yerine yanlışlıkla Hz Muhammed’e vahiy getirdiğine inanacak kadar sapkınların da kendilerine yer buldukları Şia dininin, meleklere imana gereken değeri vermemesi gayet normaldir
    Allah akıl fikir versin
    Alıntı
    Şiilerin iman esaslarından biri de, Ric’at yani “kayıp İmam’ın ortaya çıkması”dır Şiiler, 12 İmam’ın tekrar dünyaya dönerek, HzEbubekir ve Hz Ömer ‘i dirilteceğine ve onları astırarak cezalandıracağına inanmaktadır
    palavraya bak,bi kere ben belirttim iman esaslarını ricat varmı ? yok yazarın uydurmasından başka bişey değil

    Alıntı
    Şia’nın bir diğer iman esası da Takiyye’dir Yani, inançlarını ve düşüncelerini Müslümanlar dâhil herkesten gizlemek; farklı görünerek gizliden gizliye hareket etmektir Takiyye yapmak Şiilikte vaciptir, zorunludur Takiyye yapmayan kişi hakkıyla iman etmiş sayılmamaktadır Bu konulara diğer yazılarda geniş olarak değinilecektir
    TEHLİKELİ DURUMLARDA CAİZDİR !bunuda her bişeye katmayın

    Alıntı
    Şiilere göre, Sünniler Müslüman değildir
    Şiilere göre tabi benim şiilerden kastım herzaman caferi ve zeydilerdir.zira bunlar şianın çoğunluğudur.Şiaya göre Sünniler Müslümandır ama hak değildir mezhepleri.Şianın diğer kolu Zeydileride öyle görüyorlar .Caferilere göre Zeydilerde müslümandır ama yanlış yoldadırlar

    Alıntı
    man esaslarına Şia perspektifinden bakıldığında, tüm Müslümanlar İmameti ve Takiyyeyi iman esası olarak görmedikleri için, küfre girmişlerdir Oysa Hadise göre, “Bir kimse (mümin) kardeşine kâfir dese, bu küfür ikisinden birine döner”; Eğer bunu diyen doğru demişse zaten öyledir; eğer dediği doğru değilse, bu küfür söyleyene döner (Buharî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111) Şiiler, tüm Müslümanları kâfir olmakla itham ederek kendileri küfre girmektedir
    Yazar cahil demiycem,fitnecinin teki uydurukçu


  5. 17.Eylül.2012, 17:47
    3
    Sakaleyn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Yazı baştan aşağıya uydurma iftiralarla dolu ! irantehlikesi adlı siteye nasıl güvenip alıyorsunuz ordan yazı ? orası güvenilir değildir o site fitneci müslümanları bölmek için elinden geleni yapan bi sitedir !

    İman Esasları
    TEVHİD
    Allah'ın birliğine inanmak. Allah birdir eşi ve benzeri yoktur.

    ADALET
    Allah adildir zalim değildir. hiç bir kuluna zulüm etmez.

    NUBUVVET
    Allah tarafından gönderilen peygamberlere inanmak.

    İMAMET
    Peygamberlerden sonra peygamberlerin görevlerini devam etdirecek Allah tarafından tayin edilen ve Hz. peygamber (s.a.a) tarafından halka bildirilen İmamlara ve velilere inanmak.

    MEAD
    Öldükten sonra kıyamet günü yeniden dirilip, sorgu ve sualden sonra mukafatı hak edenlerin Cennete, cezayı ise hak edenlerin Cehennme gideceklerine inanmak.

    ayrıca meleklerede kitaplarada inanıyorlar ! iman şartlarında yok diye inanmıyorlar diye bişey yok !

    Alıntı
    Şiiler peygamberlerin günahsız olduklarına inandıkları gibi, kendi imamlarının da günahsız olduklarına inanırlar Dolayısıyla “ismet” sıfatını peygamberler dışındaki kimselere yakıştıran Şia, imamları peygamber mertebesine çıkararak dinin sınırları dışına çıkmaktadır
    Saçmalıktan ibaret.Ahzap 33 ehlibeytin günahtan arındındığı.bakara 124 ise İmamet makamı

    Alıntı
    Şiilere göre, imamet makamı aynen peygamberlik makamı gibi ilahi bir makam olup, peygamberliğin devamıdır ve o makama gelecek kişiyi sadece Allah seçer
    Bakara 124.

    Alıntı
    Şiilikte ahirete inanmanın karşılığı olan Mead inancına göre, insanlar öldüklerinde, “Rabbin kim? Peygamberin kim?” gibi suallerin yanı sıra “İmamın Kim?” sorusuna muhatap olacaklardır Yani, mesela şu anda ölen bir kimse, kendisine kabirde imamının kim olduğu sorulduğunda “Ayetullah Ali Hamaney!” demezse ebediyen cehennemlik olacaktır
    buna gülerim işte :D cahil olduğu burdan belli yazanın.Zamanın İmamı Mehdi Aleyhisselam bekliyoruzz...İmam Hasan el askerinin ölümü yıllar oldu.Mehdinin zuhurunu bekliyoruz.. İmam;;; Mehdi Aleyhisselamdır

    Alıntı
    Yine Şiilere göre ahirette hesapları imamlar görecek ve Şiilere (ne hikmetse!?) günahları sorulmayacaktır Hâlbuki HzPeygamberimiz, hesap verme konusunda kendi ailesi dâhil hiç kimsenin muafiyeti olduğunu ifade etmemiştir
    uydurma olduğu için bide cevap veriyor kendi kendine

    Alıntı
    Şiilerin dört büyük kitabından (el-Kütüb’ül-Erbaa) ilkinin yazarı el-Kuleyni, Hz Peygamber tarafından Hz Ali’ye yazdırılmış ve HzFatıma’ya verilmiş, 17000 ayeti içeren ve 70 arşın uzunluğunda yani günümüzdekinin üç misli büyüklüğünde bir Kur’an-ı Kerim bulunduğunu iddia etmektedir
    bunun açıklamasının yapılışı yıllar oldu bu adam nerde yaşıyor ? amacı şiayı bilmiyenlere bunları yedircek,onlarda yutcak ve ver yansın müslümanlar birbirine girsin

    Alıntı
    Başta Humeyni olmak üzere Şehrudi, Mekarim, Şirazi, el-Tıbrisi, el-Meclisi ve el-Hui gibi ruhban Ayetullahlar, kitaplarında mevcut Kuran-ı Kerim’in tahrif edildiğini iddia ederler Özeti şudur ki, Cenab-ı Allah’ın kıyamete kadar koruyacağını beyan ettiği Kur’an-ı Kerim’in mevcut içeriğinden memnun olmayan Şia, iman şartları arasında “Kitaplara İman”ı saymamıştır
    bu adamm uzaydamı yaşıyo ?

    Alıntı
    Benzer şekilde, vahiy meleği Hz Cebrail’in de dâhil olduğu melekler de, Şia’nın Kur’an-ı Kerim’e yaptıkları bu çirkin iftiradan nasiplerini almışlar; Şia’da “Meleklere İman” da temel iman esasları arasında sayılmamıştır Zaten Hz Cebrail’in, birbirlerine çok benzedikleri için Hz Ali yerine yanlışlıkla Hz Muhammed’e vahiy getirdiğine inanacak kadar sapkınların da kendilerine yer buldukları Şia dininin, meleklere imana gereken değeri vermemesi gayet normaldir
    Allah akıl fikir versin
    Alıntı
    Şiilerin iman esaslarından biri de, Ric’at yani “kayıp İmam’ın ortaya çıkması”dır Şiiler, 12 İmam’ın tekrar dünyaya dönerek, HzEbubekir ve Hz Ömer ‘i dirilteceğine ve onları astırarak cezalandıracağına inanmaktadır
    palavraya bak,bi kere ben belirttim iman esaslarını ricat varmı ? yok yazarın uydurmasından başka bişey değil

    Alıntı
    Şia’nın bir diğer iman esası da Takiyye’dir Yani, inançlarını ve düşüncelerini Müslümanlar dâhil herkesten gizlemek; farklı görünerek gizliden gizliye hareket etmektir Takiyye yapmak Şiilikte vaciptir, zorunludur Takiyye yapmayan kişi hakkıyla iman etmiş sayılmamaktadır Bu konulara diğer yazılarda geniş olarak değinilecektir
    TEHLİKELİ DURUMLARDA CAİZDİR !bunuda her bişeye katmayın

    Alıntı
    Şiilere göre, Sünniler Müslüman değildir
    Şiilere göre tabi benim şiilerden kastım herzaman caferi ve zeydilerdir.zira bunlar şianın çoğunluğudur.Şiaya göre Sünniler Müslümandır ama hak değildir mezhepleri.Şianın diğer kolu Zeydileride öyle görüyorlar .Caferilere göre Zeydilerde müslümandır ama yanlış yoldadırlar

    Alıntı
    man esaslarına Şia perspektifinden bakıldığında, tüm Müslümanlar İmameti ve Takiyyeyi iman esası olarak görmedikleri için, küfre girmişlerdir Oysa Hadise göre, “Bir kimse (mümin) kardeşine kâfir dese, bu küfür ikisinden birine döner”; Eğer bunu diyen doğru demişse zaten öyledir; eğer dediği doğru değilse, bu küfür söyleyene döner (Buharî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111) Şiiler, tüm Müslümanları kâfir olmakla itham ederek kendileri küfre girmektedir
    Yazar cahil demiycem,fitnecinin teki uydurukçu





+ Yorum Gönder