Konusunu Oylayın.: Safevi şiası safevi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Safevi şiası safevi nedir?
  1. 08.Eylül.2012, 17:21
    1
    Misafir

    Safevi şiası safevi nedir?






    Safevi şiası safevi nedir? Mumsema safevi şiası, safevi nedir?


  2. 08.Eylül.2012, 17:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 08.Eylül.2012, 17:47
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: safevi şiası, safevi nedir?




    Şiilik daha temelinde siyasi hedefler güden bir harekettir.Temel iddiaları Hz. Ali’nin ilk halife olması gerektiği dir.
    Günümüz Şii’lerinin çoğu bu inançtadır. Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra İslam aleminde büyük çalkantılar yaşanmıştır. Şam valisi Hz. Muaviye , Hz.Osman’ın katilleri bulunana kadar Hz. Aliye biat etmeyeceğini söyler. Muaviye Hz. Osman’ın mensup bulunduğu Ümeyye oğulları soyundandır. Mesele bir nevi kan davası ve kabileler arası üstünlük mücadelesine dönüşmüştür.Gelişen olaylar zinciri sonucunda, müslümanlar arasında Cemel ve Sıffin savaşları olur. Bu savaşlarda binlerce masum müslüman hayatını kaybeder.

    İşte bu çalkantılar, fitneler içinde Hz. Ali yanında yer alanlara, "taraftar" anlamında "şii" denilmiştir. Fakat daha sonra şiilik yeni bir boyut kazanarak, ehl-i sünnet ve cemaatten ayrı müstakil bir fırka, hatta fırkalar görünümünü kazanmıştır. Bu fırkalardan bir kısmı Hz. Alinin nübüvvetine, hatta ilahlığına kadar işi götürmüşlerdir. Bunlara ğulat-ı şia denir.Buna rağmen ilk dönem şii’leri Hz. Ebu Bekir,Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın halifeliklerini reddetmiş değillerdir.Bu iddia daha sonra ortaya çıkmış ve özellikle Safeviler ile ayrılıklar yine siyasi maksatlarla derinleştirilmiştir. Zeydiye, şii fırkalarının en ılımlısıdır.Bunlar Hz. Alinin ilk halife olması gerektiğini söylemekle beraber, diğer üç halifenin hilafetini reddetmezler. "Efdal varken mefdulün imameti caizdir" derler. Ehl-i sünnete en yakın şii fırkası olan Zeydiye, günümüzde Yemende devam etmektedir. Ehl-i Beyt meselesine gelince Ömer Nasuhi Bilmen bu meseledeki çarpıklığa "Şiiler, Hz.Peygamberin hanımlarını dahi hesaba almayarak, Ehl-i Beytin Hz. Peygamberin kendisiyle, Hz. Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatıma dan ibaret olduğunda ısrar etmek istemişler ve bu yüzden İslam tarihinde çok büyük gürültüler çıkarmışlardır. "Selman Bendendir, ehl-i beytimdendir" hadisiyle özel intisapla Selman-ı Farisi bile Ehl-i Beytten sayıldığı halde, Peygamberin hanımlarının Ehl-i Beytten hariç sayılması ne garip tir."demekle dikkat çekmiştir. Şiilik ile ehli sünnet arasında ayrılıkların derinleşmesine hatta düşmanlığın meydana çıkmasına gelince… Bir görüşe göre bu ayrılıklar özellikle aslında kökeni Sünni olan ve Osmanlı Devletini ekarte ederek Anadolu yu ele geçirmek üzere Şiiliğin gücünü arkasına almak için Şiiliği benimseyen Safevi Hanedanı tarafından bilinçli şekilde körüklenmiştir. Bir çok merasim ve dini uygulamalar Şiiliğe Safevilerle girdi.Şişlemeler,zincirle dövmeler, Kilitlenmeler, Kılıçlamalar, İşkenceler vs Safeviler öncesinde bu tür uygulamalar Şiilikte yoktu. Bunlar özellikle Sünnilikle (Sünnilik Osmanlının resmi mezhebidir.) Şiiliğin ortak yönü kalmasın, çatışmalar ,düşmanlıklar ve savaşlar ortaya çıksın diye Hıristiyan tarikatlerden devşirilmiştir. Ayrıca Hıristiyan dünyasındaki ruhban sınıfına benzer bir ruhani sınıf da oluşturulmuştur.Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş, hem Sünnilikten uzaklaşılmış hem de Osmanlı düşmanı Haçlı Hıristiyan dünyasına yakınlaşılmıştır.Ayinler esnasında giyilen siyah pelerinler peder giysisine benzemektedir. Bütün bunlara rağmen İslam aleminde ,bir Allah’a ,bir peygambere ,bir kitaba inanan insanların arasında siyaseten veya maddeten paylaşılamayan hiçbir şey olmaması,zaten çoğunlukta olan ortaklıkların ön plana çıkması ve sırat-ı mustakim de birleşilmesi dileğiyle…

    Tarkan Suçıkar



  4. 08.Eylül.2012, 17:47
    2
    Silent and lonely rains



    Şiilik daha temelinde siyasi hedefler güden bir harekettir.Temel iddiaları Hz. Ali’nin ilk halife olması gerektiği dir.
    Günümüz Şii’lerinin çoğu bu inançtadır. Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonra İslam aleminde büyük çalkantılar yaşanmıştır. Şam valisi Hz. Muaviye , Hz.Osman’ın katilleri bulunana kadar Hz. Aliye biat etmeyeceğini söyler. Muaviye Hz. Osman’ın mensup bulunduğu Ümeyye oğulları soyundandır. Mesele bir nevi kan davası ve kabileler arası üstünlük mücadelesine dönüşmüştür.Gelişen olaylar zinciri sonucunda, müslümanlar arasında Cemel ve Sıffin savaşları olur. Bu savaşlarda binlerce masum müslüman hayatını kaybeder.

    İşte bu çalkantılar, fitneler içinde Hz. Ali yanında yer alanlara, "taraftar" anlamında "şii" denilmiştir. Fakat daha sonra şiilik yeni bir boyut kazanarak, ehl-i sünnet ve cemaatten ayrı müstakil bir fırka, hatta fırkalar görünümünü kazanmıştır. Bu fırkalardan bir kısmı Hz. Alinin nübüvvetine, hatta ilahlığına kadar işi götürmüşlerdir. Bunlara ğulat-ı şia denir.Buna rağmen ilk dönem şii’leri Hz. Ebu Bekir,Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın halifeliklerini reddetmiş değillerdir.Bu iddia daha sonra ortaya çıkmış ve özellikle Safeviler ile ayrılıklar yine siyasi maksatlarla derinleştirilmiştir. Zeydiye, şii fırkalarının en ılımlısıdır.Bunlar Hz. Alinin ilk halife olması gerektiğini söylemekle beraber, diğer üç halifenin hilafetini reddetmezler. "Efdal varken mefdulün imameti caizdir" derler. Ehl-i sünnete en yakın şii fırkası olan Zeydiye, günümüzde Yemende devam etmektedir. Ehl-i Beyt meselesine gelince Ömer Nasuhi Bilmen bu meseledeki çarpıklığa "Şiiler, Hz.Peygamberin hanımlarını dahi hesaba almayarak, Ehl-i Beytin Hz. Peygamberin kendisiyle, Hz. Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatıma dan ibaret olduğunda ısrar etmek istemişler ve bu yüzden İslam tarihinde çok büyük gürültüler çıkarmışlardır. "Selman Bendendir, ehl-i beytimdendir" hadisiyle özel intisapla Selman-ı Farisi bile Ehl-i Beytten sayıldığı halde, Peygamberin hanımlarının Ehl-i Beytten hariç sayılması ne garip tir."demekle dikkat çekmiştir. Şiilik ile ehli sünnet arasında ayrılıkların derinleşmesine hatta düşmanlığın meydana çıkmasına gelince… Bir görüşe göre bu ayrılıklar özellikle aslında kökeni Sünni olan ve Osmanlı Devletini ekarte ederek Anadolu yu ele geçirmek üzere Şiiliğin gücünü arkasına almak için Şiiliği benimseyen Safevi Hanedanı tarafından bilinçli şekilde körüklenmiştir. Bir çok merasim ve dini uygulamalar Şiiliğe Safevilerle girdi.Şişlemeler,zincirle dövmeler, Kilitlenmeler, Kılıçlamalar, İşkenceler vs Safeviler öncesinde bu tür uygulamalar Şiilikte yoktu. Bunlar özellikle Sünnilikle (Sünnilik Osmanlının resmi mezhebidir.) Şiiliğin ortak yönü kalmasın, çatışmalar ,düşmanlıklar ve savaşlar ortaya çıksın diye Hıristiyan tarikatlerden devşirilmiştir. Ayrıca Hıristiyan dünyasındaki ruhban sınıfına benzer bir ruhani sınıf da oluşturulmuştur.Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş, hem Sünnilikten uzaklaşılmış hem de Osmanlı düşmanı Haçlı Hıristiyan dünyasına yakınlaşılmıştır.Ayinler esnasında giyilen siyah pelerinler peder giysisine benzemektedir. Bütün bunlara rağmen İslam aleminde ,bir Allah’a ,bir peygambere ,bir kitaba inanan insanların arasında siyaseten veya maddeten paylaşılamayan hiçbir şey olmaması,zaten çoğunlukta olan ortaklıkların ön plana çıkması ve sırat-ı mustakim de birleşilmesi dileğiyle…

    Tarkan Suçıkar






+ Yorum Gönder