Konusunu Oylayın.: Hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar
  1. 07.Eylül.2012, 21:40
    1
    Misafir

    Hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar






    Hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar Mumsema hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar


  2. 07.Eylül.2012, 21:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 08.Eylül.2012, 03:57
    2
    Mucahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ağustos.2007
    Üye No: 2247
    Mesaj Sayısı: 503
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar




    hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar

    1. Hacda yaşanmış bir sabır örneği
    HAC’DA YAŞANMIŞ BİR SABIR ÖRNEĞİ
    Kayser Hoca’dan bir dost meclisinde hac hatıraları dinlerken ibretli bulduğum bir olayı sizlere de arzetmek istedim Söz, sahasında hacca gitme rekoru kıran hocamızın: – Şeytanı taşladık, tuttuğumuz özel otobüsümüze hacıları bindiriyorum Dışarıda kimsenin kalmadığını anlayınca en son ben biniyorum Bir de bakıyorum ki, otobüste bir kavga var Meğer hacının biri yanındaki koltuğu boş tutmuş, buraya bizim için yorulmuş olan hocamız oturacak, demiş Hiç tanımadığımız bir başka otobüsün hacısı da gelip: – Ben Hoca filan tanımam, özel otobüs ise hiç tanımam Burada da mı özel otobüs, özel koltuk? Burası Allah’ın ülkesi! diyerek koltuğa oturmuş İtiraz edilince de yanındaki hacının ağzına, gözüne yumruğunu insafsızca indirmiş Bir de baktım ki, bizim hacının yüzü kan revan içinde Beni istilâ eden öfke ve hiddetimin tesirinden Allah’a sığınarak bizim hacıyı teskin ettim, meçhul hacı ise bu defa yumruğunu bana göstererek:
    – Mütevazı rolü oynama bana, cesaretin varsa ben hazırım! diyor, nerdeyse koltuktan kalkıp üzerime atılmaya niyetleniyordu
    Hacıların sabırlı olmaları konusundaki âyetleri hatırladım, hadisleri düşündüm Mekke’ye gelinceye kadar Rabbi’me sığınarak ayakta bekledim Harem-i Şerif’in yakınında otobüsten inerken kendimi toparlayıp, hâdisenin şokundan birazcık olsun kurtuldum, tavafa giden mütecâviz hacıya dedim ki:
    – Bak, şimdi Harem’e girecek, Allah’ın evinin etrafında tavaf yapacağız Gel ağzını, burnunu kan içinde bıraktığın hacıyla helallaş, küs gitme Burası küs gidilecek yer değil
    Ne mümkün Hacı, ilk andaki hiddet ve şiddetiyle yine ağıza alınmayacak sözler sarfederek Harem-i Şerif’e doğru yürüdü
    Öylesine bir hisse kapıldım ki, ister istemez içimden şu düşünceler geçiyordu:
    – Sırtımda şu ihram, karşımda şu Beytullah olmasaydı, ben sana gösterirdim kimin barışması gerektiğini Ama burası öyle yer değil, hacıyı ikaz eden âyetler, hadisler elimi kolumu bağlıyor
    Ben böyle nefsimle mücadele ederken bir de baktım ki, hacı durakladı Sanki ayakları yere mıhlanmış gibiydi Sonra geri döndü, bana doğru düşünceli adımlarla gelmeye başladı Yaklaşınca baktım, çok değişmişti İlk sözü şu oldu:
    – Barışmaya karar verdim, bir şartla!
    – Neymiş o şart, söyle bakayım?
    – Hayır, söylemem!
    – Söylemediğin şartını nasıl kabul edeyim Ya yerine getiremeyeceğim bir şart ise?
    – Hayır, yerine getirirsin, gücün yeter
    – Peki öyle ise şartını kabul ediyorum
    – Müsaade et, şu mübarek ayaklarından bir öpeyim!
    Birkaç saniyelik şaşkınlıktan sonra:
    – Ne münasebet, ben ayakları öpülecek kimse değilim, dedim
    O, ısrar etti:
    – Hayır, hayır! Sen ayakları öpülecek hocasın Ben de ayağını öpecek hacı! Senin bu sabrın, bu nefsini yenişin gösteriyor ki, sen ayakları öpülecek insansın Benim de şu haksızlığım, şu mütecavizliğim gösteriyor ki, ben haksızlık ettiği kimselerin ayaklarına yüzünü sürecek kimseyim Benim lâyık olduğum da budur! Lütfen sözünde dur ayaklarını öpmeme müsaade et
    * * *
    Yaptıklarına derin pişmanlık duyan hacıyı, ayak öpmek üzere yere diz çöktüğü sırada tutup ayağa kaldıran Kayser Hoca, O’nu şefkatle kucaklar, hep birlikte barışırlar, Beytullah’ı tavafa küs olmadan, gönüllerini birleştirmiş olarak giderler
    Böylece bu ibretli olayı tesbit edip tefekkürünüze sunmak da bize düşmüş olur


  4. 08.Eylül.2012, 03:57
    2
    Devamlı Üye



    hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar

    1. Hacda yaşanmış bir sabır örneği
    HAC’DA YAŞANMIŞ BİR SABIR ÖRNEĞİ
    Kayser Hoca’dan bir dost meclisinde hac hatıraları dinlerken ibretli bulduğum bir olayı sizlere de arzetmek istedim Söz, sahasında hacca gitme rekoru kıran hocamızın: – Şeytanı taşladık, tuttuğumuz özel otobüsümüze hacıları bindiriyorum Dışarıda kimsenin kalmadığını anlayınca en son ben biniyorum Bir de bakıyorum ki, otobüste bir kavga var Meğer hacının biri yanındaki koltuğu boş tutmuş, buraya bizim için yorulmuş olan hocamız oturacak, demiş Hiç tanımadığımız bir başka otobüsün hacısı da gelip: – Ben Hoca filan tanımam, özel otobüs ise hiç tanımam Burada da mı özel otobüs, özel koltuk? Burası Allah’ın ülkesi! diyerek koltuğa oturmuş İtiraz edilince de yanındaki hacının ağzına, gözüne yumruğunu insafsızca indirmiş Bir de baktım ki, bizim hacının yüzü kan revan içinde Beni istilâ eden öfke ve hiddetimin tesirinden Allah’a sığınarak bizim hacıyı teskin ettim, meçhul hacı ise bu defa yumruğunu bana göstererek:
    – Mütevazı rolü oynama bana, cesaretin varsa ben hazırım! diyor, nerdeyse koltuktan kalkıp üzerime atılmaya niyetleniyordu
    Hacıların sabırlı olmaları konusundaki âyetleri hatırladım, hadisleri düşündüm Mekke’ye gelinceye kadar Rabbi’me sığınarak ayakta bekledim Harem-i Şerif’in yakınında otobüsten inerken kendimi toparlayıp, hâdisenin şokundan birazcık olsun kurtuldum, tavafa giden mütecâviz hacıya dedim ki:
    – Bak, şimdi Harem’e girecek, Allah’ın evinin etrafında tavaf yapacağız Gel ağzını, burnunu kan içinde bıraktığın hacıyla helallaş, küs gitme Burası küs gidilecek yer değil
    Ne mümkün Hacı, ilk andaki hiddet ve şiddetiyle yine ağıza alınmayacak sözler sarfederek Harem-i Şerif’e doğru yürüdü
    Öylesine bir hisse kapıldım ki, ister istemez içimden şu düşünceler geçiyordu:
    – Sırtımda şu ihram, karşımda şu Beytullah olmasaydı, ben sana gösterirdim kimin barışması gerektiğini Ama burası öyle yer değil, hacıyı ikaz eden âyetler, hadisler elimi kolumu bağlıyor
    Ben böyle nefsimle mücadele ederken bir de baktım ki, hacı durakladı Sanki ayakları yere mıhlanmış gibiydi Sonra geri döndü, bana doğru düşünceli adımlarla gelmeye başladı Yaklaşınca baktım, çok değişmişti İlk sözü şu oldu:
    – Barışmaya karar verdim, bir şartla!
    – Neymiş o şart, söyle bakayım?
    – Hayır, söylemem!
    – Söylemediğin şartını nasıl kabul edeyim Ya yerine getiremeyeceğim bir şart ise?
    – Hayır, yerine getirirsin, gücün yeter
    – Peki öyle ise şartını kabul ediyorum
    – Müsaade et, şu mübarek ayaklarından bir öpeyim!
    Birkaç saniyelik şaşkınlıktan sonra:
    – Ne münasebet, ben ayakları öpülecek kimse değilim, dedim
    O, ısrar etti:
    – Hayır, hayır! Sen ayakları öpülecek hocasın Ben de ayağını öpecek hacı! Senin bu sabrın, bu nefsini yenişin gösteriyor ki, sen ayakları öpülecek insansın Benim de şu haksızlığım, şu mütecavizliğim gösteriyor ki, ben haksızlık ettiği kimselerin ayaklarına yüzünü sürecek kimseyim Benim lâyık olduğum da budur! Lütfen sözünde dur ayaklarını öpmeme müsaade et
    * * *
    Yaptıklarına derin pişmanlık duyan hacıyı, ayak öpmek üzere yere diz çöktüğü sırada tutup ayağa kaldıran Kayser Hoca, O’nu şefkatle kucaklar, hep birlikte barışırlar, Beytullah’ı tavafa küs olmadan, gönüllerini birleştirmiş olarak giderler
    Böylece bu ibretli olayı tesbit edip tefekkürünüze sunmak da bize düşmüş olur


  5. 08.Eylül.2012, 03:57
    3
    Mucahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ağustos.2007
    Üye No: 2247
    Mesaj Sayısı: 503
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar

    Kabul Olan Hac - Hikaye



    ________________________________________
    Abdullah bin Mübârek (736-796), bir sene hacca gitmisti. Hacdan sonra rüyada, meleklerin gökten indiklerini gördü. Meleklerden biri, digerine sordu:

    -Bu sene kaç kisi hacca geldi?

    -Altiyüzbin kisi.

    -Kaç kisinin hacci kabul edildi?

    -Hiçbirinin hacci kabul edilmedi. Abdullah bin Mübârek hazretleri bu cevabi isitince çok sikildi. Çok üzüldü.

    -Çok zor is. Altiyüzbin kul, ihtiyaç ve yalvarma ile dünyanin her tarafindan hacca geldiler. Çöller ve diger zor sartlarda büyük sikintilara katlandilar. Bütün yaptiklari bosa gitti. Hiç birinin hacci kabul edilmedi, dedim. Sonra melek:

    -Sam'da Ali bin Muvaffak adinda birisi vardir. O hacca gelmedi. Ama, hacci kabul edildi, Altiyüzbin haciyi ona bagisladilar. Hepsinin hacci kabul edildi, dedi.


    Uyaninca, arkadaslarimdan ayrildim. Sam kafilesine katildim. Sam'a gittim. Ali bin Muvaffak'in evini arastirip, buldum. Kapiyi çaldim. Bir kimse kapiya çikti. Adini sordum.

    -Ali bin Muvaffak, ya sizinki?

    -Abdullah bin Mübârek, cevabini vermemle, feryat edip, kendinden geçti. Kendine gelince, gördügüm rüyâyi kendisine anlattim.

    -Haccinin kabûl edildigini ve kendi hacci ile beraber altiyüzbin kisinin haclarinin da kabûl edildigini haber vererek, bana nasil bir hayirli amel isledigini anlat, dedim.

    -Ben ayakkabi tamircisiydim. Otuz seneden beri hacca gitmek arzusundaydim. Bu isimden otuz senedir, üçyüz dirhem (1440 gr) gümüs biriktirdim. Bu sene hacca gidecektim. Hanimim hamileydi. Komsunun evinden yemek kokusu burnuna geldi. Hanimim komsudan yemek istememi söyledi. Komsuya gidip, hanimimin arzusunu söyledim. Komsum aglayarak: ''Ey Ali bin Muvaffak, bizim bu yemegimiz size helâl degildir. Çünkü üç gündür, çocuklarim bir sey yememislerdir. Bütün Sam sehrinde hiçbir is bulamadim. Kimse bana is vermedi. Ölü bir hayvan gördüm. Ondan çocuklara yemek pisiriyorum. Size helâl olmaz'' dedi. Bunu duyunca, içime bir aci düstü. ''Niçin Kâ'be'ye gideyim. Benim haccim buradadir'' dedim. Hac azigim üçyüz dirhemi komsuma verdim. ''Bunu al ve çoluk çocuguna nafaka yap. Benim haccim da bu olsun'' dedim. Abdullah bin Mübârek:

    -Allahü teâlâ dogru rü'yâ gösterdi, dedi...


  6. 08.Eylül.2012, 03:57
    3
    Devamlı Üye
    Kabul Olan Hac - Hikaye



    ________________________________________
    Abdullah bin Mübârek (736-796), bir sene hacca gitmisti. Hacdan sonra rüyada, meleklerin gökten indiklerini gördü. Meleklerden biri, digerine sordu:

    -Bu sene kaç kisi hacca geldi?

    -Altiyüzbin kisi.

    -Kaç kisinin hacci kabul edildi?

    -Hiçbirinin hacci kabul edilmedi. Abdullah bin Mübârek hazretleri bu cevabi isitince çok sikildi. Çok üzüldü.

    -Çok zor is. Altiyüzbin kul, ihtiyaç ve yalvarma ile dünyanin her tarafindan hacca geldiler. Çöller ve diger zor sartlarda büyük sikintilara katlandilar. Bütün yaptiklari bosa gitti. Hiç birinin hacci kabul edilmedi, dedim. Sonra melek:

    -Sam'da Ali bin Muvaffak adinda birisi vardir. O hacca gelmedi. Ama, hacci kabul edildi, Altiyüzbin haciyi ona bagisladilar. Hepsinin hacci kabul edildi, dedi.


    Uyaninca, arkadaslarimdan ayrildim. Sam kafilesine katildim. Sam'a gittim. Ali bin Muvaffak'in evini arastirip, buldum. Kapiyi çaldim. Bir kimse kapiya çikti. Adini sordum.

    -Ali bin Muvaffak, ya sizinki?

    -Abdullah bin Mübârek, cevabini vermemle, feryat edip, kendinden geçti. Kendine gelince, gördügüm rüyâyi kendisine anlattim.

    -Haccinin kabûl edildigini ve kendi hacci ile beraber altiyüzbin kisinin haclarinin da kabûl edildigini haber vererek, bana nasil bir hayirli amel isledigini anlat, dedim.

    -Ben ayakkabi tamircisiydim. Otuz seneden beri hacca gitmek arzusundaydim. Bu isimden otuz senedir, üçyüz dirhem (1440 gr) gümüs biriktirdim. Bu sene hacca gidecektim. Hanimim hamileydi. Komsunun evinden yemek kokusu burnuna geldi. Hanimim komsudan yemek istememi söyledi. Komsuya gidip, hanimimin arzusunu söyledim. Komsum aglayarak: ''Ey Ali bin Muvaffak, bizim bu yemegimiz size helâl degildir. Çünkü üç gündür, çocuklarim bir sey yememislerdir. Bütün Sam sehrinde hiçbir is bulamadim. Kimse bana is vermedi. Ölü bir hayvan gördüm. Ondan çocuklara yemek pisiriyorum. Size helâl olmaz'' dedi. Bunu duyunca, içime bir aci düstü. ''Niçin Kâ'be'ye gideyim. Benim haccim buradadir'' dedim. Hac azigim üçyüz dirhemi komsuma verdim. ''Bunu al ve çoluk çocuguna nafaka yap. Benim haccim da bu olsun'' dedim. Abdullah bin Mübârek:

    -Allahü teâlâ dogru rü'yâ gösterdi, dedi...


  7. 17.Ekim.2012, 23:54
    4
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar

    Bu zatin hac oykusunu okuyunca kendimden gectim
    Ruya olsada


  8. 17.Ekim.2012, 23:54
    4
    Üye
    Bu zatin hac oykusunu okuyunca kendimden gectim
    Ruya olsada


  9. 06.Eylül.2015, 12:05
    5
    Misafir

    Cevap: hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar

    Rabbim boyle duyarli insanlardan razi olsun çoğaltsin inşallah


  10. 06.Eylül.2015, 12:05
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Rabbim boyle duyarli insanlardan razi olsun çoğaltsin inşallah


  11. 09.Şubat.2016, 13:42
    6
    Misafir

    Cevap: Hacla ilgili ders alınacak ibreli yaşanmış hikayeler öyküler kıssalar

    allahım, bizlerede öyle zatların hizmetçisi olmayı nasip eylesin


  12. 09.Şubat.2016, 13:42
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    allahım, bizlerede öyle zatların hizmetçisi olmayı nasip eylesin





+ Yorum Gönder