Konusunu Oylayın.: Hac ile ilgili kıssalar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hac ile ilgili kıssalar
  1. 07.Eylül.2012, 15:59
    1
    Misafir

    Hac ile ilgili kıssalar






    Hac ile ilgili kıssalar Mumsema hac ile ilgili kıssalar


  2. 07.Eylül.2012, 15:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Eylül.2012, 19:39
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: hac ile ilgili kıssalar





    HAC YOLUNDA

    Bir kıssa anlatılır;
    Topal karınca Hacc’a niyet etmiş ve o mübarek yolculuğa çıkmış…
    Görenler, “Ya hu, sen bu halinle oraya varamazsın!..” demişler..
    O da cevaben ; “Varamazsam da, hiç olmazsa o yolda ölürüm!” demiş…
    Takva ehli bir insan, İslam’ın şartlarından birini, örneğin namaz kılmayı ihmal eder, keza oruc tutmaz, veya Hacc’a gitmekten sakınır ise, ahıret yaşamında başına ne iş geleceğini çok iyi bilir. Dolayısıyla üzerine düşeni yapar ve tedbirini alır. Esasen anlatılanlar her müslüman için geçerlidir.
    “Henüz daha çok gencim, yaşlanıp dünya hayatından elimi eteğimi çeker öyle giderim. Zira dönüşte “Hacı”lık misyonuna ters bir harekette bulunmak istemem. Önce beğendiğim arabayı alayım, veya başımı sokacak bir evim yok, şu çocuğu da baş göz etsek sıra ona gelir, Allah nasib ederse…” gibi Hacc’a gitmeye mani olabilecek bahaneler “şeytani bir ilka” dan başka bir şey değildir..

    1- Hz. İsmail'in Kurban Edilmesi

    Hz. İbrahim, kendi yurdundan hicret edip ayrıldığında, Allah Teala'dan, kendisine sâlih bir evlat bahşetmesini istemiş ve duası kabul edilerek İsmail (a.s.) ile müjdelenmişti.
    Bu sırada İbrahim (a.s.)'ın yaşı seksenaltı idi. İsmail yürüyüp gezecek çağa geldiğinde, babası rüyasında kendisini kurban ettiğini gördü. Peygamberlere ait rüyaların vahiy olduğu konusunda kesin bir hükmün bulunduğu herkesçe malumdur. Allah Teala bununla İbrahim (a.s.)'ı büyük bir imtihana tabi tutuyordu. İbrahim (a.s.): "Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin?" dedi. İsmail de cevaben: "Babacığım! sana emredileni yerine getir, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
    Sonra ikisinden, Allah Teala'nın bu emrine teslim olmaları istendi. "Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup İbrahim İsmail'i şakağı üzerine yatırınca..." İlahi emre teslim olup
    onu yerine getirmeye kararlı oldukları görülünce, Hak Teala İbrahim (a.s.)'a seslenmiş ve melekler tarafından kedisine bir hediye takdim edilmiştir. "Ona: Ey İbrahim! Sen rüyayı doğruladın, işte biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Bu gerçekten çok açık bir imtihandır, diye seslendik. Biz, oğluna bedel olarak ona büyük bir kurban verdik.
    Geriden gelecek nesiller arasında ona iyi bir nâm bıraktık; İbrahim'e selam olsun! dedik.
    Biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı."
    İbrahim ve İsmail (a.s.)'ın imtihan edilmelerinden ve ilahi emre kayıtsız şartsız teslim olmalarından gaye hasıl olduktan sonra, Allah Teala bedel olarak ona beyaz, iri gözlü ve boynuzlu bir koç göndermiş, İbrahim (a.s.) da onu Sebîr Dağı'nın yakınındaki bir ağacın altında bağlı bir vaziyette bulmuş ve Mina'da kurban etmiştir. Hac ibadeti ile kurban ibadeti,bu yerlerin, İbrahim ve İsmail (a.s.)'ın hatırasını ölümsüzleştirmiştir. İbrahim'e, İsmail'e ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya salât ve selâm olsun!
    2- İbrahim (a.s.)'ın Kâbe'nin Temellerini Yükseltmesi:

    1- İbrahim (a.s.) Mekke'ye, Allah Teala'nın, Kâbe'yi inşa emrini yerine getirmek için geldi ve oğlu İsmail'e: "Yavrucuğum, Allah Teala bana bir şey emretti" dedi.
    Bunun üzerine İsmail: "Rabbin ne emrediyorsa yerine getir babacığım" dedi. İbrahim (a.s.) da ona: "Bu konuda bana yardımcı olur musun?" diye sorunca, İsmail (a.s.): "Elbette olurum babacığım" diye cevap verdi.
    Bunun üzerine İbrahim (a.s.) yüksek bir yeri işaret ederek: "Allah Teala, bana burada bir bina inşa etmemi emretti" dedi. İşte orada Kâbe'nin duvarlarını inşa ettiler; İsmail (a.s.) taş taşıyor, İbrahim (a.s.) da duvarları örüyordu.
    Duvar insan boyu yükseldiğinde, İsmail (a.s.) getirdiği taşlardan bir merdiven yaptı. İbrahim (a.s.) bu yığın taşların üzerine çıkıp İsmail (a.s.)'ın uzattığı taşları örüyor ve şöyle dua ediyorlardı: "Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur, şüphesiz Sen hem işitir, hem bilirsin.
    Rabbimiz! İkimizi sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olan bir ümmet ver. Bize nasıl ibadet edeceğimizi göster, tevbemizi kabul buyur; çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan sadece Sen'sin. Rabbimiz! İçlerinden, onlara senin ayetlerini okuyan, Kitab'ı ve Hikmet'i öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu sen Aziz ve Hakim'sin.” Ve sonunda Allah Teala, Kâbe'nin inşasını tamamlamayı onlara nasib etti
    2- Kâbe'nin İbrahim (a.s.)'dan önce inşa edilmiş olduğu hususunda hiçbir sahih rivayet yoktur.
    Kur'an-ı Kerim'deki "Hani bir zamanlar İbrahim'e Kâbe'nin yerini hazırlamış ve ona şöyle demiştik.." (Hacc, 26) ayetini; veya: "Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Kâbe'nin temellerini yükseltiyor ve.. " (Bakara, 127) ayetini bu konuda delil olarak ileri sürenlerin kastettiği mana şudur: Kâbe'nin yeri Allah Teala'nın ezelî ilminde takdir edilmiştir, dolayısıyla yeri bellidir; ancak Kâbe'nin inşası, İbrahim (a.s.) ile oğlu İsmail (a.s.) tarafından gerçekleştirilmiştir. Tarihi olarak bu zaman diliminden öncesine ait bilgi ve rivayetler Beni İsrâil (Yahûdi ve Hristiyan) kaynaklarından nakledilmektedir ki, kural olarak bunları, ne doğruluyor ne de yalanlıyoruz. En doğrusunu sadece Allah bilir!
    3- İbrahim (a.s.) Kâbe'yi
    * Yüksekliğini dokuz zirâ, (bir zirâ yaklaşık seksen cm.dir)
    * Hacerü'l-Esved'ten Rükn-i Şâmî'ye kadar uzunluğu otuziki zirâ,
    * Rükn-i Şâmî tarafındaki Altınoluk'tan Rükn-i Garbî'ye kadar eni yirmi iki zirâ,
    * Rükn-i Garbî'den Rükn-i Yemânî'ye kadar uzunluğu otuzbir zirâ,
    * Rükn-i Yemânî'den Hacerü'l-Esved'e kadar olan eni de, yirmi zirâ olarak inşa etmiştir.
    Kapısını yer seviyesinde yapmış, ancak onu takmamıştır. Tübba el-Himyerî Kâbe'ye bir kapı yaptırmış ve bundan sonra kapı kapatılmıştır. Hz. İbrahim'in inşa ettiği Kâbe'nin orta kısmı genişçeydi. Sadece Yemâniyyân diye bilinen iki rüknü (köşesi) vardı. Kâbe'nin Hicr (kuzey) tarafı ise köşeli değil de, yarım daire şeklinde yuvarlak yapılmıştır ki, şu anki haline benzemektedir.
    Kâbe'yi inşa ettiği esnada İbrahim (a.s.)'ın yüz yaşında olduğu rivayet edilirse de, doğrusunu en iyi Allah bilir!

    alıntı...






  4. 07.Eylül.2012, 19:39
    2
    Silent and lonely rains




    HAC YOLUNDA

    Bir kıssa anlatılır;
    Topal karınca Hacc’a niyet etmiş ve o mübarek yolculuğa çıkmış…
    Görenler, “Ya hu, sen bu halinle oraya varamazsın!..” demişler..
    O da cevaben ; “Varamazsam da, hiç olmazsa o yolda ölürüm!” demiş…
    Takva ehli bir insan, İslam’ın şartlarından birini, örneğin namaz kılmayı ihmal eder, keza oruc tutmaz, veya Hacc’a gitmekten sakınır ise, ahıret yaşamında başına ne iş geleceğini çok iyi bilir. Dolayısıyla üzerine düşeni yapar ve tedbirini alır. Esasen anlatılanlar her müslüman için geçerlidir.
    “Henüz daha çok gencim, yaşlanıp dünya hayatından elimi eteğimi çeker öyle giderim. Zira dönüşte “Hacı”lık misyonuna ters bir harekette bulunmak istemem. Önce beğendiğim arabayı alayım, veya başımı sokacak bir evim yok, şu çocuğu da baş göz etsek sıra ona gelir, Allah nasib ederse…” gibi Hacc’a gitmeye mani olabilecek bahaneler “şeytani bir ilka” dan başka bir şey değildir..

    1- Hz. İsmail'in Kurban Edilmesi

    Hz. İbrahim, kendi yurdundan hicret edip ayrıldığında, Allah Teala'dan, kendisine sâlih bir evlat bahşetmesini istemiş ve duası kabul edilerek İsmail (a.s.) ile müjdelenmişti.
    Bu sırada İbrahim (a.s.)'ın yaşı seksenaltı idi. İsmail yürüyüp gezecek çağa geldiğinde, babası rüyasında kendisini kurban ettiğini gördü. Peygamberlere ait rüyaların vahiy olduğu konusunda kesin bir hükmün bulunduğu herkesçe malumdur. Allah Teala bununla İbrahim (a.s.)'ı büyük bir imtihana tabi tutuyordu. İbrahim (a.s.): "Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin?" dedi. İsmail de cevaben: "Babacığım! sana emredileni yerine getir, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
    Sonra ikisinden, Allah Teala'nın bu emrine teslim olmaları istendi. "Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup İbrahim İsmail'i şakağı üzerine yatırınca..." İlahi emre teslim olup
    onu yerine getirmeye kararlı oldukları görülünce, Hak Teala İbrahim (a.s.)'a seslenmiş ve melekler tarafından kedisine bir hediye takdim edilmiştir. "Ona: Ey İbrahim! Sen rüyayı doğruladın, işte biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Bu gerçekten çok açık bir imtihandır, diye seslendik. Biz, oğluna bedel olarak ona büyük bir kurban verdik.
    Geriden gelecek nesiller arasında ona iyi bir nâm bıraktık; İbrahim'e selam olsun! dedik.
    Biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı."
    İbrahim ve İsmail (a.s.)'ın imtihan edilmelerinden ve ilahi emre kayıtsız şartsız teslim olmalarından gaye hasıl olduktan sonra, Allah Teala bedel olarak ona beyaz, iri gözlü ve boynuzlu bir koç göndermiş, İbrahim (a.s.) da onu Sebîr Dağı'nın yakınındaki bir ağacın altında bağlı bir vaziyette bulmuş ve Mina'da kurban etmiştir. Hac ibadeti ile kurban ibadeti,bu yerlerin, İbrahim ve İsmail (a.s.)'ın hatırasını ölümsüzleştirmiştir. İbrahim'e, İsmail'e ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya salât ve selâm olsun!
    2- İbrahim (a.s.)'ın Kâbe'nin Temellerini Yükseltmesi:

    1- İbrahim (a.s.) Mekke'ye, Allah Teala'nın, Kâbe'yi inşa emrini yerine getirmek için geldi ve oğlu İsmail'e: "Yavrucuğum, Allah Teala bana bir şey emretti" dedi.
    Bunun üzerine İsmail: "Rabbin ne emrediyorsa yerine getir babacığım" dedi. İbrahim (a.s.) da ona: "Bu konuda bana yardımcı olur musun?" diye sorunca, İsmail (a.s.): "Elbette olurum babacığım" diye cevap verdi.
    Bunun üzerine İbrahim (a.s.) yüksek bir yeri işaret ederek: "Allah Teala, bana burada bir bina inşa etmemi emretti" dedi. İşte orada Kâbe'nin duvarlarını inşa ettiler; İsmail (a.s.) taş taşıyor, İbrahim (a.s.) da duvarları örüyordu.
    Duvar insan boyu yükseldiğinde, İsmail (a.s.) getirdiği taşlardan bir merdiven yaptı. İbrahim (a.s.) bu yığın taşların üzerine çıkıp İsmail (a.s.)'ın uzattığı taşları örüyor ve şöyle dua ediyorlardı: "Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur, şüphesiz Sen hem işitir, hem bilirsin.
    Rabbimiz! İkimizi sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olan bir ümmet ver. Bize nasıl ibadet edeceğimizi göster, tevbemizi kabul buyur; çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan sadece Sen'sin. Rabbimiz! İçlerinden, onlara senin ayetlerini okuyan, Kitab'ı ve Hikmet'i öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu sen Aziz ve Hakim'sin.” Ve sonunda Allah Teala, Kâbe'nin inşasını tamamlamayı onlara nasib etti
    2- Kâbe'nin İbrahim (a.s.)'dan önce inşa edilmiş olduğu hususunda hiçbir sahih rivayet yoktur.
    Kur'an-ı Kerim'deki "Hani bir zamanlar İbrahim'e Kâbe'nin yerini hazırlamış ve ona şöyle demiştik.." (Hacc, 26) ayetini; veya: "Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Kâbe'nin temellerini yükseltiyor ve.. " (Bakara, 127) ayetini bu konuda delil olarak ileri sürenlerin kastettiği mana şudur: Kâbe'nin yeri Allah Teala'nın ezelî ilminde takdir edilmiştir, dolayısıyla yeri bellidir; ancak Kâbe'nin inşası, İbrahim (a.s.) ile oğlu İsmail (a.s.) tarafından gerçekleştirilmiştir. Tarihi olarak bu zaman diliminden öncesine ait bilgi ve rivayetler Beni İsrâil (Yahûdi ve Hristiyan) kaynaklarından nakledilmektedir ki, kural olarak bunları, ne doğruluyor ne de yalanlıyoruz. En doğrusunu sadece Allah bilir!
    3- İbrahim (a.s.) Kâbe'yi
    * Yüksekliğini dokuz zirâ, (bir zirâ yaklaşık seksen cm.dir)
    * Hacerü'l-Esved'ten Rükn-i Şâmî'ye kadar uzunluğu otuziki zirâ,
    * Rükn-i Şâmî tarafındaki Altınoluk'tan Rükn-i Garbî'ye kadar eni yirmi iki zirâ,
    * Rükn-i Garbî'den Rükn-i Yemânî'ye kadar uzunluğu otuzbir zirâ,
    * Rükn-i Yemânî'den Hacerü'l-Esved'e kadar olan eni de, yirmi zirâ olarak inşa etmiştir.
    Kapısını yer seviyesinde yapmış, ancak onu takmamıştır. Tübba el-Himyerî Kâbe'ye bir kapı yaptırmış ve bundan sonra kapı kapatılmıştır. Hz. İbrahim'in inşa ettiği Kâbe'nin orta kısmı genişçeydi. Sadece Yemâniyyân diye bilinen iki rüknü (köşesi) vardı. Kâbe'nin Hicr (kuzey) tarafı ise köşeli değil de, yarım daire şeklinde yuvarlak yapılmıştır ki, şu anki haline benzemektedir.
    Kâbe'yi inşa ettiği esnada İbrahim (a.s.)'ın yüz yaşında olduğu rivayet edilirse de, doğrusunu en iyi Allah bilir!

    alıntı...









+ Yorum Gönder