Konusunu Oylayın.: Haccın kazandırdıkları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Haccın kazandırdıkları
  1. 07.Eylül.2012, 12:43
    1
    Misafir

    Haccın kazandırdıkları






    Haccın kazandırdıkları Mumsema Haccın kazandırdıkları nelerdir?
    Hac ve haccın bize kazandırdıkları
    haccın kazandırdıkları


  2. 07.Eylül.2012, 12:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Haccın kazandırdıkları nelerdir?
    Hac ve haccın bize kazandırdıkları
    haccın kazandırdıkları


    Benzer Konular

    - Namazın İnsana Kazandırdıkları

    - Namazın Insanlara Kazandırdıkları

    - Namazın Kazandırdıkları Nelerdir ?

    - Bir Günlük Namazın Kazandırdıkları

    - Hicretin kazandırdıkları şeyler

  3. 07.Eylül.2012, 19:24
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: haccın kazandırdıkları




    Yüce dinimizin beş esasından biri olan hac, Yüce Mevlaya karşı tam bir teslimiyet ifade eden, mâli ve bedeni fedakarlıklar gerektiren canlı bir ibadettir.Dilleri, renkleri, ülkeleri ayrı olan milyonlarca müslümanın aynı zaman ve mekanda bir araya gelebilmeleri, dünyanın en canlı ve anlamlı sosyal olayıdır. Şimdiye kadar hiç bir siyâsi ve ideolojik güç asırlardan beri devam eden ve gittikçe güçlenen böyle bir olay ortaya koyamamıştır. Bu muhteşem hac ibadeti sadece ve yalnız imanın ve coşkun Allah sevgisinin tezahürüdür.İbadetlerden asıl maksat Allah’ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat etmek ise de bu ibadetlerin meşru kılınmasında maddi ve manevi pekçok hikmet ve bereketler vardır. Bunlardan bazısını özet olarak şöyle belirtebiliriz.

    1- Hac gelişi güzel bir seyahat değildir:
    Bilakis İslamiyetin doğduğu, Kabenin bulunduğu, pekçok peygamberin, ashabın, diğer İslam büyüklerinin yaşayıp dua ettikleri mübarek ve emin beldeye ruh ve bedenle yapılan bir yolculuktur. Günde en az beş kere yöneldiği Kabeye bizzat varıp ziyaret etmek müslümanın en büyük emelidir. Engin duygu ve mânalar yüklü bu ibadet alelâde turistik bir ziyaretle kıyas edilemez. Zaten işin mânevi tarafı olmasa bu külfetli seyahat göze alınamaz. Aşırı sıcak, izdiham, maddi külfet ve sıkıntılara rağmen bu seyahati zevk haline dönüştüren sadece iman ve ilahi aşktır.

    2- Hac rûhi bir doyum ve şarj olayıdır:
    Mümin hac münasebetiyle olgunlaşır, Allah’a bağlılığı artar, gönlünde muhabbet ve dini heyecan artar, duygular incelir, günahlardan arınır, ülkesine yepyeni, tertemiz bir müslüman olarak döner, ibadet ve ziyaretlerin hatıraları daimi zihninin ve gönlünün süsü olarak devam eder. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi “anasından doğduğu gün gibi” tertemiz, günahsız hale gelir. Bu mânâda hac, hayata yeniden başlamak gibidir.
    3- Hac bir kültür ve eğitim olayıdır: Hac, müslümanın ufkunu açar. Etrafındaki dünyayı tanır. “Seyahat ilmin yarısıdır” derler. Seyahatlerin en bereketlisi hacdır. İnsan bu sayede ayrıca sıkıntı ve meşakkatlere alışır, bedeni ve ruhi bir eğitimden geçer. Fevkalade hallere hazırlıklı hale gelir. Lüks ve konfora alışmış bir insan zorluklar karşısında hemen pes eder, kendi başına hayatı yürütemez. Değişik mevsimlerde yapılan hac insanı değişik şartlara hazırlar. Oruç ibadetinde de aynı şey söz konusudur.

    4- Hac aynı zamanda ticari bir kazanç yoludur:
    Hac vesilesiyle müslümanlar arasında geniş çapta ticari temaslar yapılır, müslüman ülkelerin ürettiği mallar tanınır. Cahiliye döneminde Mekke’de kurulan panayırlar gibi hac mevsiminde İslam ülkelerinin malları teşhir edilir, fuarlar kurulur (Bugün için bunlar gerçekleşmiyorsa da hac, türlü ticari temaslara en uygun fırsattır. Bu frısat değerlendirilmiyorsa kabahat müslümanlarındır.) Haccın asıl maksadı Allah’ın rızasını kazanmak ise de, bu maksadı gölgelemeyecek şekilde dünyevi kazançlar elde etmeye bir engel yoktur. Üstelik bu, İslam ülkelerinin zenginleşmesine, İslam sermayesinin yabancılara aktarılmamasına sebep olur.
    5-

    Hac dünya çapında İslam kardeşliğinin sergilendiği bir ibadettir:
    Dünyanın değişik ülke ve bölgelerinden, değişik renk ve kılıkta insanların aynı gaye ve davranış içinde bir araya gelmeleri; kardeşlik, sevgi ve birliğin en canlı ifadesidir. Zengin-fakir, doğulu-batılı, siyah-beyaz ayırımı olmadan aynı mütevazı kılık içinde, aynı mekan ve şartlarda insanların bir araya gelebilmeleri ancak hac sâyesinde, namaz sayesinde olabilmektedir. Herkes mahşerdeki gibi kabirlerinden çıktıkları şekilde bir görüntü sergilemektedir. Hacda hiç kimsenin kimseye, hiç bir kabilenin ve milletin başka kabile ve millete üstün bugün söz konusu değildir.

    6- Hac tevhidin en canlı ifadesidir:
    Duygularda birlik, amellerde birlik, aynı dine mensup olmak, bir tek ilâh’a kul olmak, aynı Ka’beyi tavaf etmek, aynı kitabı okumak, aynı peygambere tabi olmak... Yol bir, yön bir, hedef bir, netice bir. Hac bütünüyle “birlik gösterisi, ümmet gösterisi”dir. “Ayrılık” değil“aynılık” ifadesidir.

    7- Hac tam bir barış ve güven ifadesidir:
    Zira emin bir zamanda emin bir beldeye (beled-i emin) seyahattir. Hac ayları cahiliye döneminde bile güvenli aylardı. Bu aylarda savaş yasaktı. Kabeye sığınan dokunulmazlık kazanır. Hz. Ömer diyor ki: “Kabe’ye babamın katili bile girse dokunmam”. Bu güven insanlara olduğu gibi diğer canlılara ve bitkilere de şamildir. Bu beldenin avı avlanmaz, hayvan ürkütülmez, bitkisi kesip koparılmaz. Bunlar ihram yasakları arasındadır. Bu hal, barışın nazarî değil pratik tatbik şeklidir.

    8- Hac, çevre probleminin çözümüne en güzel örnektir:
    Bitki ve hayvan türlerinin süratle yok edildiği bir dünyada, bitki koparmanın, hayvan avlanmanın yasaklandığı hac ibadetinde çevrecilerin alacağı çok büyük dersler vardır. Ömer b. Abdül’Aziz şöyle diyor: “Bir kimsenin haremden ağaç kesip sırtlanması, sırtında şarap taşımasından daha kötüdür” Bu titizliği dünya çapında yaygınlaştırmanın çevrecilik açısından büyük önemi vardır.

    9- Hac dünya müslümanlarının yıllık kongresidir:

    Bu kongreyi krallar, başkanlar değil, Cenab-ı Hak tertiplemektedir. Bundan dolayı iştirak daha çok ve daha canlı olmaktadır. Müslümanlar hac sayesinde siyasi, askeri iktisadi ve kültürel pek çok problemlerini müzakere imkanına kavuşmaktadırlar. Bu vesile ile ilim ve fikir adamları, siyasiler, ekonomistler biraraya gelmekte, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaktadırlar. Hz. Peygamber (s.a.v) herkesi ilgilendiren önemli kararları hac vesilesiyle ilan etmiş ve ettirmiştir. Halifeler döneminde de ümmetin problemleri burada ele alınmış, şikayetler dinlenmiş, çözümler sunulmuştur. Bu konularda Hz. Ömerin öncülüğü malumdur.

    10- Hac baştan sona faydadır, berekettir.
    Cenab-ı Hak, İbrahim Peygambere insanları hacca davet etmesini isterken “kendilerine ait bir takım menfaatleri görsünler...” (Hac: 27-28) buyurmuştur.

    Demek ki faydalarının farkında olmadan yapılan hac ibdetinin ne yapanlara ne de ümmete faydası vardır.
    Belirtmeye çalıştığımız bu maddi ve manevi faydalar acaba günümüz haccından elde ediliyor mu? Bu güzel gayeler acaba sadece bir temenniden mi ibaret kalıyor? Müslümanlar beşerî, iktisadi, sosyal ve kültürel yönden muazzam bir güç teşkil ettikleri halde, sahip oldukları bu imkanları birleştirip ortak programlar çerçevesinde hareket etmedikleri için, haccın işaret ettiği hedeflere maalesef bir türlü ulaşamamaktadırlar. Kendi aralarındaki ticari ve kültürel ilişkileri pekiştireceklerine bir çoğu yabancı ülkelerden gelen takke, tesbih ve seccade de dahil olmak üzere yabancı malların alıcısı ve pazarlayıcısı konumunda bulunmaktadırlar.

    Günde en az beş defa yöneldikleri Kabenin etrafında kenetlenen müslümanlar, dünyanın her yerinde ve hayatın her safhasında aynı bütünleşmeyi bir türlü ortaya koyamamaktadırlar. Görülüyor ki kalpler bir olmadan kalıpların yan yana olması hiç bir mânâ ifade etmemektedir.
    Her hacı adayı, ülkesinin temsilcisi, diğer ülkelerden gelen kardeşlerine ülkesindeki kardeşlerinin selam ve sevgilerini ileten bir elçisi durumundadır. İslam ülkelerinin yakınlaşması ülke halklarının tanışma ve kaynaşmasıyla mümkündür. Tabanda temaslar olmadan, fertler arasında tanışma ve dostluklar kurulmadan devletler arası ilişkiler kolay tesis edilemez.

    Hacı adaylarına tavsiyemiz;
    haccın bu yüce ruh ve hedeflerine uygun olarak ve bu mânâları duya duya hac ibadetini ifaya gayret etmeleridir.

    Ali Rıza Temel/Altınoluk



  4. 07.Eylül.2012, 19:24
    2
    Silent and lonely rains



    Yüce dinimizin beş esasından biri olan hac, Yüce Mevlaya karşı tam bir teslimiyet ifade eden, mâli ve bedeni fedakarlıklar gerektiren canlı bir ibadettir.Dilleri, renkleri, ülkeleri ayrı olan milyonlarca müslümanın aynı zaman ve mekanda bir araya gelebilmeleri, dünyanın en canlı ve anlamlı sosyal olayıdır. Şimdiye kadar hiç bir siyâsi ve ideolojik güç asırlardan beri devam eden ve gittikçe güçlenen böyle bir olay ortaya koyamamıştır. Bu muhteşem hac ibadeti sadece ve yalnız imanın ve coşkun Allah sevgisinin tezahürüdür.İbadetlerden asıl maksat Allah’ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat etmek ise de bu ibadetlerin meşru kılınmasında maddi ve manevi pekçok hikmet ve bereketler vardır. Bunlardan bazısını özet olarak şöyle belirtebiliriz.

    1- Hac gelişi güzel bir seyahat değildir:
    Bilakis İslamiyetin doğduğu, Kabenin bulunduğu, pekçok peygamberin, ashabın, diğer İslam büyüklerinin yaşayıp dua ettikleri mübarek ve emin beldeye ruh ve bedenle yapılan bir yolculuktur. Günde en az beş kere yöneldiği Kabeye bizzat varıp ziyaret etmek müslümanın en büyük emelidir. Engin duygu ve mânalar yüklü bu ibadet alelâde turistik bir ziyaretle kıyas edilemez. Zaten işin mânevi tarafı olmasa bu külfetli seyahat göze alınamaz. Aşırı sıcak, izdiham, maddi külfet ve sıkıntılara rağmen bu seyahati zevk haline dönüştüren sadece iman ve ilahi aşktır.

    2- Hac rûhi bir doyum ve şarj olayıdır:
    Mümin hac münasebetiyle olgunlaşır, Allah’a bağlılığı artar, gönlünde muhabbet ve dini heyecan artar, duygular incelir, günahlardan arınır, ülkesine yepyeni, tertemiz bir müslüman olarak döner, ibadet ve ziyaretlerin hatıraları daimi zihninin ve gönlünün süsü olarak devam eder. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi “anasından doğduğu gün gibi” tertemiz, günahsız hale gelir. Bu mânâda hac, hayata yeniden başlamak gibidir.
    3- Hac bir kültür ve eğitim olayıdır: Hac, müslümanın ufkunu açar. Etrafındaki dünyayı tanır. “Seyahat ilmin yarısıdır” derler. Seyahatlerin en bereketlisi hacdır. İnsan bu sayede ayrıca sıkıntı ve meşakkatlere alışır, bedeni ve ruhi bir eğitimden geçer. Fevkalade hallere hazırlıklı hale gelir. Lüks ve konfora alışmış bir insan zorluklar karşısında hemen pes eder, kendi başına hayatı yürütemez. Değişik mevsimlerde yapılan hac insanı değişik şartlara hazırlar. Oruç ibadetinde de aynı şey söz konusudur.

    4- Hac aynı zamanda ticari bir kazanç yoludur:
    Hac vesilesiyle müslümanlar arasında geniş çapta ticari temaslar yapılır, müslüman ülkelerin ürettiği mallar tanınır. Cahiliye döneminde Mekke’de kurulan panayırlar gibi hac mevsiminde İslam ülkelerinin malları teşhir edilir, fuarlar kurulur (Bugün için bunlar gerçekleşmiyorsa da hac, türlü ticari temaslara en uygun fırsattır. Bu frısat değerlendirilmiyorsa kabahat müslümanlarındır.) Haccın asıl maksadı Allah’ın rızasını kazanmak ise de, bu maksadı gölgelemeyecek şekilde dünyevi kazançlar elde etmeye bir engel yoktur. Üstelik bu, İslam ülkelerinin zenginleşmesine, İslam sermayesinin yabancılara aktarılmamasına sebep olur.
    5-

    Hac dünya çapında İslam kardeşliğinin sergilendiği bir ibadettir:
    Dünyanın değişik ülke ve bölgelerinden, değişik renk ve kılıkta insanların aynı gaye ve davranış içinde bir araya gelmeleri; kardeşlik, sevgi ve birliğin en canlı ifadesidir. Zengin-fakir, doğulu-batılı, siyah-beyaz ayırımı olmadan aynı mütevazı kılık içinde, aynı mekan ve şartlarda insanların bir araya gelebilmeleri ancak hac sâyesinde, namaz sayesinde olabilmektedir. Herkes mahşerdeki gibi kabirlerinden çıktıkları şekilde bir görüntü sergilemektedir. Hacda hiç kimsenin kimseye, hiç bir kabilenin ve milletin başka kabile ve millete üstün bugün söz konusu değildir.

    6- Hac tevhidin en canlı ifadesidir:
    Duygularda birlik, amellerde birlik, aynı dine mensup olmak, bir tek ilâh’a kul olmak, aynı Ka’beyi tavaf etmek, aynı kitabı okumak, aynı peygambere tabi olmak... Yol bir, yön bir, hedef bir, netice bir. Hac bütünüyle “birlik gösterisi, ümmet gösterisi”dir. “Ayrılık” değil“aynılık” ifadesidir.

    7- Hac tam bir barış ve güven ifadesidir:
    Zira emin bir zamanda emin bir beldeye (beled-i emin) seyahattir. Hac ayları cahiliye döneminde bile güvenli aylardı. Bu aylarda savaş yasaktı. Kabeye sığınan dokunulmazlık kazanır. Hz. Ömer diyor ki: “Kabe’ye babamın katili bile girse dokunmam”. Bu güven insanlara olduğu gibi diğer canlılara ve bitkilere de şamildir. Bu beldenin avı avlanmaz, hayvan ürkütülmez, bitkisi kesip koparılmaz. Bunlar ihram yasakları arasındadır. Bu hal, barışın nazarî değil pratik tatbik şeklidir.

    8- Hac, çevre probleminin çözümüne en güzel örnektir:
    Bitki ve hayvan türlerinin süratle yok edildiği bir dünyada, bitki koparmanın, hayvan avlanmanın yasaklandığı hac ibadetinde çevrecilerin alacağı çok büyük dersler vardır. Ömer b. Abdül’Aziz şöyle diyor: “Bir kimsenin haremden ağaç kesip sırtlanması, sırtında şarap taşımasından daha kötüdür” Bu titizliği dünya çapında yaygınlaştırmanın çevrecilik açısından büyük önemi vardır.

    9- Hac dünya müslümanlarının yıllık kongresidir:

    Bu kongreyi krallar, başkanlar değil, Cenab-ı Hak tertiplemektedir. Bundan dolayı iştirak daha çok ve daha canlı olmaktadır. Müslümanlar hac sayesinde siyasi, askeri iktisadi ve kültürel pek çok problemlerini müzakere imkanına kavuşmaktadırlar. Bu vesile ile ilim ve fikir adamları, siyasiler, ekonomistler biraraya gelmekte, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaktadırlar. Hz. Peygamber (s.a.v) herkesi ilgilendiren önemli kararları hac vesilesiyle ilan etmiş ve ettirmiştir. Halifeler döneminde de ümmetin problemleri burada ele alınmış, şikayetler dinlenmiş, çözümler sunulmuştur. Bu konularda Hz. Ömerin öncülüğü malumdur.

    10- Hac baştan sona faydadır, berekettir.
    Cenab-ı Hak, İbrahim Peygambere insanları hacca davet etmesini isterken “kendilerine ait bir takım menfaatleri görsünler...” (Hac: 27-28) buyurmuştur.

    Demek ki faydalarının farkında olmadan yapılan hac ibdetinin ne yapanlara ne de ümmete faydası vardır.
    Belirtmeye çalıştığımız bu maddi ve manevi faydalar acaba günümüz haccından elde ediliyor mu? Bu güzel gayeler acaba sadece bir temenniden mi ibaret kalıyor? Müslümanlar beşerî, iktisadi, sosyal ve kültürel yönden muazzam bir güç teşkil ettikleri halde, sahip oldukları bu imkanları birleştirip ortak programlar çerçevesinde hareket etmedikleri için, haccın işaret ettiği hedeflere maalesef bir türlü ulaşamamaktadırlar. Kendi aralarındaki ticari ve kültürel ilişkileri pekiştireceklerine bir çoğu yabancı ülkelerden gelen takke, tesbih ve seccade de dahil olmak üzere yabancı malların alıcısı ve pazarlayıcısı konumunda bulunmaktadırlar.

    Günde en az beş defa yöneldikleri Kabenin etrafında kenetlenen müslümanlar, dünyanın her yerinde ve hayatın her safhasında aynı bütünleşmeyi bir türlü ortaya koyamamaktadırlar. Görülüyor ki kalpler bir olmadan kalıpların yan yana olması hiç bir mânâ ifade etmemektedir.
    Her hacı adayı, ülkesinin temsilcisi, diğer ülkelerden gelen kardeşlerine ülkesindeki kardeşlerinin selam ve sevgilerini ileten bir elçisi durumundadır. İslam ülkelerinin yakınlaşması ülke halklarının tanışma ve kaynaşmasıyla mümkündür. Tabanda temaslar olmadan, fertler arasında tanışma ve dostluklar kurulmadan devletler arası ilişkiler kolay tesis edilemez.

    Hacı adaylarına tavsiyemiz;
    haccın bu yüce ruh ve hedeflerine uygun olarak ve bu mânâları duya duya hac ibadetini ifaya gayret etmeleridir.

    Ali Rıza Temel/Altınoluk



  5. 10.Eylül.2012, 20:05
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: haccın kazandırdıkları

    Haccın Kazandırdıkları

    1 - Hac, dînî duyguları kuvvetlendirir.
    2 - Hac, insana zorluklara karşı dayanma gücü kazandırır.
    3 - Hac insana mahşer gününü hatırlatır.
    4 - Hac, İslâm kardeşliğini pekiştirir.
    5 - Hac, günahlara keffaret olur.

    6 - Müslümanlar arasında meşveret vesilesidir.
    7 – Müslümanlar arasında ekonomik ilişkilerin canlanmasını sağlar.
    8 - Hülasâ hac, dünya ve âhiretle ilgili, kişisel ve sosyal pek çok faydaları olan bir ibadettir.


  6. 10.Eylül.2012, 20:05
    3
    Moderatör
    Haccın Kazandırdıkları

    1 - Hac, dînî duyguları kuvvetlendirir.
    2 - Hac, insana zorluklara karşı dayanma gücü kazandırır.
    3 - Hac insana mahşer gününü hatırlatır.
    4 - Hac, İslâm kardeşliğini pekiştirir.
    5 - Hac, günahlara keffaret olur.

    6 - Müslümanlar arasında meşveret vesilesidir.
    7 – Müslümanlar arasında ekonomik ilişkilerin canlanmasını sağlar.
    8 - Hülasâ hac, dünya ve âhiretle ilgili, kişisel ve sosyal pek çok faydaları olan bir ibadettir.





+ Yorum Gönder