Konusunu Oylayın.: Osmanlı Sultanlarının Hacıların Emniyetini Sağlamada Gösterdikleri Hassasiyet

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Osmanlı Sultanlarının Hacıların Emniyetini Sağlamada Gösterdikleri Hassasiyet
  1. 06.Eylül.2012, 19:48
    1
    Misafir

    Osmanlı Sultanlarının Hacıların Emniyetini Sağlamada Gösterdikleri Hassasiyet






    Osmanlı Sultanlarının Hacıların Emniyetini Sağlamada Gösterdikleri Hassasiyet Mumsema Arşiv Belgelerinde Osmanlı Sultanlarının Hacıların Emniyetini Sağlamada Gösterdikleri Hassasiyet


  2. 06.Eylül.2012, 19:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 08.Eylül.2012, 03:33
    2
    Mucahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ağustos.2007
    Üye No: 2247
    Mesaj Sayısı: 503
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Osmanlı Sultanlarının Hacıların Emniyetini Sağlamada Gösterdikleri Hassasiyet




    ARŞİV BELGELERİNDE OSMANLI SULTANLARININ HACILARIN EMNİYETİNİ SAĞLAMADA GÖSTERDİKLERİ HASSASİYET**
    Tuğba YALÇIN*

    Büyük Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim’in 1517 senesinde Mısır ’ı fethi ile Osmanlı topraklarına sulh yoluyla dahil olan Hicaz’a1 hakimiyet, Osmanlılar için daima iftihar ve itibar sebebi olmuştur. Osmanlı sultanları Hicaz’ın özerk yapısına müdahil olmamışlar, Harameyn-i Şerifeyn’i hâmilik vazifelerine ihtimam göstermişlerdir.

    Hacıların hiçbir sıkıntı yaşamadan hac görevlerini yerine getirmeleri, su, yiyecek ve kalacakları yerin temini gibi ihtiyaçlarının karşılanması, surrenin hakka riayetle dağıtılması, her iki harem bölgesinin temizliğinin sağlanması ve yenilenmesi gibi çok mühim vazifeler bunlardan birkaçıdır.2 Bilhassa hac farizasının güvenlik içinde yerine getirilmesi çok mühimdir.

    Her yıl Kahire ve Şam’dan Hicaz’a iki resmî hac kervanı yola çıkardı. Bu kervanların gidiş ve dönüşlerinde büyük törenler yapılırdı.3 Hacıların selâmetle gidip gelmeleri Osmanlı devlet adamlarının çok önem verdiği bir iş olduğundan, hac dönüşü, yolculuklarının emniyet içinde geçtiği, devletin devamı, sultanın sıhhat ve selâmeti için dua ettikleri padişaha arz edilirdi.4

    Bu yazıda değerlendirdiğimiz arşiv belgesi, Sultan II. Mahmud’a ait bir hatt-ı hümâyun olup, sözü edilen konuyu en güzel şekilde gözler önüne sermektedir. Bu belgede; Şam Valisi ve Emirü’l-haccı Hafız Ali Paşa, 29 Zilhicce 1232 (9 Kasım 1817) tarihinde Şam hac kafilesinin, surre emini ve müjdeci başılarla beraber hac görevlerini selâmet ve emniyetle yapıp döndüklerini sultana haber vermektedir. Hafız Ali Paşa, Hint malı üç bohça hediye hazırlayarak padişaha göndermiştir. Hediyelerden çok memnun kalan Sultan II. Mahmud, Allah’ın kendilerine daha güzel nice nimetler ihsan etmesi için dua ile mukabelede bulunmuştur.

    BELGENİN TRANSKRİPSİYONU

    Manzûrum olmuştur.

    Bu ni‘met-i uzmânın teşekküründe lisânım kâsırdır. Cenâb-ı [Allah] nice ve nice emsâl-i kesîresiyle cümleyi müşerref eyleye. Müşârunileyhin takdimesi makbûl-i hümâyunum olmuştur. [Bu ibare, Sultan II. Mahmud’un bizzat kendi el yazısıyla hatt-ı hümayûnudur.]

    Şam valisi kullarının vârid olan kâimesidir. Huccâc-ı Müslimîn ile bi’s-sıhhat ve’s-selâme mâh-ı Saferü’l-hayrın on birinci günü Şam-ı şerife vusûlleri olduğunu mübeyyin olmağla bermu‘ tâd mübârek hâk-i pây-i hümâyunlarına olan takdimesiyle beraber manzûr-ı âlî-i mevfûr-ı şehriyârları buyurulmak için takdim-i huzûr-ı sa‘âdet-hümâyunları kılındığı ve müjdeciler kullarının dahi vurûd eylediğini müşârunileyhin Kapı Kethüdası Osman Ağa bendeleri ihbâr etmekle Bâbıâli’ye geldiklerinde i‘tâ eyledikleri tahrirât ve duânâb ma‘rûz-ı huzûr-ı şâhâneleri kılınacağı muhât-ı ilm-i âlileri buyuruldukda emr u ferman hazret-i men lehu’l-emrindir.

    Devletlü, inâyetlü, atûfetlü, übbehetlü, re’fetlü, veliyyü’n-ni‘am, kesîrü’l-kerem efendim Sultanım hazretleri, devlet ü ikbal ile sağ olsun.

    Cenâb-ı farz-konende-i ziyaret-i ümmü’lkurâ ve kudret-bahşende-i “menistedâ‘a ileyhi sebîl┠vücûd-ı cûd-nûmûd-ı âsafânelerin zîver-efzâ-yı mesned-vâlâ-yı hâcizvâyî vü übbehet ve revnak-bahşâ-yı manassa-i fermânfermâyî vü âfiyet eylemek tazarruâtı takdîmiyle ma‘rûz-ı abd-i sadâkat-mefrûzlarıdır ki:

    Bu sene-i müteyemminede redîf-i matıyye-i ma‘iyyet-i çâkerânem kılınan huccâc-ı Müslimîn ve züvvâr-ı beyt-i Rabbü’l-âlemîn ile sâye-i ma‘delet-vâye-i Cenâb-ı Kîtîstânî’de iskât-ı farîza-i hacc-ı şerîf ve icrâ-yı menâsik-i acc u necc-i münîf edip emr-i muhafaza-i huccâc-ı bâhiru’l-ibtihâcda rufûd ve ku‘ûdu terk ile gencîne-i vüs‘ ü kudret-i âcizânemi sarf ederek delâlet-i mücerre-i tevfîk-i Subhânî ve sâhibu’l-cenb mürâfakat-ı teveccüh-i âlî ve aleyhi ve yümn-i himem-i seniyye-i veliyyü’nni‘ amîleriyle cânib-i Beytullâhi’l-harâm’dan tertîb-sâz-ı katar nehzad ve tayy-ı merâhil ü menâzil ederek zemin-i dil-nişîn-i Yesrib andan sahrâ-yı behnâ-yı müzeyrib-menâh-ı cemâze-i hatt-ı tırhâl olarak el-minnetü lillâhi bil-cümle kavâfil-i huccâc ve emîn-i surre-i hümâyun ve ser-sakayân ve müjdecibaşı ile emnen ve sâlimen mâh-ı Saferü’l-hayr’ın on birinci mübarek yevmi’l-isneyn Şam-ı şerif ’e bâ-nihâde-i vusûl ve hatt-ı rahl-i nüzûl kılındığı ve bu sene-i mübârekede mahzâ inayet-i bî-gâyet-i İlâhî ve mutlaka şeref duâ-yı hayr-ı hazret-i cihan-bânî âsârı olarak iyâb ve zihâbda gerek su ve gerek zahire hususlarında merâyâ-yı havâtır-ı huccâc-ı müslimîn âriza-i gubâr ve venciş ü kederden masûnü’ssâha ve be-tahfîs-i lusûs yağmakârân urbandan me’mûnü’l-kâfile hevdec-nişîn-i emn ü selâmet olup şevketlü, kerâmetlü, mehâbetlü, kudretlü veliyyü’n-ni‘am-i âlem Padişahımız efendimiz hazretlerinin gevher-yektâ-yı kân-ı ma‘delet ve cevher-i bî-hemtâ-yı ma‘den-i şevket ü adalet olan vücûd-ı hümâyunları ile’l-ebed revnak-bahşâ-yı dîhim-i saltanat ve zînet-efzâ-yı tâc-ı cihan-dârî ve übbehet olmak dualarıyla temennâ-yı tezâyüd-i şeref ve iclâl-i âsafâneleri isticlâbına bezl-i gayret kılınmış idüği mukaddem ve muahhar takdîm-i hâk-i pây-ı merâm-bahşâ-yı rahimâneleri kılınan arâyiz-i çâkerânemde bast u beyân olunmağın be-tekrâr ol ma‘razda ıtnâb-ı makâl ile tasdî‘-i ser-i devlet-i iştimâlleri hâric ez-âdâb olduğundan kemmiyet hâme-i beyân-ı mekfûfü’linân kılınarak mücerred avn u inâyet-i Bârî ve yümn-i teveccüh-i hazret-i şehriyârî ile huccâc-ı müslimînin mashûben bi’s-selâme Şam-ı şerif ’e duhûlleri müyesser kerde-i Cenâb-ı Vâhibü’lâmâl olup bu ni‘am-ı celîle-i inâyet-i İlâhî’ye ve hakkı nâ-müstehakk-ı kemterânemde nâşiru’lenvâr olan neyyir-i cihan-efrûz-ı teveccühât-ı âliyenin edâ-yı hakk-ı teşekkürüyle şi‘âr-ı bâlâ-yı sıdk u ubûdiyetim kârgâh-ı Saltanat-ı Seniyye’de zîver-pezîr-i damga-i itibar buyurulmak ümniyyesiyle el-abdu mâ ve yemlikuhû kâne li-mevlâhu mâ sadakınca min gayri haddin pây-ı enzâr-ı dîhîm hazret-i zıllullâhî olmak üzere emti‘a-i Hindiyeden müretteb üç bohça takdime-i âcizânem hezâr şerm ve hicâb ile takdime ictisâr kılınmış ise de pişkâh-ı evreng-i übbehet-niheng-i hazret-i Hilâfet-penâhîye takdimiyle meşmûl-i nigâh-i âtıfet-i iktinâh-ı cenâb-ı şehriyârî kılınması vâbeste-i himem-i bî-gâye-i veliyyü’n-ni‘amâneleri olmağla zât-ı ma‘âlî-âyât-ı hidivânelerine mevhibe-i seniyye-i Yezdânî ve atiyye-i behiyye-i nâ-mütenâhî olan secâyâ-yı kerîme-i çâker-nüvâzî ve mürüvvetleri muktezâsınca ümidvâr olduğum üzere hakk-ı kemterânemde isticlâb-ı envâr-ı merhamet-âsâr hazret-i zıllullâhîye himmet-i vâlâ-nehmet-i rahimâneleri bî-dirîğ ve derkâr buyurulması temennâ-kerde-i çâkerânem idüği beyanıyla arzuhal-i ubeydânem tahrîr ve merfû‘-ı pişkâh-ı devlet-masîrleri kılındı. İnşâallahu Teâlâ muhât-ı ilm-i âlem-ârâ-yı veliyyü’n-ni‘amâneleri buyuruldukda ol bâbda ve her halde emr u fermân hazret-i veliyyü’n-ni‘am ve’l-ihsânındır.

    Fî 29 Zilhicce sene 1232 [9 Kasım 1817]. BOA, HAT 764/36072

    bende

    Emîrü’l-hac ve Vâli-i Şamel-Hâc Hâfız Ali


    *Vaiz, Beykoz Müftülüğü

    ** Tashih ve çok değerli katkılarından dolayı hocam Dr. Mustafa Küçük’e teşekkür ederim.

    DİPNOTLAR

    1) Zekeriya Kurşun, “Osmanlı Devleti İdaresinde Hicaz”, Osmanlı Ansiklopedisi, Ankara 1999, I, 316.

    2) BOA, MD 3, 905; 22, 584; Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, R. 1959 v. 787b-788a-b.

    3) Suraiya Faroqhi, Hacılar ve Sultanlar (1517-1683), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1995, s. 35-42.

    4) BOA, HAT 551/27146E, 1365/53979, 764/36070.


  4. 08.Eylül.2012, 03:33
    2
    Devamlı Üye



    ARŞİV BELGELERİNDE OSMANLI SULTANLARININ HACILARIN EMNİYETİNİ SAĞLAMADA GÖSTERDİKLERİ HASSASİYET**
    Tuğba YALÇIN*

    Büyük Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim’in 1517 senesinde Mısır ’ı fethi ile Osmanlı topraklarına sulh yoluyla dahil olan Hicaz’a1 hakimiyet, Osmanlılar için daima iftihar ve itibar sebebi olmuştur. Osmanlı sultanları Hicaz’ın özerk yapısına müdahil olmamışlar, Harameyn-i Şerifeyn’i hâmilik vazifelerine ihtimam göstermişlerdir.

    Hacıların hiçbir sıkıntı yaşamadan hac görevlerini yerine getirmeleri, su, yiyecek ve kalacakları yerin temini gibi ihtiyaçlarının karşılanması, surrenin hakka riayetle dağıtılması, her iki harem bölgesinin temizliğinin sağlanması ve yenilenmesi gibi çok mühim vazifeler bunlardan birkaçıdır.2 Bilhassa hac farizasının güvenlik içinde yerine getirilmesi çok mühimdir.

    Her yıl Kahire ve Şam’dan Hicaz’a iki resmî hac kervanı yola çıkardı. Bu kervanların gidiş ve dönüşlerinde büyük törenler yapılırdı.3 Hacıların selâmetle gidip gelmeleri Osmanlı devlet adamlarının çok önem verdiği bir iş olduğundan, hac dönüşü, yolculuklarının emniyet içinde geçtiği, devletin devamı, sultanın sıhhat ve selâmeti için dua ettikleri padişaha arz edilirdi.4

    Bu yazıda değerlendirdiğimiz arşiv belgesi, Sultan II. Mahmud’a ait bir hatt-ı hümâyun olup, sözü edilen konuyu en güzel şekilde gözler önüne sermektedir. Bu belgede; Şam Valisi ve Emirü’l-haccı Hafız Ali Paşa, 29 Zilhicce 1232 (9 Kasım 1817) tarihinde Şam hac kafilesinin, surre emini ve müjdeci başılarla beraber hac görevlerini selâmet ve emniyetle yapıp döndüklerini sultana haber vermektedir. Hafız Ali Paşa, Hint malı üç bohça hediye hazırlayarak padişaha göndermiştir. Hediyelerden çok memnun kalan Sultan II. Mahmud, Allah’ın kendilerine daha güzel nice nimetler ihsan etmesi için dua ile mukabelede bulunmuştur.

    BELGENİN TRANSKRİPSİYONU

    Manzûrum olmuştur.

    Bu ni‘met-i uzmânın teşekküründe lisânım kâsırdır. Cenâb-ı [Allah] nice ve nice emsâl-i kesîresiyle cümleyi müşerref eyleye. Müşârunileyhin takdimesi makbûl-i hümâyunum olmuştur. [Bu ibare, Sultan II. Mahmud’un bizzat kendi el yazısıyla hatt-ı hümayûnudur.]

    Şam valisi kullarının vârid olan kâimesidir. Huccâc-ı Müslimîn ile bi’s-sıhhat ve’s-selâme mâh-ı Saferü’l-hayrın on birinci günü Şam-ı şerife vusûlleri olduğunu mübeyyin olmağla bermu‘ tâd mübârek hâk-i pây-i hümâyunlarına olan takdimesiyle beraber manzûr-ı âlî-i mevfûr-ı şehriyârları buyurulmak için takdim-i huzûr-ı sa‘âdet-hümâyunları kılındığı ve müjdeciler kullarının dahi vurûd eylediğini müşârunileyhin Kapı Kethüdası Osman Ağa bendeleri ihbâr etmekle Bâbıâli’ye geldiklerinde i‘tâ eyledikleri tahrirât ve duânâb ma‘rûz-ı huzûr-ı şâhâneleri kılınacağı muhât-ı ilm-i âlileri buyuruldukda emr u ferman hazret-i men lehu’l-emrindir.

    Devletlü, inâyetlü, atûfetlü, übbehetlü, re’fetlü, veliyyü’n-ni‘am, kesîrü’l-kerem efendim Sultanım hazretleri, devlet ü ikbal ile sağ olsun.

    Cenâb-ı farz-konende-i ziyaret-i ümmü’lkurâ ve kudret-bahşende-i “menistedâ‘a ileyhi sebîl┠vücûd-ı cûd-nûmûd-ı âsafânelerin zîver-efzâ-yı mesned-vâlâ-yı hâcizvâyî vü übbehet ve revnak-bahşâ-yı manassa-i fermânfermâyî vü âfiyet eylemek tazarruâtı takdîmiyle ma‘rûz-ı abd-i sadâkat-mefrûzlarıdır ki:

    Bu sene-i müteyemminede redîf-i matıyye-i ma‘iyyet-i çâkerânem kılınan huccâc-ı Müslimîn ve züvvâr-ı beyt-i Rabbü’l-âlemîn ile sâye-i ma‘delet-vâye-i Cenâb-ı Kîtîstânî’de iskât-ı farîza-i hacc-ı şerîf ve icrâ-yı menâsik-i acc u necc-i münîf edip emr-i muhafaza-i huccâc-ı bâhiru’l-ibtihâcda rufûd ve ku‘ûdu terk ile gencîne-i vüs‘ ü kudret-i âcizânemi sarf ederek delâlet-i mücerre-i tevfîk-i Subhânî ve sâhibu’l-cenb mürâfakat-ı teveccüh-i âlî ve aleyhi ve yümn-i himem-i seniyye-i veliyyü’nni‘ amîleriyle cânib-i Beytullâhi’l-harâm’dan tertîb-sâz-ı katar nehzad ve tayy-ı merâhil ü menâzil ederek zemin-i dil-nişîn-i Yesrib andan sahrâ-yı behnâ-yı müzeyrib-menâh-ı cemâze-i hatt-ı tırhâl olarak el-minnetü lillâhi bil-cümle kavâfil-i huccâc ve emîn-i surre-i hümâyun ve ser-sakayân ve müjdecibaşı ile emnen ve sâlimen mâh-ı Saferü’l-hayr’ın on birinci mübarek yevmi’l-isneyn Şam-ı şerif ’e bâ-nihâde-i vusûl ve hatt-ı rahl-i nüzûl kılındığı ve bu sene-i mübârekede mahzâ inayet-i bî-gâyet-i İlâhî ve mutlaka şeref duâ-yı hayr-ı hazret-i cihan-bânî âsârı olarak iyâb ve zihâbda gerek su ve gerek zahire hususlarında merâyâ-yı havâtır-ı huccâc-ı müslimîn âriza-i gubâr ve venciş ü kederden masûnü’ssâha ve be-tahfîs-i lusûs yağmakârân urbandan me’mûnü’l-kâfile hevdec-nişîn-i emn ü selâmet olup şevketlü, kerâmetlü, mehâbetlü, kudretlü veliyyü’n-ni‘am-i âlem Padişahımız efendimiz hazretlerinin gevher-yektâ-yı kân-ı ma‘delet ve cevher-i bî-hemtâ-yı ma‘den-i şevket ü adalet olan vücûd-ı hümâyunları ile’l-ebed revnak-bahşâ-yı dîhim-i saltanat ve zînet-efzâ-yı tâc-ı cihan-dârî ve übbehet olmak dualarıyla temennâ-yı tezâyüd-i şeref ve iclâl-i âsafâneleri isticlâbına bezl-i gayret kılınmış idüği mukaddem ve muahhar takdîm-i hâk-i pây-ı merâm-bahşâ-yı rahimâneleri kılınan arâyiz-i çâkerânemde bast u beyân olunmağın be-tekrâr ol ma‘razda ıtnâb-ı makâl ile tasdî‘-i ser-i devlet-i iştimâlleri hâric ez-âdâb olduğundan kemmiyet hâme-i beyân-ı mekfûfü’linân kılınarak mücerred avn u inâyet-i Bârî ve yümn-i teveccüh-i hazret-i şehriyârî ile huccâc-ı müslimînin mashûben bi’s-selâme Şam-ı şerif ’e duhûlleri müyesser kerde-i Cenâb-ı Vâhibü’lâmâl olup bu ni‘am-ı celîle-i inâyet-i İlâhî’ye ve hakkı nâ-müstehakk-ı kemterânemde nâşiru’lenvâr olan neyyir-i cihan-efrûz-ı teveccühât-ı âliyenin edâ-yı hakk-ı teşekkürüyle şi‘âr-ı bâlâ-yı sıdk u ubûdiyetim kârgâh-ı Saltanat-ı Seniyye’de zîver-pezîr-i damga-i itibar buyurulmak ümniyyesiyle el-abdu mâ ve yemlikuhû kâne li-mevlâhu mâ sadakınca min gayri haddin pây-ı enzâr-ı dîhîm hazret-i zıllullâhî olmak üzere emti‘a-i Hindiyeden müretteb üç bohça takdime-i âcizânem hezâr şerm ve hicâb ile takdime ictisâr kılınmış ise de pişkâh-ı evreng-i übbehet-niheng-i hazret-i Hilâfet-penâhîye takdimiyle meşmûl-i nigâh-i âtıfet-i iktinâh-ı cenâb-ı şehriyârî kılınması vâbeste-i himem-i bî-gâye-i veliyyü’n-ni‘amâneleri olmağla zât-ı ma‘âlî-âyât-ı hidivânelerine mevhibe-i seniyye-i Yezdânî ve atiyye-i behiyye-i nâ-mütenâhî olan secâyâ-yı kerîme-i çâker-nüvâzî ve mürüvvetleri muktezâsınca ümidvâr olduğum üzere hakk-ı kemterânemde isticlâb-ı envâr-ı merhamet-âsâr hazret-i zıllullâhîye himmet-i vâlâ-nehmet-i rahimâneleri bî-dirîğ ve derkâr buyurulması temennâ-kerde-i çâkerânem idüği beyanıyla arzuhal-i ubeydânem tahrîr ve merfû‘-ı pişkâh-ı devlet-masîrleri kılındı. İnşâallahu Teâlâ muhât-ı ilm-i âlem-ârâ-yı veliyyü’n-ni‘amâneleri buyuruldukda ol bâbda ve her halde emr u fermân hazret-i veliyyü’n-ni‘am ve’l-ihsânındır.

    Fî 29 Zilhicce sene 1232 [9 Kasım 1817]. BOA, HAT 764/36072

    bende

    Emîrü’l-hac ve Vâli-i Şamel-Hâc Hâfız Ali


    *Vaiz, Beykoz Müftülüğü

    ** Tashih ve çok değerli katkılarından dolayı hocam Dr. Mustafa Küçük’e teşekkür ederim.

    DİPNOTLAR

    1) Zekeriya Kurşun, “Osmanlı Devleti İdaresinde Hicaz”, Osmanlı Ansiklopedisi, Ankara 1999, I, 316.

    2) BOA, MD 3, 905; 22, 584; Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, R. 1959 v. 787b-788a-b.

    3) Suraiya Faroqhi, Hacılar ve Sultanlar (1517-1683), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1995, s. 35-42.

    4) BOA, HAT 551/27146E, 1365/53979, 764/36070.





+ Yorum Gönder