Konusunu Oylayın.: Hacda Çarşı Ziyareti ve Hediyeleşme Âdâbı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hacda Çarşı Ziyareti ve Hediyeleşme Âdâbı
  1. 06.Eylül.2012, 19:47
    1
    Misafir

    Hacda Çarşı Ziyareti ve Hediyeleşme Âdâbı






    Hacda Çarşı Ziyareti ve Hediyeleşme Âdâbı Mumsema Hacda Çarşı Ziyareti ve Hediyeleşme Âdâbı


  2. 06.Eylül.2012, 19:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 10.Eylül.2012, 01:35
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hacda Çarşı Ziyareti ve Hediyeleşme Âdâbı




    HACDA ÇARŞI ZİYARETİ ve HEDİYELEŞME ÂDÂBI



    Abdülkerim YATGIN*
    Hac, kutlu çağrıya icabettir. Sevdiklerini geride bırakıp Sevgili’ye doğru yolculuktur. Çekilen çile ile beraber arınmak; Sevgili ile kurulan sevgiye dair irtibattır. Hac hayatta bir dönüm noktasıdır. Bu nokta-yı nazardan hacla ilgili her âdet bir ritüele dönüşür. Hac, kişinin malından, zamanından, kendisinden özveride bulunmak suretiyle cömertliğini ifade eder. Bu cömertliğin yansımalarından biri de hac hediyeleridir. Adeta hediyeleşme ile eşdeğer olan hacda en büyük hediye Allah’a sunulan -hediye- kurban/hedy’dır.

    Hediyeleşme alelade bir olgu olmayıp belli bir kültür ve görgünün ürünüdür. Hatta hediyeleşme sünnetin bir gereğidir. Kültürümüzde hediyeleşmeye büyük bir önem verilmiş, doğumdan düğüne, ev ziyaretinden sünnete kadar pek çok durum, hediyeleşme için fırsat olarak görülmüştür. Peygamber Efendimiz verilen/alınan hediyenin küçük ve büyüklüğüne bakılmaksızın hediyeleşilmesi gerektiğini ve hediyenin gönüllerdeki kırgınlığı yok edeceğini ifade etmiştir.1 Hac da hediyeleşme için bir fırsat olmakla beraber günümüzde hac hediyeleri hacılar için bir külfeti beraberinde getirmekte, kutsal mekânlarda hacı adaylarını ziyadesiyle meşgul ederek, hac ibadetinin huşûunu bozma derecesine ulaşmaktadır. Kültürümüzde, kutsal topraklarda bulunan ve oradan gelen her şeye büyük bir önem atfedilmektedir. Ülkemizde sıradan olan bir eşya kutsal topraklardan geldiği takdirde değer kazanır. Bir yazma ya da bir seccade kutsal topraklardan gelmişse o artık sıradan bir seccade ve yazmadan çok ötedir.

    Hac ile ilgili değişik yörelerde farklı adetler görülmektedir. Bazı bölgelerimizde hacca gidemeyenler, zemzemle yıkansın diye kutsal topraklara kefenini gönderirken, bazıları yazmasını gönderir ki, namaz kılarken kutsal beldeden bir parça bulunsun üzerinde… En büyük mücadelesi taşlardan medet ummaya karşı olan bir Peygamberin ümmeti olarak, ibadet anlayışımızı gözden geçirmeyi gerektiren bir diğer davranış da kutsal topraklardan taş ve toprak ısmarlama davranışıdır.

    Kutlu yolculuğa hazırlık yapan hacı adayının, hac için gerekli olan para kadar, maddî imkânlarına göre alınacak hediyeler için de para ayırması zorunluluk haline gelmiştir. Kutsal yolculuk başlamadan çok önce evlerde telaş başlar. Manevî yönden hazırlıklar yapılırken, örfî olarak da bazı hazırlıkların yerine getirilmesi gerekir. Eş-dost ziyaret edilir; mevlit okutulur; akraba ve komşular hacı adayına çeşitli hediyeler ile “uğurlar olsun”a gelirler. Havludan gömleğe, çoraptan yazmaya, şekerden çaya kadar, herkes yakınlık derecesi ve maddî imkânlarına göre çeşitli hediyeler getirir. Açıkça ifade edilmese de hediyelerin değeri hac dönüşünde beklenilen hediye ile eşdeğerdir.

    Zemzem ve hurma haccın vazgeçilmez ve biraz da kutsiyet atfedilen iki hediyesi olarak kabul edilir. Hac yolculuğunun Medine durağında hac alışverişi hurmayla başlar. Hac alışverişinde öncelikli olarak öğrenilmesi gereken, tezgâhlardaki hiçbir malın fiyatının sabit olmadığıdır. Fiyatı büyük ölçüde yapılan pazarlık belirler. Bundan dolayı pazarlık önem kazanır. Dolayısıyla hacıların gerek en doğal hediyeleri olan hurmada gerekse diğer alışverişlerinde zaman zaman ihram yasaklarını zorlayan pazarlıklara giriştikleri görülür.

    Alınacak hediyelerin listesi önceden tespit edilmiştir. Eldeki listede öncelikle hacdan önce hediye getiren kimselere götürülecekler yer alır. Alınacak hediyenin getirilen hediyeden daha az değerli olmaması gerekir. Zira daha az değerdeki bir hediye dedikodulara sebep olabilir. Listenin ikinci kısmında ise yakın akrabalara alınacak veya sipariş üzerine alınacaklar bulunur. Torun, yeğen veya kardeşin mutlaka istediği hediyeler vardır. Hac hediyeleri bu noktada bir rekabet ortamına dönüşür. Filan komşunun hacdan getirdiği hediyelerden orijinal ve güzel olanının alınması gerekir. Oysa ki, hediye gönülden kopup geldiği zaman anlamlıdır. Hele hac gibi bir ibadette rekabetin ortaya çıkması haccın manasına aykırı bir durumdur. Özellikle siparişte bulunan genç nesle haccın hakikatinin ne olduğu anlatılarak, istenecek en güzel hediyenin dua olacağı anlatılmalıdır.

    Genel olarak ilerlemiş yaştaki hacı adayı hediye almak için çarşı-pazar dolaşarak bin bir güçlükle -zaman zaman kaybolarak- alışverişlini yapmaya çalışır. Aslında hediyeler hacıların en önemli sorunlarından biridir. Çünkü bu adet onları hac esnasında hem meşgul etmekte, hem de onlara maddi külfet getirmektedir. Hatta hac öncesinde uğurlama ziyaretine gelenlerin getirdikleri hediyeler ve isimlerini tek tek liste yapan ve bu liste ile çarşı-pazar dolaşan hacı adayı ibadetlerini aksatıp, hediyeleri denkleştirmek için büyük sıkıntılar yaşamaktadır. 1992 yılında 353 hacı adayı üzerinde yapılan bir araştırmaya göre ibadetlerinin huşû’unu engellediği gerekçesi ile hacı adaylarından %36,83’ü hediyeleşme biçiminden rahatsızlığını dile getirmişlerdir. Yine aynı araştırmaya göre hediyeleşmeyi normal kabul edenlerin bir kısmı bunu sünnet olduğu, aradaki sevgi ve akrabalık bağlarını güçlendirdiği için hediye aldıklarını ifade etmişlerdir. Diğer büyük bir bölümü ise âdet olarak algılanması, eş-dost akrabanın beklenti içinde olması ve hediye götürmeyince ortaya çıkacak kırgınlıklardan dolayı hediyeleşmeyi zorunlu gördüklerini ifade etmektedirler.2

    Zaman değiştikçe hac hediyeleri geleneği de değişikliğe uğruyor. Öncelikle Türkiye’de de ciddi bir hac malzemeleri pazarı oluşmuş durumda. Artık hacı adayları pek çok hediyeyi hac mevsiminden önce alabiliyor. Bunun öncelikle hac ibadetinin huşusunun alışverişle bölünmemesi açısından oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Buna milli servetin ülkemizde kalması da eklenebilir. Zira hac ticaretinden en karlı çıkan ülkeler başta Çin olmak üzere uzak doğu ülkeleri gözükmektedir. Ancak kutsal topraklardan alınan geleneksel hac hediyeleri yerini ülkemize göre oldukça ucuz olan uzak doğu menşeli elektronik alet ve hediyelere bırakmıştır. Hacı adayının geleneksel hediyelerin yerine modern hediyelere yönelmesinde daha çok bu hediyelere rağbet gösteren genç neslin etkisi olduğu söylenebilir. Hacı adayları sadece ziyarete gelen kimselere verilecek hediyelerin dışında kendisi ve ailesi için de ciddi miktarda hediyeler almaktadır.

    Hacı adayı hacdan hediye getirmeyecek mi, kendine ve dostlarına bu kutlu olayın anısına bazı şeyleri hediye etmeyecek mi? Elbette edecektir. Bu onun en doğal hakkıdır. Hatta sünnetin bir gereğidir. Ancak haccın her anının bir ibadet olduğu şuurla hareket edilmesi gerekir. Burada bahsi geçen hediye zemzem ve hurma gibi geleneksel hediyeden ziyade hacı adayını zor duruma düşüren ve zaman israfı sayılabilecek çarşı-pazar gezmesini gerektiren hediyelerdir. Artık bir hediyeden ziyade eziyete dönüşen gönülden kopan değil, bir zorunluluk olarak algılanan, hacı adayının ekonomik olarak sarsan hediyelerdir.

    Hediyeleşirken hassas dengelere dikkat etmek gerekir. Maddî külfeti fazla hediyeler vermek suretiyle karşımızdaki insanı yük altında bırakmak, verilen her hediyenin karşılığını beklemek ve karşılığını beğenmeyince de her türlü dedikodu ve gıybeti mubah görmek yanlış bir davranıştır. Hediyeleşmede amaç sevgi paylaşımıdır ve hediye sadece bir araçtır bu bakımdan araç amacın önüne geçmemelidir.


    *İmam - Hatip Şişli Müftülüğü


    DİPNOTLAR


    1) Buhârî, Hibe 30; Müslim, Zekât 90; Tirmizî, Velâ 6.

    2) Mehmet Bayyiğit, Türkiye’de Hac Olayı, Ankara 1998, s.144.


  4. 10.Eylül.2012, 01:35
    2
    Özel Üye



    HACDA ÇARŞI ZİYARETİ ve HEDİYELEŞME ÂDÂBI



    Abdülkerim YATGIN*
    Hac, kutlu çağrıya icabettir. Sevdiklerini geride bırakıp Sevgili’ye doğru yolculuktur. Çekilen çile ile beraber arınmak; Sevgili ile kurulan sevgiye dair irtibattır. Hac hayatta bir dönüm noktasıdır. Bu nokta-yı nazardan hacla ilgili her âdet bir ritüele dönüşür. Hac, kişinin malından, zamanından, kendisinden özveride bulunmak suretiyle cömertliğini ifade eder. Bu cömertliğin yansımalarından biri de hac hediyeleridir. Adeta hediyeleşme ile eşdeğer olan hacda en büyük hediye Allah’a sunulan -hediye- kurban/hedy’dır.

    Hediyeleşme alelade bir olgu olmayıp belli bir kültür ve görgünün ürünüdür. Hatta hediyeleşme sünnetin bir gereğidir. Kültürümüzde hediyeleşmeye büyük bir önem verilmiş, doğumdan düğüne, ev ziyaretinden sünnete kadar pek çok durum, hediyeleşme için fırsat olarak görülmüştür. Peygamber Efendimiz verilen/alınan hediyenin küçük ve büyüklüğüne bakılmaksızın hediyeleşilmesi gerektiğini ve hediyenin gönüllerdeki kırgınlığı yok edeceğini ifade etmiştir.1 Hac da hediyeleşme için bir fırsat olmakla beraber günümüzde hac hediyeleri hacılar için bir külfeti beraberinde getirmekte, kutsal mekânlarda hacı adaylarını ziyadesiyle meşgul ederek, hac ibadetinin huşûunu bozma derecesine ulaşmaktadır. Kültürümüzde, kutsal topraklarda bulunan ve oradan gelen her şeye büyük bir önem atfedilmektedir. Ülkemizde sıradan olan bir eşya kutsal topraklardan geldiği takdirde değer kazanır. Bir yazma ya da bir seccade kutsal topraklardan gelmişse o artık sıradan bir seccade ve yazmadan çok ötedir.

    Hac ile ilgili değişik yörelerde farklı adetler görülmektedir. Bazı bölgelerimizde hacca gidemeyenler, zemzemle yıkansın diye kutsal topraklara kefenini gönderirken, bazıları yazmasını gönderir ki, namaz kılarken kutsal beldeden bir parça bulunsun üzerinde… En büyük mücadelesi taşlardan medet ummaya karşı olan bir Peygamberin ümmeti olarak, ibadet anlayışımızı gözden geçirmeyi gerektiren bir diğer davranış da kutsal topraklardan taş ve toprak ısmarlama davranışıdır.

    Kutlu yolculuğa hazırlık yapan hacı adayının, hac için gerekli olan para kadar, maddî imkânlarına göre alınacak hediyeler için de para ayırması zorunluluk haline gelmiştir. Kutsal yolculuk başlamadan çok önce evlerde telaş başlar. Manevî yönden hazırlıklar yapılırken, örfî olarak da bazı hazırlıkların yerine getirilmesi gerekir. Eş-dost ziyaret edilir; mevlit okutulur; akraba ve komşular hacı adayına çeşitli hediyeler ile “uğurlar olsun”a gelirler. Havludan gömleğe, çoraptan yazmaya, şekerden çaya kadar, herkes yakınlık derecesi ve maddî imkânlarına göre çeşitli hediyeler getirir. Açıkça ifade edilmese de hediyelerin değeri hac dönüşünde beklenilen hediye ile eşdeğerdir.

    Zemzem ve hurma haccın vazgeçilmez ve biraz da kutsiyet atfedilen iki hediyesi olarak kabul edilir. Hac yolculuğunun Medine durağında hac alışverişi hurmayla başlar. Hac alışverişinde öncelikli olarak öğrenilmesi gereken, tezgâhlardaki hiçbir malın fiyatının sabit olmadığıdır. Fiyatı büyük ölçüde yapılan pazarlık belirler. Bundan dolayı pazarlık önem kazanır. Dolayısıyla hacıların gerek en doğal hediyeleri olan hurmada gerekse diğer alışverişlerinde zaman zaman ihram yasaklarını zorlayan pazarlıklara giriştikleri görülür.

    Alınacak hediyelerin listesi önceden tespit edilmiştir. Eldeki listede öncelikle hacdan önce hediye getiren kimselere götürülecekler yer alır. Alınacak hediyenin getirilen hediyeden daha az değerli olmaması gerekir. Zira daha az değerdeki bir hediye dedikodulara sebep olabilir. Listenin ikinci kısmında ise yakın akrabalara alınacak veya sipariş üzerine alınacaklar bulunur. Torun, yeğen veya kardeşin mutlaka istediği hediyeler vardır. Hac hediyeleri bu noktada bir rekabet ortamına dönüşür. Filan komşunun hacdan getirdiği hediyelerden orijinal ve güzel olanının alınması gerekir. Oysa ki, hediye gönülden kopup geldiği zaman anlamlıdır. Hele hac gibi bir ibadette rekabetin ortaya çıkması haccın manasına aykırı bir durumdur. Özellikle siparişte bulunan genç nesle haccın hakikatinin ne olduğu anlatılarak, istenecek en güzel hediyenin dua olacağı anlatılmalıdır.

    Genel olarak ilerlemiş yaştaki hacı adayı hediye almak için çarşı-pazar dolaşarak bin bir güçlükle -zaman zaman kaybolarak- alışverişlini yapmaya çalışır. Aslında hediyeler hacıların en önemli sorunlarından biridir. Çünkü bu adet onları hac esnasında hem meşgul etmekte, hem de onlara maddi külfet getirmektedir. Hatta hac öncesinde uğurlama ziyaretine gelenlerin getirdikleri hediyeler ve isimlerini tek tek liste yapan ve bu liste ile çarşı-pazar dolaşan hacı adayı ibadetlerini aksatıp, hediyeleri denkleştirmek için büyük sıkıntılar yaşamaktadır. 1992 yılında 353 hacı adayı üzerinde yapılan bir araştırmaya göre ibadetlerinin huşû’unu engellediği gerekçesi ile hacı adaylarından %36,83’ü hediyeleşme biçiminden rahatsızlığını dile getirmişlerdir. Yine aynı araştırmaya göre hediyeleşmeyi normal kabul edenlerin bir kısmı bunu sünnet olduğu, aradaki sevgi ve akrabalık bağlarını güçlendirdiği için hediye aldıklarını ifade etmişlerdir. Diğer büyük bir bölümü ise âdet olarak algılanması, eş-dost akrabanın beklenti içinde olması ve hediye götürmeyince ortaya çıkacak kırgınlıklardan dolayı hediyeleşmeyi zorunlu gördüklerini ifade etmektedirler.2

    Zaman değiştikçe hac hediyeleri geleneği de değişikliğe uğruyor. Öncelikle Türkiye’de de ciddi bir hac malzemeleri pazarı oluşmuş durumda. Artık hacı adayları pek çok hediyeyi hac mevsiminden önce alabiliyor. Bunun öncelikle hac ibadetinin huşusunun alışverişle bölünmemesi açısından oldukça faydalı olduğu söylenebilir. Buna milli servetin ülkemizde kalması da eklenebilir. Zira hac ticaretinden en karlı çıkan ülkeler başta Çin olmak üzere uzak doğu ülkeleri gözükmektedir. Ancak kutsal topraklardan alınan geleneksel hac hediyeleri yerini ülkemize göre oldukça ucuz olan uzak doğu menşeli elektronik alet ve hediyelere bırakmıştır. Hacı adayının geleneksel hediyelerin yerine modern hediyelere yönelmesinde daha çok bu hediyelere rağbet gösteren genç neslin etkisi olduğu söylenebilir. Hacı adayları sadece ziyarete gelen kimselere verilecek hediyelerin dışında kendisi ve ailesi için de ciddi miktarda hediyeler almaktadır.

    Hacı adayı hacdan hediye getirmeyecek mi, kendine ve dostlarına bu kutlu olayın anısına bazı şeyleri hediye etmeyecek mi? Elbette edecektir. Bu onun en doğal hakkıdır. Hatta sünnetin bir gereğidir. Ancak haccın her anının bir ibadet olduğu şuurla hareket edilmesi gerekir. Burada bahsi geçen hediye zemzem ve hurma gibi geleneksel hediyeden ziyade hacı adayını zor duruma düşüren ve zaman israfı sayılabilecek çarşı-pazar gezmesini gerektiren hediyelerdir. Artık bir hediyeden ziyade eziyete dönüşen gönülden kopan değil, bir zorunluluk olarak algılanan, hacı adayının ekonomik olarak sarsan hediyelerdir.

    Hediyeleşirken hassas dengelere dikkat etmek gerekir. Maddî külfeti fazla hediyeler vermek suretiyle karşımızdaki insanı yük altında bırakmak, verilen her hediyenin karşılığını beklemek ve karşılığını beğenmeyince de her türlü dedikodu ve gıybeti mubah görmek yanlış bir davranıştır. Hediyeleşmede amaç sevgi paylaşımıdır ve hediye sadece bir araçtır bu bakımdan araç amacın önüne geçmemelidir.


    *İmam - Hatip Şişli Müftülüğü


    DİPNOTLAR


    1) Buhârî, Hibe 30; Müslim, Zekât 90; Tirmizî, Velâ 6.

    2) Mehmet Bayyiğit, Türkiye’de Hac Olayı, Ankara 1998, s.144.





+ Yorum Gönder