Konusunu Oylayın.: Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'daki Hatlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'daki Hatlar
  1. 06.Eylül.2012, 19:47
    1
    Misafir

    Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'daki Hatlar






    Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'daki Hatlar Mumsema Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'daki Hatlar


  2. 06.Eylül.2012, 19:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Eylül.2012, 01:41
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara'daki Hatlar




    KÂBE-İ MUAZZAMA VE RAVZA-İ MUTAHHARA'DAKİ HATLAR


    Doç. Dr. Murat SÜLÜN*
    Bilindiği gibi, başta mimarî eserlerimiz olmak üzere, İslâm dünyasında üretilen her tür sanat eseri yazı (hat) ile bezenmektedir1. Dinî bir mahiyet taşısın taşımasın yazı; cansız yapı ve eserlere ruh vermekte, hatta kendisi olmadan yapıda eksik bir şeyler varmış hissini verdirecek kadar mimarî tasarımda rol oynamaktadır. Bu hatlar nakşedildikleri esere sanatkârane bir nitelik kazandırıp değer katmakta, eseri şiddetle ışıklandırmakta, onun üzerinde adeta mücevher gibi parlamaktadır. Sanat eserlerinin hat ile bezenmesi, temelde tezyinat ve eğitim-öğretim amaçlı olup âyet ve hadislerin kutsallık ve bereketinden yararlanma düşüncesi öne çıkmaktadır.

    Kâbe ve Ravza’daki yazılara2 gelince, bunları 8 kısımda mütalaa edebiliriz:

    1) Fazîleti hakkında hadis bulunan âyet ve sûrelere hemen her yapıda olduğu gibi, kutsal topraklardaki yapılarda da rastlanır: Besmeleye ek olarak, Âyete’l-Kürsî, İhlâs ve Fâtiha sûreleri hemen her yerde karşımıza çıkar. Mescid-i Nebevî -eski kısım- kubbe eteklerinde En’âm, Kehf, Meryem, Müzzemmil, Müdessir, YâSîn, Duhâ, Cum’a, Rahmân, Şems, Leyl, Mülk, Nebe’, İnşirah, Tekâsür, Feth, Kadr, ‘Alâk, Âmene’r-Rasûlü, İhlâs, Mu’avvizeteyn, Fâtiha, ElifLâmMîm zâlike’lkitâb… (1-5. âyetler); Mescid-i Nebevî -yeni kısım- kuşağında Nasr, Vâkı’a, Cum’a, Tebâreke, Muhammed, YâSîn, Duhân, Hucurât, İnşirâh, İhlâs, Mu’avvizeteyn yazılıdır.

    2) Yapıya, o yapı ile doğrudan ilişkili âyet yazılmasına en güzel örnekler, Kâbe örtüsüne, kilit ve anahtarlarına; Kâbe’nin inşâsı, ilk mabet oluşu, kıble oluşu, haccedilmesi gerektiği ve Kâbe’ye güvenlik ve esenlik içinde girileceği çerçevesindeki âyetlerin yazılması; Kâbe kilit ve anahtarlarına feth, “açma” fiilinin geçtiği “İnnâ fetahnâ lek”3, anahtar kelimesinin geçtiği ve “‘indehû mefâtihu’l-ğayb..”4 âyetlerinin, Kâbe’nin Safa-Merve çıkışındaki Osmanlı revakları ile Safa tepesi üzerindeki yeni kubbe eteğine inne’s-Safa ve’l-Mervete âyetinin; Makam-ı İbrahim’e “Ve’ttahizû min makâmi İbrâhîme musallâ”5 âyetinin yazılmasıdır.

    3) Bazı âyetler, yapının bânîsini -ya da o mekânda yaşamış veya defnedilmiş birinidoğrudan ya da dolaylı ilgilendirebilmektedir. Örnek olarak, Kâbe örtüsüne Hz. İbrahim’e insanları Kâbe’ye davet etmesi ve oğlu ile birlikte Kâbe’yi inşâ edişleriyle ilgili âyetlerin, Mescid-i Haram’ın -Osmanlı ve daha önceki dönemlerden kalma- kapılarına bunları inşâ eden şahıslarla ilgili âyetlerin, Mescid-i Nebevî’nin kıble duvarına, Hücre/Ravza, minber vb. örtülerine Hz. Peygamber ile ilgili -bilhassa Muhammed ve Nebî6 lâfızlarını içeren- âyetlerin, ayrıca, şu anki mihrapta7 bulunan, Hücre’nin arka duvarına “Ve sîka’llezîne’ttekav Rabbehüm ile’l- Cenneti zümerâ”8 âyetinin, Ravza ön duvarına, bu mescitte Hz. Peygamber’le birlikte İslâm devletinin temellerini atan Ashâb-ı Kirâm’la ilgili “Muhammedün rasûlû’llâh ve’llezîne ma’ahû”9, Kayıtbay ve Kanunî mihraplarına, yine sahabîlerin vasıflarından söz eden “et-Tâibûne’l-‘âbidûne”10 âyetinin yazılması;Mescid-i Nebevî’nin Kadınlar kapısına “Ve men yaknüt minkünne”11 âyetlerinin, Cibrîl kapısına “Fe-inna’llâhe hüve mevlâhu ve Cibrîl”12… âyetinin yazılması verilebilir.

    Bunun enfes örneklerinden biri de Kanunî Sultan Süleyman’ın Kâbe’ye hediye ettiği -şu an mevcut olmayan- şâhane minbere “İnnehû min Süleymâne ve innehû Bismi’llâhi’r-Rahmâni’r- Rahîm” âyetinin yazılmasıdır. “İnnehû min Süleymân…” ibaresi esasen Hz. Süleyman’ın Sebâ kraliçesine yazdığı mektupla ilgilidir; ancak minbere yazılmakla innehû’daki zamirin mercii değiştirilerek âyet “Bu minber Kanunî Sultan Süleyman’dan Kâbe-i Muazzama’ya bir hediyedir.” mânasında iktibâs edilmiş olmaktadır. Mâlum, bir yere âyet/hadis yazılırken, -tıpkı edebiyattaki iktibaslarda olduğu gibi- cümlenin aslî mânasında alınması şart değildir.

    4) Bazı âyetler, yapının herhangi bir biriminin fonksiyonuna ilişkin olabilmektedir. Ravza-i Mutahhara’daki üç mihraba kıble âyeti olan “Kad nerâ… fe-velli vechek.”13 âyetinin yanı sıra, Kanunî ve Kayıtbay mihraplarına mihrap kelimesini içeren “Küllemâ dehale aleyhâ Zekeriyye’l-mihrâb”14 ifadesinin yazılması gibi.

    İkinci olarak; sultan/halîfe adına hutbe îrad edilen minberler siyasî bir niteliğe de sahip olduğu için, minber kapılarına, devletin temel akîdesini yansıtan Kelime-i Tevhîd yazılması gelenekselleşmiştir. Mescid-i Nebevî minberinin girişinde de Kelime-i Tevhîd yazılıdır. Minberlerin Cuma namazıyla bağlantısı düşünüldüğünde, Cuma sûresinin Cuma namazını konu alan âyetlerinin; minberde îrad edilen hutbelerde Hz. Peygamber’e salât ü selâm getirildiği düşünüldüğünde ise, “İnna’llâhe ve melâiketehû yusallûne ‘ale’n-Nebiyy…”15 âyetinin yazılış amacı anlaşılır.

    5) Hemen her yerde karşılaşılabilen Kelime-i Tevhîd devletin İslâmî niteliğini vurgulamakta; Kâbe örtüsü, Mescid-i Haram revakları vb. yerlerde rastladığımız Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali isimleri, bilhassa Kâbe örtü zemînindeki -hiçbir Sahabîyi dışlamayan- Radıya’llâhu ‘an Ebî Bekr ve ‘Ömer ve ‘Osmân ve ‘Alî ve ‘ani’s-sahâbe ecma’în : “Allah Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali ve bütün Ashâb-ı Kirâm’dan razı olsun.” ibaresi, devletin Sünnî karakterini yansıtmaktadır.

    Kâbe kuşaklarında yazı aralarında rastladığımız “Kul küllün ya’melü ‘alâ şâkiletih”16 âyetiyle, bütün dinlerin bir kıblesinin olduğu, herkesin -bilhassa kıble çerçevesinde- kendi değer yargılarına göre hareket ettiği, ama sonuçta kimin doğru yolda olduğunu sadece Allah’ın bildiği belirtilmektedir.

    6) Yapı bütünüyle bir şeye benzetilebiliyor ve bunun hakkında âyet bulunuyorsa, yapıya bu âyet yazılabilmektedir. Cennetlikleri Cennete buyur eden “Udhulûhâ bi-selâmin âminîn”17 âyetinin, -Cennete benzetilen- Mescid-i Nebevî’nin yeni kısmının bütün kapılarına yazılması bunun güzel örneklerindendir. Bir başka örnek de, herhangi bir yere girişte okunup yazılabilen “Rabbi edhilnî”18 âyeti ile mescitleri konu alan “Fî büyûtin ezina’llâh”19 âyetinin Mescid-i Nebevî’nin Bâbüsselâm’ına yazılmasıdır. “Rabbî edhilnî”20 duasının, putperestlerin Hz. Peygamber’i Mekke’den sürme ya da öldürme teşebbüsleri21 üzerine tavsiye edildiği dikkate alınırsa, duâda “muhrac-i sıdk” ve “müdhal-i sıdk” olarak bahsedilen yerlerin -sırası ile- Mekke ve Medîne olduğu aşikârdır. O zaman, imana kucak açan Medine’deki genel merkezin, yani Mescid-i Nebevî’nin, ilk kapısına bu âyetin yazılmasındaki sır da ortaya çıkmaktadır.

    7) Bazı âyetlerin, hayruhasenâtın Allah rızası için yapıldığına telmîhen infâk, hayrât ve imar çerçevesinde yazıldığı anlaşılmaktadır. Örneğin: “Ve mâ tef’alû min hayr”22, “Ülâike yüsâri’ûn”23, “Meselü’llezîne yünfikûne”24, “İnnâ lâ nuzî’u ecra men ahsene ‘amelâ”25 ve bilhassa “İnnemâ ya’muru mesâcida’llâh”26.

    8) Esasen diğer şıkların tamamında ziyaretçilere belli mesajlar verilmekte ise de aşağıdaki örneklerde bu daha belirgin ve yoğundur:

    Hücre-i Muattara’ya “Yâ eyyühe’llezîne âmenû lâ terfa’û esvâteküm”27 âyeti yazılarak “Lütfen sessiz olun!” denmektedir. Mescid-i Harâm’ın Safa kapısındaki “Ve sâri’û ilâ… ve’lkâzımîne‘ l-ğayza ve’l-âfîne ‘ani’n-nâs va’llâhu yuhibbü’l-muhsinîn”28 âyetleri, Cennetin kimler için hazırlandığını hatırlatmaktadır; ama aslında, öfkeli, hoşgörüsüz, nâhoş hareketlerin sergilenebildiği böyle kalabalık bir ortam için son derece uygun ve gerekli bir ihtar niteliği taşımaktadır.

    Kâbe örtüsündeki “Nebbi’ ‘ibâdî”29, “Ve izâ seeleke ‘ibâdî”30, “Ve beşşiri’l-mü’minîne”31, Men ya’mel sûen32, Ve innî le-ğaffâr33 âyetlerinin yanı sıra, Kâbe kapısındaki “Kul y⠑ibâdiye’llezîne esrafû”34, “Ğâfiri’z-zenb, kâbili’t-tevb”35 , “Ketebe Rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rahme”36 âyetleri ile Allah’ın engin rahmeti vurgulanarak ümitsizlik reddedilmekte; Mescid-i Nebevî’nin Kadınlar kapısındaki “Ve men yaknüt” âyetleriyle -Peygamber hanımları özelinde- mümin kadınlara birtakım tavsiyelerde bulunulmakta; yine aynı yerdeki “Li’r-ricâli nasîb” âyetiyle kadınlara ve erkeklere, kadın ve erkek olarak kendi rollerini oynamaları, birbirlerinin özelliklerine göz dikmemeleri salık verilmekte; Kubâ mescidindeki “ElifLâmMîm zâlike’l-kitâb” âyetleriyle felâha ereceklerin kimler olduğu, dış pencerelerdeki “Ve sâri’û ilâ mağfiratin min Rabbiküm ve Cennetin” ifadesiyle insanlar ibadete teşvik edilmekte; Kanunî ve Kayıtbay mihraplarındaki “et-Tâibûne’l-‘âbidûn, Kul sadaka’llâh, İnne evle’n-nâs” âyetleri ve Kâbe örtüsündeki Kureyş sûresi ile ziyaretçilere bir müminin taşıması gereken sıfatlar ve Allah’a -Hz. İbrahim’in yolundan giderek- kulluk etmeleri gerektiği hatırlatılmaktadır.

    Sonuç olarak; Kâbe ve Ravza’da yazılı âyetler Allah’ın engin rahmeti, kıble, hac, namaz, Hz. Peygamber, Hz. İbrahim ve Mescid-i Harâm çerçevesinde yoğunlaşmaktadır. Böylece hac, umre vb. amaçlarla kutsal mekânları ziyaret edenlere, söz konusu mekânların önemi tekraren vurgulanmakta; özellikle “her tür günahtan tevbe etme imkânı bulunduğu” hatırlatılmaktadır.


    *Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi


    DİPNOTLAR
    1) Kur’an kültürümüzün önemli bir parçası olan bu gelenek; teorisiyle, örnekleriyle ve yaklaşık 500 fotoğraflık zengin bir görsel malzemeyle ortaya konmuş bulunuyor (Bkz. Murat Sülün, Sanat Eserine Vurulan Kur’an Mührü, Kaynak yy., İstanbul 2006).

    2) Bunların tarihî seyri, dökümü ve tahlili için bkz. Murat Sülün, “Haremeyn’deki belli başlı mabetlerde yazılı âyetlere dair mülâhazalar”-I ve II, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2003/1 ve 2003/2 (24 ve 25. sayılar).

    3) Feth 48/1.

    4) En’am 6/59.

    5) Bakara 2/125.

    6) Ahzâb 33/38, 40, 56; Feth 48/29.

    7) Tevbe 9/128-129; Ahzâb 33/40.

    8) Zümer 39/73.

    9) Feth 48/29.

    10) Tevbe 9/112.

    11) Ahzâb 33/31-34.

    12) Tahrîm 66/4.

    13) Bakara 2/144.

    14) Âl-i İmrân 37/37.

    15) Ahzâb 33/56.

    16) İsrâ 17/84.

    17) Hicr 15/46.

    18) İsrâ 17/80.

    19) Nûr 24/36-38.

    20) İsrâ 17/80.

    21) İsrâ 17/76.

    22) Bakara 2/197.

    23) Mü’minûn 23/61.

    24) Bakara 2/261-263.

    25) Kehf 18/30.

    26) Tevbe 9/18.

    27) Hucurât 49/2-3.

    28) Âl-i İmrân 3-133-135.

    29) Hicr 15/49.

    30) Bakara 2/186.

    31) Ahzâb 33/47.

    32) Nisâ 4/110.

    33) Tâhâ 20/82.

    34) Zümer 39/53.

    35) Gâfir 40/1-3.

    36) En’âm 6/54.


  4. 10.Eylül.2012, 01:41
    2
    Özel Üye



    KÂBE-İ MUAZZAMA VE RAVZA-İ MUTAHHARA'DAKİ HATLAR


    Doç. Dr. Murat SÜLÜN*
    Bilindiği gibi, başta mimarî eserlerimiz olmak üzere, İslâm dünyasında üretilen her tür sanat eseri yazı (hat) ile bezenmektedir1. Dinî bir mahiyet taşısın taşımasın yazı; cansız yapı ve eserlere ruh vermekte, hatta kendisi olmadan yapıda eksik bir şeyler varmış hissini verdirecek kadar mimarî tasarımda rol oynamaktadır. Bu hatlar nakşedildikleri esere sanatkârane bir nitelik kazandırıp değer katmakta, eseri şiddetle ışıklandırmakta, onun üzerinde adeta mücevher gibi parlamaktadır. Sanat eserlerinin hat ile bezenmesi, temelde tezyinat ve eğitim-öğretim amaçlı olup âyet ve hadislerin kutsallık ve bereketinden yararlanma düşüncesi öne çıkmaktadır.

    Kâbe ve Ravza’daki yazılara2 gelince, bunları 8 kısımda mütalaa edebiliriz:

    1) Fazîleti hakkında hadis bulunan âyet ve sûrelere hemen her yapıda olduğu gibi, kutsal topraklardaki yapılarda da rastlanır: Besmeleye ek olarak, Âyete’l-Kürsî, İhlâs ve Fâtiha sûreleri hemen her yerde karşımıza çıkar. Mescid-i Nebevî -eski kısım- kubbe eteklerinde En’âm, Kehf, Meryem, Müzzemmil, Müdessir, YâSîn, Duhâ, Cum’a, Rahmân, Şems, Leyl, Mülk, Nebe’, İnşirah, Tekâsür, Feth, Kadr, ‘Alâk, Âmene’r-Rasûlü, İhlâs, Mu’avvizeteyn, Fâtiha, ElifLâmMîm zâlike’lkitâb… (1-5. âyetler); Mescid-i Nebevî -yeni kısım- kuşağında Nasr, Vâkı’a, Cum’a, Tebâreke, Muhammed, YâSîn, Duhân, Hucurât, İnşirâh, İhlâs, Mu’avvizeteyn yazılıdır.

    2) Yapıya, o yapı ile doğrudan ilişkili âyet yazılmasına en güzel örnekler, Kâbe örtüsüne, kilit ve anahtarlarına; Kâbe’nin inşâsı, ilk mabet oluşu, kıble oluşu, haccedilmesi gerektiği ve Kâbe’ye güvenlik ve esenlik içinde girileceği çerçevesindeki âyetlerin yazılması; Kâbe kilit ve anahtarlarına feth, “açma” fiilinin geçtiği “İnnâ fetahnâ lek”3, anahtar kelimesinin geçtiği ve “‘indehû mefâtihu’l-ğayb..”4 âyetlerinin, Kâbe’nin Safa-Merve çıkışındaki Osmanlı revakları ile Safa tepesi üzerindeki yeni kubbe eteğine inne’s-Safa ve’l-Mervete âyetinin; Makam-ı İbrahim’e “Ve’ttahizû min makâmi İbrâhîme musallâ”5 âyetinin yazılmasıdır.

    3) Bazı âyetler, yapının bânîsini -ya da o mekânda yaşamış veya defnedilmiş birinidoğrudan ya da dolaylı ilgilendirebilmektedir. Örnek olarak, Kâbe örtüsüne Hz. İbrahim’e insanları Kâbe’ye davet etmesi ve oğlu ile birlikte Kâbe’yi inşâ edişleriyle ilgili âyetlerin, Mescid-i Haram’ın -Osmanlı ve daha önceki dönemlerden kalma- kapılarına bunları inşâ eden şahıslarla ilgili âyetlerin, Mescid-i Nebevî’nin kıble duvarına, Hücre/Ravza, minber vb. örtülerine Hz. Peygamber ile ilgili -bilhassa Muhammed ve Nebî6 lâfızlarını içeren- âyetlerin, ayrıca, şu anki mihrapta7 bulunan, Hücre’nin arka duvarına “Ve sîka’llezîne’ttekav Rabbehüm ile’l- Cenneti zümerâ”8 âyetinin, Ravza ön duvarına, bu mescitte Hz. Peygamber’le birlikte İslâm devletinin temellerini atan Ashâb-ı Kirâm’la ilgili “Muhammedün rasûlû’llâh ve’llezîne ma’ahû”9, Kayıtbay ve Kanunî mihraplarına, yine sahabîlerin vasıflarından söz eden “et-Tâibûne’l-‘âbidûne”10 âyetinin yazılması;Mescid-i Nebevî’nin Kadınlar kapısına “Ve men yaknüt minkünne”11 âyetlerinin, Cibrîl kapısına “Fe-inna’llâhe hüve mevlâhu ve Cibrîl”12… âyetinin yazılması verilebilir.

    Bunun enfes örneklerinden biri de Kanunî Sultan Süleyman’ın Kâbe’ye hediye ettiği -şu an mevcut olmayan- şâhane minbere “İnnehû min Süleymâne ve innehû Bismi’llâhi’r-Rahmâni’r- Rahîm” âyetinin yazılmasıdır. “İnnehû min Süleymân…” ibaresi esasen Hz. Süleyman’ın Sebâ kraliçesine yazdığı mektupla ilgilidir; ancak minbere yazılmakla innehû’daki zamirin mercii değiştirilerek âyet “Bu minber Kanunî Sultan Süleyman’dan Kâbe-i Muazzama’ya bir hediyedir.” mânasında iktibâs edilmiş olmaktadır. Mâlum, bir yere âyet/hadis yazılırken, -tıpkı edebiyattaki iktibaslarda olduğu gibi- cümlenin aslî mânasında alınması şart değildir.

    4) Bazı âyetler, yapının herhangi bir biriminin fonksiyonuna ilişkin olabilmektedir. Ravza-i Mutahhara’daki üç mihraba kıble âyeti olan “Kad nerâ… fe-velli vechek.”13 âyetinin yanı sıra, Kanunî ve Kayıtbay mihraplarına mihrap kelimesini içeren “Küllemâ dehale aleyhâ Zekeriyye’l-mihrâb”14 ifadesinin yazılması gibi.

    İkinci olarak; sultan/halîfe adına hutbe îrad edilen minberler siyasî bir niteliğe de sahip olduğu için, minber kapılarına, devletin temel akîdesini yansıtan Kelime-i Tevhîd yazılması gelenekselleşmiştir. Mescid-i Nebevî minberinin girişinde de Kelime-i Tevhîd yazılıdır. Minberlerin Cuma namazıyla bağlantısı düşünüldüğünde, Cuma sûresinin Cuma namazını konu alan âyetlerinin; minberde îrad edilen hutbelerde Hz. Peygamber’e salât ü selâm getirildiği düşünüldüğünde ise, “İnna’llâhe ve melâiketehû yusallûne ‘ale’n-Nebiyy…”15 âyetinin yazılış amacı anlaşılır.

    5) Hemen her yerde karşılaşılabilen Kelime-i Tevhîd devletin İslâmî niteliğini vurgulamakta; Kâbe örtüsü, Mescid-i Haram revakları vb. yerlerde rastladığımız Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali isimleri, bilhassa Kâbe örtü zemînindeki -hiçbir Sahabîyi dışlamayan- Radıya’llâhu ‘an Ebî Bekr ve ‘Ömer ve ‘Osmân ve ‘Alî ve ‘ani’s-sahâbe ecma’în : “Allah Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali ve bütün Ashâb-ı Kirâm’dan razı olsun.” ibaresi, devletin Sünnî karakterini yansıtmaktadır.

    Kâbe kuşaklarında yazı aralarında rastladığımız “Kul küllün ya’melü ‘alâ şâkiletih”16 âyetiyle, bütün dinlerin bir kıblesinin olduğu, herkesin -bilhassa kıble çerçevesinde- kendi değer yargılarına göre hareket ettiği, ama sonuçta kimin doğru yolda olduğunu sadece Allah’ın bildiği belirtilmektedir.

    6) Yapı bütünüyle bir şeye benzetilebiliyor ve bunun hakkında âyet bulunuyorsa, yapıya bu âyet yazılabilmektedir. Cennetlikleri Cennete buyur eden “Udhulûhâ bi-selâmin âminîn”17 âyetinin, -Cennete benzetilen- Mescid-i Nebevî’nin yeni kısmının bütün kapılarına yazılması bunun güzel örneklerindendir. Bir başka örnek de, herhangi bir yere girişte okunup yazılabilen “Rabbi edhilnî”18 âyeti ile mescitleri konu alan “Fî büyûtin ezina’llâh”19 âyetinin Mescid-i Nebevî’nin Bâbüsselâm’ına yazılmasıdır. “Rabbî edhilnî”20 duasının, putperestlerin Hz. Peygamber’i Mekke’den sürme ya da öldürme teşebbüsleri21 üzerine tavsiye edildiği dikkate alınırsa, duâda “muhrac-i sıdk” ve “müdhal-i sıdk” olarak bahsedilen yerlerin -sırası ile- Mekke ve Medîne olduğu aşikârdır. O zaman, imana kucak açan Medine’deki genel merkezin, yani Mescid-i Nebevî’nin, ilk kapısına bu âyetin yazılmasındaki sır da ortaya çıkmaktadır.

    7) Bazı âyetlerin, hayruhasenâtın Allah rızası için yapıldığına telmîhen infâk, hayrât ve imar çerçevesinde yazıldığı anlaşılmaktadır. Örneğin: “Ve mâ tef’alû min hayr”22, “Ülâike yüsâri’ûn”23, “Meselü’llezîne yünfikûne”24, “İnnâ lâ nuzî’u ecra men ahsene ‘amelâ”25 ve bilhassa “İnnemâ ya’muru mesâcida’llâh”26.

    8) Esasen diğer şıkların tamamında ziyaretçilere belli mesajlar verilmekte ise de aşağıdaki örneklerde bu daha belirgin ve yoğundur:

    Hücre-i Muattara’ya “Yâ eyyühe’llezîne âmenû lâ terfa’û esvâteküm”27 âyeti yazılarak “Lütfen sessiz olun!” denmektedir. Mescid-i Harâm’ın Safa kapısındaki “Ve sâri’û ilâ… ve’lkâzımîne‘ l-ğayza ve’l-âfîne ‘ani’n-nâs va’llâhu yuhibbü’l-muhsinîn”28 âyetleri, Cennetin kimler için hazırlandığını hatırlatmaktadır; ama aslında, öfkeli, hoşgörüsüz, nâhoş hareketlerin sergilenebildiği böyle kalabalık bir ortam için son derece uygun ve gerekli bir ihtar niteliği taşımaktadır.

    Kâbe örtüsündeki “Nebbi’ ‘ibâdî”29, “Ve izâ seeleke ‘ibâdî”30, “Ve beşşiri’l-mü’minîne”31, Men ya’mel sûen32, Ve innî le-ğaffâr33 âyetlerinin yanı sıra, Kâbe kapısındaki “Kul y⠑ibâdiye’llezîne esrafû”34, “Ğâfiri’z-zenb, kâbili’t-tevb”35 , “Ketebe Rabbüküm ‘alâ nefsihi’r-rahme”36 âyetleri ile Allah’ın engin rahmeti vurgulanarak ümitsizlik reddedilmekte; Mescid-i Nebevî’nin Kadınlar kapısındaki “Ve men yaknüt” âyetleriyle -Peygamber hanımları özelinde- mümin kadınlara birtakım tavsiyelerde bulunulmakta; yine aynı yerdeki “Li’r-ricâli nasîb” âyetiyle kadınlara ve erkeklere, kadın ve erkek olarak kendi rollerini oynamaları, birbirlerinin özelliklerine göz dikmemeleri salık verilmekte; Kubâ mescidindeki “ElifLâmMîm zâlike’l-kitâb” âyetleriyle felâha ereceklerin kimler olduğu, dış pencerelerdeki “Ve sâri’û ilâ mağfiratin min Rabbiküm ve Cennetin” ifadesiyle insanlar ibadete teşvik edilmekte; Kanunî ve Kayıtbay mihraplarındaki “et-Tâibûne’l-‘âbidûn, Kul sadaka’llâh, İnne evle’n-nâs” âyetleri ve Kâbe örtüsündeki Kureyş sûresi ile ziyaretçilere bir müminin taşıması gereken sıfatlar ve Allah’a -Hz. İbrahim’in yolundan giderek- kulluk etmeleri gerektiği hatırlatılmaktadır.

    Sonuç olarak; Kâbe ve Ravza’da yazılı âyetler Allah’ın engin rahmeti, kıble, hac, namaz, Hz. Peygamber, Hz. İbrahim ve Mescid-i Harâm çerçevesinde yoğunlaşmaktadır. Böylece hac, umre vb. amaçlarla kutsal mekânları ziyaret edenlere, söz konusu mekânların önemi tekraren vurgulanmakta; özellikle “her tür günahtan tevbe etme imkânı bulunduğu” hatırlatılmaktadır.


    *Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi


    DİPNOTLAR
    1) Kur’an kültürümüzün önemli bir parçası olan bu gelenek; teorisiyle, örnekleriyle ve yaklaşık 500 fotoğraflık zengin bir görsel malzemeyle ortaya konmuş bulunuyor (Bkz. Murat Sülün, Sanat Eserine Vurulan Kur’an Mührü, Kaynak yy., İstanbul 2006).

    2) Bunların tarihî seyri, dökümü ve tahlili için bkz. Murat Sülün, “Haremeyn’deki belli başlı mabetlerde yazılı âyetlere dair mülâhazalar”-I ve II, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2003/1 ve 2003/2 (24 ve 25. sayılar).

    3) Feth 48/1.

    4) En’am 6/59.

    5) Bakara 2/125.

    6) Ahzâb 33/38, 40, 56; Feth 48/29.

    7) Tevbe 9/128-129; Ahzâb 33/40.

    8) Zümer 39/73.

    9) Feth 48/29.

    10) Tevbe 9/112.

    11) Ahzâb 33/31-34.

    12) Tahrîm 66/4.

    13) Bakara 2/144.

    14) Âl-i İmrân 37/37.

    15) Ahzâb 33/56.

    16) İsrâ 17/84.

    17) Hicr 15/46.

    18) İsrâ 17/80.

    19) Nûr 24/36-38.

    20) İsrâ 17/80.

    21) İsrâ 17/76.

    22) Bakara 2/197.

    23) Mü’minûn 23/61.

    24) Bakara 2/261-263.

    25) Kehf 18/30.

    26) Tevbe 9/18.

    27) Hucurât 49/2-3.

    28) Âl-i İmrân 3-133-135.

    29) Hicr 15/49.

    30) Bakara 2/186.

    31) Ahzâb 33/47.

    32) Nisâ 4/110.

    33) Tâhâ 20/82.

    34) Zümer 39/53.

    35) Gâfir 40/1-3.

    36) En’âm 6/54.





+ Yorum Gönder