Konusunu Oylayın.: Haccın diğer ibadetlerden farkı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Haccın diğer ibadetlerden farkı
  1. 06.Eylül.2012, 14:43
    1
    Misafir

    Haccın diğer ibadetlerden farkı

  2. 06.Eylül.2012, 15:58
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: haccın diğer ibadetlerden farkı




    Hac, sözlükte saygıdeğer makamlara isteyerek ziyarette bulunmak demektir. Dindeki anlamı ise; ihrama girerek belli günde Arafat'ta bulunmak ve Kâbe'yi usûlüne uygun olarak ziyaret etmektir. Hac, Peygamberimiz’in (asm) Mekke'den Medine'ye hicret etmesinden 9 yıl sonra farz kılınmıştır.
    Hac ibadeti; gücü yeten her Müslüman’a farzdır


    “Haccı ve umreyi de Allah için tamam yapın.” (Bakara, 196)
    "Ey insanlar! Allah (cc)hac ibadetini sizin üzerinize farz kılmıştır. Hac yapmakta acele ediniz."(Müslim)
    Hac ibadeti İslam’ın şartlarındandır. Yani Allah'ın emri olup namaz kılmak ve oruç tutmak gibi farzdır. İbni Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    "İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur; Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak" (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî )
    Hac ibadeti; Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır


    Ayet-i Kerime’de Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur:
    “Onda apaçık alametler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren ise emniyette olur (ona dokunulmaz). Hem ona (oraya girmek için) bir yola gücü yeten kimsenin o evi ( Kâbe’yi ) hac etmesi, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır. Kim de inkâr ederse, artık şüphe yok ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiç bir şeye muhtaç değildir.)” (Al-i İmran, 97)
    Nasılki; “Ana-babanın evladı, devletin de halkı üzerinde hakkı vardır” cümlesinden terk edilmez ve yerine getirilmesi gereken bir hak anlaşılır. Hac ibadeti de Allah'ın kulları üzerindeki hakkıdır. Bu hukuktan kaçılamaz, borç hükmündedir.
    Muaz b. Cebel (ra) şöyle anlatıyor:
    "Ben Hz. Peygamber'in (asm) terkisinde idim. Aramızda semerin arka kaşından başka bir şey yoktu. Hz. Peygamber (asm) , "Ey Muaz!" diye seslendi. Ben, "Ey Allah'ın Resûlü! Buyurunuz, emrinizdeyim." dedim. Hz. Peygamber (asm) konuşmadan bir süre yola devam etti. Sonra tekrar, "Ey Muaz!" diye seslendi. Ben de aynı şekilde "Ey Allah'ın Resûlü! Buyurunuz, emrinizdeyim." diye cevap verdim. Bu defa Hz. Peygamber (asm) "Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı nedir, biliyor musun?" diye sordu. Ben, "Allah ve O'nun Resûlü daha iyi bilir." dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm), "Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı; hiçbir şeyi O'na şirk koşmadıkları hâlde O'na ibadet etmeleridir." buyurdu. Sonra bir süre daha yola devam etti. Sonra tekrar, "Ey Muaz b. Cebel!" diye seslendi. Ben yine, "Ey Allah'ın Resûlü! Buyurunuz, emrinizdeyim." diye cevap verdim. Bu kez Hz. Peygamber (asm), "Bunu yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı nedir, biliyor musun?" diye sordu. Ben yine, "Allah ve O'nun Resûlü daha iyi bilir." dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm), "Kulların Allah üzerindeki hakkı; O'nun onlara azap etmemesidir."buyurdu." (Buhari, Müslim)
    Hac ibadeti; Müslümanları, Hıristiyan ve Yahudilerden ayıran alametlerdendir


    “Kim yiyecek ve Allah’ın evine ulaştıracak bir bineğe sahip olur da hac görevini yerine getirmezse, Yahudi veya Hıristiyan olarak ölmüş fark etmez. Çünkü Hıristiyan ve Yahudiler namaz kılarlar asla hac yapmazlar.” (Müslim)
    "Müslümanların yapmakla mükellef olduğu işleri işlemeyenler onlardan değildir." (Taberâni)
    Hac ibadeti; en üstün ibadetlerden biridir


    Hz. Ebû Hüreyre (ra) şöyle dedi: Resulullah'a (asm):
    "En üstün amel hangisidir?" diye soruldu,
    "Allah ve Resulüne iman etmektir" buyurdu,
    "Sonra hangisidir?" denildi.
    "Allah yolunda cihad etmektir" buyurdu.
    "Sonra hangisidir?" denildi.
    "Makbul olan hacdır" buyurdu. (Buhârî , Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)
    Hac ibadeti; bütün günahlara kefarettir


    Hz. Ebû Hüreyre (ra) dedi ki; ben Resulullah’ın (asm) şöyle buyurduğunu işittim:
    "Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner." (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)
    Yine bir başka Hadis-i Şerif’te:
    "Bir kimse Allah (cc) için hacceder de kötü sözlerden ve fenalıklardan sakınırsa, anasından doğduğu günkü gibi temiz ve günahsız olur" buyrulmuştur. (Buhari, Müslim)
    Hac ibadeti; mükâfatı sadece cennet olan bir ibadettir


    Ebû Hureyre (ra) den rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    "Umre ibadeti daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefarettir. Mebrûrhaccın (kabul edilmiş haccın) karşılığı ise ancak cennettir" (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)
    Hac ibadeti; hanımlara cihad sevabını kazandırır

    Hz. Aişe’den rivayet edilmiştir ki:
    "Ey Allah'ın Resulü! En üstün amel olarak cihadı görüyoruz. Biz hanımlar cihad etmeyelim mi?" dedim.
    Peygamber (asm):
    "Fakat (sizin için) cihadın en üstünü hac-ı mebrûrdur" buyurdu. (Buhari)
    Bugünkü şartlar altında hiçbir günaha girmeden ihlâslı ve samimi olarak bir kadın haccını tamamlarsa en büyük cihadını yapmış olur.
    “Hac kadınlar için ne güzel cihaddır” (Buhari) buyrulmakla da bu gerçek pekiştirilmiş oluyor. Son derece hareketlilik isteyen bir ibadette hiçbir canlıya zarar vermemek pek kolay değildir.
    Hac mevsimi, Allah’ın cehennemden en çok kul azat ettiği günlerdir

    Ebû Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    "Allah'ıncehennemden en çok kul âzat ettiği gün, Arefe günüdür" (Müslim, Nesâî,, İbni Mâce)
    Haccın temel direği olan rükn-ü Arefe günü öğleden sonra gün batıncaya kadarki zaman içinde yapılır, bunu kaçıran kimsenin haccı olmaz. Tüm dünya Müslümanlarının aynı gün aynı yerde yani Arafat’ta Allah’a yalvarmaları ve bağışlanma dilemeleri gerçekleşir. Allah da o gün başka günlere oranla daha fazla kişiyi cehennemden uzaklaştırmış oluyor.

    “Yıl içinde en faziletli gün Arefe, hafta içerisinde en faziletli gün de Cuma günüdür” (Müslim)
    Hac ibadeti; sevap bakımından beşikteki çocuğun bile istifade ettiği bir ibadettir

    Beşikteki bir bebek bile hac ibadetine iştirak ettiğinde istifadesi çok büyüktür.
    İbni Abbâs’dan (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) Ravhâ denilen yerde bir grupla karşılaştı:
    "Siz kimlersiniz?" diye sordu Onlar:
    "Biz Müslümanlarız peki sen kimsin?" dediler. Hz Peygamber (asm):
    "Ben Allah'ın Resulüyüm" buyurdu. Bunun üzerine içlerinden bir kadın (kucağındaki) küçük bir çocuğu Peygamber'e doğru havaya kaldırarak:
    "Bunun için de hac var mı?" diye sordu Resûl-i Ekrem (asm):
    "Evet, ona hac,sana da sevap vardır" buyurdu.
    Hac ibadeti; maddi olarak da Allah’ın lütuf ve kereminden istifade edebildiğimiz bir ibadettir


    İbni Abbâs (ra) şöyle dedi:
    “Ukâz, Mecinne (Micenne) ve Zülmecâz, İslâm öncesi dönemde meşhur panayır yerleri idi. Bu sebeple İslâm döneminde (bazı müslümanlar) bu pazarlarda alış-veriş yapmayı günah sandılar. Bunun üzerine hac mevsiminde "Alış-veriş yaparak Rabbinizin fazl ve kereminden istifade etmenizde sizin için bir günah yoktur" (Bakara, 198) âyeti indi. (Buhârî)
    Hac günleri bütün dünya Müslümanlarının senede bir kez bir araya gelip siyasi, ekonomik ve her türlü münasebetlerinin en yoğun olduğu günlerdir. Bu mübarek günlerde,ibadet ve manevi feyizden alıkoymayacak şekilde meşru olan her türlü ticaret yapılabilir. Bunun bir sakıncası olmadığı ayetle bildirilmiştir. Alışveriş ve ticaret yasağı yalnızca Cuma saatine mahsustur.
    Hac ibadeti; mahşer meydanının bir nevi provasıdır


    Hac ibadeti mahşerin bir numunesidir. Ölümü ve dünyanın faniliğini hatırlatıp hakiki bir kulluğa sebebiyet verir. Hem de ihlâsı kazandırır.
    Hac mevsiminde Kâbe; mahşer yerini,
    Hacca yolculuk; dünya zindanından çıkıp ahiret alemlerine yolculuğu,
    İhram; kefene bürünmeyi,
    Vakfe; Arafat ve Müzdelife’de kıyameti, mahşer meydanını,
    Telbiye; Allah-u Teâla’nın emrinde olduğumuzu dile getirmeyi,
    Tavaf; Meleklerin Arş’ın etrafında tavafını ve kalbin Rububiyet mertebesini tavafını,
    Hacerül Esved’e dokunup öpmek ya da selamlamak; ezelde verdiğimiz söze bağlılığı,
    Safa ve Merve arasındaki sa’y; sevap ve günahlarını; kalbin, nefis ile ruh arasında gidip gelmesini,
    Kurban kesmek; Kurbanın uzuvları karşılığı nefsinin bütün uzuvlarının cehennemden kurtuluşunu, nefsini hevesattan menetmekle ve ubudiyete sarılmakla nefsimizi kurban ettiğimizi anlatır.
    Bütün hacı adaylarının renk, ırk, dil ve statü ayrımı gözetilmeden bembeyaz ve aynı tip ihram içinde bulunmaları ve ihramın kefene benzetilmesiyle ve birçok kimsenin kefeni andıran ihramı giymesiyle “Her nefis ölümü tadıcıdır” (Al-i İmran, 185) gerçeği fiili olarak da hissedilmiş oluyor ki; bu hal ihlâsı kazanmanın en te’sirli sebeplerinden biri olarak tavsif edilen ölümü hatırlatır. Hem insanı gurur ve kibirden kurtarır bu cihetle de ihlası kazanmaya vesiledir.
    Hac ibadeti;الله اكبر

    hakikatine ermektir
    Hac ibadeti; Allah'ın tüm kâinatı kuşatmış geniş kudret ve büyüklüğüne karşı pek çok Müslümanın aynı anda ve geniş bir şekilde yaptığı bir ibadettir. Bu geniş ubudiyet,الله اكبرsesleriyle bütün kâinata ilan edilir. Çünküالله اكبر Allah'ın büyüklüğünü, kâinattaki bütün büyük maksatların O’na ait olduğunu idrak ve ilan etmektir. Ve her bir bir basamak hükmüne geçerek ruhun manevi makamlarda yükselişine sebep olur.
    “İşte hacta pek kesretliالله اكبر denilmesi bu sırdandır. Çünkü hac-ı şerif bil'asale (bizzat) herkes için bir mertebe-i külliyede bir ubudiyettir.” (Sözler)
    Hacca giden bir Müslümanın hali çok özel bir günde komutanının huzuruna çıkmış bir askerin haline benzer. O asker o özel günde, o güzel bayramda komutanın iltifat ve hediyelerine mazhar olur.
    Bir hacı cahil ve avam da olsa hac ibadetiyle çok mertebeleri aşmış ve rabbinin bir nevi huzuruna çıkmıştır. Çok özel bir ibadetle çok özel bir yakınlıkla şereflenmiştir. Ve o hacının o mübarek hal ve heyecanını ancakالله اكبر sesleri teskin edebilir.
    Hac ibadeti; bu ümmetin saadet ve şefaatine sebep olan Resul-i Ekrem’in (asm) şahs-ı manevîsini yakînen bilmek demektir


    Peygamber Efendimiz'in (asm) şahs-ı manevîsinden anlaşılması gereken; Peygamberimiz'in (asm)davası ve geçmiş ve geleceğin dahi peygamberi olmasıdır.
    Dünya; imamı Peygamber Efendimiz (asm) olan bir mescid (cami) hükmündedir.
    Mekke ise; bir mihraptır. İslam’ın ilk olarak ortaya çıktığı ve Peygamber Efendimiz’in (asm) imâni hakikatlerin bildirilmesinde imamlık ettiği mekân.
    Medine ise; Peygamberimiz'in (asm)bir minberi hükmüne geçmiştir. İslamiyet’in fiili olarak yaşanmaya başlandığı güzel ahlâkın temellerinin atılıp, ders verildiği yer.
    Hac ibadeti, Efendimiz’in (asm) ve sahabelerinin vazifelerini yaptıkları yerlerde yapılması münasebetiyle derin tefekkürlere sebep olur.
    Hac ibadeti; bir tür Kişilik Eğitimidir

    Hac ibadeti, insana hem maddi bir hazırlık hem de sağlığını kontrol ettiren bir ibadettir. Çünkü sağlıklı olan kimse ibadetini daha huzurlu yapabilecektir.
    Hac ibadetini yerine getirebilmek için gerekli belli bir miktar parayı veya imkânı hazırlaması, bunun için birikim yapması kişiyi tasarrufa yöneltir.
    Hac insana meşakkati lezzete çevirmeyi öğretiyor. Allah (cc) için yaptığı bu yolculukla kişi meşakkatlere dayanma gücünü artırmış oluyor ve manen terbiye ediliyor.
    Hac bir medeniyet dersidir. İnsana birlikte yaşamayı, başkalarıyla uyumu ve bunlarla beraber düzen ve disiplinle yaşamayı öğreniyor.
    Hac hem bireysel, hem sosyal hem de kültürel açıdan gelişmek, tanışmak, kaynaşmak için adeta uluslararası bir konferans niteliğindedir. Çünkü hacılar başka hiçbir yerde görülemeyecek kadar çeşitli, farklı dilleri, ırkları, davranışları olan kişileri görme ve gözleme imkânı bulurlar.
    Hac ibadeti; kardeşlik duygularını pekiştirir, İslam’ın birlik ve beraberlik dini olduğunu anlatır

    Hac, çeşitli Müslüman ülke insanları arasında kardeşlik kurulmasına yardımcı olur. İslâm dininin birlik ve beraberlik dini olduğu, hacda daha kolay anlaşılır. Bütün insanların eşit ve kardeş olduğu idrak edilir.


  3. 06.Eylül.2012, 15:58
    2
    Silent and lonely rains



    Hac, sözlükte saygıdeğer makamlara isteyerek ziyarette bulunmak demektir. Dindeki anlamı ise; ihrama girerek belli günde Arafat'ta bulunmak ve Kâbe'yi usûlüne uygun olarak ziyaret etmektir. Hac, Peygamberimiz’in (asm) Mekke'den Medine'ye hicret etmesinden 9 yıl sonra farz kılınmıştır.
    Hac ibadeti; gücü yeten her Müslüman’a farzdır


    “Haccı ve umreyi de Allah için tamam yapın.” (Bakara, 196)
    "Ey insanlar! Allah (cc)hac ibadetini sizin üzerinize farz kılmıştır. Hac yapmakta acele ediniz."(Müslim)
    Hac ibadeti İslam’ın şartlarındandır. Yani Allah'ın emri olup namaz kılmak ve oruç tutmak gibi farzdır. İbni Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    "İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur; Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak" (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî )
    Hac ibadeti; Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır


    Ayet-i Kerime’de Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur:
    “Onda apaçık alametler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren ise emniyette olur (ona dokunulmaz). Hem ona (oraya girmek için) bir yola gücü yeten kimsenin o evi ( Kâbe’yi ) hac etmesi, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır. Kim de inkâr ederse, artık şüphe yok ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiç bir şeye muhtaç değildir.)” (Al-i İmran, 97)
    Nasılki; “Ana-babanın evladı, devletin de halkı üzerinde hakkı vardır” cümlesinden terk edilmez ve yerine getirilmesi gereken bir hak anlaşılır. Hac ibadeti de Allah'ın kulları üzerindeki hakkıdır. Bu hukuktan kaçılamaz, borç hükmündedir.
    Muaz b. Cebel (ra) şöyle anlatıyor:
    "Ben Hz. Peygamber'in (asm) terkisinde idim. Aramızda semerin arka kaşından başka bir şey yoktu. Hz. Peygamber (asm) , "Ey Muaz!" diye seslendi. Ben, "Ey Allah'ın Resûlü! Buyurunuz, emrinizdeyim." dedim. Hz. Peygamber (asm) konuşmadan bir süre yola devam etti. Sonra tekrar, "Ey Muaz!" diye seslendi. Ben de aynı şekilde "Ey Allah'ın Resûlü! Buyurunuz, emrinizdeyim." diye cevap verdim. Bu defa Hz. Peygamber (asm) "Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı nedir, biliyor musun?" diye sordu. Ben, "Allah ve O'nun Resûlü daha iyi bilir." dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm), "Allah'ın, kulları üzerindeki hakkı; hiçbir şeyi O'na şirk koşmadıkları hâlde O'na ibadet etmeleridir." buyurdu. Sonra bir süre daha yola devam etti. Sonra tekrar, "Ey Muaz b. Cebel!" diye seslendi. Ben yine, "Ey Allah'ın Resûlü! Buyurunuz, emrinizdeyim." diye cevap verdim. Bu kez Hz. Peygamber (asm), "Bunu yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı nedir, biliyor musun?" diye sordu. Ben yine, "Allah ve O'nun Resûlü daha iyi bilir." dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm), "Kulların Allah üzerindeki hakkı; O'nun onlara azap etmemesidir."buyurdu." (Buhari, Müslim)
    Hac ibadeti; Müslümanları, Hıristiyan ve Yahudilerden ayıran alametlerdendir


    “Kim yiyecek ve Allah’ın evine ulaştıracak bir bineğe sahip olur da hac görevini yerine getirmezse, Yahudi veya Hıristiyan olarak ölmüş fark etmez. Çünkü Hıristiyan ve Yahudiler namaz kılarlar asla hac yapmazlar.” (Müslim)
    "Müslümanların yapmakla mükellef olduğu işleri işlemeyenler onlardan değildir." (Taberâni)
    Hac ibadeti; en üstün ibadetlerden biridir


    Hz. Ebû Hüreyre (ra) şöyle dedi: Resulullah'a (asm):
    "En üstün amel hangisidir?" diye soruldu,
    "Allah ve Resulüne iman etmektir" buyurdu,
    "Sonra hangisidir?" denildi.
    "Allah yolunda cihad etmektir" buyurdu.
    "Sonra hangisidir?" denildi.
    "Makbul olan hacdır" buyurdu. (Buhârî , Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)
    Hac ibadeti; bütün günahlara kefarettir


    Hz. Ebû Hüreyre (ra) dedi ki; ben Resulullah’ın (asm) şöyle buyurduğunu işittim:
    "Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner." (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)
    Yine bir başka Hadis-i Şerif’te:
    "Bir kimse Allah (cc) için hacceder de kötü sözlerden ve fenalıklardan sakınırsa, anasından doğduğu günkü gibi temiz ve günahsız olur" buyrulmuştur. (Buhari, Müslim)
    Hac ibadeti; mükâfatı sadece cennet olan bir ibadettir


    Ebû Hureyre (ra) den rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    "Umre ibadeti daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefarettir. Mebrûrhaccın (kabul edilmiş haccın) karşılığı ise ancak cennettir" (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)
    Hac ibadeti; hanımlara cihad sevabını kazandırır

    Hz. Aişe’den rivayet edilmiştir ki:
    "Ey Allah'ın Resulü! En üstün amel olarak cihadı görüyoruz. Biz hanımlar cihad etmeyelim mi?" dedim.
    Peygamber (asm):
    "Fakat (sizin için) cihadın en üstünü hac-ı mebrûrdur" buyurdu. (Buhari)
    Bugünkü şartlar altında hiçbir günaha girmeden ihlâslı ve samimi olarak bir kadın haccını tamamlarsa en büyük cihadını yapmış olur.
    “Hac kadınlar için ne güzel cihaddır” (Buhari) buyrulmakla da bu gerçek pekiştirilmiş oluyor. Son derece hareketlilik isteyen bir ibadette hiçbir canlıya zarar vermemek pek kolay değildir.
    Hac mevsimi, Allah’ın cehennemden en çok kul azat ettiği günlerdir

    Ebû Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:
    "Allah'ıncehennemden en çok kul âzat ettiği gün, Arefe günüdür" (Müslim, Nesâî,, İbni Mâce)
    Haccın temel direği olan rükn-ü Arefe günü öğleden sonra gün batıncaya kadarki zaman içinde yapılır, bunu kaçıran kimsenin haccı olmaz. Tüm dünya Müslümanlarının aynı gün aynı yerde yani Arafat’ta Allah’a yalvarmaları ve bağışlanma dilemeleri gerçekleşir. Allah da o gün başka günlere oranla daha fazla kişiyi cehennemden uzaklaştırmış oluyor.

    “Yıl içinde en faziletli gün Arefe, hafta içerisinde en faziletli gün de Cuma günüdür” (Müslim)
    Hac ibadeti; sevap bakımından beşikteki çocuğun bile istifade ettiği bir ibadettir

    Beşikteki bir bebek bile hac ibadetine iştirak ettiğinde istifadesi çok büyüktür.
    İbni Abbâs’dan (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) Ravhâ denilen yerde bir grupla karşılaştı:
    "Siz kimlersiniz?" diye sordu Onlar:
    "Biz Müslümanlarız peki sen kimsin?" dediler. Hz Peygamber (asm):
    "Ben Allah'ın Resulüyüm" buyurdu. Bunun üzerine içlerinden bir kadın (kucağındaki) küçük bir çocuğu Peygamber'e doğru havaya kaldırarak:
    "Bunun için de hac var mı?" diye sordu Resûl-i Ekrem (asm):
    "Evet, ona hac,sana da sevap vardır" buyurdu.
    Hac ibadeti; maddi olarak da Allah’ın lütuf ve kereminden istifade edebildiğimiz bir ibadettir


    İbni Abbâs (ra) şöyle dedi:
    “Ukâz, Mecinne (Micenne) ve Zülmecâz, İslâm öncesi dönemde meşhur panayır yerleri idi. Bu sebeple İslâm döneminde (bazı müslümanlar) bu pazarlarda alış-veriş yapmayı günah sandılar. Bunun üzerine hac mevsiminde "Alış-veriş yaparak Rabbinizin fazl ve kereminden istifade etmenizde sizin için bir günah yoktur" (Bakara, 198) âyeti indi. (Buhârî)
    Hac günleri bütün dünya Müslümanlarının senede bir kez bir araya gelip siyasi, ekonomik ve her türlü münasebetlerinin en yoğun olduğu günlerdir. Bu mübarek günlerde,ibadet ve manevi feyizden alıkoymayacak şekilde meşru olan her türlü ticaret yapılabilir. Bunun bir sakıncası olmadığı ayetle bildirilmiştir. Alışveriş ve ticaret yasağı yalnızca Cuma saatine mahsustur.
    Hac ibadeti; mahşer meydanının bir nevi provasıdır


    Hac ibadeti mahşerin bir numunesidir. Ölümü ve dünyanın faniliğini hatırlatıp hakiki bir kulluğa sebebiyet verir. Hem de ihlâsı kazandırır.
    Hac mevsiminde Kâbe; mahşer yerini,
    Hacca yolculuk; dünya zindanından çıkıp ahiret alemlerine yolculuğu,
    İhram; kefene bürünmeyi,
    Vakfe; Arafat ve Müzdelife’de kıyameti, mahşer meydanını,
    Telbiye; Allah-u Teâla’nın emrinde olduğumuzu dile getirmeyi,
    Tavaf; Meleklerin Arş’ın etrafında tavafını ve kalbin Rububiyet mertebesini tavafını,
    Hacerül Esved’e dokunup öpmek ya da selamlamak; ezelde verdiğimiz söze bağlılığı,
    Safa ve Merve arasındaki sa’y; sevap ve günahlarını; kalbin, nefis ile ruh arasında gidip gelmesini,
    Kurban kesmek; Kurbanın uzuvları karşılığı nefsinin bütün uzuvlarının cehennemden kurtuluşunu, nefsini hevesattan menetmekle ve ubudiyete sarılmakla nefsimizi kurban ettiğimizi anlatır.
    Bütün hacı adaylarının renk, ırk, dil ve statü ayrımı gözetilmeden bembeyaz ve aynı tip ihram içinde bulunmaları ve ihramın kefene benzetilmesiyle ve birçok kimsenin kefeni andıran ihramı giymesiyle “Her nefis ölümü tadıcıdır” (Al-i İmran, 185) gerçeği fiili olarak da hissedilmiş oluyor ki; bu hal ihlâsı kazanmanın en te’sirli sebeplerinden biri olarak tavsif edilen ölümü hatırlatır. Hem insanı gurur ve kibirden kurtarır bu cihetle de ihlası kazanmaya vesiledir.
    Hac ibadeti;الله اكبر

    hakikatine ermektir
    Hac ibadeti; Allah'ın tüm kâinatı kuşatmış geniş kudret ve büyüklüğüne karşı pek çok Müslümanın aynı anda ve geniş bir şekilde yaptığı bir ibadettir. Bu geniş ubudiyet,الله اكبرsesleriyle bütün kâinata ilan edilir. Çünküالله اكبر Allah'ın büyüklüğünü, kâinattaki bütün büyük maksatların O’na ait olduğunu idrak ve ilan etmektir. Ve her bir bir basamak hükmüne geçerek ruhun manevi makamlarda yükselişine sebep olur.
    “İşte hacta pek kesretliالله اكبر denilmesi bu sırdandır. Çünkü hac-ı şerif bil'asale (bizzat) herkes için bir mertebe-i külliyede bir ubudiyettir.” (Sözler)
    Hacca giden bir Müslümanın hali çok özel bir günde komutanının huzuruna çıkmış bir askerin haline benzer. O asker o özel günde, o güzel bayramda komutanın iltifat ve hediyelerine mazhar olur.
    Bir hacı cahil ve avam da olsa hac ibadetiyle çok mertebeleri aşmış ve rabbinin bir nevi huzuruna çıkmıştır. Çok özel bir ibadetle çok özel bir yakınlıkla şereflenmiştir. Ve o hacının o mübarek hal ve heyecanını ancakالله اكبر sesleri teskin edebilir.
    Hac ibadeti; bu ümmetin saadet ve şefaatine sebep olan Resul-i Ekrem’in (asm) şahs-ı manevîsini yakînen bilmek demektir


    Peygamber Efendimiz'in (asm) şahs-ı manevîsinden anlaşılması gereken; Peygamberimiz'in (asm)davası ve geçmiş ve geleceğin dahi peygamberi olmasıdır.
    Dünya; imamı Peygamber Efendimiz (asm) olan bir mescid (cami) hükmündedir.
    Mekke ise; bir mihraptır. İslam’ın ilk olarak ortaya çıktığı ve Peygamber Efendimiz’in (asm) imâni hakikatlerin bildirilmesinde imamlık ettiği mekân.
    Medine ise; Peygamberimiz'in (asm)bir minberi hükmüne geçmiştir. İslamiyet’in fiili olarak yaşanmaya başlandığı güzel ahlâkın temellerinin atılıp, ders verildiği yer.
    Hac ibadeti, Efendimiz’in (asm) ve sahabelerinin vazifelerini yaptıkları yerlerde yapılması münasebetiyle derin tefekkürlere sebep olur.
    Hac ibadeti; bir tür Kişilik Eğitimidir

    Hac ibadeti, insana hem maddi bir hazırlık hem de sağlığını kontrol ettiren bir ibadettir. Çünkü sağlıklı olan kimse ibadetini daha huzurlu yapabilecektir.
    Hac ibadetini yerine getirebilmek için gerekli belli bir miktar parayı veya imkânı hazırlaması, bunun için birikim yapması kişiyi tasarrufa yöneltir.
    Hac insana meşakkati lezzete çevirmeyi öğretiyor. Allah (cc) için yaptığı bu yolculukla kişi meşakkatlere dayanma gücünü artırmış oluyor ve manen terbiye ediliyor.
    Hac bir medeniyet dersidir. İnsana birlikte yaşamayı, başkalarıyla uyumu ve bunlarla beraber düzen ve disiplinle yaşamayı öğreniyor.
    Hac hem bireysel, hem sosyal hem de kültürel açıdan gelişmek, tanışmak, kaynaşmak için adeta uluslararası bir konferans niteliğindedir. Çünkü hacılar başka hiçbir yerde görülemeyecek kadar çeşitli, farklı dilleri, ırkları, davranışları olan kişileri görme ve gözleme imkânı bulurlar.
    Hac ibadeti; kardeşlik duygularını pekiştirir, İslam’ın birlik ve beraberlik dini olduğunu anlatır

    Hac, çeşitli Müslüman ülke insanları arasında kardeşlik kurulmasına yardımcı olur. İslâm dininin birlik ve beraberlik dini olduğu, hacda daha kolay anlaşılır. Bütün insanların eşit ve kardeş olduğu idrak edilir.


  4. 06.Eylül.2012, 16:07
    3
    Misafir

    Cevap: haccın diğer ibadetlerden farkı

    Hac, Kur’an’ı Kerim, Sünnet ve icma-ı ümmet ile sabit olmuş hem mali hem bedeni yapılan eşsiz ve benzersiz çok önemli bir ibadettir. Namaz ve oruç yalnız bedenî, zekât yalnız malî bir ibadetken Hac ise hem malî ve hem de bedenî bir ibadettir.
    Diğer ibadetler her yerde yapılabilirken Hac, ancak belli yerde Mekke-i Mükerreme'de yapılır. Bunun için dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan ve hali vakti yerinde olan Müslümanlar bu ibadeti yapmak için Mekke-i Mükerreme'ye gelmek zorundadırlar.
    Ayrıca Hac’ın diğer ibadetlere göre bazı zorlukları vardır. Çünkü bu ibadet, pek çok insanın alışkın olmadığı, iklim şartlarını yaşamadığı bir yerde yapılmaktadır.
    Bunun için Peygamberimiz, hacca niyet ederken "Allah'ım, hac yapmak istiyorum, bunu bana kolay kıl ve kabul eyle." diye dua etmiştir.

    Alıntı


  5. 06.Eylül.2012, 16:07
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Hac, Kur’an’ı Kerim, Sünnet ve icma-ı ümmet ile sabit olmuş hem mali hem bedeni yapılan eşsiz ve benzersiz çok önemli bir ibadettir. Namaz ve oruç yalnız bedenî, zekât yalnız malî bir ibadetken Hac ise hem malî ve hem de bedenî bir ibadettir.
    Diğer ibadetler her yerde yapılabilirken Hac, ancak belli yerde Mekke-i Mükerreme'de yapılır. Bunun için dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan ve hali vakti yerinde olan Müslümanlar bu ibadeti yapmak için Mekke-i Mükerreme'ye gelmek zorundadırlar.
    Ayrıca Hac’ın diğer ibadetlere göre bazı zorlukları vardır. Çünkü bu ibadet, pek çok insanın alışkın olmadığı, iklim şartlarını yaşamadığı bir yerde yapılmaktadır.
    Bunun için Peygamberimiz, hacca niyet ederken "Allah'ım, hac yapmak istiyorum, bunu bana kolay kıl ve kabul eyle." diye dua etmiştir.

    Alıntı





+ Yorum Gönder