Konusunu Oylayın.: Haccın anlam ve önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Haccın anlam ve önemi
  1. 06.Eylül.2012, 14:39
    1
    Misafir

    Haccın anlam ve önemi






    Haccın anlam ve önemi Mumsema haccın anlam ve önemi Nedir?


  2. 06.Eylül.2012, 14:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 06.Eylül.2012, 16:12
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Haccın anlam ve önemi




    Hacc, maddi bir ibadet olmasının yanında, manevi olarak, rükunlarına bir çok anlam yüklenen bir ibadettir. Ömürde bir kez yapmak farz olan bu ibadet, bir nevi, bu dünyadan, maddiyattan, her türlü bağdan sıyrılarak, sadece Allah rızası için yapılan bir gönül yolculuğudur.Mal, evlat, sevilen her şey, geride bırakılarak, Rabbimizin o güzide çağrısına bir yolculuktur. Haccın her anında ayrı bir mana vardır.

    Tavaf eden insanlar, daim bir dönüş içindeki alemin bir tezahürüdür. Dünya, yıldızlar, alemdeki her varlık bizim çoğu zaman fark etmediğimiz bir dönüş içindedirler. Tavaf eden bir hacı bu alemde bir zerre olmanın farkınavararak bu dönüşleri yapmalıdır. İhram başlıbaşına bir terbiyedir hacı için.

    Günlük hayatta çok basit gördüğümüz bir çok fiili kendine yasaklayarak, nefse gem vurmayı, sabrı öğretir. Sa’y,Hz. Hacer validemizin, o gün evladı için gerçekleştirdiği çabayı, çırpınmayı, tekrar yaşama ve hissetmedir. Şeytan taşlama, Hz. İbrahim misali şeytanı yenme savaşıdır. Arafata çıkan hacı insanın dünya ile buluştuğu yerde bulunduğunu düşünmelidir. Hz. Adem[a.s.] cennetten dünyaya ilk kez Arafata indirilmiştir. Hacca giden kişi de sanki dünyaya yeni geliyormuş gibi, tüm günahlarını, hırslarını, gafletini, orada bırakarak memleketine döner. Ayrıca diğer yandan dünyanın dörtbir yanından toplanan Müslümanlar, bir nevi mahşer provası içindedirler Arafatta. Kefen misali ihramları ile fikirlerini dünyadan arındırıp, bir arınma yaşarlar. Hacda gaye Allah’ a ulaşmadır. Bu nedenle bu rükunları hakkı ile yerine getiren bir Müslüman ,’’annesinden doğduğu ilk günkü gibi’’ günahlardan kurtulma müjdesi ile müjdelenmiştir.

    Bununla birlikte, hacc ibadetinin gerçekleştiği Zilhicce ayı da mübarek bir aydır. Kameri aylardan onikincisi, Haram aylardan ve dolayısıyla hürmete lâyık aylardan biridir. Bu ayda Muhammed ümmetine ikramlardan nasiplenebilmemiz için oruç teklif edilmiştir. Bu ay içerisinde ilk 9 gün tutulacak oruç çok faziletlidir. Gücü ve sağlığı yerinde olanlar, kurban bayramına kadar yani Arefe günü dâhil (Arafat günü) oruç tutmalıdır. Resulullah (sav) bu konuda şu hadisi şerifleri buyurmuştur;
    “Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, birgecesini ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir ” (İbni Mace)
    Peygamber Efendimizin eşlerinden rivayet olunur ki;

    “Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) Zilhicce’den dokuz günle Aşura günü oruç tutardı Bir de her aydan üç gün, ayın ilk pazartesi ile perşembe günü oruç tutardı” (Kütübü Sitte/3133)

    Zilhiccenin dokuzunda tutulan orucun faziletini yine Resulullah (sav) şöylece haber vermiştir;
    “Arafat günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına kefaret olacağına Allah’ın rahmetinden ümidim var” (kütübü sitte/ 3135)
    “Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir ”( Beyhaki)

    “Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!”(Taberani)
    (Tesbih: Sübhanallah, Tahmid: Elhamdülillah, Tehlil: Lâ ilâhe illallah, Tekbir: Allahü ekber, demektir ) Oruç tutmayı sadece Ramazan ayına mahsus bırakmayıp, böyle önemli günleri fırsat bilip, oruç tutarak, namaz kılarak, Kur’an okuyarak, zikir ederek, velhasıl ibadetlerimizi artırarak, kendimize ahiret azığı hazırlamalıyız.
    İlahiyatçı Öznur ZEYBEK



  4. 06.Eylül.2012, 16:12
    2
    Silent and lonely rains



    Hacc, maddi bir ibadet olmasının yanında, manevi olarak, rükunlarına bir çok anlam yüklenen bir ibadettir. Ömürde bir kez yapmak farz olan bu ibadet, bir nevi, bu dünyadan, maddiyattan, her türlü bağdan sıyrılarak, sadece Allah rızası için yapılan bir gönül yolculuğudur.Mal, evlat, sevilen her şey, geride bırakılarak, Rabbimizin o güzide çağrısına bir yolculuktur. Haccın her anında ayrı bir mana vardır.

    Tavaf eden insanlar, daim bir dönüş içindeki alemin bir tezahürüdür. Dünya, yıldızlar, alemdeki her varlık bizim çoğu zaman fark etmediğimiz bir dönüş içindedirler. Tavaf eden bir hacı bu alemde bir zerre olmanın farkınavararak bu dönüşleri yapmalıdır. İhram başlıbaşına bir terbiyedir hacı için.

    Günlük hayatta çok basit gördüğümüz bir çok fiili kendine yasaklayarak, nefse gem vurmayı, sabrı öğretir. Sa’y,Hz. Hacer validemizin, o gün evladı için gerçekleştirdiği çabayı, çırpınmayı, tekrar yaşama ve hissetmedir. Şeytan taşlama, Hz. İbrahim misali şeytanı yenme savaşıdır. Arafata çıkan hacı insanın dünya ile buluştuğu yerde bulunduğunu düşünmelidir. Hz. Adem[a.s.] cennetten dünyaya ilk kez Arafata indirilmiştir. Hacca giden kişi de sanki dünyaya yeni geliyormuş gibi, tüm günahlarını, hırslarını, gafletini, orada bırakarak memleketine döner. Ayrıca diğer yandan dünyanın dörtbir yanından toplanan Müslümanlar, bir nevi mahşer provası içindedirler Arafatta. Kefen misali ihramları ile fikirlerini dünyadan arındırıp, bir arınma yaşarlar. Hacda gaye Allah’ a ulaşmadır. Bu nedenle bu rükunları hakkı ile yerine getiren bir Müslüman ,’’annesinden doğduğu ilk günkü gibi’’ günahlardan kurtulma müjdesi ile müjdelenmiştir.

    Bununla birlikte, hacc ibadetinin gerçekleştiği Zilhicce ayı da mübarek bir aydır. Kameri aylardan onikincisi, Haram aylardan ve dolayısıyla hürmete lâyık aylardan biridir. Bu ayda Muhammed ümmetine ikramlardan nasiplenebilmemiz için oruç teklif edilmiştir. Bu ay içerisinde ilk 9 gün tutulacak oruç çok faziletlidir. Gücü ve sağlığı yerinde olanlar, kurban bayramına kadar yani Arefe günü dâhil (Arafat günü) oruç tutmalıdır. Resulullah (sav) bu konuda şu hadisi şerifleri buyurmuştur;
    “Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, birgecesini ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir ” (İbni Mace)
    Peygamber Efendimizin eşlerinden rivayet olunur ki;

    “Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) Zilhicce’den dokuz günle Aşura günü oruç tutardı Bir de her aydan üç gün, ayın ilk pazartesi ile perşembe günü oruç tutardı” (Kütübü Sitte/3133)

    Zilhiccenin dokuzunda tutulan orucun faziletini yine Resulullah (sav) şöylece haber vermiştir;
    “Arafat günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına kefaret olacağına Allah’ın rahmetinden ümidim var” (kütübü sitte/ 3135)
    “Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir ”( Beyhaki)

    “Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!”(Taberani)
    (Tesbih: Sübhanallah, Tahmid: Elhamdülillah, Tehlil: Lâ ilâhe illallah, Tekbir: Allahü ekber, demektir ) Oruç tutmayı sadece Ramazan ayına mahsus bırakmayıp, böyle önemli günleri fırsat bilip, oruç tutarak, namaz kılarak, Kur’an okuyarak, zikir ederek, velhasıl ibadetlerimizi artırarak, kendimize ahiret azığı hazırlamalıyız.
    İlahiyatçı Öznur ZEYBEK






+ Yorum Gönder