Konusunu Oylayın.: Zinaya götüren sebepler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zinaya götüren sebepler
  1. 05.Eylül.2012, 20:41
    1
    Misafir

    Zinaya götüren sebepler






    Zinaya götüren sebepler Mumsema merhaba zina ile ilgili bir şey sormak istiyorum zinanın önlenebilmesi için zinaya götüren sebeplerde yasaklanmıştır zinaya götüren sebepler nelerdir? ve zina kadar suçu varmıdır teşekkürler


  2. 05.Eylül.2012, 20:41
    1
    papatya123 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    papatya123
    Misafir



    merhaba zina ile ilgili bir şey sormak istiyorum zinanın önlenebilmesi için zinaya götüren sebeplerde yasaklanmıştır zinaya götüren sebepler nelerdir? ve zina kadar suçu varmıdır teşekkürler


    Benzer Konular

    - Zina ve Zinaya Götüren Yollar (hutbe)

    - Küfre götüren günah

    - Kabir azabına götüren sebepler

    - Sebepler alemi ne demektir ?

    - Kul’u Allah’a götüren yol

  3. 05.Eylül.2012, 20:52
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: zinaya götüren sebepler




    Zinaya Götüren Sebepler

    (İnce Kitaplar - İzdivaç ve Mahremiyetleri )


    a) Kadın-erkek karışıklığı:


    Kadın ve erkeklerin birbirleriyle karışıp görüşmeleri sonucu çok zaman, aralarında şehvet meydana geldiği, onun da daha ileri giderek zinaya sebep olduğu için, müslümanlıkta harem*lik, selamlık vardır.Yani kadınlar ayrı, erkekler ayrı olmalıdır.


    İslam dini hem zinayı, hem de ona sebep olacak yolları ya*sak etmiştir.


    "Kadınlarla-erkekler, kızlarla-oğlanlar bir arada olurlarsa, karşı cinse şehvetsiz yaklaşmaya alışırlar" sözü bir aldatmaca*dan ibarettir. Avrupa ve Amerika'da bu karışıklık vardır da, zina önlenmiş midir? Aksine fuhuş sarmıştır oraları.


    Zinanın okumakla önlenebileceği de yalandır.


    Bugünün okumuş insanları arasında görülen fuhuş hesap edilecek olursa, besmelesiz okunan ilmin fuhşu kaldırmaya ve*sile olması şöyle, dursun, fuhşu teşvik ettiği kesin olarak görüle*cektir. Esasen, insanın kalbine Allah korkusunu koyamayan her türlü ilim ve terbiye, ferdleri fenalıklardan ve bozgunculuk*lardan uzaklaştıracak olan faziletli ahlakı meydana getiremez.


    Esasen ahlaksızlığa set çekecek tek yol, insanları İslam terbiyesiyle yetiştirmektir. Fakat bu dahi kafi değildir. Bununla be*raber zinaya giden yolları da kapamak gerekir. İşte bu yollar*dan birisi kadın-erkek karışıklığıdır.


    İslam dini bunu yasaklamaktadır.


    Fuhuş şakşakcısı ve namus düşmanı kimseler, "kızlar er*kekler bir arada bulunur, beraber okurlarsa kardeşçe birbirle*rine yaklaşırlar" diye bu milleti senelerce oyaladılar. Söylediklerine kendileri de inanmıyorlardı ama, namus ve iffete düşmanlıkları böyle söylemelerini gerektiriyordu.


    Daha sonra ağız değiştirip "evlilik öncesi ilişki şart" çiftler birbirlerini daha iyi anlarlar" demeye başladılar. Bu, "zina yapmak şart" demekti.


    Her iki sözlerini de gerçek hayat yalanlıyordu. Karışık eğitimde, öğrenciler diplomalarını alırken, bir çokları bekaret ve namuslarını okulda bırakıyorlardı.


    İkinci sözlerine yani evlilik öncesi ilişkiye gelince; onu da kulu-kölesi oldukları Avrupa ve Avrupalılar yalanlıyorlardı. Buna örnek olması bakımdan ibret alınması düşüncesiyle aşağıdaki gazete haberini sunuyorum:




    Florida'da bizim çağdaşları çileden çıkartacak yemin töreni yapıldı.


    b) Bakmak:


    Bakmak şehveti kamçılayan harekete geçiren sebeplerden*dir. Peygamberimiz:


    "Gözler zina ederler" buyuruyor.


    Kadın ve erkeklerin göz kırpışmaları, kadınların gözlerini süzmeleri ve cinslerin birbirlerine bakmaları, gözün zinasıdır. İslam dini bunu yasaklamaktadır. Kur'an-ı Kerim harama bakmayı hem kadınlara hem de erkeklere haram kılmıştır.


    Nur suresi 31. ayette,


    "Ey habibim, mümin erkeklere söyle gözlerini ha*ramdan korusunlar," buyurmaktadır. Kadınlara emir de aynı sürenin 31. ayetindedir:


    "Ey habibim mümin kadınlara söyle, gözlerini ha*ramdan sakınsınlar."


    Babalar ve anneler, çocukları on yaşına girince yataklarını ayırmaları gerekmektedir. Bu, dinen onların görevidir. Çünkü çocuklar bu yaşta aynı yatakta uyudukları takdirde uyanık veya uyku halinde birbirlerinin utanç yerlerini görmelerinden, cin*sel bir arzunun uyanmasından ve ahlaklarını bozmasından endişe edilir.


    Evet, bu, İslam'ın çocuk velilerine gereken tedbirleri alma*larının, koruyucu tedbirlere başvurmalarının vacib olduğuna kesin delildir. Çocuğun iç guddesinin tehyic edilmesini gerekti*ren ortamı bertaraf etmeleri gereklidir. Böylece çocuk düzenli, ahlaklı, edepli, faziletli ve iffetli yetişip gelişir. .


    Peygamberimizin Tatbikatı:


    Bir kurban bayramı gününde Resülüllah (a.s.) Efendimiz terkisine amcası oğlu Fazl'ı almıştı. Fazı o günlerde ergenlik çağına girmek üzereydi. Has'am kabilesinden güzel yüzlü bir kadın bazı dini meseleleri öğrenmek için Peygamber (a.s.) Efendimizden bir şeyler soruyordu, Fazl da o kadına bakıyordu. Hz. Peygamber (a.s.) Efendimiz onun bu halini görünce çe*nesinden tutup yüzünü başka yana döndürdü."


    Resulüllah (a.s.) Efendimiz Fazl'ın çenesini tutup yüzünü başka tarafa çevirdiğinde, amcası Abbas (r.a.) da orada bulunu*yormuş. Durumu görünce, "Amcan oğlunun boynunu çevir*din?" demiş. Resulüllah (a.s.) da ona: "Bir genç erkek ve bir de genç kadın gördüm, aleyhlerine bir fitneden emin olamadım ... " buyurdu.


    Peygamberimiz bir defasında "Ya Ali! Bir bakıştan sonra tekrar bakma. Zira birinci bakış senin için caiz ise de ikincisi değildir" buyurdular. İnsan gözü ansızın namahremi görebilir. Bu husus Resulüllaha sorulunca: "Gözünü başka tarafa çevir" cevabını vermişlerdir.


    Gözü harama bakmaktan korumak insana bir iman ve iba*det lezzeti tattırır. İnsan zevk aldığı bir şeyden, helal olmadığı için vazgeçerse Allah Teala buna mukabil ona manevi bir zevk ihsan eder. Bu hakikatı Resul-i Ekrem (s.a.) şöyle ifade ederler:


    "Herhangi bir müslüman, bir kadının güzellikle*rini görürde sonra gözünü kaparsa Allahü Teala ona, lezzetini ta kalbinde duyacağı bir ibadet nasip eder."


    Resulümüz buyuruyorlar ki:


    "Her kim bir kadını görüp iştahı çekerse, gidip he*laliyle cinsi münasebette bulunsun."


    Ahmed İbni Hanbel


    Peygamberimiz önemli bir hususu, bilhassa kadınlara hatırlatmak kabilinden buyuruyorlar ki:


    "Hiç bir kadın kocasına başka bir kadının özellikle*rini anlatmasın. Çünkü kocası o kadını görmüş gibi olur."





    c) Dokunmak:


    Bu hususu izah bakımından emekli müftülerimizden sayın Mehmet Emre şöyle yazıyorlar:


    Zinaya yol açmada eller, gözden daha ilerdedir. Bir erkek, nikah düşen bir kadının eline veya vücudunun herhangi bir ta*rafına şehvetle dokunacak veya tutacak olursa, bu, elinin zi*nasıdır. Çünkü kadına şehvetle el dokunduracak olursa kal*binde menfi hisler peyda olur. Bunun aksini iddia eden ya ya*lancıdır veya erkeklik hissinden mahrumdur. Elektrik so*basının fişini, prize taktığınız zaman tedrici bir ısınma başlar. Aksi halde, ya soba bozuktur veya ana hatta cereyan yoktur.


    Bu hususta Resulü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki: "Birinizin başına demirden bir iğne batırılması kendine helal olmayan kadına el sürmesinden hayırlıdır."


    Kalb, vücud ikliminin sultanı; el de onun arzularını yerine getirmeye memur ve icra vasıtasıdır. El, hayırlı ve şerli işlerin zuhura geldiği yerdir. Bu sebeple birçok şeylerde mecazen elin zikri geçmektedir. Mesela, hırsıza "eli uzundur" deriz. Cömerdi, "eli geniştir" diye tanıtırız. Müsrifi, "eli açıktır", çare*sizi "eli kolu bağlıdır" diye tavsif ederiz. [38]


    Yabancı bir kadına şehvetle bakan, onunla zina yapmak ar*zusunu taşıyan bir kimse, bunun kendi yakınına başkası ta*rafından tatbik edilmesini düşünmelidir. Nasıl ki, bir kimse* kendi ailesine, anne ve kız kardeşine, kızına akrabasına yabancı bir erkeğin bakmasını, onunla zina yapmasını istemezse, başkasının da istemeyeceğini ve arzu etmeyeceğini bilmesi ve ona göre hareket etmesi lazımdır.





    d) Dinlemek:


    Şehveti tahrik edecek olan şarkı-türkü gibi şeyleri dinlemek ve aralarında nikah olmayan erkek ile kadının birbirlerine şehevi şeyleri konuşup dinlemeleri de günahtır.


    Bunun yanında, kadınlar konuşurken, kelimeleri eğip bük*mek yerine ağırbaşlı, olgun bir şekilde konuşmalıdırlar.


    Harama, zinaya götüren sözlerle beraber çalınan ve şehevi hisleri uyandıran çalgıları da bu cümleden sayabiliriz.


    Demek ki azalarımızı da günahtan korumakla vazifeli bulu*nuyoruz. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de buyuruluyor ki:


    "Kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumlu*dur."


    (İsra Süresi, ayet:36)


    Bazı kadınlar, ses yapan ayakkabılar giyip, tak-tak diye ses yaparak yürümektedirler. İslamiyetten önce kadınlar ayak bi*leklerine halkalar takar ve ayaklarını sertçe basarak ses çıkarırlardı. Şimdiki kadınların sert topuklu ayakkabıları da onların bir benzeridir. İkisi de yasak, ikisi de çirkindir. Çünkü ikisi de dikkat çekmektedir.

    Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri


  4. 05.Eylül.2012, 20:52
    2
    Moderatör



    Zinaya Götüren Sebepler

    (İnce Kitaplar - İzdivaç ve Mahremiyetleri )


    a) Kadın-erkek karışıklığı:


    Kadın ve erkeklerin birbirleriyle karışıp görüşmeleri sonucu çok zaman, aralarında şehvet meydana geldiği, onun da daha ileri giderek zinaya sebep olduğu için, müslümanlıkta harem*lik, selamlık vardır.Yani kadınlar ayrı, erkekler ayrı olmalıdır.


    İslam dini hem zinayı, hem de ona sebep olacak yolları ya*sak etmiştir.


    "Kadınlarla-erkekler, kızlarla-oğlanlar bir arada olurlarsa, karşı cinse şehvetsiz yaklaşmaya alışırlar" sözü bir aldatmaca*dan ibarettir. Avrupa ve Amerika'da bu karışıklık vardır da, zina önlenmiş midir? Aksine fuhuş sarmıştır oraları.


    Zinanın okumakla önlenebileceği de yalandır.


    Bugünün okumuş insanları arasında görülen fuhuş hesap edilecek olursa, besmelesiz okunan ilmin fuhşu kaldırmaya ve*sile olması şöyle, dursun, fuhşu teşvik ettiği kesin olarak görüle*cektir. Esasen, insanın kalbine Allah korkusunu koyamayan her türlü ilim ve terbiye, ferdleri fenalıklardan ve bozgunculuk*lardan uzaklaştıracak olan faziletli ahlakı meydana getiremez.


    Esasen ahlaksızlığa set çekecek tek yol, insanları İslam terbiyesiyle yetiştirmektir. Fakat bu dahi kafi değildir. Bununla be*raber zinaya giden yolları da kapamak gerekir. İşte bu yollar*dan birisi kadın-erkek karışıklığıdır.


    İslam dini bunu yasaklamaktadır.


    Fuhuş şakşakcısı ve namus düşmanı kimseler, "kızlar er*kekler bir arada bulunur, beraber okurlarsa kardeşçe birbirle*rine yaklaşırlar" diye bu milleti senelerce oyaladılar. Söylediklerine kendileri de inanmıyorlardı ama, namus ve iffete düşmanlıkları böyle söylemelerini gerektiriyordu.


    Daha sonra ağız değiştirip "evlilik öncesi ilişki şart" çiftler birbirlerini daha iyi anlarlar" demeye başladılar. Bu, "zina yapmak şart" demekti.


    Her iki sözlerini de gerçek hayat yalanlıyordu. Karışık eğitimde, öğrenciler diplomalarını alırken, bir çokları bekaret ve namuslarını okulda bırakıyorlardı.


    İkinci sözlerine yani evlilik öncesi ilişkiye gelince; onu da kulu-kölesi oldukları Avrupa ve Avrupalılar yalanlıyorlardı. Buna örnek olması bakımdan ibret alınması düşüncesiyle aşağıdaki gazete haberini sunuyorum:




    Florida'da bizim çağdaşları çileden çıkartacak yemin töreni yapıldı.


    b) Bakmak:


    Bakmak şehveti kamçılayan harekete geçiren sebeplerden*dir. Peygamberimiz:


    "Gözler zina ederler" buyuruyor.


    Kadın ve erkeklerin göz kırpışmaları, kadınların gözlerini süzmeleri ve cinslerin birbirlerine bakmaları, gözün zinasıdır. İslam dini bunu yasaklamaktadır. Kur'an-ı Kerim harama bakmayı hem kadınlara hem de erkeklere haram kılmıştır.


    Nur suresi 31. ayette,


    "Ey habibim, mümin erkeklere söyle gözlerini ha*ramdan korusunlar," buyurmaktadır. Kadınlara emir de aynı sürenin 31. ayetindedir:


    "Ey habibim mümin kadınlara söyle, gözlerini ha*ramdan sakınsınlar."


    Babalar ve anneler, çocukları on yaşına girince yataklarını ayırmaları gerekmektedir. Bu, dinen onların görevidir. Çünkü çocuklar bu yaşta aynı yatakta uyudukları takdirde uyanık veya uyku halinde birbirlerinin utanç yerlerini görmelerinden, cin*sel bir arzunun uyanmasından ve ahlaklarını bozmasından endişe edilir.


    Evet, bu, İslam'ın çocuk velilerine gereken tedbirleri alma*larının, koruyucu tedbirlere başvurmalarının vacib olduğuna kesin delildir. Çocuğun iç guddesinin tehyic edilmesini gerekti*ren ortamı bertaraf etmeleri gereklidir. Böylece çocuk düzenli, ahlaklı, edepli, faziletli ve iffetli yetişip gelişir. .


    Peygamberimizin Tatbikatı:


    Bir kurban bayramı gününde Resülüllah (a.s.) Efendimiz terkisine amcası oğlu Fazl'ı almıştı. Fazı o günlerde ergenlik çağına girmek üzereydi. Has'am kabilesinden güzel yüzlü bir kadın bazı dini meseleleri öğrenmek için Peygamber (a.s.) Efendimizden bir şeyler soruyordu, Fazl da o kadına bakıyordu. Hz. Peygamber (a.s.) Efendimiz onun bu halini görünce çe*nesinden tutup yüzünü başka yana döndürdü."


    Resulüllah (a.s.) Efendimiz Fazl'ın çenesini tutup yüzünü başka tarafa çevirdiğinde, amcası Abbas (r.a.) da orada bulunu*yormuş. Durumu görünce, "Amcan oğlunun boynunu çevir*din?" demiş. Resulüllah (a.s.) da ona: "Bir genç erkek ve bir de genç kadın gördüm, aleyhlerine bir fitneden emin olamadım ... " buyurdu.


    Peygamberimiz bir defasında "Ya Ali! Bir bakıştan sonra tekrar bakma. Zira birinci bakış senin için caiz ise de ikincisi değildir" buyurdular. İnsan gözü ansızın namahremi görebilir. Bu husus Resulüllaha sorulunca: "Gözünü başka tarafa çevir" cevabını vermişlerdir.


    Gözü harama bakmaktan korumak insana bir iman ve iba*det lezzeti tattırır. İnsan zevk aldığı bir şeyden, helal olmadığı için vazgeçerse Allah Teala buna mukabil ona manevi bir zevk ihsan eder. Bu hakikatı Resul-i Ekrem (s.a.) şöyle ifade ederler:


    "Herhangi bir müslüman, bir kadının güzellikle*rini görürde sonra gözünü kaparsa Allahü Teala ona, lezzetini ta kalbinde duyacağı bir ibadet nasip eder."


    Resulümüz buyuruyorlar ki:


    "Her kim bir kadını görüp iştahı çekerse, gidip he*laliyle cinsi münasebette bulunsun."


    Ahmed İbni Hanbel


    Peygamberimiz önemli bir hususu, bilhassa kadınlara hatırlatmak kabilinden buyuruyorlar ki:


    "Hiç bir kadın kocasına başka bir kadının özellikle*rini anlatmasın. Çünkü kocası o kadını görmüş gibi olur."





    c) Dokunmak:


    Bu hususu izah bakımından emekli müftülerimizden sayın Mehmet Emre şöyle yazıyorlar:


    Zinaya yol açmada eller, gözden daha ilerdedir. Bir erkek, nikah düşen bir kadının eline veya vücudunun herhangi bir ta*rafına şehvetle dokunacak veya tutacak olursa, bu, elinin zi*nasıdır. Çünkü kadına şehvetle el dokunduracak olursa kal*binde menfi hisler peyda olur. Bunun aksini iddia eden ya ya*lancıdır veya erkeklik hissinden mahrumdur. Elektrik so*basının fişini, prize taktığınız zaman tedrici bir ısınma başlar. Aksi halde, ya soba bozuktur veya ana hatta cereyan yoktur.


    Bu hususta Resulü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki: "Birinizin başına demirden bir iğne batırılması kendine helal olmayan kadına el sürmesinden hayırlıdır."


    Kalb, vücud ikliminin sultanı; el de onun arzularını yerine getirmeye memur ve icra vasıtasıdır. El, hayırlı ve şerli işlerin zuhura geldiği yerdir. Bu sebeple birçok şeylerde mecazen elin zikri geçmektedir. Mesela, hırsıza "eli uzundur" deriz. Cömerdi, "eli geniştir" diye tanıtırız. Müsrifi, "eli açıktır", çare*sizi "eli kolu bağlıdır" diye tavsif ederiz. [38]


    Yabancı bir kadına şehvetle bakan, onunla zina yapmak ar*zusunu taşıyan bir kimse, bunun kendi yakınına başkası ta*rafından tatbik edilmesini düşünmelidir. Nasıl ki, bir kimse* kendi ailesine, anne ve kız kardeşine, kızına akrabasına yabancı bir erkeğin bakmasını, onunla zina yapmasını istemezse, başkasının da istemeyeceğini ve arzu etmeyeceğini bilmesi ve ona göre hareket etmesi lazımdır.





    d) Dinlemek:


    Şehveti tahrik edecek olan şarkı-türkü gibi şeyleri dinlemek ve aralarında nikah olmayan erkek ile kadının birbirlerine şehevi şeyleri konuşup dinlemeleri de günahtır.


    Bunun yanında, kadınlar konuşurken, kelimeleri eğip bük*mek yerine ağırbaşlı, olgun bir şekilde konuşmalıdırlar.


    Harama, zinaya götüren sözlerle beraber çalınan ve şehevi hisleri uyandıran çalgıları da bu cümleden sayabiliriz.


    Demek ki azalarımızı da günahtan korumakla vazifeli bulu*nuyoruz. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de buyuruluyor ki:


    "Kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumlu*dur."


    (İsra Süresi, ayet:36)


    Bazı kadınlar, ses yapan ayakkabılar giyip, tak-tak diye ses yaparak yürümektedirler. İslamiyetten önce kadınlar ayak bi*leklerine halkalar takar ve ayaklarını sertçe basarak ses çıkarırlardı. Şimdiki kadınların sert topuklu ayakkabıları da onların bir benzeridir. İkisi de yasak, ikisi de çirkindir. Çünkü ikisi de dikkat çekmektedir.

    Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri


  5. 05.Eylül.2012, 20:53
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Zinanın basamakları

    Zinanın basamakları


    Zinanın, insan eliyle işlenen en çirkin suçlardan olduğunda neredeyse bütün insanlık müttefiktir. Günümüzde çürüyen ahlâk telakkileri bir kenara bırakılırsa, zinayı hoş gören bir milletin olmadığını söyleyebiliriz. Bu mihverde söz edilirken İslam'ın zinayı yasakladığını ve zinaya ağır cezalar getirdiğini söylemenin ayrıcalıklı bir yönü olmayacağı gayet tabiidir. Bu güneşin parlak olduğunu ikrar etmek kadar beyhude bir söz olur. Zina bir insanlık suçudur. Onu irtikâp edinin bütün insanlar nezdinde ayıplı görülmesi zaten gereken bir iştir.

    Zina bir insanlık suçu, bir beyin urudur!

    Zina, insanın kendi varoluş sürecini koruması veya korumaması ile ilgili bir meseledir. Zina yayıldıkça 'insan' eriyecek, zina engellendikçe de 'insan' ayakta kalacaktır. Kadın veya erkek, insanın zinaya bir beyin uru olarak bakması gerekmektedir. Zinanın toplumda yayılması, bir insan bedeninde kanserin yayılmasıyla aynı tehlikeyi yansıtmaktadır. Bu yüzden zinayı sadece dinimizin yasakladığı suçlardan biri gibi görmek yeterli değildir. Evet dinimizin en ağır suçlardan biri olarak zinayı haram ettiği gerçektir. Ama dinimiz fıtrat dinidir; insan fıtratına uygun olanları bırakıp ters olanları yasaklamıştır. Bizim dinimiz kanalıyla hayata bakmamızdaki isabet de buradan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bir mü'min olarak zinaya en ağır tepkiyi göstermemiz şart olduğu kadar, bir insan olarak da zinaya en ağır tepkiyi gösteriyor olmamız gerekmektedir.

    Bu hususta insanlık arasında söz birliğine benzer bir ittifaktan söz etmemiz mümkündür. Gitgide zayıflayan ahlâk ve onun paralelinde zinaya karşı tepki inşallah geçicidir. Böyle temenni ederiz. Zinanın kanun himayesine alınmasını ise kıyamet alametlerinden çok, gecenin en karanlık vaktini gösteren sıkıntılardan biri olarak görmek isteriz. Gecenin karanlığı derinleştikçe sabahın yaklaştığını da hissederiz. Zina dâhil, ahlâksızlığın her türüne açılan bütün kapıların vicdanların uyanmasına vesile olmasını temenni ederiz.

    Zina, Allah'tan hayânın kalktığını, evlerin huzurunu kaybettiğini, kıyamet işaretlerinden birinin daha gerçekleştiğini haber veren afetlerden biridir. Köklerinin en uç noktasına varıncaya kadar zinanın kurutulması insanlığın saadeti için şarttır.

    Basamaklar

    'Zina yapmayın' değil, 'zinaya yaklaşmayın'

    Zinaya karşı olmak, onu çirkin görmek, zinayı önlemek için asla yeterli değildir. Bu, ölümden korkmaya benzemektedir. Ölümden korkmanın ondan kurtulmaya yaramadığı gibi, zinayı kötü görmek de onun vukuunu engellememektedir. Bunun için Allah Teâlâ, zinayı bize men ederken 'zina etmeyin!' yerine 'zinaya yaklaşmayın!' buyurmuştur. Mesele zinaya inen basamaklara basmadan yaşamaktır. Çünkü zinaya inen basamakların birine veya bir kaçına bastıktan sonra en alt zemine inmemenin teminatı yoktur. Tahsilli olmak hatta hacı olmak bile o basamaklardan birine basan için güven unsuru değildir.

    Zinaya yaklaşmamak, zinanın vukuuna en büyük engeldir. Yaklaşmamakla, yapmamak arasında çok rahat kavranabilecek farklar vardır. Yaklaşmamak, ona kuluçka oluşturmaya karşı bir tedbirdir. Bataklık kurutmaktır. Dinin 'yaklaşmak' olarak gördüğü şeyler ise bataklıktır. Bataklık varken, zinaya karşı uyarıların, tedbirlerin etkin bir yararı olmayacaktır. Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gözün, kulağın, dilin, elin ve ayağın zinasından söz etmektedir. [Buhari, Kader, 9 -6612-; Müslim, Kader, 5 -6696-]

    Zinanın sözlük olarak ne ifade ettiğini bilen için elin, kulağın, ayağın zinasının nasıl olacağını takdir etmek zor olmayacaktır. Zina için gerekli organ ne eldir ne de ayak. El zina etmez ama zinaya alet olacak olan insana tutar ve ilk sıcaklığı sağlar. Göz zina etmez ama görme yoluyla zinaya davetiyeyi hazırlar. Ayak zina etmez ama zinaya giden yolu aşındırır.

    Zinanın birden bire ortaya çıkması mümkün değildir. Zehirli bir ot bile olsa onun tohum ve filiz olma zamanı ve zemini vardır. Makul olan, zinanın oluşmasına zemin hazırlayan nedenlerin anlaşılmasıdır. Zinaya bütün kesimlerin karşı olmasına rağmen İslam'ın zina ile ilgili tedbirlerinin takdir edilemiyor olmasının sebebi bu ince çizgi üzerinde durmaktadır. Sebeplerini kaldırmadan zinayı kötü görme ile zinayı ve zinaya götüren şeyleri aynı görme anlayışı farkı İslam ve diğerleri arasındaki farktır. Herkes ailesinin iffetli kalmasını ister görünüyor ama iffeti zedeleyen sebepler konusunda gevşeklikte bir sakınca göremiyor; mesele burada gizlidir.

    Erkeklerin kadınlarla halvet halinde kalmaları, erkek kadın karma ortamların sakıncalı görülmemesi, elle temas, bakma, öpme ve benzeri mahzurlar varken zina ile mücadele oldukça yüzeysel kalır. Tedaviye ölüm anında başlamakla, zinayı zina anında önlemeye çalışmak birbirin tamamlayan iki eksikliktir.

    İsrâ suresinin 32. ayetindeki: 'Zinaya yaklaşmayın!' emrini iyi düşünmek zorundayız. Zina değil zinaya yaklaşmak birinci tedbir alanı olmalıdır ki zina önlenebilir olsun.

    Zinaya yaklaşmama

    Allah Teâlâ zinaya yaklaşılmasın diye, evlere mahremiyet getirdi. İzinsiz başkasının evine girilmesi yasaklandı. Nur suresinin 27-31. ayetleri incelendiğinde erkeklere ve kadınlara gözlerini korumaları konusunda uyarı yapıldı. Kadınların kendilerinden önce ziynetlerini mahrem olmayanlara teşhir etmeleri yasaklandı. Kadınlara başlarını örtmeleri emredildi.

    Tedbirler

    Namaz ve oruç başta olmak üzere salih amellere yoğunluk kazandırılması kuldaki gevşemeyi önleyeceğinden zinaya karşı alınacak tedbirler arasında zikredilebilir. Göz ve kulağın nefsi kışkırtan malayani ile doldurulmaması, fuhuş taşımacılığı yapan yayınlardan uzak kalınması da önemli bir tedbirdir. Günahlardan hemen tevbe ederek, kullukta bir soğuma olmasına karşı ihtiyatlı bulunmak da mühimdir. Evlerde ve beraber bulunulması gereken mekânlarda erkek kadın karmaşıklığına fırsat verilmemesi en önemli yardımcı sebeplerdendir.

    Kadınların ve erkeklerin şehveti kışkırtacak şekilde giyinmemeleri, Kur'an ifadesiyle kadınların teberrücten kaçınmaları başlı başına bir tedbirdir.

    Çevre ve arkadaş, haramların tamamında olduğu gibi zinada da en önemli etkenlerden biridir. İyi arkadaş, iyi çevre, emri bil maruf ve nehyi anilmünker yapan mü'minlerle beraber olmak ciddiye alınmalıdır. Bunun için gerektiğinde semt değiştirmekten kaçınılmamalıdır.

    Zina konusunda Allah'ın hükümlerinin gerek tedbirler ve gerekse ceza noktalarında tatbik edilmeyişinin zinanın yaygınlaşmasına ne kadar etki ettiği ortadadır. Dünyada bu cezadan kurtulmanın gerçekte helak olmak olduğu bilinci yaygınlık kazanmalıdır. Cezadan mı kurtuluyoruz, cezaya mı batıyoruz, bunu düşünmeliyiz. O cezalardaki ağırlığın, ceza uygulanmasa bile bizi ürkütmesi gerekmektedir. İman budur, imanın gereği budur.

    Çocuklarımızın küçük olduklarına bakılmadan, Kur'an ve sünnet terbiyesiyle terbiye edilmeleri, onların gelecekleri açısından ciddi bir yatırım olacaktır.

    Çevre ve örf baskısına karşı kesinlikle mü'min kimliğimizi savunmalıyız. Hiçbir haram için 'bir kereliğine' gibi bir mazeret ihdas edemeyiz. Çocuğun gönlü kırılmasın, akrabalar üzülmesin tarzında bir mazeret üretemeyiz.

    Evlilik en etken maddedir

    Zinanın önlenmesinde en etken maddenin evlilik olduğu gayet tabii yollarla bilinebilir. Zira insanı zinaya iten sebeplerin bünyeden atılmasının yegâne yolu evlilikten geçer. Evlilik dışındaki tedbirlerin tamamı geçicidir.

    Evliliğin kolaylaşması veya zorlaşması ile zinanın önlenmesi veya yaygınlaşması arasında ciddi bir bağlantıdan söz edebiliriz. Evliliklerin sağlıklı yürümesi veya yürümemesi de zina ile bağlantılı konulardandır. Buna göre:

    1) Evlilikteki gecikme iffetin aleyhine zinanın lehine olacaktır
    Evlilikte yaş ve iş gibi şartlar aranmamalıdır. Erkek için de kadın için de bünyenin ihtiyaç göstermesi yeterli neden olarak görülmeli ve zamanında evlilik sağlanmalıdır. Evlilikteki gecikme iffetin aleyhine zinanın lehine olacaktır. Muasır hayatımızda yaygınlaşan, tahsil, askerlik, iş, ev elde ettikten sonra evlenme talebinde bulunabilme şartı kesinlikle batıldır, asla fıtrî değildir. Bu bir yokuşa sürmedir. Evlilik yokuşa sürüldükçe zina yaygınlaşacak, ayıp olmaktan bile çıkabilecektir ki bu bir kıyamet alametidir. Evlilik şu veya bu yaşta değil gerektiğinde olmalıdır. O gereği de her insanın bünyesinin belirlemesi gerekir. Anneler, babalar çocuklarının bu istekleri önünde bir takım örfi gerekçelerle engel oluşturmaları sakıncalıdır. Günaha neden olmaktır. Çocuklarımız, harama bulaşmadan evlilik yapmalıdırlar. Bugün evlilik, bütün zamanlardan daha acil bir duruma gelmiştir.

    2) Evliliği sadeleştirmek zorundayız

    Zinanın maliyetinin evlilikten ucuz olması, ya da zinaya meyledenlerin durumu böyle zannetmeleri basite alınabilecek bir hata değildir. İnsanlarımızın, o insanların iman ve iffetlerinin mobilyadan değerli olduğuna iman etmedikçe samimiyetimizi iddia edemeyiz. Gerekiyorsa düğün bile yapmadan, sade bir ev eşyası ile nikâhlanıp eve girmeye razı olmadıkça iddialarımızla, işlerimizi yan yana tutamayız.

    3) 'Ev' en önemli davamızdır

    Evliliklerin sarsılmamasını sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Evlerimizin en az Kudüs davası kadar önemli bir dava merkezimiz olduğunu inkâr edemeyiz. Evlerimiz ve 'ev' sahiplerimizin birbirlerine olan ihtiyaçlarını inkâr etmenin bir anlamı yoktur. Erkekler kadınları hor görmekten vaz geçmeli, kadınlar da erkekleri komşu kadınların, akraba dedikoducularından daha değersiz hale getirmemelidirler.

    İmtihanımız nerede diye merak etmeye gerek yok. İşte Müslüman bir neslin iffeti sokaklara döküldü. Örtüye rağmen, dini bilgiye rağmen zinaya açılan yollar uzadı durdu.

    Ne arıyoruz, ne bekliyoruz?


  6. 05.Eylül.2012, 20:53
    3
    Moderatör
    Zinanın basamakları


    Zinanın, insan eliyle işlenen en çirkin suçlardan olduğunda neredeyse bütün insanlık müttefiktir. Günümüzde çürüyen ahlâk telakkileri bir kenara bırakılırsa, zinayı hoş gören bir milletin olmadığını söyleyebiliriz. Bu mihverde söz edilirken İslam'ın zinayı yasakladığını ve zinaya ağır cezalar getirdiğini söylemenin ayrıcalıklı bir yönü olmayacağı gayet tabiidir. Bu güneşin parlak olduğunu ikrar etmek kadar beyhude bir söz olur. Zina bir insanlık suçudur. Onu irtikâp edinin bütün insanlar nezdinde ayıplı görülmesi zaten gereken bir iştir.

    Zina bir insanlık suçu, bir beyin urudur!

    Zina, insanın kendi varoluş sürecini koruması veya korumaması ile ilgili bir meseledir. Zina yayıldıkça 'insan' eriyecek, zina engellendikçe de 'insan' ayakta kalacaktır. Kadın veya erkek, insanın zinaya bir beyin uru olarak bakması gerekmektedir. Zinanın toplumda yayılması, bir insan bedeninde kanserin yayılmasıyla aynı tehlikeyi yansıtmaktadır. Bu yüzden zinayı sadece dinimizin yasakladığı suçlardan biri gibi görmek yeterli değildir. Evet dinimizin en ağır suçlardan biri olarak zinayı haram ettiği gerçektir. Ama dinimiz fıtrat dinidir; insan fıtratına uygun olanları bırakıp ters olanları yasaklamıştır. Bizim dinimiz kanalıyla hayata bakmamızdaki isabet de buradan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bir mü'min olarak zinaya en ağır tepkiyi göstermemiz şart olduğu kadar, bir insan olarak da zinaya en ağır tepkiyi gösteriyor olmamız gerekmektedir.

    Bu hususta insanlık arasında söz birliğine benzer bir ittifaktan söz etmemiz mümkündür. Gitgide zayıflayan ahlâk ve onun paralelinde zinaya karşı tepki inşallah geçicidir. Böyle temenni ederiz. Zinanın kanun himayesine alınmasını ise kıyamet alametlerinden çok, gecenin en karanlık vaktini gösteren sıkıntılardan biri olarak görmek isteriz. Gecenin karanlığı derinleştikçe sabahın yaklaştığını da hissederiz. Zina dâhil, ahlâksızlığın her türüne açılan bütün kapıların vicdanların uyanmasına vesile olmasını temenni ederiz.

    Zina, Allah'tan hayânın kalktığını, evlerin huzurunu kaybettiğini, kıyamet işaretlerinden birinin daha gerçekleştiğini haber veren afetlerden biridir. Köklerinin en uç noktasına varıncaya kadar zinanın kurutulması insanlığın saadeti için şarttır.

    Basamaklar

    'Zina yapmayın' değil, 'zinaya yaklaşmayın'

    Zinaya karşı olmak, onu çirkin görmek, zinayı önlemek için asla yeterli değildir. Bu, ölümden korkmaya benzemektedir. Ölümden korkmanın ondan kurtulmaya yaramadığı gibi, zinayı kötü görmek de onun vukuunu engellememektedir. Bunun için Allah Teâlâ, zinayı bize men ederken 'zina etmeyin!' yerine 'zinaya yaklaşmayın!' buyurmuştur. Mesele zinaya inen basamaklara basmadan yaşamaktır. Çünkü zinaya inen basamakların birine veya bir kaçına bastıktan sonra en alt zemine inmemenin teminatı yoktur. Tahsilli olmak hatta hacı olmak bile o basamaklardan birine basan için güven unsuru değildir.

    Zinaya yaklaşmamak, zinanın vukuuna en büyük engeldir. Yaklaşmamakla, yapmamak arasında çok rahat kavranabilecek farklar vardır. Yaklaşmamak, ona kuluçka oluşturmaya karşı bir tedbirdir. Bataklık kurutmaktır. Dinin 'yaklaşmak' olarak gördüğü şeyler ise bataklıktır. Bataklık varken, zinaya karşı uyarıların, tedbirlerin etkin bir yararı olmayacaktır. Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bir hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gözün, kulağın, dilin, elin ve ayağın zinasından söz etmektedir. [Buhari, Kader, 9 -6612-; Müslim, Kader, 5 -6696-]

    Zinanın sözlük olarak ne ifade ettiğini bilen için elin, kulağın, ayağın zinasının nasıl olacağını takdir etmek zor olmayacaktır. Zina için gerekli organ ne eldir ne de ayak. El zina etmez ama zinaya alet olacak olan insana tutar ve ilk sıcaklığı sağlar. Göz zina etmez ama görme yoluyla zinaya davetiyeyi hazırlar. Ayak zina etmez ama zinaya giden yolu aşındırır.

    Zinanın birden bire ortaya çıkması mümkün değildir. Zehirli bir ot bile olsa onun tohum ve filiz olma zamanı ve zemini vardır. Makul olan, zinanın oluşmasına zemin hazırlayan nedenlerin anlaşılmasıdır. Zinaya bütün kesimlerin karşı olmasına rağmen İslam'ın zina ile ilgili tedbirlerinin takdir edilemiyor olmasının sebebi bu ince çizgi üzerinde durmaktadır. Sebeplerini kaldırmadan zinayı kötü görme ile zinayı ve zinaya götüren şeyleri aynı görme anlayışı farkı İslam ve diğerleri arasındaki farktır. Herkes ailesinin iffetli kalmasını ister görünüyor ama iffeti zedeleyen sebepler konusunda gevşeklikte bir sakınca göremiyor; mesele burada gizlidir.

    Erkeklerin kadınlarla halvet halinde kalmaları, erkek kadın karma ortamların sakıncalı görülmemesi, elle temas, bakma, öpme ve benzeri mahzurlar varken zina ile mücadele oldukça yüzeysel kalır. Tedaviye ölüm anında başlamakla, zinayı zina anında önlemeye çalışmak birbirin tamamlayan iki eksikliktir.

    İsrâ suresinin 32. ayetindeki: 'Zinaya yaklaşmayın!' emrini iyi düşünmek zorundayız. Zina değil zinaya yaklaşmak birinci tedbir alanı olmalıdır ki zina önlenebilir olsun.

    Zinaya yaklaşmama

    Allah Teâlâ zinaya yaklaşılmasın diye, evlere mahremiyet getirdi. İzinsiz başkasının evine girilmesi yasaklandı. Nur suresinin 27-31. ayetleri incelendiğinde erkeklere ve kadınlara gözlerini korumaları konusunda uyarı yapıldı. Kadınların kendilerinden önce ziynetlerini mahrem olmayanlara teşhir etmeleri yasaklandı. Kadınlara başlarını örtmeleri emredildi.

    Tedbirler

    Namaz ve oruç başta olmak üzere salih amellere yoğunluk kazandırılması kuldaki gevşemeyi önleyeceğinden zinaya karşı alınacak tedbirler arasında zikredilebilir. Göz ve kulağın nefsi kışkırtan malayani ile doldurulmaması, fuhuş taşımacılığı yapan yayınlardan uzak kalınması da önemli bir tedbirdir. Günahlardan hemen tevbe ederek, kullukta bir soğuma olmasına karşı ihtiyatlı bulunmak da mühimdir. Evlerde ve beraber bulunulması gereken mekânlarda erkek kadın karmaşıklığına fırsat verilmemesi en önemli yardımcı sebeplerdendir.

    Kadınların ve erkeklerin şehveti kışkırtacak şekilde giyinmemeleri, Kur'an ifadesiyle kadınların teberrücten kaçınmaları başlı başına bir tedbirdir.

    Çevre ve arkadaş, haramların tamamında olduğu gibi zinada da en önemli etkenlerden biridir. İyi arkadaş, iyi çevre, emri bil maruf ve nehyi anilmünker yapan mü'minlerle beraber olmak ciddiye alınmalıdır. Bunun için gerektiğinde semt değiştirmekten kaçınılmamalıdır.

    Zina konusunda Allah'ın hükümlerinin gerek tedbirler ve gerekse ceza noktalarında tatbik edilmeyişinin zinanın yaygınlaşmasına ne kadar etki ettiği ortadadır. Dünyada bu cezadan kurtulmanın gerçekte helak olmak olduğu bilinci yaygınlık kazanmalıdır. Cezadan mı kurtuluyoruz, cezaya mı batıyoruz, bunu düşünmeliyiz. O cezalardaki ağırlığın, ceza uygulanmasa bile bizi ürkütmesi gerekmektedir. İman budur, imanın gereği budur.

    Çocuklarımızın küçük olduklarına bakılmadan, Kur'an ve sünnet terbiyesiyle terbiye edilmeleri, onların gelecekleri açısından ciddi bir yatırım olacaktır.

    Çevre ve örf baskısına karşı kesinlikle mü'min kimliğimizi savunmalıyız. Hiçbir haram için 'bir kereliğine' gibi bir mazeret ihdas edemeyiz. Çocuğun gönlü kırılmasın, akrabalar üzülmesin tarzında bir mazeret üretemeyiz.

    Evlilik en etken maddedir

    Zinanın önlenmesinde en etken maddenin evlilik olduğu gayet tabii yollarla bilinebilir. Zira insanı zinaya iten sebeplerin bünyeden atılmasının yegâne yolu evlilikten geçer. Evlilik dışındaki tedbirlerin tamamı geçicidir.

    Evliliğin kolaylaşması veya zorlaşması ile zinanın önlenmesi veya yaygınlaşması arasında ciddi bir bağlantıdan söz edebiliriz. Evliliklerin sağlıklı yürümesi veya yürümemesi de zina ile bağlantılı konulardandır. Buna göre:

    1) Evlilikteki gecikme iffetin aleyhine zinanın lehine olacaktır
    Evlilikte yaş ve iş gibi şartlar aranmamalıdır. Erkek için de kadın için de bünyenin ihtiyaç göstermesi yeterli neden olarak görülmeli ve zamanında evlilik sağlanmalıdır. Evlilikteki gecikme iffetin aleyhine zinanın lehine olacaktır. Muasır hayatımızda yaygınlaşan, tahsil, askerlik, iş, ev elde ettikten sonra evlenme talebinde bulunabilme şartı kesinlikle batıldır, asla fıtrî değildir. Bu bir yokuşa sürmedir. Evlilik yokuşa sürüldükçe zina yaygınlaşacak, ayıp olmaktan bile çıkabilecektir ki bu bir kıyamet alametidir. Evlilik şu veya bu yaşta değil gerektiğinde olmalıdır. O gereği de her insanın bünyesinin belirlemesi gerekir. Anneler, babalar çocuklarının bu istekleri önünde bir takım örfi gerekçelerle engel oluşturmaları sakıncalıdır. Günaha neden olmaktır. Çocuklarımız, harama bulaşmadan evlilik yapmalıdırlar. Bugün evlilik, bütün zamanlardan daha acil bir duruma gelmiştir.

    2) Evliliği sadeleştirmek zorundayız

    Zinanın maliyetinin evlilikten ucuz olması, ya da zinaya meyledenlerin durumu böyle zannetmeleri basite alınabilecek bir hata değildir. İnsanlarımızın, o insanların iman ve iffetlerinin mobilyadan değerli olduğuna iman etmedikçe samimiyetimizi iddia edemeyiz. Gerekiyorsa düğün bile yapmadan, sade bir ev eşyası ile nikâhlanıp eve girmeye razı olmadıkça iddialarımızla, işlerimizi yan yana tutamayız.

    3) 'Ev' en önemli davamızdır

    Evliliklerin sarsılmamasını sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Evlerimizin en az Kudüs davası kadar önemli bir dava merkezimiz olduğunu inkâr edemeyiz. Evlerimiz ve 'ev' sahiplerimizin birbirlerine olan ihtiyaçlarını inkâr etmenin bir anlamı yoktur. Erkekler kadınları hor görmekten vaz geçmeli, kadınlar da erkekleri komşu kadınların, akraba dedikoducularından daha değersiz hale getirmemelidirler.

    İmtihanımız nerede diye merak etmeye gerek yok. İşte Müslüman bir neslin iffeti sokaklara döküldü. Örtüye rağmen, dini bilgiye rağmen zinaya açılan yollar uzadı durdu.

    Ne arıyoruz, ne bekliyoruz?


  7. 05.Eylül.2012, 21:00
    4
    Misafir

    Cevap: zinaya götüren sebepler

    bu devirde erkek kız birbiriyle konusuyo bakıyo görüşüyo haremlik selamlık diye bir şey de kalmadı zina kadar günah mı zinaya götüren sebeplerde?


  8. 05.Eylül.2012, 21:00
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    bu devirde erkek kız birbiriyle konusuyo bakıyo görüşüyo haremlik selamlık diye bir şey de kalmadı zina kadar günah mı zinaya götüren sebeplerde?





+ Yorum Gönder